Yeni dönemde süt sektöründe maliyet fiyat makası yeniden gündemde. Ulusal Süt Konseyi verilerine göre çiğ sütün üretim maliyeti litre başına 19 TL’yi aştı. Sektörde referans fiyat ise uzun süre bu seviyenin üzerinde kaldı. Ancak bu fiyat da maliyetleri karşılamadı.
Süt sektöründe yemden enerjiye, işçilikten lojistiğe kadar artan maliyetler nedeniyle kâr marjı neredeyse sıfırlanmış durumda.
Hande Yavuz Çalık / [email protected]
Capital Dergisi / Şubat 2026
Sektörde “başa baş noktasının altı” tartışmaları yeniden gündeme gelirken üretimden çıkış riski ve arz daralması endişesi giderek büyüyor. Peki yeni referans fiyat artışı tabloyu düzeltmeye yeter mi, yoksa süt sektörü 2026’ya yapısal sorunlarla mı giriyor?
SETBİR Yönetim Kurulu Başkanı DR. İsa Coşkun ile konuştuk:
Ulusal Süt Konseyi’nin Aralık 2025 verilerine göre 1 litre çiğ sütün üretim maliyeti 19,08 TL’ye yükseldi. Bu maliyet artışında en belirleyici kalemler hangileri oldu?
Yem, işçilik (veterinerlik vb.) ve enerji, çiğ süt üretiminde başlıca maliyet kalemleri. Yem, toplam maliyetin yaklaşık yüzde 70’ini oluşturduğu için çiğ süt üretiminde en belirleyici maliyet kalemi. Tüm bu kalemlerdeki artışlar doğal olarak çiğ süt üretim maliyetini de yukarı çekiyor.
Referans fiyatın 19,60 TL seviyesinde kalmasıyla üretici kâr marjı neredeyse sıfırlandı. Bu tabloyu “başa baş noktasının altı” olarak mı okumak gerekir?
Ulusal Süt Konseyi (USK) 7 Ocak 2026 tarihinde gerçekleştirdiği toplantıda çiğ süt referans fiyatını 22 Ocak 2026 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde 22,22 TL olarak güncelledi. Ulusal Süt Konseyi’nde üretici, sanayici ve kamu sektörü temsilcileri yer alıyor. Sonuçta çiğ süt referans fiyatı da çiğ süt üretim maliyetleri göz önünde bulundurularak belirleniyor.
Resmi verilere göre makasın kapanması, süt üreticisinin fiilen zararına üretim yaptığını gösteriyor. Bu durum üretimden çıkış riskini ne ölçüde artırıyor?
USK’nın kurulma amacı ilgili paydaşların katılımıyla karar alınabilmesini sağlamak. Serbest piyasa sisteminde fiyatlar genel olarak piyasa tarafından belirlenmekle beraber çiğ süt konusunda bir tavsiye fiyat mekanizması getirilerek esas itibarıyla tedarik zincirinin ilk aşamasındaki üreticiler ve çiftçiler korunmaya çalışılıyor. Belirlenen tavsiye fiyatı, dönemsel olarak ve bazen de gerektiğinde USK tarafından maliyetlerdeki artışlar göz önünde bulundurularak güncelleniyor.
Son bir yılda yem, enerji ve işçilik maliyetleri üretim maliyetine nasıl yansıdı? En hızlı artan kalem hangisi oldu?
Bir önceki yılın ortalamasına bakıldığında süt yemi fiyatı yaklaşık yüzde 33 arttı. İşçilik ve enerji maliyetleri de genel enflasyon ve asgari ücret artışlarına paralel olarak yükseldi. Bu artışlar sağım, soğutma ve işletme giderleri üzerinden üretim maliyetine yansıdı. Buna ilave olarak, akaryakıt fiyatlarındaki artış lojistik maliyetleri yükseltti; süt toplama, taşıma ve soğuk zincir süreçlerinde ek bir maliyet oluştu.
Referans fiyat belirlenirken üretim maliyetleri mi, piyasa dengesi mi daha ağır basıyor? Mevcut mekanizma sizce hala işlevsel mi?
Bilindiği üzere referans fiyatı USK tarafından belirleniyor. USK’nın çiğ süt referans fiyat açıklamalarında esas itibarıyla üretim maliyetlerinden bahsediliyor.
Bu fiyat-maliyet dengesi devam ederse, 2026’nın ilk yarısında süt arzında bir daralma bekler misiniz?
Çiğ süt üretiminin yapısı gereği süt arzı dönemsel (laktasyon vb.) olarak değişiyor. Yılın bazı aylarında süt arzında artış ve bazı aylarında azalış görülüyor.
Süt üreticisinin sürdürülebilirliği açısından destekleme mekanizmaları yeterli mi, yoksa yapısal bir revizyona mı ihtiyaç var?
Süt sektörünün gelişimi ve devamlılığı için önemli ölçüde destekler mevcut. Bu desteklere orta ve uzun vadede verimliliği daha da artıracak ve ölçek ekonomisini güçlendirecek ilave desteklerin yapılması da yararlı olur.
Benzer maliyet baskıları Avrupa’da da yaşanıyor. Türkiye’deki üretici, uluslararası üreticilerle rekabet edebilir durumda mı?
AB bölgesinde üretimdeki kısmi azalışın, katma değerli süt ürünlerine geçiş ve fiyatlama mekanizmaları aracılığıyla hem sanayici hem üretici açısından piyasa istikrarını koruyucu bir denge oluşturduğu değerlendiriliyor. Türkiye’nin 2026 yılına yönelik görünümünün de AB’ye paralel bir seyir izlemesi halinde, benzer bir dönüşüm sürecinin Türkiye’de de yaşanması bekleniyor.
Mevcut tablo ışığında, 2026 için süt sektörü adına en kritik risk ve en acil çözüm öneriniz ne olur?
2026 yılında planlı üretim, regülasyonlar, katma değerli ürün stratejileri ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarla, sektörün hem iç pazarda hem küresel ölçekte daha ileri bir konuma ulaşacağı değerlendiriliyor.
Sanayici–üretici– perakende zincirinde oluşan katma değer dağılımı sizce adil mi? En büyük baskı hangi halkada yoğunlaşıyor?
Katma değerin adil ve istikrarlı bir şekilde paylaşılabildiği bir zincir elbette tüm paydaşların ortak görüşü. Tedarik zincirinin her halkası; üretim, işleme, lojistik, enerji, finansman ve perakende operasyonları gibi alanlarda artan maliyetlerle karşı karşıya. Bu nedenle, tek taraflı bir kazanç yapısından söz etmek mümkün değil. Üreticiden başlayan tüketiciye uzanan tedarik zincirinin iyi ve etkin işlemesi süt ve süt ürünleri sektörü açısından oldukça önemli.
Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?