"Projeksiyon"

MİNİBÜS ÜRETİM ARTACAK İHRACAT AZALACAKOtomotiv sektörü 2005 yılını yüzde 6 üretim artışıyla kapattı. Toplam satışların artışı ise yüzde 2’de kaldı. Otomotiv Sanayii Derneği’nin (OSD) verilerine g...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Projeksiyon

MİNİBÜS

hedÜRETİM ARTACAK İHRACAT AZALACAK
Otomotiv sektörü 2005 yılını yüzde 6 üretim artışıyla kapattı. Toplam satışların artışı ise yüzde 2’de kaldı. Otomotiv Sanayii Derneği’nin (OSD) verilerine göre minibüs sınıfında ise 2005 yılında 26 bin 162 adet üretim ve 3 bin 720 adet ihracat gerçekleşti. Bu sonuçlar 2004 yılı ile karşılaştırıldığında üretimde yüzde 7, ihracatta ise yüzde 28 düşüşe karşılık geliyor.

İç pazara bakıldığında ise, 2005 yılında, maksimum 18 yolcu taşıma kapasitesine sahip 17 bin 950 adet ticari araç satıldığı görülüyor. 2004 yılında bu rakam 15 bin 390 adet olarak gerçekleşmişti. Bu rakamlar iç pazar satışlarının yüzde 17 oranında arttığını gösteriyor.

Karsan Genel Müdürü M. Can Karabağ, rakamları şöyle değerlendiriyor: “2005 yılı, minibüs sınıfında iç pazarda talebin artarak devam ettiği bir yıl oldu, ancak burada dikkat edilmesi gereken husus yüzde 17 seviyesinde artış kaydeden minibüs pazarında yerli araçların payının 2005 yılında yüzde 77’den yüzde 68’e düşmüş olması. Bu sınıfta ithal markalara artan talep dikkat çekiyor.”

Karsan’ın 2006 toplam pazar beklentileri olumlu. 2006 yılında 450 bin adedi otomobil olmak üzere, toplam 780 bin adetlik bir iç pazar hacmi tahmin ediliyor. Bu da geçen yılın rakamlarının aşılması demek.

Minibüste ise mevcut verilere bakılarak 2006 yılında iç pazarda 2005’e paralel veya yüzde 4-5 seviyesinde daha olumlu bir seyir bekleniyor. Karsan Genel Müdürü Can Karabağ, ihracatın 2005 yılı içinde başlayan yeni projelerle artış gösterdiğine dikkat çekerken, 2006 yılında yeni proje eklenmediği için ihracat artış hızının giderek düşmesini beklediklerini söylüyor. Karabağ, “Bu bilgiler doğrultusunda bakıldığında toplam üretimin 2005 yılına göre büyüme kaydedeceği aşikar” diye konuşuyor.

KİMYA

hedBÜYÜME BEKLENTİSİ YÜZDE 5-7 SEVİYESİNDE
Kimya sektörü yaklaşık 2 bin 500 çeşit ürün üretiyor. Sektör üretim, ithalat ve ihracat toplamında yaklaşık 25 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşmış durumda. Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği (TKSD) Başkanı Timur Erk, “Kimya, emek yoğun değil, sermaye yoğun bir sanayi dalı. Bu çerçevede yine de yaklaşık 40 bin kişi istihdam ediyor” diyor.

Türkiye’nin son 5 yılda depremle başlayan krizleri, kimya sektörünü de olumsuz etkiledi. 2002 yılı itibariyle düzene girmeye başlayan ekonomiyle beraber kimya da düzelmeye başladı. Bunun en temel nedeni de sektörün birçok sektöre ara malı üretmesi. Çünkü kimya sanayi diğer sektörlerin vazgeçemeyeceği girdileri üretiyor. 2003 yılında eksi büyüme hızlarından sonra yüzde 5’lik bir büyüme hızı yakalayan sektör, 2004 yılında yüzde 8 civarında, 2005 yılında ise yüzde 13 büyümeye ulaştı.

Timur Erk, “Türkiye’de üretilen kimyasal maddeleri ikiye ayırmak gerekiyor. Bunlardan birinci safta yer alanlar, ülkede bulunan yerli kaynaklara dayanıyor. İkinci safta yer alanlar ise yurtdışından getirilen hammaddelere dayalı olarak üretiliyor” diyor.

Genel olarak petrol, doğalgaz, mineraller ve bitkisel kökenli maddeler kimya sektörüne hammadde sağlıyor. Petrol, kimya sanayinin ana hammadde kaynaklarından birisi. Dolayısıyla ham petrol fiyatlarındaki artış kimyayı da etkiledi. Hatta deterjan sektöründe aktif madde için palm ve hindistan cevizi kaynaklı ana hammadde arayışlarına girildi. Bu konuda önemli araştırmalar yapılıyor. Petrol fiyatlarının artması, doğal olarak kimya sektöründe kullanılan hammaddelerin de fiyatlarını artırdı. Kârlılık oranları düştü. Örneğin BP, petrokimya tesislerini bu nedenle sattı.

Bu yıl sektörün hacminde büyüme bekleniyor. 2006 sonunda tahmin edilen büyüme oranı yüzde 5-7 düzeyinde.

FAKTORİNG

İLK YARI İÇİN OLUMLU TAHMİNLER
Faktoring sektöründe 2003 yılından bu yana süren hızlı gelişme 2005 yılında da devam etti. Faktoring Derneği üyesi kuruluşların 2005 yılının ilk 9 ayında elde ettiği ciro büyüklüğü 8 milyar 150 milyon dolara ulaştı. Bu rakam, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 31,4 oranında bir büyümeyi ifade ediyor. 2005 sonu itibariyle dernek üyeleri cirosunun toplamının 10-11 milyar dolara ulaştığı tahmin ediliyor. Faktoring sektörünün 2005 sonunda toplam
ciro büyüklüğünün ise 14 milyar dolara ulaştığı düşünülüyor.

AB ile tam üyelik müzakerelerinin başlamasına yönelik beklenti ile ortaya çıkan iyimser piyasa koşulları, ekonomik ve siyasi istikrar, uzayan vadeler, düşen kâr marjları ve 4 yıldır üst üste gelen büyüme sektörde öne çıkan gelişmeleri oluşturuyor. Ayrıca, YTL reel olarak değer kazanmasına rağmen, imalat sanayinin yakaladığı verimlilik artışı ihracata da yansıdı. Bu da ihracat faktoringinde de büyümeyi beraberinde getirdi. Yılın bir diğer önemli gelişmesi de faktoring şirketlerinin denetim ve gözetiminin Hazine’den BDDK’ya geçmiş olması.

Sektörün 2006 yılında 2005’ten daha yüksek bir oranda büyüme sağlayacağı düşünülüyor. 2006 yılının ilk 6 aylık döneminde sektör cirosunun bir önceki yıla göre yüzde 35 düzeyinde artarak 9 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşması bekleniyor. Faktoring açısından 2006 yılında inşaat sektörü büyük bir potansiyel olarak görülüyor. Enerji sektöründe de ciddi bir artış bekleniyor.

İlk yarı için beklenen yüzde 35 düzeyindeki ciro artış oranının yılın tamamında da tutturulacağı tahmin ediliyor. Bu artış oranına ulaşılması halinde sektörün toplam ciro büyüklüğü 2006 sonu itibariyle 19 milyar doları bulabilecek. Bu rakam 20 milyar dolarlık psikolojik sınıra ulaşılması bakımından da ayrıca önem taşıyor.

ALÜMİNYUM

hedSEKTÖR İHRACAT ATAĞINA GEÇTİ
Alüminyum sektörü son yıllarda büyüme trendine girdi. Özellikle Avrupa, Asya ve Afrika ülkelerine yapılan ihracat her geçen yıl artış gösteriyor. Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği (TALSAD) verilerine göre 2004 yılını ortalama yüzde 15’lik bir büyüme ile kapatan sektörün, henüz kesinleşmeyen verilere göre 2005 yılını da ortalama yüzde 11’lik bir büyüme ile kapattığı tahmin ediliyor.

Büyümedeki temel unsurların başında alüminyumun en çok kullanıldığı sektörlerden olan otomotiv, beyaz ve kahverengi eşya üretimindeki artışın yanı sıra yıl başından itibaren yeniden canlanan inşaat sektöründeki hareketlilik geliyor.

2004 yılında kişi başına yıllık 5 kilogram olan alüminyum kullanımının, 2005 yılı sonu itibariyle ise 5,5 kg düzeyine ulaştığı tahmin ediliyor. Avrupa ülkeleri ile karşılaştırıldığında Türkiye’deki alüminyum tüketiminin 5’te bir oranında olması, sektörde talebin, dolayısıyla üretimin artacağının göstergesi olarak değerlendiriliyor.

2005 yılında toplam alüminyum üretimi bir önceki yıla göre yüzde 6 artışla 538 bin tonu aştı. 2004 yılında 365 bin 128 ton olan tüketim ise 2005 yılı sonunda 390 bin ton seviyesine ulaştı. İhracat ise 2005’te yüzde 23 oranında artış gösterdi. Tüm alüminyum ürünleri bazında 2004 yılında toplam ihracat 212 bin ton iken 2005 yılında yüzde 18’lik büyüme ile 250 bin tona çıktı. Değer olarak da 2004 yılında 645 milyon dolar iken 2005 yılında bu rakam 795 milyon dolara ulaştı.

Önümüzdeki dönemde yurtiçi talebin inşaat sektöründeki hareketliliğe paralel olarak artmasına kesin gözüyle bakılıyor. Yurtiçi talepte ortalama yüzde 10’luk bir büyüme öngörülüyor. Üretimde yüzde 7-10 arası artış tahmin ediliyor.

AYAKKABI

hedSEKTÖR SORUNLARDAN KURTULAMIYOR
Türk ayakkabı sektörü, 90’lı yıllarda başladığı makine parkı yatırımlarını tamamladı. Şu anda Avrupa standartları yakalanmış durumda. Halihazırdaki üretim kapasitesi yıllık yaklaşık 500 çift olmakla beraber bu kapasitenin yarısından biraz daha azı kullanılıyor. Diğer yandan sektör, Uzakdoğu kaynaklı haksız rekabet, YTL’nin aşırı değerlenmesi gibi sorunlarla boğuşuyor.

2003 yılında 215 milyon çift ayakkabı üretimi yapılırken, 2004 yılında bu rakam 175 milyon çift ayakkabı ile sınırlı kaldı. Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) verilerine göre 2003 yılında 184 milyon dolar olan ihracat 2004’te 205 milyon dolara yükseldi. İthalat ise bu dönemde 191 milyon dolardan 303 milyon dolara çıktı. Ocak-ekim 2005 verileri ise ihracatta artışın yüzde 4 ile sınırlı kaldığını gösteriyor. 2004’ün ilk 10 ayında 179 milyon dolar olan ihracat, geçen yılın aynı döneminde 187 milyon dolara çıktı. İthalattaki artış oranı ise yüksek oldu. İthalat 10 aylık dönemde yüzde 41 artışla 382 milyon dolar seviyesine yükseldi. Böylece sektörün 2004 yılında 91 milyon dolar olan dış ticaret açığı Ekim 2005 itibariyle 195 milyon dolara kadar yükseldi.

Sektörün üretiminin düşmesinde en önemli nedenlerden biri, Rusya ve diğer BDT ülkelerinden gelen talebin aşırı daralmış olması. Bu ülkelerin gümrüklerinde yaşanan sorunlar ve Türkiye’deki enflasyon düşürme politikalarına bağlı olarak yaşanan talep düşmesi, diğer önemli nedenler. Üretimdeki bu azalışa neden olan en önemli faktörlerden biri ise, YTL’nin diğer para birimleri karşısında aşırı değerlenmiş olması. Bu durum sonucunda, ihracat yapan firmalar fiyat tutturmakta zorlanmaya ve yurtdışı müşterilerini ve pazarlarını kaybetmeye başladı.

Sektör tasarım ve kaliteyle zorlukları aşmaya çalışıyor. Ancak bu yıl da şartlar değişmediği sürece üretimde kayda değer bir artış beklenmiyor. Ayakkabıcılar ihracata ağırlık vermeyi hedefliyor.

HAZIR BETON

hedTÜKETİM MORTGAGE’LA DAHA DA ARTACAK
Ekonomide sağlanan istikrar ortamının korunması, konut kredilerinde faizlerin düşmesi ve vadelerin uzamasıyla birlikte inşaat yapımlarında yoğun artış meydana geldi. İnşaat sektörünün en temel kollarından biri olan hazır beton üretimi de yükselişe geçti. Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) verilerine göre 2005 yılının ilk 9 ayında gerçekleşen büyüme oranı inşaat sektöründe yüzde 19,7’ye ulaşırken, aynı dönemde hazır beton üretiminde bazı bölgelerde yüzde 5-25 oranında üretim artışı sağlandı. 2004 yılının ilk 9 ayında 28 milyon metreküp olan üretim 2005’in aynı döneminde 37 milyon metreküpe ulaştı. 2004 yılında 37 milyon metreküpün üstünde üretim yapan sektörün, 2005 yılını 45 milyon metreküpün üstünde üretimle kapatması bekleniyor.

Hazır beton kullanımının artmasının yanında kalitede de önemli gelişmeler oldu. Yüksek dayanım sınıfındaki betonların kullanım oranlarında da olumlu artışlar yaşandı. 1999 yılında toplam yüzde 41,2 olan C 20 ve üstü dayanım sınıfındaki betonların kullanım oranı, 2004 yılında yüzde 86,4’e yükseldi. Ancak Türkiye, C 30 dayanım sınıfı beton kullanımında yüzde 45,4 olan Avrupa ortalamasının hala gerisinde bulunuyor.

Türkiye tüketimde de gelişmiş ülkelerin gerisinde. THBB, Türkiye’nin altyapı yatırımlarına ağırlık vermesi ve yıllık hazır beton kullanımının en az 70 milyon metreküp seviyelerine çıkması gerektiğine dikkat çekiyor. Ayrıca üretimde kalite standardının sağlanması için de bir tebliğin yürürlüğe sokulması için çalışmalarını sürdürüyor.

Mevcut ekonomik ve siyasi gelişmelere bakıldığında, inşaat ve hazır beton sektörünün büyüme trendini koruyacağı ve 2006 yılında 50 milyon metreküpün üzerinde üretim yapacağı tahmin ediliyor. Yaklaşık 500 bin yeni konut ihtiyacının karşılanmasını sağlayacak uzun vadeli konut finansmanı sisteminin (mortgage) devreye girmesiyle yükselişin artarak devam etmesi bekleniyor.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz