""Gelecek yıl kaynak akışını çoğaltacağız""

Bankanın planında, gelecek 5 yılda 2 kat büyüklüğe ulaşmak var.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
"Gelecek yıl kaynak akışını çoğaltacağız"
Global ekonomik kriz, her ne kadar Türkiye’yi teğet geçmiş olsa da piyasaların daralmasına, büyümenin sekteye uğramasına neden oldu. Batı’nın krizi bitmeden Türkiye’de de izlerinin tam anlamıyla silinmesi zor. TSKB Genel Müdürü Halil Eroğlu, dünya ekonomisinin toparlanmasının birkaç yıl daha alacağı görüşünde. Yaşanan krizin, Batı’daki finansal sistemin büyük sıkıntıda olduğunu gösterdiğine işaret eden yönetici, “Hem Avrupa’da hem ABD’de bilançoların küçülmesi, zararların realize edilmesi gerekiyor. Bu da bir süreç ve en az birkaç yıla ihtiyaç var” diyor. Eroğlu bu süreçte gerekli kaynağın Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası gibi uluslar üstü kuruluşlarca sağlanacağına dikkat çekiyor. Bu kuruluşların son 1 yılda yaptığı plasmanda önemli artış olduğuna işaret eden Eroğlu, “Önümüzdeki birkaç yıl daha bu artış sürecek. Kaynağın aktarılacağı adresler ise altyapı yatırımları ile KOBİ’ler olacak” diye konuşuyor. Halil Eroğlu, bu tablonun Türkiye için de geçerli olacağı görüşünde. Yalnız Türkiye özelinde hanehalkı finansmanının da önem kazanacağına dikkat çekiyor ve ekliyor:
“Hane halkımızın toplam borcu, Batı’ya göre çok düşük. Bu nedenle önümüzdeki dönemde kredi kartı, konut kredisi gibi alanlarda hanehalkının borçlanmasının artacağını söylemek mümkün. Bu artan borçlanma hem KOBİ’leri hem büyümeyi yukarı çekecek.” TSKB bu yılı 1 milyar dolar düzeyinde kaynakla kapatmak niyetinde. Halil Eroğlu, uluslar üstü kuruluşlardan sağlanan bu kaynağın gelecek yıl da benzer düzeyde olacağını söylüyor. Hedefin gelecek 5 yılda, her yıl yüzde 10-15 düzeyinde büyüme ile bankayı ikiye katlamak olduğunun altını çiziyor ve ekliyor:“Daha uzun vadeli hedefte ise bölgesel bir kalkınma bankası kurmak var. Bunun için yakın coğrafyaya bakıyoruz. Yatırım ve kalkınma bankacılığı alanındaki birikimimizi bölgeye aktarabiliriz.”
TSKB Genel Müdürü Halil Eroğlu ile finansal piyasalardaki son tabloyu, yeni döneme yönelik beklentileri ve TSKB’nin planlarını konuştuk:

Capital: 
2009, kaynak sağlama konusunda sıkıntılı bir yıldı. Bu yıl tablo nasıl?
2008 Eylül’ündeki Lehman krizinden sonra piyasalar, 2009 yılında ancak krizin yaralarını sarmaya çalıştı. Türk bankacılık sektörü güçlü mali yapısı sayesinde krizi son derece hafif atlattı ve krizde ülke ekonomisinin birtakım sorunları gidermesinde ciddi desteği oldu. Örneğin KOBİ’ler başta olmak üzere firmaların geri ödemelerde yaşadığı zorlukları bankalar hafifletti. Krizi hafif atlatmamızda etkili olan çok kritik 2 unsurdan biri bu oldu. Diğeri de tabii Türkiye Cumhuriyeti’nin mali politikalarının, özellikle mali disiplinin, 2001 krizinden sonraki dönemde başarıyla uygulanmış olması ve GSMH’ye borç oranımızın 40’lı seviyelere düşürülmüş olmasıydı.

Capital: 
Bundan sonraki süreçte neler göreceğiz? Kaynak ve büyüme nereden gelecek?
Bu krizler bize Batı’daki finans sektöründe büyük sıkıntı olduğunu gösterdi. Hem Avrupa’da hem ABD’de bankacılık ve finans sektöründe bilançoların küçülebilmesi için zararların bir kısmının realize edilmesi gerekiyor. Zararlar realize edildikçe de özvarlık takviyesi gerekiyor. Bu da bir süreç, en az birkaç yıla ihtiyaç var. Önümüzdeki birkaç yıl dünya ekonomisinin büyümesinde sıkıntı olacak. Bu sıkıntıyı aşmak için Batı’daki mali kuruluşlar ve bankalar yeterince destek veremeyeceğine göre bu destek ancak Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası gibi uluslar üstü kuruluşlar tarafından verilebilir. Bu kuruluşların 2009 ve 2010 yıllarında, dünya ölçeğinde yaptıkları plasman daha önceki yılların çok üzerine çıktı.Bildiğim kadarıyla sadece Avrupa Yatırım Bankası KOBİ’lere, geçtiğimiz yıl neredeyse 20 milyar dolara yakın bir plasman yaptı. Bu yıl da benzer bir plasman yapacak.

Capital: 
Türkiye özelinde nasıl bir tablo öngörüyorsunuz?
Dünyada bu yıl ve sonrası için öne çıkan 2 konu var. Birincisi, kalkınmaların finansmanı için altyapı yatırımlarına fon sağlamak. İkincisi de KOBİ’lerin finansmanı. Türkiye özelinde bunların yanına Türkiye ekonomisinin önemli bir dinamiği olan hanehalkı finansmanını koymak gerekiyor. Bizim hanehalkımızın toplam borcunun Batı’ya göre çok düşük olması nedeniyle kredi kartı, konut kredisi gibi alanlarda da hanehalkının borçlanmasının artacağını söylemek mümkün. Bu artan borçlanma da hem KOBİ’leri hem büyümeyi yukarı doğru çekecek. Dolayısıyla önümüzdeki dönem ve sonrasında bankacılık sektöründe büyümenin en önemli kısmı hanehalkından gelecek.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz