Enflasyon tahmini yüzde 14.1'e çıkarıldı

Merkez Bankası, 2021 yıl sonu için yüzde 12,2 olan enflasyon tahminini yüzde 14,1 olarak yukarı yönlü güncelledi.

29.07.2021 11:13:000
Paylaş Tweet Paylaş
Enflasyon tahmini yüzde 14.1'e çıkarıldı

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Şahap Kavcıoğlu, "2021 yıl sonu enflasyon tahminini 1,9 puanlık güncellemeyle yüzde 12,2'den yüzde 14,1'e yükselttik" dedi.

Kavcıoğlu, "Enflasyon Raporu 2021-III" bilgilendirme toplantısında yaptığı konuşmada, temel varsayımları ve kısa vadeli öngörüleri doğrultusunda, politika faizinin güçlü dezenflasyonist etkiyi muhafaza edecek şekilde, enflasyonun üzerinde bir düzeyde oluşturulmaya devam edileceği bir görünüm altında, enflasyonun kademeli olarak hedeflere yakınsayacağını öngördüklerini belirtti.

Bu çerçevede, enflasyonun 2021 sonunda yüzde 14,1 olarak gerçekleşeceğini, 2022 sonunda yüzde 7,8'e, 2023 sonunda ise orta vadeli hedef olan yüzde 5 seviyesine gerileyerek istikrar kazanacağını tahmin ettiklerini dile getiren Kavcıoğlu, "Böylece 2021 yıl sonu enflasyon tahminini 1,9 puanlık güncellemeyle yüzde 12,2'den yüzde 14,1'e yükselttik." ifadesini kullandı.

'Veriler ikinci çeyrekte büyümenin oldukça yüksek oranda gerçekleşeceğine işaret ediyor'

Şahap Kavcıoğlu, "Takip ettiğimiz yüksek frekanslı veriler, ikinci çeyrekte büyümenin baz etkisiyle oldukça yüksek oranda gerçekleşeceğine işaret ediyor" dedi.

Kavcıoğlu, "Sıkı para politikası duruşunun enflasyonda düşüşü sağlama önceliği doğrultusunda kararlılıkla sürdürülmesi oynaklıklara karşı önemli bir tampon işlevi görmektedir" diye konuştu.

Şahap Kavcıoğlu, "İhracattaki güçlü artış eğiliminin yanı sıra turizm faaliyetlerinin canlandırılmasıyla yılın geri kalanında cari işlemler hesabının fazla vermesini bekliyoruz." ifadesini kullandı.

Merkez Bankası, 2022 yıl sonu için yüzde 7,5 olan enflasyon tahmini yüzde 7,8 olarak revize etti, 2023 enflasyon tahmini ise yüzde 5 olarak korudu.

İkinci çeyrekteki büyümenin baz etkisi

Şahap Kavcıoğlu, "Takip ettiğimiz yüksek frekanslı veriler, ikinci çeyrekte büyümenin baz etkisiyle oldukça yüksek oranda gerçekleşeceğine işaret ediyor." dedi.

Kavcıoğlu, küresel ekonominin, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele kapsamında yürütülen aşılama faaliyetlerinin yanı sıra para ve maliye politikalarının desteğiyle toparlanmaya devam ettiğini söyledi.

Aşılama oranlarının yüksek seyrettiği ülkelerde sosyal hareketliliği kısıtlayan tedbirlerin yılın ilk çeyreğine kıyasla büyük oranda azaldığını belirten Kavcıoğlu, aşılamada ilerleme kaydeden ekonomilerin, kısıtlamaları hafifleterek iktisadi faaliyette daha güçlü bir performans sergilediğini dile getirdi.

Kavcıoğlu, öncü göstergelerin, kısıtlamalardan daha fazla etkilenen hizmetler sektörünün de imalat sektöründe devam eden toparlanmaya eşlik etmeye başladığına işaret ettiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

"Başta salgının olumsuz etkilediği Avro Bölgesi olmak üzere hizmetler PMI endekslerindeki güçlü artışlar, küresel ekonominin genele yayılan bir toparlanma eğilimi sergilediğini gösteriyor. Bu gelişmeler, Türkiye'nin dış talep görünümünün nisan enflasyon raporu dönemine göre iyileştiğini ortaya koyuyor."

Özellikle tarımsal emtia fiyatlarındaki düşüşün enerji ve enerji dışı fiyatların farklılaşmasına yol açtığına dikkati çeken Kavcıoğlu, mart ve nisanda yatay bir seyir izleyen enerji fiyatlarının mayıstan itibaren tekrar artış kaydettiğini anlattı.

Kavcıoğlu, "Toparlanma dönemlerinde emtia fiyatlarında gözlenen artışlar, genel olarak hızla artan talebe üretimin aynı hızla yanıt vermemesinden ve arz tarafında meydana gelen lojistik kısıtlardan kaynaklanıyor." diye konuştu.

"Gelişmiş ülkelerin uzun vadeli faiz oranları dalgalı bir seyir izliyor"

TCMB Başkanı Kavcıoğlu, son dönemde üretici ve tüketici enflasyonu arasındaki farkın birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede uzun dönem ortalamasının oldukça üzerine çıktığını gördüklerini belirterek şöyle devam etti:

"Arz yönlü faktörlerin enflasyon beklentilerinin üzerindeki ikincil etkileri ve finansal göstergelerle etkileşimleri, merkez bankaları tarafından yakinen takip ediliyor. Küresel enflasyon oranlarındaki artışın kalıcılığına dair belirsizlikler uluslararası finansal piyasalarda oynaklığa neden olurken, gelişmiş ülkelerin uzun vadeli faiz oranları bu dönemde dalgalı bir seyir izlemektedir. Diğer yandan, yükselen enflasyon, merkez bankalarının aşırı destekleyici politikalarında öngörülenden daha erken bir normalleşme sürecinin başlayabileceğine yönelik beklenti yaratıyor."

Küresel piyasalardaki gelişmelerin bir yansımasının da gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy akımları üzerinde görüldüğünü dile getiren Kavcıoğlu, "Çin hariç tutulduğunda yılın ilk yarısında gelişmekte olan ülkelerden portföy çıkışları görüldü. Gelişmiş ülkelerde para politikasının ne zaman ve ne ölçüde normalleşeceğine ilişkin öngörüler, önümüzdeki dönemde gelişmekte olan ülkelerde portföy hareketleri ve finansal piyasalar üzerinde etkili olmayı sürdürecektir." dedi.

"Dış talep sanayi üretimini destekliyor"

Kavcıoğlu, yurt içindeki makro ekonomik görünüme değinirken şunları söyledi:

"2021 yılı ilk çeyreğinde milli gelir çeyreklik bazda yüzde 1,7, yıllık bazda ise yüzde 7 arttı. Birinci çeyrekte büyümenin sürükleyicisi iç talep olurken, net ihracat büyümeye 2009 yılı üçüncü çeyreğinden bu yana ilk defa pozitif katkı verdi. Diğer taraftan, nihai yurt içi talep, finansal koşullardaki sıkılaşma ve salgın kısıtlamalarının etkisiyle tüketim kaynaklı olarak çeyreklik büyümeyi sınırlarken, net ihracatın dönemlik büyümeye katkısı pozitif oldu. Üretim yönünden baktığımızda, ilk çeyrekte yıllık büyümeye en yüksek katkı sanayi ve hizmet sektörlerinden gelirken dönemlik büyümenin temel belirleyicisi sanayi ve inşaat katma değeri oldu. Hizmetler katma değerinin büyümeye katkısı ise salgın kısıtlamalarının etkisiyle daha sınırlı kaldı."

Öncü göstergelerin, iktisadi faaliyetin yılın ikinci çeyreğinde de gücünü koruduğunu gösterdiğini belirten Kavcıoğlu, "Nisan-mayıs döneminde ilk çeyreğe göre sanayi üretimi artışı bir miktar ivme kaybetmiş olsa da ciro endeksleri, bu yavaşlamanın salgın tedbirleri ve finansal koşullardaki sıkılaşmaya bağlı olarak yurt içi talep kaynaklı olduğuna, dış talebin ise sanayi üretimini desteklediğine işaret ediyor. Bunun haricinde, başta taşıt sektörü olmak üzere bazı sektörlerde yaşanan tedarik kısıtlarının da bu dönemde üretimi sınırladığını gözlemliyoruz." dedi.

-"Sıkı para politikası ve güçlü dış talep koşulları, cari işlemler dengesini olumlu etkiliyor"

Kavcıoğlu, güven endekslerinin hem haziran hem de temmuzda genele yayılan artışlar gösterdiğinin altını çizerek, bu toparlanmada hizmetler sektörünün sürükleyici olduğunu ifade etti.

Yüksek frekanslı verilerin, tam kapanma dönemi sonrasında kısıtlamaların kademeli olarak gevşetilmesiyle hareketliliğin ve hizmetlere yönelik harcamaların artış kaydettiğini gösterdiğini dile getiren Kavcıoğlu, şu değerlendirmede bulundu:

"Toparlanma, salgından en çok etkilenen hizmetler sektörü kalemlerinde daha kuvvetli olsa da bu sektörlerde faaliyet haziran ayı itibarıyla salgın öncesi seviyelerin halen altında bulunuyor. Takip ettiğimiz yüksek frekanslı veriler, ikinci çeyrekte büyümenin baz etkisiyle oldukça yüksek bir oranda gerçekleşeceğine işaret ediyor. Yılın ikinci yarısında da iktisadi faaliyetin daha dengeli bir bileşimle büyümeye devam edeceğini tahmin ediyoruz. Talepteki bu dengelenme, cari denge, enflasyon ve istihdam üzerindeki olumlu etkilerinden ötürü önem arz ediyor."

İhracatın, haziranda bir önceki aya göre yüksek oranlı bir artış sergilediğine ve yılın ikinci çeyreğinde ivmesini koruduğuna işaret eden Kavcıoğlu, Avrupa başta olmak üzere küresel sanayi üretimindeki toparlanma ve ihracat fiyatlarındaki artışın bu gelişmede etkili olduğunu söyledi.

Kavcıoğlu, ithalatın ise emtia fiyatlarındaki artışa rağmen finansal koşullardaki sıkılaşmanın etkisiyle ikinci çeyrekte daha ılımlı bir seyir izlediğini belirterek, "İhracatın ithalatı karşılama oranının 2011 yılından bu yana istikrarlı bir şekilde artarak yüzde 85-90 seviyelerine ulaştığını görüyoruz. Bu gelişmenin cari işlemler dengesinde oluşturduğu yapısal iyileşme eğilimini, finansal istikrara katkısı açısından memnuniyetle karşıladığımızı ifade etmek isterim." diye konuştu.

"Uygulamakta olduğumuz sıkı para politikası ve güçlü dış talep koşulları, cari işlemler dengesini olumlu etkiliyor" diyen Kavcıoğlu, ihracattaki güçlü artış eğiliminin yanı sıra aşılamadaki kuvvetli ivmenin turizm faaliyetlerini canlandırmasıyla yılın geri kalanında cari işlemler hesabının fazla vermesini beklediklerini vurguladı.

Kavcıoğlu, altın ithalatının yılın ikinci çeyreğinde tarihsel ortalamaların belirgin olarak altına inmesinin de cari işlemler dengesindeki iyileşmenin belirleyicilerinden olduğuna işaret ederek, cari işlemler dengesindeki bu görünümün, önümüzdeki dönemde dış finansman ihtiyacını azaltarak ülke risk primini olumlu etkileyecek bir unsur olacağını bildirdi.

Bazı temel istatistiklerde revizyon planlanıyor

Kavcıoğlu, uluslararası standartlarda yapılan güncellemelere uyum ve yeni veriye erişim kapsamında bazı temel istatistiklerde revizyon planladıklarını belirterek şunları kaydetti:

"Bu revizyonla, kısa vadeli dış borç istatistikleri başta olmak üzere, Türkiye'nin brüt dış borcu, uluslararası yatırım pozisyonu, firmaların döviz varlık ve yükümlülükleri ile ödemeler dengesi istatistiklerindeki olası yanlışlıkların düzeltilmesini amaçlıyoruz. Revizyon kapsamında yapılan en önemli geliştirme, vadeli dış ticaret işlemleri kaynaklı ihracat alacakları ve ithalat borçlarının firmalardan doğrudan raporlama yoluyla derlenmesi olacak. Çalışma kapsamında elde edilen bulgular, bilhassa reel sektörün dış finansman ihtiyacına yönelik daha gerçekçi değerlendirmeler yapılabilmesine katkı sağlayacak. Uluslararası kuruluşlardan da teknik destek alarak yürüttüğümüz çalışmanın sonuçlarını 19 Ağustos'ta yayınlayacağımız 'Kısa Vadeli Dış Borç İstatistikleri' ile birlikte kamuoyuyla paylaşmayı planlıyoruz."


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz