"Projeksiyon"

Ambalaj Sağlıklı Yaşam Büyüme Getiriyor Avrupa Birliği uyum süreci, çevre ve sağlık koşullarına uygunluk ve global rekabetin daha da yoğun hissedilmesi ambalaj sektörünü de harekete geçirdi. Sekt...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Projeksiyon

Ambalaj

Sağlıklı Yaşam Büyüme Getiriyor

Avrupa Birliği uyum süreci, çevre ve sağlık koşullarına uygunluk ve global rekabetin daha da yoğun hissedilmesi ambalaj sektörünü de harekete geçirdi. Sektör son 5 yılda Türkiye ortalamasının yüzde 2-3 puan üzerinde büyüdü. 2007 yılında ise 5,7 milyar dolar büyüklüğe ulaştı. Bu büyüklük içinde ihracatın payı 1,9 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Ambalaj sektöründe kişi başına tüketim oranı, AB ülkelerinin 4’te 1’i kadar. Ancak dağıtım kanallarının bile marketleşmesi ve self servis alışveriş sisteminin gelişmesi ambalaj sektörünün büyümesinde çok önemli rol oynuyor. Sağlıklı yaşam bilincinin artması ve AB’ye uyum süreci ambalaj tüketiminin daha da artacağına işaret ediyor. Ambalaj Sanayicileri Derneği Başkanı Kurt Kuruç, sektörü şöyle değerlendiriyor:

“Üretimin AB ülkelerinin merkezine kayması ve yakın coğrafyamızdaki gelişen yeni pazarlar ambalaj sektörünün gelişmesindeki en büyük nedenler. Her geçen gün ağırlığını hissettiren küreselleşme şartlarında, sektörümüzdeki bir sonraki hamle için yeniden yapılanma ihtiyacı olduğu açıkça görülüyor.”

Bu yıl, sektörün yüzde 5 büyümesi öngörülüyor. İhracatın ise 2 milyar doları aşacağı tahmini yapılıyor.

Ketçap

Caterıng Ve Fast Food’la Büyüyor
2007’de 46,1 milyon YTL ciroya ulaşan perakende ketçap pazarı, geçtiğimiz yıla göre, cirosal olarak yüzde 18, tonaj olarak ise yüzde 14 oranında büyüme kaydetti. 2007 verilerine göre, ketçap pazarından acılı ketçap yüzde 41, tatlı ketçap ise yüzde 59 pay alıyor.

Perakende ketçap pazarındaki bu gelişmenin yanı sıra beslenme ve yemek kültüründe yaşanan değişimin etkisiyle ev dışı tüketim de artıyor. Fast food ve catering’in yaygınlaşması, ketçapın kullanım alanlarını da genişletiyor. Bu kanallarla birlikte ketçap tüketimi artıyor. Fast food ve catering’deki gelişmeye paralel olarak ketçapta da önümüzdeki dönemde büyümenin sürmesi bekleniyor.

Tukaş Genel Müdürü Ahmet Uysal ketçapın tüketime ilişkin şunları söylüyor: “Ülkemizde ağırlıklı olarak tatlı ketçapın tüketildiği dikkat çekiyor. Yapılan araştırmalarda, ketçapın genellikle her tür yemekte kullanılmakla birlikte en çok patates kızartması için tercih edildiğini, tüketicilerin haftada ortalama 5 kez ketçap kullanmakta olduğu ve ailede en çok 7-18 yaş arası çocukların ketçapı tercih ettiği ortaya çıktı.”

Öte yandan Uysal ketçap alımlarının ağırlıklı olarak bayanlar tarafından gerçekleştirildiğini ve ketçap satın alırken de katkı maddesi içermeme, lezzet ve güvenilir marka olma kriterlerine önem verildiğine dikkat çekiyor

Ketçap pazarında 2008’de, geçen yıla benzer bir büyüme oranının yakalanacağı beklentisi hakim.

Klima

1 Milyon Hedefine Ulaşılamadı

Split klima pazarı 2007’de bir önceki yıla göre, adet bazında yüzde 3,2, ciro bazında ise yüzde 8,6 büyüdü. Döviz kurlarındaki düşüş nedeni ile birim fiyatlar bir miktar arttı ve 501 dolara yükseldi. 2002–2006 arasında adetsel bazda ortalama yıllık büyüme oranı yüzde 40 olan pazarın, 2007 yılında 1 milyon set sınırını geçeceği tahmin ediliyordu, fakat 950 bin sette kalındı.

Satışların beklentilerin altında kalması Alarko Carrier Pazarlama Genel Koordinatör Yardımcısı Hırant Kalataş şu şekilde açıklıyor:

“Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler, yazın kısa sürmesi ve sıcaklık artışının 2-3 haftada yoğunlaşması önemliydi. Bu durumdan dolayı ortaya çıkan montaj sıkıntısı, global piyasalarda yaşanan ekonomik sıkıntılar, tüketicinin alım gücünün düşüyor olması ve ısıtma amaçlı infrared gibi diğer ürünlerin tercih edilmesi de satışları beklenen seviyede yükseltmedi.”

Split klimada kaydedilen büyümeden yine de memnun olduklarını ifade eden Kalataş, “Çinli ve yerli üreticilerin pazarda etkin rol oynaması nedeniyle satış fiyatlarının düşmesi ve klimanın artık lüks bir ürün olarak algılanmaması satışların artmasının en önemli nedenleri arasında” diyor.

Toplam pazar 2006 yılına oranla 2007’de yüzde 11 büyüdü. Bu yıl ise yüzde 17 oranında bir büyüme öngörülüyor.

Kozmetik

İhracattaki Artış Sevindiriyor

Kozmetik üretimi yapan bin 300’ün üzerinde Türk firmasında, 13-14 bin civarında kişi istihdam ediliyor. Kendi markalarını yaratan ve fason üretim yapan kozmetik firmaları, ihracat seferberliğiyle birlikte komşu coğrafyalara açıldı. Rusya, Irak, Ukrayna, İran, Bulgaristan, Romanya, KKTC, Cezayir, Azerbaycan, Libya başta olmak üzere, özellikle komşularımıza büyük miktarlarda ihracat gerçekleştirildi.

2006’da kozmetik ihracatı yaklaşık 278 milyon dolar seviyesindeydi. 2007’de ise 326 milyon dolara ulaşıldı. Yani, yüzde 17 oranında bir büyüme kaydedildi.

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Evyap Yürütme Kurulu Üyesi Mustafa Arın, sektörün en büyük problemlerinden birinin, dünya standartlarında üretim yapılmasına rağmen, vizyon eksikliği nedeniyle markalaşmaya yeterince yatırım yapılmaması olduğunu söylüyor. Arın, “Türk kozmetikçiler, tesislerinin modernleşme yatırımlarını büyük ölçüde tamamladı. Dünyadaki gelişmeler yakından izleniyor. Dünya devlerinin kalitesinde üretim yapılıyor. Hatta birçok üretici dünya markalarına fason üretim yapıyor. Ancak, hammadde önemli oranda ithal ediliyor. İşgücü, enerji ve su maliyeti çok yüksek. Bazı ürünlerde kayıt dışı üretim var” diyor.

2007 yılında ihracatta yüzde 17 büyüme yaşayan sektörde, bu yıl da benzer bir oranın yakalanması hedefleniyor.

Makarna

Yetersiz Buğday Sektörü Vurdu
Makarna sektörü, üretimi için gerekli olan irmiği kendisi üretiyor. Avrupa ve ABD üreticilerinde fazla yaygın olmayan bu sistem, Türk üreticilerine öncelikle düşük maliyet, standardizasyon, Ar-Ge ve yüksek kalite gibi avantajlar sağlıyor. Ayrıca sektör, dış etkilerden de korunuyor.

İhracatın 1990’lardan sonra çeşitlenmesi, makarna tüketiminin yıllara göre artış göstermesi, modern fabrikalarda yapılan kaliteli üretim sektörün büyümesini sağlayan en önemli nedenlerden. 2006’da üretim 614 bin ton oldu. 2007’de makarnalık buğday üretiminin yeterli olmaması sonucu üretim 600 bin tona geriledi.

Dünyada kişi başı makarna tüketiminde 28 kilo ile İtalya ilk sırada yer alıyor. İtalya’yı 13 kilo ile Venezüella ve 11,7 kilo ile Tunus izliyor. Türkiye’de kişi başına makarna tüketimi 90’lı yılların başında 4,3 kiloya kadar yükseldi. Tüketimdeki istikrarlı artış ile 2007 yılında fert başına yıllık tüketim 5,9 kiloya yükseldi. Sektörün hedefinin, kişi başına yıllık tüketimi 8 kiloya çıkarmak olduğunu söyleyen Türkiye Gıda Dernekleri Federasyonu Başkanı Şemsi Kopuz şöyle devam ediyor:

“Türkiye`de makarna tüketiminin arzu edilen seviyeye gelememesinde sos kültürünün Türk mutfağında yerleşik olmaması, makarna pişirilmesi konusunda halkın yeterince bilgi sahibi olmaması, üretimde çeşitliliğin yeni başlamış olması ve makarnanın besleyici değerinin yeterince anlatılamamış olması gibi nedenler etkili oluyor.”

2007’deki aşırı kurak ve sıcaklar, devletin durum buğdayı alım politikalarının değişmesi, ihracat ve üretimde düşüşlere neden olmuştu. Bu yıl ise nispeten daha iyi bir tablo öngörülüyor.

Çorap

En Büyük Pazar Avrupa
Çorap sektörü, 2000 yılında 85 ülkeye 281 milyon dolar değerinde ihracat gerçekleştirmişti. Sektör 2005’te, gidilen ülke sayısını 110’a, ihracat miktarını ise 714 milyon dolara taşıdı. 2006 yılında ise diğer yıllara göre ihracatta düşüş yaşandı. Çorap ihracatı 2007 yılına ise iyi bir performans göstererek başladı. Yaşanan bu duraklamaya rağmen Türk çorap sektörü özellikle Gümrük Birliği’nin yaratmış olduğu avantajlardan da yararlanarak AB pazarına kalıcı olarak yerleşti. Çorap ihracatının yüzde 96’lık bölümü 20 ülkeye gerçekleştiriliyor. Bu 20 ülkenin 15’i AB ülkesi.  Türkiye’nin çorap ihracatı içinde önde gelen pazarlar içinde İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda ve Amerika yer alıyor.

Tekstil ve hazır giyim sektöründe olduğunu gibi çorapta da Çin’den endişe ediliyor. Bu ülkenin yarattığı rekabete ilişkin Çorap Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Koç şunları söylüyor:

“Türkiye’nin en büyük rakibi Çin’e karşı ABD ve AB ülkeleri sosyal kotalar uygulamaya başladı. Çevre ve sağlık açısından Çin mallarına karşı hassas davranıyorlar. Bu yıl kotaların kalkmasıyla tehlike beklenirken, Çin malı’na karşı ABD ve AB ülkelerinin uyguladığı kotalar ile Türkiye’nin tekstil ve konfeksiyon sektöründe iyi bir yıl geçireceğini gösteriyor.”

İhracatta, 2007’de bir önceki yıla oranla yüzde 19 büyüme gösteren sektörün, bu yılı da benzer bir büyüme ile kapatması bekleniyor.

Hande Yavuz
hyavuz@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz