"Teknoloji Gurusu Neler Bekliyor"

Nicholas Negroponte / Teknoloji Gurusu Nicholas Negroponte’ı Capital okuyucuları bilirler. 2001 yılında Türkiye’de bir konferans vermiş, geleceğin teknolojisini anlatmıştı. “Teknolojinin bir numa...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Teknoloji Gurusu Neler Bekliyor

Nicholas Negroponte / Teknoloji Gurusu

Nicholas Negroponte’ı Capital okuyucuları bilirler. 2001 yılında Türkiye’de bir konferans vermiş, geleceğin teknolojisini anlatmıştı. “Teknolojinin bir numaralı gurusu”, şimdi teknolojinin iş ve özel yaşama getireceklerini anlatıyor. Yeni ürünlerden, PC’nin fiyatına, şirket yapısından, küreselleşmeye, ilginç değerlendirmelerde bulunuyor.

MIT  (Massachussetts Institute of Technology), alanında dünyanın en önde gelen üniversitelerinden. Bu kuruluş bünyesindeki Medya laboratuarı, teknoloji konusundaki yenilikler ve geleceğin ürünleri üzerinde çalışıyor. Şimdiye kadar çok sayıda projeyi hayata geçirdi, bazılarını da tamamlamak üzere. 12 yıl önce kurulan bu bölümde 300’e yakın araştırmacı çalışıyor. Bölümün başında ise profesör Nicholas Negroponte var. “Teknolojinin bir numaralı gurusu” olarak tanınan Negroponte, “Being Digital” (Dijital Olmak) adlı kitabı ile dünyaya adını duyurdu. Kitabındaki öngörüleri tek tek çıkınca, ününü daha da artırdı.

Nicholas Negroponte, Motorola’nın yönetim kuruluna da danışmanlık yapıyor. Aynı zamanda bilgi ve eğlence sektörüne yönelik dijital teknolojiler konusunda uzman bir risk sermayesi şirketinin partneri... 

Capital’e özel bir söyleşi veren Negroponte, “Gelecekte teknoloji kelimesi, ‘dijital teknoloji’ ile eş anlamlı olacak. Dünya önce daha yerel, sonra ise daha küresel bir yapıya bürünecek” tahminini yapıyor. Teknolojinin, iş ve özel yaşamda müthiş değişimlere yol açacağını belirten Nicholas  Negroponte’nin sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle oldu:

Tarihsel perspektife bakıldığında sizce dijital, eğlence ve enformasyon teknolojilerindeki önemli trendler nelerdir?

Tarihe bakıldığında birçok yönden açıkça görülüyor ki, en önemli trend, kontrolün daha çok son kullanıcıya verilmesiydi. Bu, en yüksek düzeyde “yenilik yapabilme yeteneğiyle” sonuçlanırdı. Bir başka düzeyde, aynı trend her türden (sadece müzik paylaşımı değil) karşılıklı aktivitelerde çok hızlı bir büyümeyi de içermekteydi. Merkeziyetçilik öldü ve tüketici neredeyse tümüyle kontrol altında.

Gelecekteki günlük hayatımız hakkında ne düşünüyorsunuz? Günlük yaşam açısından günümüz ve gelecek arasındaki farklılıkları tarif edebilir misiniz?

Günlük yaşamlar birbirinden farklıdır. Çünkü, sizin ritminiz, daha çok kendi kişisel durumunuz tarafından yönlendirilir. Küçük bir çocuğun nasıl okula gitmeye ihtiyacı varsa, bir uzmanlığın da (beyin cerrahisi ya da pizza yapmak gibi) fiziksel varlığa ihtiyacı vardır. Yaşadığınız çevrenin kırsal bölge ya da şehir olması, tanıdığınız insanlar…

Örneğin ben tanıdığım herkese online ulaşabiliyorum, bugünlerde hiç kimseyi telefonla aramadım, sadece e-posta kullanıyorum. Ama bu herkes için geçerli değil. Bu nedenle, hiç kimse için “tek” veya “temsilci” bir yarın yoktur. Söyleyebileceğimiz tek şey, günlerimizin daha farklı olacağı (sizinkinin benimkinden) ve her birimizin daha renkli günler peşinde koşacağımızdır. Birinden diğerine günlerimiz değişecek… Trafikte beklemekle, TV izlemek arasında koyun gibi iz süreceğiz. Bütün bunlar ne kadar da aptalca. Gelecekteki yaşamlar eş zamanlı olmayacak, insanlar arasındaki farklılık ve değişkenliklerle dolacak.

Dijital evler gelişmiş ülkelerde ne zaman yaygın hale gelecek?

Önümüzdeki 3-5 yıl içerisinde koordine bir moda şeklinde ortaya çıkacak. Evlerde güvenlik, enerji, onarım, bebek bakımı, sağlık izleme gibi pek çok iş dijital ortamda yürütülmeye başlayacak.

Söz konusu sistemlerin kolektif bir zeka ve yeterli sağduyu ile bir araya gelmesi ve tek başına bir sistemin yapabileceğinden çok daha fazlasını yapabilmesi gerekiyor. Örneğin, evdeki köpeği zamanı geldiğinde dışarı çıkarabilmeli, ancak bunu yaparken dokuz tane yabancı köpeğin içeri girmesine de izin vermemeli.

Gelecekteki organizasyon yapısı hakkında ne düşünüyorsunuz? Şirketler gelecekte kendilerini ne şekilde yeniden yapılandıracaklar?

Şirketler hem çok büyük hem de çok küçük olacaklar. Orta ölçekli organizasyonların uzun dönemde çok fazla yaşama kabiliyeti olmayabilir. Çünkü, çevik davranabilmek için çok büyük, ama global olabilmek için ise çok küçük kalacaklar.

Büyük organizasyonlarda merkeziyetçi ve merkeziyetçilikten uzaklaşmış yapılar arasında sürekli bir gidip gelme gözlemleyeceğiz. Bu insanın doğasında da vardır. Yetki verilmesini ve sorumluluğu severiz, her türden iyimser kararları görür, parçanın iyi görünmesini sağlarız, ama bütüne zarar veririz. Böylece komuta ve kontrol yapısına geri döneriz. Bunun beş ile sekiz yıllık çevrimlerde yaşandığını gözlemliyoruz. 

Günümüzün şirket liderlerine tavsiyelerde bulunuyor, onları eğiterek yarına hazırlıyorsunuz. Onlara anlattığınız ufukta görünen yeni trendlerden söz eder misiniz? Bu trendler iş dünyasını ne şekilde değiştirecek? Liderlere tavsiyeleriniz neler?

Tavsiyem, daha çok devlet başkanları ve siyaset liderlerine. Çok basit: Her ülkenin en değerli doğal kaynağı çocuklardır. Bana göre ilköğretim tek ve en büyük zorunluluktur. Şirket liderlerinin daha farklı bir sorunu var.Yenilik yapabilme. Çünkü, kullanılan bütün yöntemler iyi işliyor ve güçlü bir şirket yenilikle rekabeti doğru orantıda yürütemeyebiliyor.

Online satışlar ve e-ticaret hakkındaki değerlendirmelerinizi öğrenebilir miyiz?Yakın gelecekte (2-3 yıl) ve uzun vadede (10-15 yıl) gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ne gibi ilerlemeler kaydedilecek?

Gelişmekte olan ülkelerdeki online satışlar ile ilgili en büyük sorun, fiziki teslimatla ilgili. Kamboçya’nın kırsalında posta teşkilatı bile bulunmuyor. Bu yüzden e-ticaretin çoğu işlemden geçip kırıntı haline dönüşerek gerçekleşiyor. Bu, yazılım, çağrı merkezi ve veri girişinin e-ticaret üzerinde hakim olduğu Hindistan’ın geliştirdiği bir çözüm. Elbette bu ürünler delik, izdiham, gümrük ve otoyol soygunlarının önüne geçemiyor. Eğer bu yapı sürdürülebilir değilse, kuşkusuz başlamak için tek bir yol var.

Dijital arenada Avrupa, ABD, Japonya ve gelişmekte olan ülkelerin pozisyonları ne olacak?

Gelişmiş ülkeler, sadece pazar veya tehdit olarak gördükleri için değil, gelecekte yaratıcı güç olmaları anlamında da gelişmekte olan ülkelerin önemini yeni yeni anlıyor. Türkiye’nin AB üyeliği dünya görüşleri üzerinde önemli bir etki yaratarak, Türkiye ve AB dışında yaşayan insanlar açısından da ileriye doğru atılmış önemli bir adım olacak.

Sizce dijital bölünme önemli bir sorun haline gelecek mi?

Bu sadece izin verildiği takdirde gerçekleşir. Çok az bir müdahaleye ihtiyaç duyulabilir, çünkü uzaklardaki en yoksul çocuklara rağmen niyet ve zorunluluk mevcut. Dünyanın yarısından çoğu hala telekomda tekelci bir yapının zararlarıyla yüz yüze ve bu durum yeterince hızlı değişmiyor. Aslında, 2002 yılında da bir miktar yavaşlama oldu

5 YIL SONRA LAPTOP’LARIN  FİYATI 10 DOLARA İNER Mİ?

Sizce PC ve PC parçaları ucuzluyor mu? Yoksul ülkelerdeki insanlar özellikle eğitim alanında teknolojik imkanlara ulaşabiliyor mu? Bu araçlar nelerdir ve fiyatları hangi seviyede olacaktır?

Bugün 100 dolara laptop yapabiliyoruz. Eğer istersek(5 yıl sonra 10 dolara yapabiliriz. Ancak, bu doğrultuda açık bir zorunluluk hissi bulunmuyor, çünkü marjlar çok düşük. Erişim ve laptopın maliyeti aynı oranda karşılanmamalı, farklı farklı finanse edilmeli. Yazılım maliyetlerinin de düşmesi gerekiyor.

Bütün bunlar teknik olarak mümkün. Şu anda eksik olan tek şey niyet. Bu araçlar tasarlanırken umarım insanlar çocukları da dikkate alırlar ve Wifi bağlantısı olan tam ekran (full screen) sistemler geliştirirler. Bunu avuç içi araçlara uygulamak, özellikle maliyette tasarruf açısından büyük bir hata olur.

ÇOK İLGİNÇ PROJELER ÜZERİNDE ÇALIŞIYOR

Mit Media Lab’da çok sayıda ilginç projenizin bulunduğunu biliyoruz. Bu projelerden  yakın gelecek için en önemli olanı hangisi ve bunun sebebi nedir?

Sizin en çok sevdiğiniz ya da en önemli çocuğunuz hangisi? Zor soru değil mi? Bazıları çok uzun vadeli olmak üzere toplam 200 proje üzerinde çalışıyoruz. Bunlar birer potansiyel Nobel Ödülü malzemesi… Tıpkı Quantum Computing’de sergilediğimiz çaba gibi.

Diğer projelerin henüz çok başındayız. Dünyanın en ücra ve yoksul bölgelerindeki çocuklara yönelik oyuncak tasarımı da projeler arasında. Bu oyuncaklar enerji üretiyor, bir süre oynadıktan sonra 3-4 saatlik bilgisayar ve uydu kullanımına dönüştürülebilen bir enerji. Aynı zamanda yenilebilen ve giyilebilen bilgisayar üretmek gibi çok uçuk projelerimiz de mevcut. Fakülte üyelerinden biri bir dil yapabilmek için çalışıyor.

“Yer değiştirme”, “Düşünen şeyler”, “Yarının oyuncakları”, “Gri objeler”, “CC++”, “İmaj haritaları” ve “Dijital Aynalar” gibi isimler taşıyan projeleriniz de bulunuyor. Bize bu projelerden ve onların hayatımızı ne şekilde değiştireceğinden de söz eder misiniz?

Şimdi burada uzun bir resital verip okuyucularınızı site (www.media.mit.edu ) üzerinde zaman geçirmeye zorlamak istemem. Saydığınız gibi isimler özel ilgi gruplarına yönelik. Daha öncekiler yılda iki kez toplanan büyük Media Lab gruplarıydı (40-60 şirket).

“Düşünen Şeyler” ve “Dijital Yaşam” örnekleri gibi… SIG’ler (Special interest groups-Özel ilgi grupları) benzer şekilde düşünen ve bir problem veya problemler kümesi üzerinde çalışan daha az sayıda şirketten oluşuyor. Orta vadedeki ihtiyaçlara odaklılar ve 3-4 yıldan uzun sürmüyorlar. Karışım önemli. Gerek şirketler gerekse Media Lab mensupları bunların arasında rahatça yer alabiliyor.
 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz