"Projeksiyon"

ALKOLLÜ İÇECEK YIL OLUMSUZ BAŞLADI Alkollü içecek sektörü bu yıla olumsuz gelişmelerle başladı. Önce ÖTV artışı, ardından sahte rakıdan gelen ölümler pazarın da büyük darbe yemesine neden oldu. T...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Projeksiyon

ALKOLLÜ İÇECEK

YIL OLUMSUZ BAŞLADI

Alkollü içecek sektörü bu yıla olumsuz gelişmelerle başladı. Önce ÖTV artışı, ardından sahte rakıdan gelen ölümler pazarın da büyük darbe yemesine neden oldu. Türkiye’de son 3 yılda alkollü içkilerden alınan vergiler 8 kez artırıldı. Artışların 4’ü son 1,5 yıl içinde gerçekleşti. Bu artışlar sonrasında Türkiye, Avrupa’nın alkolden en çok vergi alınan ülkelerinin başında yer aldı. Son vergi artışlarından sonra, içki şirketleri fiyatlarını yaklaşık yüzde 20 oranlarında artıracaklarını açıklamaya başladı.

Diageo Pazarlama Direktörü Arek Melemetçi, “Sektörde en büyük tehdit alkoldeki vergi oranlarının yüksekliği. Türkiye şu anda Avrupa’nın en yüksek vergi oranlarından birine sahip. Bu sebeple tüketici fiyatları Avrupa’ya göre 1,5 ila 2 katı arasında değişiyor. Bu da pazarın gelişmesi önünde büyük bir engel oluşturuyor” diye konuşuyor.

Geçen yıl da pazardaki büyüme düşük oranda gerçekleşti. Toplam pazar 2003 yılına göre yüzde 4 büyüdü. Bu oran da temel olarak sektörün yüzde 91’ini oluşturan bira ve şarap kategorilerinin yüzde 5 oranında büyümesi sonucu ortaya çıktı. 2003’te 689 milyon litre civarında olan tüketim, geçen yıl yaklaşık 724 milyon litreye çıktı. 2003 yılında 48 milyon 600 bin litre olan şarap tüketimi de geçen yıl 51 milyon litreye ulaştı. Bunun yanında rakı pazarı yüzde 10 daraldı. Votka pazarı yüzde 5 küçülürken, cin ve likör kategorileri yüzde 10 düşüş gösterdi. Viski pazarı da yüzde 28 oranında daraldı.

Arek Melemetçi, “2004 yılında ithal ürünlerin pazar payını artırdığını görüyoruz. Bunun önümüzdeki yıllarda da devam etmesini bekliyoruz. Viskide ise premium viskinin payının artacağını öngörüyoruz” tahminini yapıyor.

AYAKKABI

SEKTÖR İHRACATTA ZORLANIYOR

Hedefini ihracatı artırmak olarak belirleyen ayakkabı sektörü, dış pazarlarda zorlanıyor. Türk Lirası’na dayalı girdi maliyetleri artarken döviz kurunun düşmesi ihracatı olumsuz etkileyen en önemli faktör.

Türkiye Ayakkabı Sektörü Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (TASEV) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyükekşi, şu değerlendirmeleri yapıyor:

“2004 yılına başlarken, ümidimiz ve hedeflerimiz geçen yıllarda elde ettiğimiz başarılardan daha iyi olması idi. 12 aylık ihracat rakamlarımıza baktığımızda 210 milyon dolarlık ayakkabı ihracatı elde ettiğimizi görüyoruz. Ancak, 2004 yılı içersinde yüzde 33,7’lik genel ihracat artışı içinde Türk ayakkabı sektörü yüzde 12’lik bir ihracat artışına sahip. Çin ve Uzakdoğu’dan yapılan ithalattaki artışın ayakkabı üreticimizi olumsuz yönde etkilediği bilinen bir gerçek. Özellikle ayakkabı sektörünün temsilcileri ve DTM İthalat Genel Müdürlüğü ile, 2004 yılında iki kez referans fiyatlarının artırılması konusunda çalışmalarımız oldu. Gümrük Müsteşarlığı ile yapılan çalışmalar sonrasında, ayakkabı ithalatının 3 gümrük kapısından girişine izin verildi. Böylece 2004 yılında ithalat miktar bazında sadece 10 arttı. Bu durum yapılan çalışmaların faydasını gösteriyor.”

Yapılan çalışmalar sonucu bu yılın başı itibariyle referans fiyatları yüzde 20 oranında artırıldı. Sektörün beklentisi Uzakdoğu’dan yapılan ithalatı azaltacak olan referans fiyatlardaki yüzde 20’lik artışın yıl sonunda da tekrarlanması.

Bu yıl da sektör açısından durgun başladı. Büyükekşi, yılın ilk 2 ayında geçen yılki durgunluğun etkilerinin devam ettiğini söylüyor. Ancak yıl sonu hedefi, daha önceden hedeflenen ihracat rakamını tutturmak. Nisan ayında piyasada hareketlenme bekleyen sektör, 240 milyon dolarlık ihracat öngörüyor.

HAZIR BETON

SEKTÖR TOPARLANMA SÜRECİNDE

Hazır beton sektörü, ardı ardına yaşanan krizlerin sonrasında 2004 yılında bir toparlanma süreci yaşadı. Hükümetin toplu konut projelerine önem vermesi ve beklemede olan projelerin hayata geçirilmesiyle sektör yeniden hareketlendi. Öyle ki,  2004 yılında bankalar tarafından kullandırılan konut kredileri yüzde 185,6 oranında arttı.

Yaşanan bu gelişmeler ışığında sektör, 2004 yılını yaklaşık yüzde 18 oranında bir büyüme ile kapattı. 2003 yılında yaklaşık 26 milyon metreküp olan üretim, geçen yıl yaklaşık 32 milyon metreküp düzeyine çıktı. 

Ancak Türkiye’de henüz hazır beton kullanımı gelişmiş ülkelere göre oldukça geride. Bu nedenle de büyük bir potansiyel taşıyor. Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Genel Sekreteri Ferruh Karakule, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında hazır beton sektörünün ulaşması gereken yıllık üretim miktarını 50 milyon metreküp olarak gösteriyor. Sektörün bu büyüme trendini sürdürmesi halinde, yatırımların artmasına paralel olarak 10 yıl içinde bu rakamı yakalayacaklarını düşüncesini de dile getiriyor.

Son yıllarda büyük bir gelişme gösteren sektör, teknoloji ihracatına da başladı. Bundan 20 yıl önce Avrupa'dan ithal edilen makine teknolojisini özellikle son 5 yılda geliştiren hazır betoncular, teknolojiyi satar hale geldi. Irak başta olmak üzere, Afganistan, İran, Suriye ve Rusya gibi komşu ülkelere hazır beton teknolojisi veren firmalar, geçen yıl 100 milyon dolarlık bir ihracatın altına imza attı. Önümüzdeki 5 yılın sonunda yıllık 500 milyon dolarlık hazır beton teknolojisi ihracı planlanıyor.

Sektörde büyümenin süreceği öngörülüyor. Ekonomide ve siyasal ortamda yaşanan olumlu gelişmeler sayesinde inşaat ve ona bağlı  hazır beton sektörünün yakaladığı yükseliş trendi sürecek. Sektörün büyüme trendini sürdürmesi halinde, 10 yıl içinde 50 milyon metreküplük kullanım rakamının yakalanması bekleniyor.

OTOMOBİL

İÇ TALEPTE DARALMA SÜRECEK

Otomobil satışları geçen yıl 2 katına çıktı. 451 bin adedin üzerinde otomobil satıldı. Üretim 447 bini, ihracat da 305 bin adedi aştı. Ancak rakamlardaki artış yılın ilk yarısında sağlandı. Artış süreci yılın ikinci yarısında durdu. Bunun nedeni de kur ve faizlerde dalgalanmanın yanı sıra gerçekleşen ÖTV artışı.

Ford Otomotiv Pazarlama Müdürü Özgür Yücetürk, şu değerlendirmeleri yapıyor: “Geçen yıl, son 10 yıllık süre içerisinde 2000 yılından sonra elde edilen en yüksek pazar büyüklüğüne ulaşıldı. 2003 yılında otomobil pazarının 227 bin 300 adet olduğunu göz önüne aldığımızda, pazarın o yıla göre nerdeyse 2 kat arttığını söylemek mümkün. Bunun sebeplerini incelediğimizde, 2003 yılının ikinci yarısından itibaren ekonomide yaşanmaya başlayan olumlu gelişmelerin, pazardaki talebin özellikle 2004 yılının ilk 6 ayında artışına neden olduğunu görüyoruz. Ancak 2004 mayıs ayında hurda araçlara ilişkin teşvikin yarıya düşürülmesi, sonrasında kurlar ve faizlerde yaşanan dalgalanma ve son olarak da kasım ayında ÖTV oranlarında yaşanan artışın da etkisiyle göreceli olarak senenin ikinci yarısında talepte daralma yaşandı.”

Bu yıl da, geçen yılın ikinci yarısında yaşanan talep daralmasının devam edeceği düşünülüyor. Geride bırakılan 2 aylık rakamlar da bunu doğrular nitelikte. Yılın ilk 2 ayında satılan toplam otomobil rakamı 32 bin 700 adet düzeyinde. Bu da pazarın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35 daraldığını gösteriyor.

Özgür Yücetürk, ilk 2 aylık rakamlardan yola çıkarak pazarın yılı daralmayla kapatacağı tahminini dile getiriyor. Yücetürk, “Buna göre 2005 yılında pazarın 2004 yılına göre yaklaşık yüzde 15-20 daralarak yaklaşık 375 bin seviyelerinde gerçekleşeceğini düşünüyoruz” açıklamasını yapıyor.

TEMİZLİK MADDELERİ

YOĞUN REKABET DÖNEMİ

ACNielsen ölçümlerine göre geçen yıl, deterjan, temizlik ve koruma maddeleri pazarı, tonajda yüzde 17, ciroda ise yüzde 15 büyüme kaydetti. Ancak yıl içinde fiyatların ortalama yüzde 2,4 oranında azaldığı görüldü. Bu da sektörde yoğun bir rekabetin varlığını ortaya koydu. Sabun ve Deterjan Sanayicileri Derneği Genel Sekreter Vuranel C. Okay, bu durumun 2001 krizinin etkilerinin hala sürdüğünü gösterdiğini kaydediyor. Okay, şu açıklamaları yapıyor:

“2001 kriziyle daralan piyasada oyuncular pazar payı kaybını önlemek için yoğun bir rekabete girmiş, daralan pazar içindeki paylarını kaybetmemek için hem fiyat düşürmüş, hem de ucuz ürünleri ön plana çıkarmışlardı. Bu hamlenin paralelinde firmalar kendi maliyetlerini de sıkı bir şekilde inceleyerek mümkün olan her şekilde tasarrufa gitmek suretiyle fiyattaki düşüşleri desteklemeye çalışmışlardı.”

Bu hamleler, kısmen kalıcı maliyet düşüşleri olarak şirketlerin rekabetine katkı sağlarken, kâr marjındaki düşüşler de pek çok firmanın 2004 yılını kârsız kapatmasına neden oldu. Bu durumda 2004 yılının hakim özelliği; artan satış hacmi, düşen fiyatlar, genelde zarar eden üretici firmalar olarak görülüyor.

Ekonomide yaşanmakta olan istikrar, sektöre olumlu etki yaptı. Yoğun rekabetin temelinde yatan da olumlu beklentiler. Ancak, ekonomideki istikrar sağlanmış olmasına rağmen beklentilerdeki kırılganlık devam ediyor. Cari açık, doların değer kaybetmesi, petrol fiyatlarındaki artışın sürmesi, AB sürecinde yeni olumlu gelişmelerin devam etmemesi kırılganlığın altında yatan nedenler. Temizlik maddeleri sektörü bu olumsuzluklar ve gelişmelerin iyi yönetilmesine paralel olarak büyüme beklentisinde.

Tonaj olarak eski seviyelerini yakalayan sektörün bu yıl, öncelikle kârlılığın sağlanmasına özen göstermesi bekleniyor. 2005 yılında sektörde ciro olarak yüzde 3-5 arasında artış olacağı düşünülüyor.

SALÇA

ÜRETİM HASAT YÜZÜNDEN DÜŞTÜ

Türkiye, dünyanın ilk 5 büyük salça üreticisi ülke arasında yer alıyor. Türkiye’nin toplam salça üretiminin ortalama yüzde 40-45’i iç pazarda tüketilirken, yüzde 55-60’ı ise ihraç ediliyor. Türkiye’nin yıllık domates salçası ihracatı, ortalama 130 bin ton.

Salça, mevsimsel üretimi olan bir ürün. Temmuz itibariyle başlayan üretim sezonu, ekim ayına dek sürüyor. Bu dönemde üretilen domates salçası ise, bu dönemi takip eden ocak-temmuz aylarında satışa sunuluyor. Dolayısıyla, 2005 yılında salça pazarındaki hareketler, 2004 yılı üretim sezonuyla çok yakından ilgili. Birçok meyve ve sebzenin hasat verimliliği, olumsuz hava koşulları nedeniyle, 2004 yılında beklentilerin altında kaldı. Bu nedenle girdi maliyetleri arttı. Söz konusu etkenler, dolayısıyla, salçanın ana hammaddesi olan domates hasadındaki düşüşe paralel olarak salça sektöründe üretim miktarları, 2004 yılında bir önceki yıla göre düştü. Böylece 320 bin ton salça üretilen 2003 yılına göre, 2004 yılındaki salça üretim miktarları, 270 bin ton olarak sonuçlandı.

Öte yandan, rekabetin yoğun yaşandığı perakende kanalında salça pazarının büyüklüğü, 2004 yılında bir önceki yıla göre; tonaj bazında yüzde 17,6, ciro bazında ise yüzde 32 oranında artış kaydetti.

Tukaş Genel Müdürü Ahmet Uysal, “Azalan salça üretimi nedeniyle taleplerin yeterli düzeyde karşılanamaması, stokların piyasaya sürülmesine yol açtı. Bu nedenle, salçada 2005 yılında ürün fiyatlarında artış bekliyoruz” diyor.

Bu yıl ayrıca pazarda büyüme bekleniyor. Bunun nedeni de salçanın yemek kültürümüzdeki temel girdilerin başında gelmesi ve evde yapımının giderek azalması. Bu durum pazarın geçen yılki büyümenin aşılabileceğini gösteriyor.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz