"Türkiye’de her 100 girişimciden sadece 9'u kadın"

Dünya Kadınlar Günü kapsamında İsveç Ticaret Odası tarafından düzenlenen "İş Dünyasında Kadın" temalı etkinlikte kadınların başarılarının önündeki engeller masaya yatırıldı.

16.03.2020 15:01:000
Paylaş Tweet Paylaş
"Türkiye’de her 100 girişimciden sadece 9'u kadın"

Dünya Kadınlar Günü kapsamında İsveç Ticaret Odası tarafından toplumsal cinsiyet eşitliği konusuna dikkat çekmek amacıyla 11 Mart’ta "İş Dünyasında Kadın" temalı bir etkinlik düzenlendi.  

Etkinlikte her biri birer rol model olan Türkiye’deki başarılı kadın yöneticiler ve girişimciler, kadınların yüksek potansiyelinin altını çizerek başarılarının önündeki engellerin kaldırılması için önerilerde bulundu. 

Etkinlik kapsamında Capital Dergisi Yayın Yönetmeni Sedef Seçkin’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Yönetimde Kadın” panelinde; TAV Havalimanları Holding Başkan Yardımcısı ve CFO’su Burcu Geriş, EBRD Türkiye Ülke Başkan Vekili Hande Işlak ve Systemair HSK Genel Müdürü Ayça Eroğlu iş dünyasında kadının önemine vurgu yaptılar. 

Moderatörlüğünü Bilim Virüsü Kurucusu ve Kurumsal İletişimciler Derneği Başkanı Şule Yücebıyık’ın üstlendiği "Start-Up Dünyasında Kadın' panelinde ise Yönetim Danışmanı Lale Saral Develioğlu, Regin Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Ayşegül Eroğlu ve Glories Chocolate Kurucusu Özge Yücesoy kadın girişimcilerin sayılarının artması için gerekli destek ve teşviklere dikkat çektiler. 

“Türkiye’de cinsiyet eşitliği konusuna gereken önemin verilmesini amaçlıyoruz”

Etkinliğin açılış konuşmasında iş hayatında cinsiyet eşitliğine vurgu yaparak Türkiye’deki kadın çalışanlarla ilgili açıklamalarda bulunan İsveç Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Systemair HSK Genel Müdürü Ayça Eroğlu, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde konuşulması gereken en önemli konuların başında iş yaşamında cinsiyet eşitliği geliyor. Özellikle İsveç’in bu konuda büyük atılımları var. Şu anda cinsiyetler arası gelir eşitliğinde dünyada dördüncü sırada olan İsveç, sadece kendi ülkesinde değil, İsveçli firmaların yurtdışındaki şirket politikalarında da cinsiyet eşitliği konusunda ciddi politikalar yürütüyor. Örneğin 2017 yılında Türkiye’de kadınların yönetici pozisyonlarındaki oranı ortalama yüzde 17,3 iken, İsveçli şirketlerin Türkiye ofislerinde bu oran yüzde 28,8 olarak gerçekleşti. İsveç Ticaret Odası olarak düzenlediğimiz "İş Dünyasında Kadın" temalı etkinliğimizin amacı da cinsiyet eşitliği konusuna Türkiye’de de gereken önemin verilmesini sağlamak için atılan adımlara katkıda bulunmak. Kadın yöneticiler ve girişimcilerle beraber gerçekleştiğimiz bu etkinlikle, kadınların ekonomiye katkısının ve iş yaşamındaki yerinin ne kadar önemli olduğunu anlatmak istiyoruz" dedi.

"Kadınlar olarak en büyük kötülüğü önce kendimize sonra birbirimize yapıyoruz"

