"Telekom’da Neler Olacak"

Nurtaç Ziyal / Accenture Danışmanlık Telekomünikasyon Kıdemli Müdürü    Türk Telekom’un özelleştirilmesini beklerken,  2004’te liberal ortama geçilecek . Pazar tamamen yeni bir...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Telekom’da Neler Olacak
Nurtaç Ziyal / Accenture Danışmanlık Telekomünikasyon Kıdemli Müdürü  
 
Türk Telekom’un özelleştirilmesini beklerken,  2004’te liberal ortama geçilecek . Pazar tamamen yeni bir şekil alacak. Rekabet artacak, yeni hizmetler ortaya çıkacak. Yaşanan krizler bazı yabancıların ilgisini azaltsa bile, özellikle yerli devler, pazara girmek için hazırlık yapıyor. Yıllardır bu sektörü araştıran ve Türk Telekom’a danışmanlık yapan Accenture Danışmanlık Telekomünikasyon Kıdemli Müdürü Nurtaç Ziyal, sektörün çok önemli bir döneme girdiğine dikkat çekiyor. Ziyal, bu yeni dönemin analizini yaparken, özel sektöre sunduğu fırsatları değerlendirdi, geleceğe yönelik tahminlerini paylaştı.  
 
Türkiye’de telekomun özelleştirilmesine ilişkin süreç neredeyse 10 yıldır devam ediyor. Bu süre içinde hem dünyada hem Türkiye’de çok şey değişti. Örneğin, özelleştirme ile ilgili adım atılması beklenirken, Türkiye’de artık 2004’ten sonra liberal ortama geçilecek. İşte tam böyle bir dönemde, yıllardır telekom sektörü ve Türk Telekom (TT) konusunda çalışmalar yapan ve pazarı yakından takip eden bir uzmanla konuştuk. Accenture Danışmanlık Telekomünikasyon Kıdemli Müdürü Nurtaç Ziyal, telekom sektörünün bugünkü durumunu ve geleceğini analiz etti. Türk Telekom’un bu gelişmelerde alacağı yeri değerlendirdi.  
 
Nurtaç Ziyal, özelleştirmeden sonraki ortamın beklendiği kadar serbest bir ortam olmayacağını söylüyor. Ziyal, “Yeni oluşacak ortamın, sektörün sağlıklı büyümesini gözetmek için, kısmen kontrollü olacağını tahmin ediyorum” diyor. Devletin kaynaklarının korunması için de tamamen bir serbestlik söz konusu olmayacağını ifade eden Ziyal, belirli bir denetim mekanizması olacağını ve denetimi tamamen bağımsız bir kuruluşun üstleneceğini söylüyor.  
 
Nurtaç Ziyal’in Türk Telekom’u, Türkiye’de telekom sektörünün geldiği noktayı ve 2004 yılında beklenen özelleştirmeden sonra oluşacak yeni pazar konusundaki tespitlerini başlıklarla şöyle sıralamak mümkün:  
 
Türk Telekom pazarının yeri  
 
Bugün Türkiye telekomünikasyon pazarı, nüfus ve iletişim hizmetlerine talep gösteren genç nüfusun, toplam nüfusa oranının büyüklüğü ile Avrupa’nın en cazip pazarı durumunda. Aynı zamanda da 80’lerden bu yana telekom altyapısının geliştirilmesi ve sayısallaştırılmasında önemli adımlar atmış olmasına rağmen, Avrupa’da henüz özelleşmemiş tek telekomünikasyon pazarı.  
 
Türkiye’de pazar temel olarak sabit hatlı iletişim hizmetleri, mobil hizmetler, internet, kablo iletişim hizmetleri, dijital televizyon ve geniş bant hizmetlerini kapsıyor. Bunların içerisinde talep en fazla sabit  hatlı iletişim hizmetlerinde yoğunlaşıyor. Türkiye, bu pazarda  
abone sayısına göre dünyada 14’üncü, gelire göre 29’uncu ve kişi başına düşen ortalama kullanım ücretleri diyebileceğimiz ARPU’ya göre (Avarage Revenue Per User) ise 229’uncu sırada yer alıyor. Abone sayısı yüksek olmasına rağmen gelirlerin azlığı, tamamen Türkiye’nin ekonomik durumundan kaynaklanıyor. Bugün kişi başına aylık telefon ücreti sadece 25 milyon lira.  
 
2005 yılında neler olacak?  
 
Türk Telekom, teknoloji alanında başarılı bir şirket. Tekel olmasından dolayı bugüne kadar müşteri tarafına odaklanamadı. Telekom sektörü de aynı nedenlerle gereken büyüklüğe ulaşamadı.  
 
2005 yılının sonuna kadar kurumsal sabit telefon pazar büyüklüğünün yüzde 7 büyümesini bekliyoruz. Bireysel mobil iletişim pazarının aynı dönem sonunda 4.5 milyar dolara ulaşmasını, yani sabit hatlı telefon pazarının 3,5 katı olmasını tahmin ediyoruz. Mobil iletişimde penetrasyonun yüzde 45’e kadar çıkmasını bekliyoruz. İnternet pazarının ise 1 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor.  
 
Bir diğer hizmet alanı olan veri iletişim alanında ise abone sayısı çok az. Türkiye mobil iletişim pazarı gelişmekte olan ülkeler arasında en yüksek penetrasyona sahip. Aynı zamanda en hızlı gelişen ülke. Ancak, yine bu alanda Avrupa Birliği ortalamasının ise oldukça altında. Pazardaki oyuncu sayısı da oldukça fazla. Aycell ve Aria’nın birleşmesi sektörü oldukça rahatlattı. Abone sayısı ortada. Bu nedenle çok oyuncu kârlılığı azaltıyor.  
 
İnternet penetrasyonu da Avrupa’ya göre oldukça düşük. Geniş bant ve DSL hizmetleri henüz çok fazla yaygın değil. Önümüzdeki dönem bu hizmetlerin çok daha yaygın bir kullanımı olacak. Diğer yandan sabit hatlı telefon bireysel müşteri pazarında, herhangi bir gelir artışı beklenmiyor.  
 
Pazarın öne çıkan oyuncuları  
 
Türkiye’de mobil telekom pazarında yeni oyuncular için çok fazla yer yok. Hali hazırda dört olan oyuncu sayısı bile konsalidasyonla üçe indi. Pazar rahatladı, daha anlamlı hale geldi. Yeni bir oyuncu girmesi söz konusu değil. Girse bile kârlı olmayacaktır.  
 
Dijital yayıncılık ve kablolu TV alanında Türk Telekom'dan başka bugün Digitürk, Topaz, Aktif Kablo, Ultra, Star Digital gibi oyuncular var. Geniş bant ve DSL hizmetleri sadece Türk Telekom tarafından veriliyor.  
 
Broadband hizmetleri bugün çok fazla yaygın değil. Bu nedenle özelleştirmeden sonra da önümüzdeki 2-3 yıl içerisinde pazarda çok sayıda yeni oyuncu olmayacağını düşünüyorum. 2-3 yıl sonra dijital yayıncılık yaygınlaşacak, pazar o zaman büyüyecek.  
 
Telekom liberal pazara hazır mı?  
 
Türk Telekom (TT), Türkiye'de telekom sektörünün en büyüğü. Bu konumunu önümüzdeki dönem de koruyacak. Bugün sabit hatta yönelik talebin yüksek olmasında Türk Telekom'un altyapı yatırımlarının çok büyük etkisi var. Türk Telekom, Türkiye'nin her yerinde altyapı hakimiyetine sahip. Bu hakimiyeti özelleştirmeden sonra da devam edecek. Perakendede yoğun rekabet ile karşılaşsa da altyapı sağlayıcı olarak pazardaki hakimiyetini sürdürecek.  
 
Hazır olmayı rekabete açıldıktan sonra da ciddi bir pazar payına sahip olmak ve kârlılığını korumak olarak anlıyoruz. Bu anlamda Türk Telekom özelleştirme sonrası için hazırlıklarını henüz tamamlamadı. Altyapı konusunda çok büyük bir güce sahip. Öyle ki, dünyadaki telekom şirketlerinden daha yeni teknolojileri kullanıyor.  
 
Ancak, diğer yandan müşteri hizmetleri, müşteri yönetimi, satış ve pazarlama, süreç otomasyonu, maliyet tabanlı süreç yönetimi, insan kaynakları sistemleri, yeni hizmet geliştirme gibi konularda hala eksikleri var. Türk Telekom'un rekabete hazır olabilmesi için, bütün bunları, yani bu boyuttaki rekabete hazır herhangi bir şirketin sahip olması gereken yönetim unsurlarını yerine getirmesi gerekiyor.    
 
Sırada yeni hizmetler var  
 
Öncelikle broadband konusunda önemli gelişmeler izlenecek. İnternete her yerden, lokasyon bağımsız olarak bağlanabileceğiz. Ayrıca, hız da artacak. Hız artınca, kullanım alanı ve internet kullanımı yaygınlaşacak. Hemen sonrasında uzaktan eğitim, alışveriş, finansal hizmetler, danışma-cevap alma gibi interaktif hizmetler artacak.  
 
Tüm bunların gerçekleşmesi için önümüzde yaklaşık 2-3 senelik bir süre var. Bu 2-3 yıl içerisinde sabit hat ve mobil veri hizmetlerin  kullanımı da artacak. Mobil telefonların 2005'te en yaygın erişim aracı olması bekleniyor. Kullanıcılar mobil telefonlar aracılığıyla istedikleri yerde ve zamanda içeriğe ulaşabilecekler.  
 
Dijital TV aracılığıyla internet erişimi Avrupa ve ABD'de hızla yaygınlaşıyor. Dijital TV interaktif hizmetlere erişim için kullanılan en büyük pazar konumunda. Diğer yandan 2.5 ve 3G teknolojileri ile sağlanan değer ve hizmet kalitesi artacak. Örneğin, cep telefonu ile bankacılık, haber içeriği, internet, eğlence, rezervasyon, kişisel verilerin yönetimi, alışveriş gibi hizmetler rahatlıkla sağlanabilecek.Yeni nesil broadband’in global olarak 150 milyon doların üzerinde bir verimlilik artışı sağlayacağını bir araştırmamızda belirledik.    
 
Yatırım cephesinin analizi  
 
Türk Telekom bu konuda gerekeni yaptı. Yatırım büyük ölçüde yeterli. Sektörün zaten yeni altyapı yatırımlarından kaçınması lazım. Dünyadaki örnekleri gördük, başarılı olamadılar. Bundan sonra artık hem kamu hem özel sektör açısından mevcut altyapının kiralama-lisanslama yoluyla kullanılması daha kârlı olacaktır.  
 
Yatırımlar daha çok hizmet çeşitliliğinin artırılması ve müşteri hizmetleri alanlarında olacak. Ayrıca, rekabet daha çok fiyat üzerine yoğunlaşacağı için, firmalar maliyetlerini düşürecek verimlilik projelerine ağırlık verecekler.  
 
Pazarda, Vodafone, Orange, Deutche Telecom gibi, dünyanın dev telekom şirketlerinin yatırımları olacak. Telia ve Telecom Italia'nın hali hazırda pazarda yatırımları var. Onların da mevcut yatırımlarını geliştirmeleri için fırsatlar olacaktır. Türkiye'den ise Koç, Sabancı, Oyak ve Doğuş'un pazara girmesini bekliyoruz. Daha önce de ifade ettiğim gibi, yerli gruplar pazarda daha baskın olacak.  
 
Dünyada öne çıkan yeni trendler  
 
Dünyada telekom sektöründe ciddi bir kriz yaşandı. Oyuncuların bazıları pazardan çekildi, bazıları konsolide oldu. Hizmetler 1980'lerden beri çeşitlenmeye başladı. 1990'lardan beri özelleştirme çalışmaları başladı ve büyük başarılar sağlandı.  
 
Burada Türkiye'deki özelleştirmenin Avrupa'daki özelleştirmeler kulvarında olduğunu söylemekte fayda var. Gelişmekte olan ülkelerde telekom özelleştirmeleri büyük ölçüde, kârlı olmayan operatörleri bünyeden çıkarıp devlete fayda sağlamak için yapılıyor. Türkiye'de böyle değil.  
 
Bir kere Türk Telekom kârlı bir şirket. Bizde özelleştirmenin amacı hizmet kalitesinin ve çeşitliliğinin artırılması, maliyetlerin düşürülmesi ve sektörün büyümesi olmalı. Bu nedenle de daha çok gelişmiş ülkelerdeki telekom özelleştirmelerine benzetmek daha uygun.  
 
Dünyadaki eğilimlere bakmaya devam edersek, teknoloji tarafında ses ve verinin birleştiği teknolojiler ön plana çıktı. Dijital ses sistemlerine geçiş oldu. Japonya ve Kore'nin öncülüğünde broadband teknolojisinde ciddi gelişmeler yaşandı. Regulasyon tarafında da önemli tecrübeler yaşandı. Fiyatlar büyük ölçüde düştü. Mobil hizmetler sabit hat ücretlerinin yerini almaya başladı.  
 
“SESSİZ TİCARET BAŞLAYACAK”  
 
“Sessiz ticaret” (Silence commerce) diye adlandırdığımız, insan müdahalesi olmadan gerçekleşecek ticaret gelecekteki en büyük yeniliklerden biri olacak. Sessiz ticaret uygulamaları, gelir artışı, maliyetlerin azaltılması, daha aza işletme sermayesi gereksinimi gibi, global ekonomiyi canlandıracak gelişmeler sağlayacak. İnternet hizmetleri bir diğer trend olacak. Gelişmiş network ve uygulamaların sanal tedariği gene global ekonomiye büyüme potansiyeli sağlayacak. Bilgi işlem departmanları internet hizmetlerini bazı dahili kullanımdaki uygulamalarını ticarileştirmek ve böylece kendilerini birer kâr merkezi haline çevirmekte uygulayacaklar. Mobil telefonlar, POS’lar, PDA’ler gibi, mobil iletişim araçlarının kullanımı da gelecekte önemli ölçüde artacak. 2003 yılı sonunda 1 miyar mobil aracın kullanılacağını tahmin ediyoruz. Dijital içerik hizmetleri de şirketlerin fikri varlıklarını ticari anlamda daha iyi değerlendirmelerini ve gelir elde etmelerini sağlayacak. Kurumsal bilginin oluşturma maliyetini azaltacak.  
 
Network üzerinden ticaret ise kurumlar arası ticarette maliyetleri düşürüp hız kazandıracak. Çalışanlar ve şirketler arasındaki işlemler ve bilgi alışverişi gerçek zamanlı olarak yapılacak ve tedarikçiden müşteriye uzanan işlemler zinciri elektronik olarak gerçekleşecek. Bu işlemleri gerçekleştirme maliyeti düşerken işlem kalitesi ve bilginin daha verimli kullanımı sağlanacak”.  
 
ÖZELLEŞTİRME NE GETİRECEK?  
 
10 YILLIK SÜREÇ
 
 
Özelleştirme takvimi aslında 10 yıllık bir süreci gösteriyor. Sadece son yıllarda özelleştirme konusunda izlenen kararlı politikalar süreci hızlandırdı. Rekabeti teşvik etmek, sektörü rekabete hazırlamak için çalışmalar yapıldı. Türk Telekom bu süreçte altyapıya çok büyük yatırımlar yaptı. Hizmet kalitesinde attığı adımlar büyük olmadı ama altyapıyı bundan sonraki sürece hazır hale getirdi.  
 
BÜYÜK GRUPLAR GELECEK  
 
Büyük gruplar çok önemli çalışmalar yaptılar. Özelleştirme sonrası sektöre girebilmek için hazırlandılar. Bütün bu çalışmalar 2004 yılında özelleştirmeden sonra gün ışığına çıkacak. Özelleştirmede iki ana hedef var. Bir tanesi hizmet kalitesinin artırılması, fiyatların düşmesi. Bu hedef ekonomiyi canlandıracak bir hedef. Diğeri ise devletin bütçesine katkı sağlanması. Krizden sonra bu ikinci hedef önemini büyük ölçüde yitirdi. Özelleştirmenin cazibesi azaldı. Özelleştirme sonrası yabancı yatırımcının ilgisinin artık daha az olması bekleniyor. Yerli yatırımcılar daha ön planda olacak. Bazıları şimdiden telekom şirketlerini kurdular. Bugün rekabetin açık olduğu noktalarda sınırlı da olsa hizmet veriyorlar.  
 
KÂRLI VE REKABETÇİ OLACAK  
 
Burada artık ikinci hedefe odaklanmak gerekiyor. Beklentimiz yeni oyuncularla birlikte Türkiye'de telekom pazarının daha kârlı ve rekabetçi olması yönünde. Ancak şunu da belirtmekte fayda var, pazarda çok sayıda oyuncudan ziyade birkaç tane büyük grubun olmasını bekliyoruz. Çok sayıda oyuncu pastadan alınacak payı küçültecek, kârlılığı azaltacaktır. Diğer yandan tam regule bir pazar da görmeyeceğiz. Pazarın sektörün sağlıklı büyümesini gözetmek için, kısmen kontrollü olacağını tahmin ediyorum. Hem devletin kaynaklarının korunması hem sektörün düzenli ve sağlıklı olması açısından tamamen bir serbestlik söz konusu olmayacak. Bir denetim mekanizması olacak ve denetimi tamamen bağımsız bir kuruluş üstlenecek.  
 
 
 
 
 
 

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz