"Kapitalizmin uzun vadede geleceği"

İş dünyasının liderleri bugün bir tercih yapmak zorunda: Ya sistemde kendileri bir reform yapacaklar ya da devletin uygulamaya aldığı düzenlemeleri sessizce izleyecekler

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Kapitalizmin uzun vadede geleceği


Günümüz yönetici kuşağının karşısına çıkan en önemli sorun, yakın geçmişte finansal sistemin erimesiyle ardından gelen büyük durgunluk olmuştu ve olmaya da devam edecek. Bugün en kötü senaryo geride kalmış gibi görünüyor ve derin bir gevşeme duygusuyla birlikte iş dünyasında alışıldık konforuna geri dönme arzusu gözlemleniyor. Ancak bu seçenek dahilinde bile değil. Son üç yıl içinde zaten çok sayıda ülkede uygulanan popülist politikalarla patlayan sosyal huzursuzluklar ve global yönetim sistemlerinde gözlenen ciddi sıkıntılarla birlikte gelişmiş Batı ile gelişmekte olan Doğu arasındaki güç dengesindeki değişiklikte dramatik boyutta bir hareket yaşandığını görmüştük. Krizin yan etkileri sürdükçe jeopolitik alandaki rekabetlerin, yeni uluslararası güvenlik tehditlerinin ve ticaret, göç ile kıt kaynaklar üzerinde artan rekabetin kızıştığını görme ihtimalimiz çok yüksek. Oysa iş dünyasının liderleri bakımından bu krizin enmantıklı sonucu, kapitalizmin kendisine meydan okunuyor olmasıdır. Aslında bu meydan okuma Büyük Buhran'ın ardından çıkmamıştı. İş dünyasına olan güvenin on yıldan uzun bir süre önce tarihsel dip seviyelerinde süründüğünü unutmayın. Ancak kriz ve onun körüklediği kamuoyundaki kızgınlığın artmasıyla iş dünyasıyla toplum arasındaki sürtüşme de şiddetlenmişti. Artan gelir eşitsizliği gibi süregelen sorunlarla ilgili endişenin üzerine bugün bir de yüksek işsizlik oranları, artan bütçe açıkları ve çok sayıda diğer sorunla ilgili anlaşılır bir kızgınlıkla karşı karşıyayız. Sistemi yıkabilecek bir başka olayı engellemek ve şirketlerin daha da derinlerine nüfuz edecek kontroller uygulamaları yönünde hükümetlerin maruz kaldıkları baskılar da giderek artıyor. Burada benim amacım, global büyümenin yeniden başlamasına yardımcı olmaya çalışan politika yapıcıların eylemleri hakkında bir başka değerlendirme daha yapmak değil. Erişmek istediğim dinleyici kitlem, iş dünyasından yakından tanıdığım şirket liderleridir. Nitekim krizden önce ve sonra ters giden şeylerin çoğu şirketlerdeki yönetim, karar verme ve liderlik başarısızlıklarından kaynaklanmıştı. İşte bizim kendi başımıza çözebileceğimiz ve çözmek zorunda olduğumuz bu başarısızlıklardır. Şu anda halen sürdürülmekte olan 18 ay önce başlatılmış bir araştırmada, yer kürenin dört bir yanından 400'den fazla iş dünyası ve hükümet lideriyle toplantılar yaptım. Her iki taraftaki belirli seviyelerdeki düş kırıklıklarına rağmen bu sohbetler benim, bu iki grubun da kapitalizmin halen refah ve daha da önemlisi istihdam yaratılması için gelmiş geçmiş icat edilmiş en güçlü motor olduğu ve olmaya devam edeceği yönündeki inancı paylaştıklarını düşünmemi sağlayan kuvvetli algımı daha da güçlendirdi. Aynı zamanda kriz boyunca ortaya saçılan temel sorunların çözülemeyeceği ve sistemin tekrar kapitalist sistemle bütün vatandaşlar arasındaki sosyal sözleşmenin yıkılmasının önüne geçemeyerek öngörülemeyen ama oldukça sert hasarlarla yüzleşilebileceği gibi endişeler de yok değil. Bu diyaloglar sayesinde kafamda en çok netleşen husus ise iş dünyası liderlerinin, benim çeyrek dönemlik kapitalizm dediğim kavramdan uzun vadeli kapitalizme doğru geçişi başaracak şekilde gösterecekleri liderlik performansıyla köklü bir reform yapılması gerekliliği oldu ("Uzun vade"nin kabaca bir tarifi olarak kâr edebilen yeni bir şirketin kurulması ve gerekli yatırımlar için McKinsey araştırmalarının önerdiği en azından 5-7 yıllık bir zaman zarfı anlaşılmalıdır).

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz