Hantavirüs vakaları, sigorta sektöründe COVID-19 sonrası en kritik başlıklardan biri olan salgın kaynaklı teminat belirsizliklerini yeniden gündeme taşıdı. Uzmanlara göre riskin pandemi boyutu sınırlı görünse de sağlık, iş durması, seyahat, denizcilik, sorumluluk ve reasürans branşlarında poliçe şartları sigortalılar ve sigortacılar açısından belirleyici olacak.
Son dönemde gündeme gelen hantavirüs vakaları, COVID-19 pandemisinin ardından yeni bir salgın ihtimaline yönelik tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Özlem Aydın Ayvacı / [email protected]
Mevcut bilimsel değerlendirmeler, hantavirüsün COVID-19 benzeri hızlı ve geniş çaplı bir pandemi yaratma ihtimalinin düşük olduğuna işaret etse de sigorta sektörü açısından tablo yalnızca virüsün yayılım hızıyla sınırlı değil. Özellikle sağlık giderleri, iş durması, seyahat iptalleri, karantina süreçleri, liman ve sınır kısıtlamaları, tedarik zinciri aksaklıkları ve sorumluluk talepleri; olası bir salgın senaryosunda sigorta piyasasının birçok branşını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle hantavirüs, sektör açısından düşük olasılıklı ancak teminat netliği bakımından dikkatle izlenmesi gereken bir risk başlığı olarak öne çıkıyor.
Hantavirüs COVID-19’dan Nasıl Ayrışıyor?
Hantavirüsün temel olarak enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salyasıyla temas yoluyla bulaştığı biliniyor. İnsandan insana bulaş ise oldukça nadir görülüyor. Bu yönüyle hantavirüs, hava yoluyla ve toplum içinde hızlı yayılabilen COVID-19’dan önemli ölçüde ayrışıyor.
Sigorta ve Reasürans Brokerleri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Özakıncı, COVID-19’un küresel kapanmalara, seyahat yasaklarına, tedarik zinciri kırılmalarına ve yaygın ekonomik durgunluğa neden olduğunu hatırlattı. Özak��ncı, hantavirüste bulaş dinamiğinin daha sınırlı, vaka kümelerinin daha izlenebilir ve kontrol önlemlerinin daha kolay olduğunu belirtti. Özakıncı’ya göre mevcut bilgiler ışığında hantavirüs, “yüksek ölüm oranlı ancak düşük yayılım potansiyelli” bir sağlık riski olarak değerlendirilmeli. CDC verilerine göre, insandan insana bulaşabilen tek hantavirüs türü Andes virüsü olarak biliniyor. Ancak bu bulaşın da nadir olduğu ve yakın temas gerektirdiği ifade ediliyor.
Sigorta Sektörü İçin Risk Sadece Tıbbi Yayılımla Sınırlı Değil
Hantavirüsün sigorta sektörü açısından yalnızca tıbbi yayılım ihtimaliyle değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Özakıncı, COVID-19 döneminde görüldüğü üzere bir salgının ekonomik etkilerinin çoğu zaman hastalığın kendisinden daha geniş sonuçlar doğurabildiğine dikkat çekti. Özakıncı, iş durması, seyahat iptalleri, etkinlik iptalleri, liman ve sınır kısıtlamaları, tedarik zinciri aksaklıkları, sağlık giderleri ve sorumluluk taleplerinin sigorta piyasasının birçok branşını doğrudan etkileyebileceğini söyledi.
OECD’nin COVID-19 dönemine ilişkin değerlendirmelerine de işaret eden Özakıncı, iş durması zararlarının büyük bölümünün poliçe sahipleri üzerinde kaldığını; bunun nedeninin ise çoğu iş durması teminatının fiziksel hasar şartına bağlı olması veya salgın ve virüs kaynaklı kayıpların açıkça teminat dışı bırakılması olduğunu belirtti.
Sağlık Sigortalarında Poliçe Özel Şartları Öne Çıkıyor
Hantavirüsün daha geniş bir salgına dönüşmesi halinde ilk etkilenecek branşlardan birinin sağlık sigortaları olacağı belirtiliyor. Özel sağlık sigortası ve tamamlayıcı sağlık sigortası kapsamında tanı, tedavi, yoğun bakım ve hastane yatış giderleri poliçe özel şartlarına göre gündeme gelebilir. Ancak salgın hastalık, pandemi, karantina, kamu otoritesi kararı veya yurt dışı tedavi hükümleri poliçeden poliçeye farklılık gösterebilir. Bu nedenle sigortalıların mevcut sağlık poliçelerinde “salgın hastalık”, “pandemi”, “bulaşıcı hastalık” ve “resmi makam kararları” başlıklarını ayrıca incelemesi önem taşıyor.
İş Durması ve Kâr Kaybı Sigortalarında Kritik Başlık: Fiziksel Hasar Şartı
Hantavirüs kaynaklı olası bir kapanma, karantina veya faaliyet durdurma kararı, iş durması ve kâr kaybı sigortalarını da sektör gündemine taşıyabilir.
COVID-19 deneyimi, fiziksel hasar gerçekleşmeden yalnızca salgın nedeniyle işletmenin kapanmasının çoğu klasik yangın ve kâr kaybı poliçesinde otomatik olarak teminat altına girmediğini gösterdi.
Eğer hantavirüs nedeniyle bir işletme kapatılır, tesis karantinaya alınır veya faaliyetler kamu otoritesi kararıyla durdurulursa, teminatın devreye girebilmesi için poliçede açık bir “bulaşıcı hastalık”, “non-damage business interruption” veya “civil authority” teminatının bulunması gerekiyor.
Aksi halde sigortalı ile sigortacı arasında ciddi teminat uyuşmazlıkları yaşanabilir. Bu durum, poliçe wording’lerinin salgın riskleri bakımından daha açık ve öngörülebilir hale getirilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Seyahat, Denizcilik ve Taşımacılık Sigortaları Etkilenebilir
Son vakaların gemi seyahatiyle bağlantılı olması; cruise, yolcu taşımacılığı, liman operasyonları ve uluslararası tahliye süreçlerinde riskin ne kadar karmaşık hale gelebileceğini gösteriyor.
Bu tür senaryolarda seyahat iptali, tıbbi tahliye, karantina giderleri, konaklama süresinin uzaması, repatriasyon ve acil sağlık desteği gibi teminatlar ön plana çıkabilir.
Ancak bu noktada da poliçelerde salgın ve pandemi istisnalarının bulunup bulunmadığı belirleyici olacaktır. Özellikle uluslararası seyahatlerde, sigortalıların teminat kapsamını seyahat öncesinde ayrıntılı şekilde kontrol etmesi önem taşıyor.
Sorumluluk Sigortalarında Tazminat Talepleri Gündeme Gelebilir
Hantavirüs kaynaklı riskler, sorumluluk sigortaları açısından da yeni tartışmaları beraberinde getirebilir. İşveren sorumluluk, genel sorumluluk, otelcilik, turizm, sağlık kuruluşları ve taşıyıcı sorumluluk poliçeleri bu süreçte gündeme gelebilecek başlıca alanlar arasında yer alıyor.
Bir işletmenin gerekli hijyen, izolasyon, bilgilendirme veya risk yönetimi tedbirlerini almadığı iddiasıyla tazminat talepleri oluşabilir. Ancak bu taleplerde illiyet bağı, kusur, mevzuata uygunluk ve poliçe istisnaları kritik rol oynar.
Bu nedenle işletmelerin yalnızca sigorta teminatlarını değil, aynı zamanda risk yönetimi, çalışan bilgilendirmesi, hijyen protokolleri ve mevzuata uyum süreçlerini de gözden geçirmesi gerekiyor.
Reasürans Tarafında Pandemi İstisnaları Daha da Netleşebilir
Reasürans tarafında ise hantavirüs gibi gelişmeler, kümülasyon ve katastrofik sağlık riski değerlendirmelerini yeniden gündeme getirebilir. COVID-19 sonrasında reasürörlerin salgın, pandemi, bulaşıcı hastalık ve kamu otoritesi kaynaklı iş durması risklerine karşı çok daha seçici hale geldiği biliniyor. Bu nedenle yeni poliçelerde daha net pandemi istisnaları, alt limitler, bekleme süreleri, coğrafi sınırlamalar ve özel şartların daha fazla görülmesi beklenebilir.
Özakıncı’ya göre bu süreç, sigorta şirketleri ve brokerler açısından sigortalılara kapsam konusunda daha şeffaf bilgi verilmesini zorunlu kılıyor. Çünkü salgın kaynaklı risklerde asıl sorun çoğu zaman yalnızca riskin gerçekleşmesi değil, teminatın ne ölçüde devreye gireceği konusunda yaşanan belirsizlikler oluyor.
Düşük Olasılık, Sigorta Sektörü İçin Etkisiz Risk Anlamına Gelmiyor
Mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün COVID-19 benzeri bir pandemi yaratma ihtimali düşük görünse de sigorta sektörü açısından düşük ihtimal, etkisiz risk anlamına gelmiyor. Özellikle turizm, denizcilik, sağlık, iş durması ve sorumluluk branşlarında poliçe metinlerinin dikkatle incelenmesi, salgın ve pandemi istisnalarının netleştirilmesi ve sigortalılara kapsam konusunda şeffaf bilgilendirme yapılması gerekiyor. COVID-19’un sigorta sektörü açısından en önemli dersi, salgın riskinin yalnızca bir sağlık problemi olmadığıdır. Salgınlar aynı zamanda teminat netliği, reasürans kapasitesi, poliçe wording’leri ve sektör güvenilirliği açısından stratejik bir sigorta riski olarak değerlendirilmeli. Hantavirüs vakaları bu açıdan, sigorta sektörüne salgın riskleri karşısında poliçe kapsamı, istisnalar ve risk iletişimi konularını yeniden gözden geçirme ihtiyacını hatırlatıyor.
Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?