İş dünyası temsilcileri büyüme rakamlarını değerlendirdi

İş dünyası temsilcileri, Türkiye ekonomisinin yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyümesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

1.06.2026 15:28:360
Paylaş Tweet Paylaş
İş dünyası temsilcileri büyüme rakamlarını değerlendirdi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), bu yılın ilk çeyreğine (ocak-mart dönemi) ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) sonuçlarını açıkladı.

Buna göre, GSYH 2026 yılı birinci çeyrek ilk tahmini, zincirlenmiş hacim endeksi olarak geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,5 arttı. Böylece Türkiye ekonomisi art arda 23 çeyrektir büyüdü.

İş dünyası temsilcileri, söz konusu döneme ilişkin büyüme verilerini AA muhabirine değerlendirdi.

- "İş dünyamız tüm zorlu koşullara rağmen üretmeye devam ediyor"

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, küresel gelişmelerin ve yaşananların belirsizlikleri artırdığını belirterek, belirsizlik ortamının yansımalarını tüm dünya gibi Türkiye'nin de hissettiğini söyledi.

Sanayi sektörünün artan maliyetlerinin büyüme rakamlarına negatif etkisini, yüzde 0,8 daralmasından gördüklerini aktaran Olpak, hane halkı harcamalarının büyümeye etkisinin yüzde 4,8 olduğunu anlattı.

Olpak, "Geçtiğimiz yıl ortasından beri negatif büyüyen ihracatımızın, gerek yakın coğrafyamızdaki savaş gerekse küresel ticaretteki artan belirsizlik ve enerji maliyetleri sebebiyle yüzde 12,7 daraldığını görüyoruz. Böyle bir tablo içinde 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,5 ile büyüme trendini devam ettirmek önemli." dedi.

ABD ile İsrail'in İran savaşındaki müzakere görüşmelerinin bir an önce kalıcı barışa dönüşmesini istediklerini vurgulayan Olpak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Böylece küresel belirsizliğin, lojistikteki sorunların ve artan enerji maliyetlerinin normale dönmesi en büyük temennimiz. Yurt içinde ise enflasyonla mücadele amaçlı mevcut ekonomi programının, üretim ve ihracatı destekleyecek mekanizmalarla hızla ve olabildiğince daha fazla güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. İş dünyamız, tüm zorlu koşullara rağmen üretmeye ve ticaret yapmaya devam ediyor."

- "Türk ekonomisinin dayanıklılığı bir kez daha tescillendi"

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç de Türkiye'nin genç ve dinamik hane halkı yapısının, ticari esnekliğinin ve üretim motivasyonunun dünyadaki karışık konjonktüre rağmen ülke ekonomisini dirayetli tutmaya devam ettiğini söyledi.

Bölgedeki savaşa, jeopolitik baskılara ve yüksek enerji maliyetlerine rağmen büyüme eğiliminin korunmasını önemli bir kazanım olarak değerlendiren Avdagiç, sanayi üretiminin ve ihracatın negatif bölgede kalmasının, dikkate alınması gereken önemli sinyaller olduğunu vurguladı.

Avdagiç, "2026 yılının birinci çeyrek büyüme verisi, küresel belirsizlik ortamında Türk ekonomisinin dayanıklılığını ve potansiyelini bir kez daha tescilledi. Bu süreçte özellikle doğrudan yatırımları ülkemize çekmek, yeni ihraç pazarlarını desteklemek ve ihracat kadar ithalatta da hedef odaklı yürümek önem taşıyor." dedi.

Sürdürülebilir ve nitelikli büyüme için sanayi odaklı ve ihracata dayalı ekonomi modelini güçlendirmeleri gerektiğinin altını çizen Avdagiç, "Maliye politikaları, teşvikler ve finansman olanakları ile desteklenen bir üretim modeli Türkiye’yi dünyada yeniden şekillenen ticaret haritasında güçlü bir konuma taşıyacaktır. Enflasyonla mücadele önceliğimizi tehlikeye atmayacak şekilde finansman ve kur politikalarını revize ederek ihracattaki bu darboğazı aşabileceğimize inanıyoruz." diye konuştu.

- "Zorlu koşullarda elde edilen bu uzun soluklu büyüme ivmesi kıymetli bir gelişme"

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Burhan Özdemir ise ilk çeyrek büyüme verisinin Türkiye'nin ortalama büyüme performansının altında kaldığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İhracat pazarlarımızın henüz yeni toparlanma sürecine girmiş olmasını, yaklaşık üç yıldır sürdürülen sıkı para politikasını ve bunlara ek olarak ticaret savaşları ile jeopolitik risklerden kaynaklanan belirsizlik ortamında küresel finansın gelişen piyasalara yönelik yatırım iştahının zayıfladığını göz önünde bulundurduğumuzda, Türkiye ekonomisinin yüzde 2,5 büyümesi dikkate değer performans olarak not edilebilir. Nitekim Türkiye ekonomisi, son dönemde ulusal, bölgesel ve küresel ölçekte yaşanan pek çok şoka karşın 23 çeyrektir kesintisiz büyümeyi sürdürmektedir. Potansiyelimizin altında bir performans sergilediğimiz yadsınamaz bir gerçek olmakla birlikte, zorlu koşullarda elde edilen bu uzun soluklu büyüme ivmesinin kıymetli bir gelişme olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyiz."

Özdemir, yüzde 2,5'lik büyümenin yaklaşık 0,8 puanının yatırımlardan gelmesinin dikkati çekici olduğunun altını çizerek, yatırım harcamalarının 6 çeyrektir büyümesini sürdürmesinin reel sektörün dirençli ve dinamik yapısına işaret ettiğini söyledi.

Hizmetler sektörünün bu çeyrekte de büyümede ön plana çıktığını dile getiren Özdemir, tarım sektörünün yıla pozitif büyümeyle başlamasının büyüme görünümü ve dezenflasyon süreci açısından umut verici olduğunu bildirdi.

Sanayinin dışsal şoklardan ve zorlu finansman koşullarından en olumsuz etkilenen sektör olduğunu kaydeden Özdemir, "Türkiye'nin yalnızca potansiyel büyüme performansına yaklaşması için değil, enflasyon ve cari açığı kalıcı biçimde aşağı çekmesi için de güçlü bir sanayi sektörüne ihtiyacı vardır. Ekonomi politikaları şekillendirilirken sanayi sektörünün ekonomik gelişmede üstlendiği kritik roller göz ardı edilmemelidir." şeklinde konuştu.

- "Sanayi sektöründeki küçülme ciddi bir uyarıya işaret"

Anadolu Aslanları İş İnsanları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın ise 23 çeyrektir ekonomisi büyüyen bir Türkiye'yi görmenin gayet memnun edici bir tablo olduğunu belirterek, "Bununla birlikte önceki dönemlerin ivmesinin altında kalan bu tablo, ekonomideki sıkı maliye politikaları ve jeopolitik baskıların reel sektöre yansımasının açık bir göstergesidir." dedi.

Türkiye'nin enerji koridorları ve ticaret yollarının kesiştiği benzersiz jeopolitik konumunun hem büyük fırsatlar hem de ciddi riskler sunduğunu dile getiren Aydın, yılın ilk çeyreğinde net ihracatın büyümeyi negatif etkilemesinin bu risklerin somut bir sonucu olduğunu, Orta Doğu ve Doğu Avrupa'da süren çatışma ortamının geleneksel ihracat pazarlarındaki talebi zayıflattığını anlattı.

Aydın, küresel ekonominin 2026'da yavaş seyretmesinin ve ABD ile AB'de büyüme tahminlerinin aşağı revize edilmesinin dış talebi olumsuz etkilediğini kaydederek, şu açıklamalarda bulundu:

"Veriler, büyümenin tek başına hane halkı tüketimine dayandığını göstermektedir. Ancak bu tablo, sürdürülebilir bir kalkınma modelimizden uzak bir göstergedir. Sanayi sektörünün yıllık bazda yüzde 0,8 küçülmesi, ciddi bir uyarıya işaret etmektedir. Bu durum, üretime daha çok ağırlık vermemiz gerektiğini ortaya koyarken ithalata dayalı bir tüketimle büyüdüğümüzü ortaya koymaktadır."

- "Yatırım teşvikleri ivedilikle devreye alınmalıdır"

Orhan Aydın, gayrisafi sabit sermaye oluşumundaki yüzde 3'lük artışın KOBİ'lerin kapasite genişletmesi ve yeşil dönüşüm için yeterli olmadığını belirterek, sadece iç talebe dayalı bir büyüme stratejisinin Türkiye'yi cari açık ve enflasyon ikileminde daha kırılgan hale getirdiğini söyledi.

Jeopolitik konumun avantajını, teknoloji ve AR-GE yoğun üretimle taçlandırmaları gerektiğini vurgulayan Aydın, "Sanayideki daralmayı tersine çevirmek için enerji maliyetlerinde rekabetçi fiyatlandırma ve yatırım teşvikleri ivedilikle devreye alınmalıdır. KOBİ'lerin, özellikle ihracat ve dönüşüm projeleri için ivedilikle desteklenmesi gerekmektedir." dedi.

- "Tarım sektöründeki büyümeyi son derece olumlu karşılıyoruz"

İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz da küresel ekonomide büyümenin zayıf seyrettiği ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde Türkiye ekonomisinin ilk çeyrekte yüzde 2,5 büyümesinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Birinci çeyreğin bir bölümünü İran'da yaşanan savaşın bölgesel ticaret, enerji piyasaları ve beklentiler üzerindeki etkileri altında geçirdiklerini dile getiren Kopuz, "Bu şartlar altında elde edilen büyüme oranı ekonomimizin direnç kapasitesini göstermesi bakımından önemlidir." dedi.

Kopuz, imalat sanayisinin yüksek finansman maliyetleri nedeniyle yatırım ve üretim kararlarında zorlanırken, iç talebin canlılığını koruduğunu belirterek, "Enflasyonla mücadele kararlılıkla sürdürülürken üretim kapasitesini koruyacak ve sanayicinin finansmana erişimini kolaylaştıracak adımlar ihmal edilmemeli. Özellikle üretim yapan işletmelerin uygun maliyetli finansmana ulaşabilmesi, büyümenin daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir zemine oturması açısından hayati önemdedir." ifadelerini kullandı.

Kopuz, tarım sektöründe ilk çeyrekte yaşanan yüzde 4,6'lık büyümeyi son derece olumlu karşıladıklarını ifade ederek, "Son yıllarda tarımsal üretimde çeyrekler arasındaki dalgalı görünüme rağmen üreticimiz üretimde kalmayı sürdürdü. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gelişmelerin hemen ardından gübrede oluşabilecek maliyet baskılarına karşı alınan önlemler, bunun devamlılığı açısından son derece önemli." diye konuştu.

Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için maliyetlerin yönetilebilir seviyelerde tutulmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Kopuz, iklim şartlarının destekleyici seyretmesi halinde bu yılın tarım sektörü açısından hem üretim hem de ihracat tarafında daha verimli olacağını sözlerine ekledi.

- "Üretimi önceleyen bir modeli ortaya koymalıyız"

Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten de ilk çeyrek büyüme verilerine sanayinin ve ihracatın eksi yönde etki yaptığını söyledi.

İçten, "Artık ülke olarak bir konuda karar vermemiz gerekiyor: Biz imalat sanayisinde üretime devam etmek istiyor muyuz, istemiyor muyuz? ABD ve Çin bugün sanayi üretimini ulusal güvenlik sorunu yaklaşımıyla ele alıyor ve tüm stratejilerini bu anlayışla kurguluyorlar. Bizim de bir an önce üretimi önceleyen bir modeli ortaya koymamız lazım." dedi.

Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz