"Anadolu’ya Yayılacak Ortaklar Arıyoruz"

Safa Haktanır / SAP Genel Müdürü   Dünyanın önde gelen yazılım şirketlerinden SAP, Türkiye’de yeniden yapılanıyor, stratejisini gözden geçiriyor. “E-iş”e yönelme, ERP şirketi görünümünden...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Anadolu’ya Yayılacak Ortaklar Arıyoruz
Safa Haktanır / SAP Genel Müdürü  
 
Dünyanın önde gelen yazılım şirketlerinden SAP, Türkiye’de yeniden yapılanıyor, stratejisini gözden geçiriyor. “E-iş”e yönelme, ERP şirketi görünümünden çıkma gibi yenilikler gündemde. Ayrıca, Anadolu’ya yayılma konusunda yeni bir plan başlatılıyor. Şirketin genel müdürü Safa Haktanır, “Anadolu’ya yayılmak istiyoruz. Şube açmak gibi bir düşüncede değiliz. Partner sistemiyle çalışıyoruz. O bölgelerde bizim ürünlerimizi tanıtacak, destek verecek partnerlere ihtiyacımız var” diyor.  
 
Türkiye’de yıllarca “ERP” (Kurumsal Kaynak Planlaması) ile SAP isimleri bir arada anıldı. Bir Alman yazılım şirketi olan SAP, Türkiye’nin önde gelen şirketlerinin önemli bölümüne bu yazılımını pazarladı, sektörde ciddi bir yer edindi. Dünyanın önde gelen yazılım şirketlerinden olan SAP, bu gücüne rağmen, 2001 yılının Kasım ayına kadar Türkiye’de temsilcilik düzendeydi. Sonraki yıllarda ise Türkiye ofisinin kuruluşunu gerçekleştirdi ve yeni stratejisini uygulamaya koydu.  
 
Bu kapsamda şirketin genel müdürlüğüne de Safa Haktanır getirildi. SAP Türkiye, yeni stratejisi kapsamında kendini sadece ERP odaklı şirket olmaktan çıkarmayı, entegre çözümler, e-iş yaklaşımları üreten bir şirket olarak konumlandırmayı planlıyor. Ayrıca, yeni dönemde Anadolu çapında örgütlenme de amaçlanıyor. Operasyon ise gelecek yıl başlayacak. İlk sırada Adana, Kayseri ve Gaziantep var. Bunun için “SAP’ye uygun” partnerler aranıyor.  
 
Şirketin bir diğer hedefi de yalnızca “şirket içi” değil, “şirketler arası” da çözüm üreten bir yazılım firması olduğunu anlatmak. ERP çözümleri üreten yazılımcı kimliğinden sıyrılıp e-iş’te müşterisinin ilk aklına gelen isim olmak istiyor. Zaten artık onlardan satın alınan hizmetlerin büyük bölümünü de e-iş oluşturuyor. CRM ve Tedarik Zinciri Yönetimi, çözümleri bunların en önemlileri. Bu, Türkiye’de bilişim çözümlerine olan talebin genel yapısını da yansıtıyor.  
 
“Geçen yıl tüm faaliyetlerimiz içinde e-iş çözümlerinin payı yüzde 80’i buldu” diyen SAP Türkiye Genel Müdürü Safa Haktanır, sektörün genel durumunu ve şirketin hedeflerini Digital’e anlattı:  
 
Sektör için yıl nasıl başladı? Beklentileriniz gerçekleşti mi?  
 
2003 çok durgun başladı. Özelikle Şubat ayı çok durgundu. 2003 için beklentimiz, 2002 gibi olacağı yönündeydi. Hatta belki biraz daha iyi olabileceğini düşünüyorduk. Örneğin, lisans satışlarında yüzde 40 artış öngörüyorduk. Ancak, devlet yatırımlarının siyasetteki belirsizlik yüzünden durması ve savaş beklentisi durgunluğa neden oldu.  
 
Biz, her şarta rağmen 2002’deki düzeyi yakalayacağımızı tahmin ediyoruz. Tek sorun yeni müşteride. Biz büyüme odaklı bir şirketiyiz. Yeni müşteri de büyümenin ilk şartı. Ancak, belirsizlik ortamı yeni müşteri kazanmayı zorlaştırıyor.  
 
SAP’nin dünya ve Türkiye’deki faaliyetlerini anlatır mısınız?  
 
SAP aslında bir tane iş yapıyor. Yazılım üretiyor. 1972 yılında kurulan bir şirket. Amacı, entegre çözüm sunmak. Başlangıçta hedefi, klasik şirket içi iş süreçlerine yönelik yazılımlar üretmekti. Fakat internet teknolojisinin yaygınlaşmasıyla da sadece şirket içi süreç yeterli görülmedi. Şirketler arası bir yapı ortaya çıkınca, SAP’ın hedefi de değişti. Artık bu süreçlere de çözüm getiren bir yazılım firmasıyız. Bunlardan en önemlisi CRM. Diğer taraftan entegrasyonun daha yoğun olduğu “Tedarik Zinciri Yönetimi” var.  
 
Peki SAP en büyük geliri hangi ürün ya da hizmetten elde ediyor?  
 
mySAP Business Suite platformumuzun, toplam lisans satışlarından aldığı pay yüzde 60’ı geçti. Yani artık e-iş çözümleri ERP’yi geçmiş durumda. Hatta geçen yıl e-iş çözümlerimizin payı tüm faaliyetler içinde yüzde 80’i buldu.  
 
Bu çok ilginç bir veri. Çünkü, dünya ortalamasının üzerinde. Örneğin, biz geçen yıl hiç yeni ERP çözümü satmadık. SAP hep ERP firması olarak bilinir. Oysa SAP’nin 1997-98’den beri verdiği çözüm hizmetlerinin büyük bölümü e-iş’tir. Ama pazarlama ve tanıtım kısmında zayıf kaldık.  
 
Yazılım pazarı kimler tarafından paylaşılıyor? Sizin bu pazardaki yeriniz nedir?  
 
Bizim işimiz, e-iş çözümleri yazmak. Danışmanlığını, eğitimini ve servisini de veriyoruz. Sadece bizim gibi yazılım işi yapanlar arasında Oracle, Siebel, PeopleSoft ve SAP var. Bunlar sadece yazılıma yönelik şirketler.  
 
Oracle, hem uygulama hem de veritabanı kısmını yapıyor. Siebel, CRM çözümü yapıyor ama tedarik zinciri yönetimi kısmı yok. Bizim en büyük olmamızın dışındaki tek farkımız, bir işi entegre biçimde gerçekleştirmemiz.  
 
Biz veritabanı yapmıyoruz. Yazılımı birkaç katmanda düşünmek gerek. Bir katmanı PC’nin üstünde olan. Orada Microsoft var. Onun ikinci katmanı kullandığınız program. Stok yönetimi gibi... Burada SAP var. Üçüncü kısmı ise veri tabanı. Orada da Oracle, Microsoft, IBM olabilir. Bütün bu sistemleri birbirine bağlayan bir network olması lazım. Orada Novell var. Router’la bunları komünike etmesi lazım burada Cisco faaliyet gösteriyor.  
 
Bizim özelliğimiz şu: Biz bir katmandayız ve tek orada iş yapıyoruz. Bir tek uygulama kısmında varız. Bu platforma çözüm sunarız. Mesela IBM her şeyde var. Zaten entegrasyonun önemi burada ortaya çıkıyor. Bir SAP çözümünü başka firmanın çözümüne entegre etmek mümkün. Ama tam tersini yapmak kolay değil.  
 
E-iş’te size gelen talepler neler? İhtiyaçlar nerede yoğunlaşıyor?    
 
Türkiye’de satış ve pazarlama sistemleri çok geniş. Bayilerin entegrasyonu en önemli istek halinde. E-iş’te de öne çıkan bayilerin internet üzerinden entegrasyonuna yatırım yapılıyor.  
Ama benim arzum, e-iş’in satın alma tarafına da uygulanması. Türkiye bu noktada eksik.  
Yani tedarikçiyle internet üzerinden bağlantıda eksiklik var. Maliyetleri asıl azaltacak olan taraf da budur. Oradaki problem ise krizden dolayı üreticilerin kısıtlı kaynağının olmasıdır. Trendlere de bakarsak, bizim CRM modülümüz, tedarik zinciri modülümüzden beş kat daha fazla satıyor.  
 
Yazılım pazarındaki konumunuzdan da söz eder misiniz?  
 
Üç-dört yıllık ortalamayı alırsak Türkiye’de kurumsal uygulama yazılım kategorisinde pazar payımız, IDC’nin verilerine göre yüzde 40’ın üzerinde. Bizden sonra gelen dört rakibimizin toplamından daha fazla. Bizim arkamızdan ise Oracle ve Logo gibi firmalar geliyor.    
 
Geçen yılki verilere göre, bizim CRM’de yüzde 68 pazar payımız var. Tedarik zinciri konusunda yüzde 40’ın üzerinde, e-iş çözümleri konusunda yine o kadar. Bunların hepsinde pazar lideriyiz. Problem pazarın istediğimiz şekilde büyümemesi.  
 
Sizin bulunduğunuz uygulama yazılım pazarının büyüklüğü ne kadar?  
 
Türkiye’de standart yazılım pazarı yaklaşık 30 milyon dolar büyüklüğünde. Yıllara göre 25-35 milyon dolar arasında değişiyor. Toplam yazılım pazarı ise büyük soru işareti.  
 
Ne kadar müşteriniz var? Profili nedir?  
 
Türkiye’deki müşteri sayımız 250 civarında. 1995’ten bugüne kadarki süreci kapsıyor. İlk müşterimizle hala çalışıyoruz. SAP, büyük işletmelere yönelik bir çözüm. Capital500’deki şirketlerin 200’ü bizim müşterimiz. Özellikle üretim sektörüne yönelik çözümler var. Ama biz komplike holding yapısı içindeki şirketlere hizmet veriyoruz. Yani çözümlerimiz entegrasyonu sağlıyor. Her şirkette başka yazılımlar olabilir. Biz bunu konsolide ediyoruz. Onun için çok tercih ediliyor.  
 
İller bazında sektörün durumunu incelerseniz nasıl bir tablo çıkıyor ortaya? Bu kapsamda siz neler yapıyorsunuz?  
 
Bu bir kanayan yara. Türkiye’deki müşteri dağılımımıza baktığınızda Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa’da bitiyor. Türkiye’deki çarpık şehirleşmenin örneği müşteri dağılımımızda da görülüyor. Ankara’yı zaten devlet oluşturuyor. Sanayi Marmara ve İzmir’de. Bizim de geliştirmemiz gereken bir konu bu. Biz de istiyoruz… Antep’te, Adana’da, Kayseri’de örgütlenmemiz olsun.  
 
Şu anda çok merkeziyetçi bir yapıdayız. Anadolu’ya yayılmak istiyoruz. Şube açmak gibi bir düşüncede değiliz. Partner sistemiyle çalışıyoruz. O bölgelerde bizim ürünlerimizi tanıtacak, destek verecek partnerlere ihtiyacımız var. Çünkü bölgedeki şirketlerin ihtiyaçlarını en iyi tanıyanlar onlar. Bu sene bunun konseptini belirliyoruz. Gelecek yıl bu stratejiyi uygulamaya başlayacağız.  
 
“CRM’İN HEDEFİNDE 2 BİN 500 ŞİRKET VAR”  
 
CRM şimdilerde en çok konuşulan bilişim çözümlerinden biri… CRM’deki rekabetteki en son tablodan söz edebilir misiniz?
 
 
Türkiye’de CRM herkesin dilinde. Herkes bir çözüm sunuyor. Fakat hangisinin iyi olduğunu değerlendirmek için kriter olması lazım. Bunlar olmadığı için çok çözüm var. Ama kriter olarak çağrı merkezini, servisi, satışı, raporu içermesi bunların da entegre edilmesini koyarsanız, geriye bir tek SAP kalır.  
 
Müşteriyi arayıp “Nasılsın” demek de CRM sayılırsa, bunu herkes yapabilir. Çok büyük bir pazar bu. Her şirketin satışlarını artırmak için buna ihtiyacı var. Türkiye’de 550 bin kayıtlı şirket var. Ama bizim dediğimiz anlamda CRM yapacak 2 bin-2 bin 500 şirket var.  
 
“STANDART YAZILIMIN ÖNEMİ ANLAŞILMIYOR”  
 
Türkiye’de kurumsal yazılıma yönelik talep ve bu konudaki saptamalarınızı anlatır mısınız?
 
 
Klasikleşmiş olan bir laf var: “Türkiye, ERP’den e-iş’e gidiyor.” Tabii ki gider. Ancak, bu belirli basamaklar gerektirir. Ama bugün ERP’si olmayan bir şirket, e-iş’e geçse de bir faydası yok. Altyapı lazım. ERP olmadan internet üzerinden sipariş almanızın bir anlamı yok.  
 
Diğer yandan Türkiye’de birçok şirketin yazılıma ihtiyacı var. ERP’nin, e-iş’in de ötesinde… Fakat bunu anlatamıyoruz. Yazılım, hala lüks bir harcama olarak görülüyor.  Bunu kırmak lazım.  
 
Türkiye’de “Ben kendi yazılımımı kendim yaparım” gibi bir zihniyet de var. Burada da standart bir yazılım ya da kendi yazma seçeneği doğuyor. “Kendim yazayım” tarafı Türkiye’de çok fazla. İki-üç kişi oturup bir yazılım üretiyor. Sonra da patrona diyor ki “Bak standart yazılım alsaydın 100 verecektin ama ben sana 10’a yaptım.” Ancak, ondan sonra internet gibi yeni bir teknoloji geliyor. O sistem çakıyor. Standart yazılımın avantajlarının patronlar tarafından anlaşılması lazım.  
 
 
 
 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz