"İleri Teknolojileri Bölgede Büyüteceğiz"

Mete Kabatepe, bir yıl önce devraldığı Cisco Systems Türkiye Genel Müdürlüğü’nü 1 Nisan itibariyle başarıyla devretti. Şimdi onu çok daha kritik bir görev bekliyor. Türkiye’nin de bağlı olduğu Doğu...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
İleri Teknolojileri  Bölgede Büyüteceğiz

Mete Kabatepe, bir yıl önce devraldığı Cisco Systems Türkiye Genel Müdürlüğü’nü 1 Nisan itibariyle başarıyla devretti. Şimdi onu çok daha kritik bir görev bekliyor. Türkiye’nin de bağlı olduğu Doğu ve Merkezi Avrupa Bölgesi’nin ileri teknolojilerden sorumlu direktörlüğünü yürütecek. Bu pozisyonda, Cisco’nun vizyonunda önemli yer tutan ileri teknolojilerin yaygınlaşması için çalışacak. Kabatepe, “Gelişmekte olan ülkeler kategorisindeki bu bölge, ileri teknolojilerin en çok büyümesi beklenen yer” diye konuşuyor.

Dünyanın bilişim devlerinden Cisco Systems’ın başkanı John Chambers, geçtiğimiz aylarda önemli bir açıklama yaptı. Şirketin gelecek hedefini “ileri teknolojiler” olarak belirledi. Gelişmekte olan bölgeler ise, ileri teknolojilerin en çok büyüyeceği yerler olacak. Bu nedenle, bu ülke ve bölgelerden sorumlu direktörlere Cisco’da büyük iş düşüyor.

Chambers’ın açıklamasıyla aşağı yukarı eşzamanlı olarak, Cisco Systems Türkiye Genel Müdürü Mete Kabatepe, bu vizyon doğrultusunda şirket içinde yeni bir göreve getirildi. 2005’in mart ayından itibaren genel müdürlüğü yürüten Kabatepe, 1 Nisan itibariyle Merkezi ve Doğu Avrupa Bölgesi İleri Teknolojiler Direktörlüğü’ne atandı.

Aralarında Türkiye’nin de yer aldığı 17 ülkeden oluşan bu bölgede hızlı bir büyüme istendiğini söyleyen Kabatepe, “Bizden, özellikle gelişmiş ülkelerdeki ileri teknolojilerin büyüme hızının yaklaşık 1,5 katı büyüme bekleniyor” diye konuşuyor.

Gelişmiş ülkelerde artık olağan ve sıradan hale gelen ileri teknolojileri, gelişmekte olan bir bölgede büyütme işini sırtlanan Kabatepe, yeni görev alanını ve Cisco’nun vizyonunu Capital’e anlattı:

* Atandığınız bölge ve görevinizi tam olarak anlatır mısınız?
Cisco olarak pazarları, büyük bölge ve gelişmekte olan bölge olarak ayırıyoruz. İçinde Türkiye’nin bulunduğu Doğu ve Merkezi Avrupa, gelişmekte olan bölgelerden biri. Burada 17 ülke var. Bu bölgeyi de Kaan Terzioğlu yönetiyor.

Bölge içinde önem verdiğimiz gruplar var. Başlıca iki gruptan biri “Temel Teknolojiler”, diğeri “İleri Teknolojiler”. Cisco’daki her ürün bu ikisinden birinin içine giriyor. Ben bu 17 ülkenin İleri Teknolojiler kısmından sorumlu olacağım. Benim gibi farklı alanlardan sorumlu başka direktörler de var. Örneğin, telekom ya da kamudan sorumlu bölge direktörleri…

* İleri Teknolojiler, atandığınız bölge cirosunun ne kadarını oluşturuyor?
Yaklaşık yüzde 32-33’ünü. Bu önemli bir oran. Ayrıca, büyüme oranı en yüksek olan ürün grubu. Diğerleri, yani Temel Teknolojiler zaten belli bir potansiyele ulaşmış durumda. Biz yönlendirici (routing) ve anahtarlama (switching) firmasıyız. Bu alanların yıldan yıla büyüme oranı daha düşük.

* Genel müdürlük görevinde tam bir yıl kalmış oldunuz. Bu sürede Cisco Türkiye’de hangi sonuçları aldınız? Görev sürenizi değerlendirir misiniz?
Cisco Türkiye’nin geçmiş yıllara göre çok hızlı büyüdüğü, zevkli bir döneme denk geldim. Bizim mali yılımız ağustos başlangıçlıdır. Ağustos 2005’te biten mali yılda, daha önceki yıla göre yüzde 30 büyüme kaydettik. Bu mali yıldaki gidişimiz de gayet iyi.

Aslında, Türkiye’nin de büyüme dönemine denk geldiği için, eminim, diğer firmalarda da aynı sonuçlar sağlanmıştır. Satışların büyümesi aynı zamanda ekibin büyümesine de denk geldi. Hızlı bir ekip genişlemesi oldu. Ekibimiz yaklaşık yarıya yakın büyüdü. Daha da büyüyoruz. Hem Türkiye büyümesi, hem de Cisco Türkiye olarak elimizdeki ürünleri daha iyi anlamamız ve pazara daha iyi sunabilir hale gelmemiz bunda etkili oldu.

* Türkiye’de kaç müşteriniz var?
Çok fazla. Sayı vermek zor. Büyük şirketleri sınıflandırdığımız kurumsal alanda pazar payımızın neredeyse yüzde 80-85 olduğunu tahmin ediyoruz. Bu konuda hiçbir bağımsız araştırma yok. Orta boy işletmelerde yüzde 50’nin üzerinde pazar payımız olduğunu düşünüyoruz.

Yalnız şunu unutmamak lazım; hiçbir rakibimizin ürün yelpazesi bizimki kadar geniş değil. Ağ teknolojileri, kablosuz teknoloji, IP telefon ve güvenlik gibi farklı alanlarda, farklı rakiplerimiz var. Bu ürünlerin hepsini sunan tek bir rakip yok. 

* İleri teknolojileri anlatır mısınız? Nasıl tanımlıyorsunuz?
Bu Cisco içinde iyi tanımlanmış bir gruptur. IP telefon, güvenlik, kablosuz yerel ağlar, depolama cihazları, optik elektronik cihazlar, yeni olarak da Cisco’nun satın aldığı Linksys firmasının çıkardığı KOBİ’lere yönelik bütünleşik çözümler ileri teknolojileri oluşturuyor. Cisco’nun hedefi, yakında bu ürünlerin ve alanların sayısını 8’e, ondan sonra da 12’ye çıkarmak. Hatta kamu güvenliğine yönelik yeni teknoloji ve çözümler üretmek hedefleniyor.

* Türkiye’de ileri teknolojileri en çok ve en az kullanan sektörler hangileri?
Bankalar çok iyi kullanır. Türkiye’deki bankalar, özellikle Doğu Avrupa, hatta Batı Avrupa’daki birçok ülkedekilere göre teknolojik yönden çok gelişmiştir. En iyi müşterilerimizdendir.

İlaç, perakende, lojistik, üniversiteler, bazı kamu kuruluşları da iyi müşterilerimiz arasında. Örneğin, Maliye Bakanlığı önde gelen kullanıcılar arasında.

* Doğu ve Merkezi Avrupa Bölgesi’nden söz edebilir misiniz? Nasıl bir yapısı var?
Bu bölge Cisco tarafından belli bir amaçla yapılandırıldı. Burada Avrupa Birliği’ne yeni üye olmuş ya da aday ülkeler var. Baltık Cumhuriyetleri’nden başlıyor, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, bütün Balkanlar ve Türkiye’yi kapsıyor. Eskiden beri AB üyesi olması nedeniyle Yunanistan’ı kapsamıyor. Bu bölgede en büyük Pazar, nüfus yönünden de büyük olduğu için Polonya. Sonra Çek Cumhuriyeti ve Türkiye geliyor. Cisco bu bölgede Polonya ve Türkiye’yi en büyük potansiyel olarak görüyor. Hatta Türkiye tüm gelişen pazarlar, yani 129 ülke içinde büyük öneme sahip.

Hedeflerimiz çok agresif. Şu andaki haliyle Cisco’nun iş hacmi olarak baktığınız zaman Polonya, Türkiye’den yüzde 30 daha büyük. AB’ye yeni katılan ülkelerde gözlemlediğimiz bir nokta var ki; AB’ye katılan ülkelerde fonlarla BT yatırımları çok destekleniyor. Bir AB komiseri, AB’deki büyümenin yarısının, BT teknoloji yatırımlarından geldiğini söylüyor.

* Bölgedeki hedefleriniz neler?
Çok önemli büyüme planlarımız var. Benim görevim bunun önünü açabilmek. Bizden tüm Cisco’da özellikle gelişmiş ülkelerdeki ileri teknolojilerin büyüme hızının yaklaşık 1,5 katı büyüme bekleniyor. Bölgede bu teknolojilerden hala gerektiği kadar faydalanılmıyor. Mesela IP telefon, Batı Avrupa ve Amerika’da artık olağan ve sıradan. Ford, Boeing, Airbus, British Airways, Bank of America tamamen bu teknolojiye geçti. Gelişmekte olan ülkelerde de öyle olacağını düşünüyoruz.

* İleri teknolojilerde dünyada ve Türkiye’de neler bekliyorsunuz?
Bu teknolojiler, ya güvenlik gibi önemli ihtiyaçlara cevap veriyor ya da büyük verimlilik getiriyor. Tıpkı kablosuz haberleşme veya IP telefonda olduğu gibi…

Verimlilik çok önemli. Çin ve Hindistan gibi ülkeler, globalleşme sürecinde dünya ekonomisine entegre oldukça, maliyetler üzerinde büyük baskı oluşturacaktır. Bunu aşmanın tek yolu ise verimlilik artışı.

İnternet teknolojilerinin en önemli artısı, sağladığı verimlilik artışı. Amerikan Ekonomik Analiz Bürosu (US Bureau of Economic Analysis) tarafından yapılan araştırmalar gösteriyor ki, bir ülkedeki verimlilik artışının, o ülkedeki yaşam kalitesi seviyesi üzerinde doğrudan etkisi var. Buna göre, eğer verimliliği yılda yüzde 1 oranında artırırsanız, o ülkedeki yaşam standardı ancak 77 yıl sonra ikiye katlanır. Bu oranı yüzde 3 yaparsanız, 24 yıl sonra iki katına ulaşabilirsiniz. Ama eğer verimliliği her yıl yüzde 5 artırabilirseniz, o zaman 14 yıl içerisinde ülkenin yaşam kalitesini 2 katına yükseltmiş olursunuz.

* İleri teknolojiler pazarında en hızlı büyüyen alanlar hangileri?
Büyüme hızları konusunda şunu söyleyebiliriz: Şu anda telefon pazarında geleneksel ses teknolojilerinden, analogdan dijitale, yani IP’ye büyük bir geçiş var. Geleceğin teknolojisi olarak görülüyor. Yenileme zamanı geldiğinde ya da yeni bir ofis açıldığında mutlaka düşünülüyor. Şu veya bu sebepten eski teknoloji seçilebiliyor. Ama mutlaka göz önünde bulunduruluyor. Sadece Cisco değil, her üretici artık bu konuda çözümlerini ileri sürüyor. Güvenlik pazarı çok hızlı büyüyor. Ama güvenlik pazarı toplam BT pazarına oranla hala düşük bir yüzdede. Batı Avrupa’da bu oran daha yüksek. Sebebi de Batı Avrupa ve Amerika’da kullanıcıların problemin daha bir farkında olması. Türkiye’de, özellikle KOBİ’lerde insanlar başlarına bir şey gelmeden bu konuda önlem alma gereği hissetmiyor.

* Böyle konuşunca akla kamu yatırımları geliyor. Kamunun gelirleriniz içindeki payı ne kadar?
Kamu, Cisco Türkiye’nin gelirlerinin yüzde 40’ını oluşturuyor. Bu, diğer ülkelere göre yüksek. Diğer ülkelerde genellikle yüzde 25-30 oranındadır. Kamuyla gayet iyi çalışıyoruz. Son 4 yıldır kamu bu konuya dikkatle eğiliyor. Ama yapılacak çok iş var. E-devlet uygulamalarının hızlanması gerekiyor.

 “CİROMUZUN YÜZDE 30’U İLERİ TEKNOLOJİLERDEN”

* İleri teknolojilerin Cisco Türkiye’nin cirosundaki payı ne kadar? Pazar büyüklüğü hakkında bilgi verir misiniz?

TELEKOM PAZARI İÇİN BEKLENTİ İleri teknolojilerin payı geçen yıl itibariyle yüzde 30 idi. Bu yıl da yüzde 35’e yükseliyor. Bu teknolojiler içinde çok başarılı olduğumuz alanlar IP telefon, güvenlik ve kablosuz ağlardır. Depolama yönlendiriciler yeni yeni büyüyor ama çok önemli referanslar edindik. Optik pazarında hemen hemen hiç yokuz. Bu Türkiye’ye özgü bir durum. Diğer bütün ülkelerde satışı yapılıyor. Türkiye’de henüz yok. Bunun nedeni de Türk Telekom’un altyapısının tekel olması. Bu konu tamamen regülasyonla ilgili. Bütün ülkeler bu aşamalardan geçti. İçinde bulunduğumuz Doğu Avrupa ülkelerinde altyapıyla ilgili bu alan serbest.

6 MİLYON DOLARLIK PAZAR Büyüklük konusunda net bir veri vermek zor. Veriler tamamen tahmin. Avrupa pazarlarında çok daha tutarlı rakamlar çıkıyor. Türkiye’de ise henüz bu tür rakamlara ulaşamadık. Fakat yine de şöyle tahmin ediliyor. Mesela IP telefon, yılda yaklaşık 6 milyon dolarlık bir pazar. Güvenlik kısmı 20 milyon dolar, kablosuz ağlar 12-13 milyon dolar. Fakat biz bütün bu pazarların her kesiminde faaliyette değiliz. Mesela biz kablosuz ağların erişim noktası tarafında varız. Bir de kablosuz ağların kartlarında yokuz. Dolayısıyla net olarak pazarı belirleyemiyoruz.

 “SEKTÖRLERE DÖNÜK UZMANLAŞMA GEREKLİ”

* Türkiye bilişim pazarını nasıl görüyorsunuz? Şirketlerin vizyonu nedir? Sistem entegratörlerinin yaşadığı sıkıntı hakkında ne düşünüyorsunuz?

REKABET KÂRLARI DÜŞÜRÜYOR Sistem entegratörleri şöyle bir aşamadan geçtiler ve bence çok doğruydu: Ürün sağlamak yerine, şirketlerin iş ihtiyaçlarına cevap vermeye çalıştılar. Mesela verimlilik artışı, satış gücünün otomasyonu, finans gibi… Bunlar yapıldı. Fakat aralarında çok sıkı rekabet var. Rekabet de kâr marjlarını düşürüyor. Hala çok güzel projeler yapılıyor. Bunlar genellikle özel bir ihtiyaçtan çıkıyor. Mesela iş sürekliliği… O tür bir ihtiyaç, birden fazla teknolojiyle cevaplandırılabiliyor. Entegratörün de asıl katma değeri burada ortaya çıkıyor. Her sektörün farklı ihtiyaçları var. Perakende sektörü verimlilik odaklı çözümlere ihtiyaç duyuyor. Bence sistem entegratörlerinin üst katman çözümlere yönelmesi lazım.

İHTİYAÇLAR ANALİZ EDİLMELİ Bir de sektör bilgisi geliştirmek çok önemli. Türkiye’de uzun yıllar lokomotif sektör tekstildi. Hala tekstil önemli. Ama otomotiv en büyük ihracatı yapanlardan. Entegratörler de mesela otomotiv sektörüne yönelik çözümler geliştirmek zorunda. Bir otomobil en az 10 bin parçadan oluşuyor. 10 bin parça fabrikaya geliyor, bir araya getiriliyor. Bunların stokta durma süresinden, gelişine, yurtiçinde satışından, yurtdışında satışını içeren yönetilmesi gereken karmaşık bir süreç var. Ben daha bilmiyorum ki entegratörlerden biri çıkıp otomotiv sektörünü tanıdığını söylesin.

İLAÇ ÖNEMLİ MÜŞTERİLERDEN Mesela eminim ilaç sektörünün kendine özgü sorunları var. İlaç sektörü bizim ileri teknolojilerimizi en erken kullanan sektörlerden biridir. IP telefonları sattığımız ilk müşteriler arasında ilaç firmaları var. Bu telefonu bir verimlilik aracı olarak görüyorlar. Ben de entegratör firmaların bu iş ihtiyaçlarına çözüm bulmalarını bekliyorum. Kendilerine seçim yapıp, çeşitli sektörlere yönelmek zorundalar.

Yasemin Balaban
ybalaban@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz