Trump’ın Davos çıkışı küresel ticarette tansiyonu yükseltiyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın bu hafta Davos’ta düzenlenen World Economic Forum’a katılımı, küresel ekonomi açısından yalnızca sembolik bir ziyaret değil; kısa vadede piyasalarda, orta ve uzun vadede ise ticaret dengelerinde kalıcı etkiler yaratabilecek bir kırılma noktası olarak görülüyor.

19.01.2026 16:28:130
Paylaş Tweet Paylaş
Trump’ın Davos çıkışı küresel ticarette tansiyonu yükseltiyor

deVere Group CEO’su Nigel Green, Avrupa ile ABD arasında tırmanan gerilimin merkezine yerleşen Grönland tartışmasının, zirvenin ana gündemini kökten değiştirdiği uyarısında bulunuyor.

Uyarı, Avrupa Birliği’nin, Trump’ın Avrupa ülkelerine yönelik yüzde 10 gümrük tarifesi tehdidini hayata geçirmesi halinde-ve bu oranı Grönland’a ilişkin bir anlaşma sağlanmazsa yüzde 25’e çıkarma söylemiyle birlikte-93 milyar Euro'ya kadar ABD menşeli ürünü kapsayabilecek misilleme seçeneklerini masaya yatırdığı bir dönemde geldi.

Trump’ın Çarşamba günü katılacağı Davos Zirvesi; devlet başkanlarını, maliye bakanlarını, merkez bankacılarını ve küresel şirketlerin liderlerini bir araya getirerek küresel ekonomik istikrar, ticaret ilişkileri ve jeopolitik riskleri tartışmayı amaçlıyor. Ancak Green’e göre bu yılki zirvenin ekseni belirgin biçimde kaymış durumda.

“Davos, normalde koordinasyon ve güven inşa etmeyi hedefler. Ancak Trump, büyük bir toprak tartışmasını küresel ticaretin merkezine yerleştirerek geliyor,” diyen Green,“Grönland burada tali bir başlık değil. Jeopolitik, güvenlik ve ekonomik kaldıraçların kesişim noktasında duruyor ve bu da küresel liderlerin konuyu görmezden gelmesini imkânsız kılıyor” değerlendirmesinde bulunuyor. Green’e göre bu yaklaşım, transatlantik ilişkilerin arka kapı diplomasisinde nasıl ele alındığını da kökten değiştiriyor.

“Müttefikler arasındaki ticari anlaşmazlıklar genellikle pazar erişimi, kurallar ya da rekabet başlıklarında yaşanır. Tarifeleri toprak ve ulusal güvenlik hedefleriyle ilişkilendirmek ise oyunun kurallarını değiştiriyor,” diyor. Bu nedenle Grönland, bu zirvenin baskın konusu haline geldi. Tartışmaların çıtasını yukarı çekiyor. AB’nin hazırladığı karşı önlemler de bu kararlılığı yansıtıyor. “93 milyar euroluk olası misilleme sembolik değil” diyen Green, “Bu, hazırlık seviyesini gösteriyor. Karşı hamleler tasarlanıp rakamsallaştırıldığında, geri adım atmanın maliyeti herkes için artar” ifadelerini kullanıyor.

Piyasalar ise daha şimdiden olası bir tırmanışı fiyatlamaya başladı. Güvenli liman arayışıyla altın, ons başına 4.690 dolar ile rekor kırarken, gümüş yüzde 4,4 yükseldi. Avrupa borsaları sert düşüşle açıldı; Stoxx Europe 600 yüzde 1,5 geriledi. ABD’de Martin Luther King Jr. Günü nedeniyle spot piyasalar kapalı olmasına rağmen, S&P 500 ve Nasdaq 100 vadeli işlemleri sırasıyla yüzde 0,9 ve 1,2 düşüş kaydetti.

Green, bu hareketlerin bir sonuca değil, beklentiye işaret ettiğini vurguluyor: “Piyasalar erken hareket eder; ancak asıl etkiler ticaret akışlarında, şirketlerin yatırım ve tedarik zinciri planlarında ve hükümetlerin politika tepkilerinde ortaya çıkar. Fiyatlar beklentiyi yansıtır, çözümü değil.”

Green’e göre önümüzde üç temel senaryo bulunuyor:

  1. Müzakereyle geçici bir duraklama, kısa vadeli hasarı sınırlayabilir ancak belirsizlik kalıcı olur.
  2. Kısmi tarife uygulaması, karşılıklı misillemeleri tetikleyebilir.
  3. Yüksek tarifelere tam geçiş ise şirketleri tedarik zincirlerini ve sınır ötesi yatırımlarını yeniden değerlendirmeye zorlar.

Bu etkiler yalnızca Avrupa ve ABD ile sınırlı değil. “Transatlantik ticaret, küresel tedarik zincirlerine olan güvenin temel taşıdır,” diyen Green, “Buradaki bir bozulma; yatırım kararlarından para birimi istikrarına, diplomatik hizalanmalara kadar dünya genelinde yankı bulur” diye ekliyor. Green ayrıca tehlikeli bir emsal oluştuğuna dikkat çekiyor: “Eğer ticaret politikası, stratejik ya da toprak hedeflerini ilerletmenin meşru bir aracı haline gelirse, diğer bölgeler de bunu not eder. Bu da ekonomik ilişkilerin nasıl işleyeceğine dair beklentileri kökten değiştirir.”

Bu nedenle Davos 2026, rutin bir zirveden ziyade bir eşik anı niteliği taşıyor. Yapılacak açıklamalar, tonundan çok atılacak somut adımlarla ölçülecek. “Sadece Davos’ta bulunmak beklentileri sıfırlamaz” diyen Green sözlerini şöyle tamamlıyor: “Kredibiliteyi belirleyen, sözler ile politikalar arasındaki tutarlılıktır. Bundan sonra atılacak adımlar, hükümetlerin, şirketlerin ve yatırımcıların küresel siyasi riski nasıl fiyatlayacağını şekillendirecek.”

Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz