Ray Sigorta CEO’su Koray Erdoğan sigorta sektörünün 2025 yılı performansını, 2026 yılına ilişkin beklentilerini ve Ray Sigorta’nın büyüme yaklaşımını değerlendirdi. Erdoğan, sigorta sektörünün büyümeye devam ettiğini ancak teknik kârlılık rakamlarının önemli sinyaller verdiğini söyledi.
Sigorta sektörü büyümeye devam etse de kârlılık tarafında alarm veren sinyaller güçleniyor. 2023’te yüzde 110 olan sektör büyümesinin 2024’te yüzde 74’e, 2025’te ise yüzde 41’e gerilemesi, ivmenin belirgin şekilde zayıfladığını ortaya koyuyor.
Tuba İlze / [email protected]
Üstelik yatırım gelirleri hariç tutulduğunda teknik zarar da hızla artıyor. Ray Sigorta CEO’su Koray Erdoğan, sektörün kağıt üzerinde büyüse de sağlıklı bir yapıdan uzaklaştığını vurgulayarak vergi öncesi 159 milyar TL kâr açıklanmasına rağmen teknik zararın 43 milyar TL’den 63 milyar TL’ye yükseldiğini söyledi. “Bilanço geçmişi gösterir, asıl mesele geleceği doğru okumak” diyen Erdoğan sürdürülebilir büyüme için fiyatlama disiplininin kritik olduğuna dikkat çekti.
Ray Sigorta CEO’su Koray Erdoğan, İstanbul Swissotel The Bosphorus’ta düzenlenen basın toplantısında sigorta sektörünün büyümeye devam ettiğini ancak teknik kârlılık rakamlarının önemli sinyaller verdiğini söyledi. Erdoğan, “Bugünü anlamak için pandemiden bu yana geçirdiğimiz süreci iyi anlamak gerek. 2020’de pandeminin getirdiği çok farklı fiyatlamalar oldu. Peşinden 2021 ve 2022’de sektör ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kaldı. 2023’te deprem felaketini yaşadık. 2024’ten itibaren ise önce kaskoda gördüğümüz, sonrasında yangın ve doğal afetler branşının takip ettiği, peşinden sağlık branşı ve şimdi trafikte bile ciddi bir rekabet görüyoruz. Sektörde 2023’te yüzde 110 olan büyüme, 2024’te yüzde 74’e düştü, 2025 yılını ise yüzde 41 büyüme ile kapattı. Kağıt üzerinde reel büyüme var gibi gözükse de bu büyümenin branşlar bazında anlamı çok farklı” dedi.
‘Bilanço geçmişi gösterir, işimiz geleceği öngörmek’
Branş bazında değerlendirmelerini paylaşan Erdoğan şunları ifade etti:
“Sektörün en önemli branşlarından biri olan kaskoda, 2024’te ilk kez yüzde 7,4 daralma gördük. 2025’te ise büyüme yatay seyretti. Nakliyat tarafında reel daralma yaşandı. Sağlık ve trafik branşları öne çıktı; ancak bu alanlardaki büyüme dahi maliyet artışlarını karşılamaktan uzak kaldı. Bu branşların her birinin, maliyetlerin fiyatlara yansıdığı kendine özgü bir işleyişi bulunuyor. Yatırım gelirlerinin etkisiyle sektör geçen yılı vergi öncesi 159 milyar TL kârla kapattı. Ancak teknik olmayan bölümden aktarılan yatırım gelirleri dışarıda bıraktığımızda, teknik zararın 43 milyar TL’den 63 milyar TL’ye yükseldiğini görüyoruz. En son açıklanan Şubat verileri, büyümenin yüzde 28’e kadar gerilediğine işaret ediyor. Gerçekçi olmak gerekirse, bu yapının sağlıklı olduğunu söylemek zor. Büyümeden çok fazla konuşuyoruz ama eğer portföy dağılımı ya da teknik kârlılık gibi bir önceliğiniz yoksa büyümek oldukça kolay; fiyatları düşürür ve hızlıca büyüyebilirsiniz. Ancak bu tür bir büyümenin kalıcı olması mümkün değil. Nitekim bunu sektör olarak geçmişte de deneyimledik ve ardından çok sert fiyat düzeltmeleri yapmak zorunda kaldık. Bu tür dalgalanmalar ise zaman içinde sektörün itibarını zedeleyebiliyor. Büyümek elbette önemli. Ancak asıl değerli olan, bunu kârlı ve sürdürülebilir bir şekilde gerçekleştirebilmektir. Bugün bilançolar güçlü görünebilir; ancak unutmamak gerekir ki bilançolar bir dikiz aynası gibidir, geçmişi gösterir. Bizim asıl işimiz ise geleceği öngörmektir.”
‘Jeopolitik riskleri yakından takip ediyoruz’
Küresel ölçekte artan jeopolitik ve ekonomik belirsizlikleri de yakından takip ettiklerini dile getiren Erdoğan, 2026 yılına ilişkin beklentilerini şu sözlerle aktardı: “Aslında bu sene faizler genel seviyesinde aşağı yönlü bir ivmelenme beklerken, son yaşanan olaylardan ötürü muhtemelen önümüzdeki dönemde faiz politikasında bir değişim görebiliriz. Faizlerin şimdiki seviyelerde devam etmesi, enflasyonun da 30’un üzerinde bir yerde yılı kapatması mümkün görünüyor. Şu an için kimse öngeremiyor bu ortam nereye evrilir. Eğer daha uzun soluklu hale gelirse, tabii etkilerini de ona göre takip edeceğiz. Özellikle nakliyat sigortasında Türk şirketlerinin çok büyük bir riski yok. Ama süreç uzadıkça bu belirsizliklerin dolaylı etkilerini tüm branşlarda belli oranda hissedebiliriz.”
‘İlk 5 hedefimiz var”
Ray Sigorta olarak 2025 yılını sürdürülebilir büyüme prensiplerinden vazgeçmeden başarıyla geride bıraktıklarını ifade eden Koray Erdoğan, “Geçen yılı 4,17 pazar payı ile 7. sırada kapattık. Bu 68 yıllık tarihimizin en iyi sıralaması. Teknik rasyomuz da sektör ortalamasından çok daha iyi bir yerde. Net bileşik rasyomuz sektörden 7 puan daha iyi. Portföy dağılımımızı ise yüzde 45 oto, yüzde 55 oto-dışı olarak dengeli şekilde yönetmeye devam ediyoruz. Mali disiplinden ödün vermiyor, uzun vadeli stratejimizden vazgeçmiyoruz. Sektörde ilk 5 hedefimiz var. Ancak ne pahasına olursa olsun demiyoruz, sürdürülebilir şekilde, dengeli bir portföy yapısı ile doğru zamanda, kalıcı şekilde büyümeyi önceliklendiriyoruz” diye konuştu.
‘Türkiye, VIG için stratejik bir pazar’
Ray Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı, VIG Yönetim Kurulu Üyesi ve COO’su Gerhard Lahner de Avrupa’nın lider sigorta grubu olan VIG’nin sektörün geleceğini şekillendiren büyüme vizyonunu ve stratejilerini paylaştı. Lahner, Türkiye’nin grup için stratejik öneminin her geçen yıl arttığını söyledi. 30 ülkede faaliyet gösteren VIG açısından Türkiye’nin dönemsel olarak en büyük 4–5 pazardan biri konumunda bulunduğunu vurguladı. Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusu, artan sigorta bilinci ve ekonomik dalgalanmalara rağmen gösterdiği dayanıklılıkla öne çıktığını belirten Lahner, grubun bu pazara uzun vadeli baktığını ifade etti. “Bulunduğumuz pazarlarda kısa vadeli fırsatların peşinden gitmek yerine uzun vadeli değer yaratmaya odaklanıyoruz” dedi. Türkiye’nin bu yaklaşımın en güçlü karşılık bulduğu ülkelerden biri olduğunu dile getirdi. Büyüme stratejilerinin agresif genişleme yerine kontrollü ve sürdürülebilir ilerleme üzerine kurulu olduğunu kaydeden Lahner, Türkiye’de önceliklerinin mevcut şirketler üzerinden organik büyüme olduğunu söyledi. Yerel uzmanlığın sigortacılıkta kritik bir rekabet avantajı sunduğunu vurguladı. Küresel ölçekte artan belirsizliklerin sektörü daha temkinli bir büyüme modeline yönelttiğini belirten Lahner, savaşlar, iklim kaynaklı afetler ve finansal dalgalanmaların sigorta fiyatlamasını yeniden şekillendirdiğini ifade etti. “Artık yalnızca hasar ödeyen değil, riski öngören ve yöneten bir modele doğru ilerliyoruz” dedi.
Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?