Türkiye’de otomotiv ihracatı yaklaşık 40 milyar dolar seviyesine ulaşırken, otomotiv sektörü toplam ihracat hacminin yüzde 17’sini oluşturuyor.
Otomotiv sektörü, iklim politikaları, tedarik zinciri kırılganlıkları ve hızla sıkılaşan regülasyonlar eşliğinde tarihi bir dönüşümden geçiyor. Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olan otomotiv sektörü ise bu dönüşüm kapsamında düşük emisyonlu üretim süreçleri, elektrikli araçlar, batarya teknolojileri ve ürün yaşam döngüsü yönetimi odağında yeniden şekilleniyor. Bu yapısal dönüşüm, çevresel hedeflerin yanı sıra tedarik güvenliği ve maliyet yönetimini de doğrudan etkiliyor.
Sürdürülebilirlik, Rekabet Gücünü Belirleyen Bir Unsur Hâline Geldi
Metsims Sürdürülebilirlik Müdürü ve Çevre Mühendisi Orhan Atacan, otomotiv sektöründe sürdürülebilirliğin stratejik önemine dikkat çekerek şunları söyledi:
“Otomotiv sektörü yaklaşık 40 milyar ABD doları ihracat hacmiyle Türkiye için kritik öneme sahip. Bu ölçekte bir sektörde sürdürülebilirlik artık bir tercih değil; ihracatın devamlılığı ve rekabet gücü açısından zorunluluk haline geldi.”
Elektrikli Araçlar Tedarik Risklerini Artırıyor
Elektrikli araçlara geçiş süreciyle birlikte batarya sistemleri ve kritik ham maddelerde ithal girdi oranının yükseldiğini belirten Atacan, bu durumun jeopolitik gelişmelerle birleştirildiğinde sektör açısından sektör için yeni kırılganlık alanları yarattığını vurguladı. Özellikle batarya hammaddelerine erişimin önümüzdeki dönemde stratejik bir hazırlık dönemi olarak ele alınması gerektiğini ifade etti.
AB Regülasyonları Dönüşümün Yönünü Belirliyor
Avrupa Birliği’nin düşük emisyon, karbon ayak izi, geri dönüştürülmüş ham madde kullanımı ve ürün yaşam döngüsü performansı konularında kalıcı ve giderek sıkılaşan düzenlemeler uyguladığını belirten Atacan, bu sürecin firmalar tarafından bir geçiş dönemi değil, hazırlık süreci olarak görülmesi gerektiğine dikkat çekti.
Yerli Tedarik ve Batarya Yatırımları Öne Çıkıyor
Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde otomotiv sektöründe yerli ve bölgesel tedarik kapasitesinin güçlendirilmesi, batarya üretimi ve batarya bileşenlerine yönelik yatırımların artırılması ile karbon ayak izinin ölçülmesi ve azaltılmasına yönelik çalışmalar, firmalar için rekabet avantajı yaratan temel unsurlar arasında yer alacak.
Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?