İsveç Konsolosluğu Başkonsolusu Peter Ericson ile İsveç Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Systemair HSK Genel Müdürü Ayça Eroğlu’nun açış konuşmalarının ardından etkinlik, Capital Dergisi Yayın Yönetmeni Sedef Seçkin’in moderatörlüğünde “Yönetimde Kadın” paneli ile devam etti. Panelde gerçekleştirdiği konuşmasında kadınların kadınlara daha çok destek olması gerektiğine dikkat çeken TAV Havalimanları Holding Başkan Yardımcısı ve CFO’su Burcu Geriş, “Biz kadınlar en büyük kötülüğü önce kendimize sonra da birbirimize yapıyoruz. Nasıl mı? Suçlu hissederek, yetersiz hissederek, kendimize güvenmeyerek, hakkımızı aramayarak kendimize haksızlık yapıyoruz. Benim bir anne ve kariyer sahibi bir kadın olarak hayattaki mottom “suçlu hissetmemek” üzerine kurulu… İşteyken işte, evdeyken evdeyim, o dengeyi tutturmak ve suçlu hissetmemek bizim elimizde. Kadınlar olarak birbirimize yaptığımız en büyük haksızlık ise birbirimizi seçimlerimizden dolayı yargılamak ve erkeklerdeki ağabey-kardeş ilişkisi gibi bir kız kardeşlik desteğine ve networküne çok rahat sahip olamamak. Biz istersek, sınırlarımızı aşarsak, her şeyi başarabiliriz” diye konuştu.

"Kız ve erkek annelerine büyük rol düşüyor"

Hem kız hem de erkek annelerine çok önemli bir rol düştüğüne dikkat çeken Geriş, “Kızlarımızı kendilerine güvenli ve istedikleri her şeyi yapabilecekleri düşüncesiyle yetiştirip, oğullarımıza “ağam, paşam” diye ayrım yapmadan kadınlara nasıl davranmaları gerektiğini, eşitliği, adilliği küçük yaşta öğretirsek sorunu kökünden çözebiliriz. En önemli konu 0-6 yaş dönemindeki eğitim ve bunu anne-babalar olarak çocuklarımıza ilk önce evde biz vermeliyiz. Eşitsizlikleri düzeltmek adına devlet ve şirket politikalarından eğitime kadar her konuda gerekli değişiklikleri gerçekleştirmek için elimizden geleni yapmamız lazım. Hep beraber istersek, bir fark yaratabileceğimize inanıyorum” dedi.

"Kadınlar yetenekli olsalar bile kariyer basamaklarını erkeklere göre daha uzun sürede çıkıyor"

EBRD Türkiye Ülke Başkan Vekili Hande Işlak, “Yönetimde Kadın” panelinde gerçekleştirdiği konuşmasında kadınların yetenekli ve çok iyi eğitim almış olsalar dahi kariyer basamaklarını erkeklere göre daha uzun sürede çıktıklarını belirterek şu açıklamalarda bulundu; “Özellikle anne ve eş rollerinin gerektirdiği çocuk bakımı ve ev işleri gibi sorumlulukların geleneksel bir anlayış çerçevesinde sadece kadının sorumluluğu olarak görülmesi kadının üzerinde ağır bir yük oluşturarak iş motivasyonunu ve üretkenliğini doğrudan etkiliyor. Bunun üzerine bir de kurumsal politikaların cinsiyete duyarlı olmamasından kaynaklı engeller var ise problem iyice derinleşiyor” dedi.

"49 proje ile toplumsal cinsiyet eşitliğini ve ekonomik kapsayıcılığı destekledik"

EBRD olarak hem Türkiye ülke stratejilerinde hem de toplumsal cinsiyet eşitliği stratejilerinde daha fazla kadının ekonomiye katılması ve iş hayatında liderlik pozisyonlarına gelebilmesini özel sektörle iş birliği içinde desteklemek üzere hedefler koyduklarını anlatan Işlak, “Bu çerçevede kadın girişimciliğini hem finansman hem de danışmanlık hizmetleri sağlayarak destekliyoruz. Şirketlerin IK politikalarını daha kapsayıcı hale getirmelerine teknik destek vererek daha fazla kadının iş hayatına girmesine ve liderlik pozisyonları için desteklenmelerine ivme katıyoruz. İş hayatına katılmak ve kariyer yolunda ilerlemek isteyen genç kadınların, şirketlerin ihtiyacı olan beceri ve mesleki yeterlilikleri edinebilmesi için özel sektörle iş birliği yapıyoruz. EBRD’nin 2009’da Türkiye’de faaliyete başlamasından bu yana yaptığı 12 milyar Euro’nun üzerinde yatırımın dörtte birine karşılık gelen 3.2 milyar Euro’nun aktarıldığı toplam 49 proje ile toplumsal cinsiyet eşitliğini ve ekonomik kapsayıcılığı destekledik” şeklinde konuştu.

"Kadınların iş hayatında erkeklerle eşit haklara sahip olduğu ülkelerin başında İsveç geliyor"

“Yönetimde Kadın” paneli kapsamında kadınların çalışma hayatında daha aktif rol alabilmesi için yapılması gerekenlere dikkat çeken Systemair HSK Genel Müdürü Ayça Eroğlu, “Kariyer hayatının şekillenmesinde, kız veya erkek her çocuk için eğitim alınan kurumlar haricinde; nasıl bir ortamda dünyaya geldiğinin, anne ve babanın üretkenliklerinin, çekirdek aile kodlarının, değerlerin, bunların çocuğa aktarımının, kısaca aile içi gelişim sürecinin çok etkili olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde yakın çevremde de gözlemlediğim en büyük problem; iyi eğitim almış, kendisine ciddi yatırımlar yapılmış ve birçok önemli kurumun imkanlarından yararlanarak önemli konumlara gelen kadınların evlenip çocuk sahibi olduktan sonra bu kazanımları pratiğe ve üretkenliğe yansıtamamaları. Bu noktadaki kaybımızın ciddi boyutlarda olması nedeniyle önce anne ve babanın, sonraki süreçte de eşlerin ülkemizin yetişmiş ve potansiyel sahibi kadınlarına destek olması gerekiyor” dedi.

"Türkiye’nin dünyanın ilk 10 ekonomisinde yer alması için cinsiyet ayrımına son vermek şart"

Her insanın, kadın erkek ayrımı yapmadan, kendini gerçekleştirme hi"kayesi olması gerektiğini vurgulayan Ayça Eroğlu, “Ebeveynlerin çocuklarına verecekleri en önemli miras budur. Bu hikayenin içerisinde kadınların iş hayatı ve sivil toplum örgütlerinde sağlayacağı fayda, taşıyacağı sorumluluk kritik bir öneme sahip. Eğer bu bakış açısı ile büyüyen, kendine güvenen, katma değer yaratan çocuklar yetiştirebilirsek bizden sonraki nesil de kendisine yapılan yatırımı üretime dönüştürecek ve ülkemizin kalkınma planlarına katkı sağlayacaktır. 1926 yılında Mustafa Kemal Atatürk tarafından hayata geçirilen Türk Medeni Kanunu ile kadının sosyal hayattaki varlığının temeli atılmış, “Cumhuriyet Kadını”nın önemi ve ülke gelişimindeki etkisi vurgulanmıştır. Bizlerin görevi de gelecek nesillere örnek olup, Türkiye’nin dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yer alabilmesi için cinsiyet ayrımı yapmaksızın tüm bireylerin potansiyelini ortaya çıkarabilmesini sağlamak, var gücümüzle çalışmak, üretmek ve çocuklarımızı da yine aynı anlayışla yetiştirmektir” diye konuştu.

"Kadının iş gücüne katılımını OECD ortalamasına çıkarırsak Türkiye’de GSYİH yüzde 20 büyür"

“İş Dünyasında Kadın” temalı etkinlik kapsamında gerçekleştirilen ve moderatörlüğünü Bilim Virüsü Kurucusu ve Kurumsal İletişimciler Derneği Başkanı Şule Yücebıyık’ın üstlendiği “Start-Up Dünyasında Kadın” panelinde konuşan Yönetim Danışmanı Lale Saral Develioğlu, Türkiye’de kadınların iş gücüne katılımının önemine dikkat çekerek şu açıklamalarda bulundu; “Dünyada büyümeyi tetikleyebilecek üç konu olduğu biliniyor: Şehirleşme, kadınların ekonomiye katılımı ve inovasyon. Ülkemize bakıldığında, şehirleşme oranımız belki de gereğinden bile fazla. Demek ki kadın istihdamı ve inovasyondan başka çaremiz yok. Türkiye’de kadının iş gücüne katılımını OECD ortalamasına çıkarırsak GSYİH’nın yüzde 20 büyüyeceği öngörülüyor. Dolayısıyla, kadın istihdamı sadece ahlaki ve sosyal bir konu değil, aynı zamanda ekonomik zorunluluk. Kadın girişimciliğini teşvik ederek ise her iki amaca birden hizmet etme fırsatımız var. İş dünyası yöneticiye “hazır mı” diye bakar; yatırımcı girişimciye “hevesli mi” diye bakar. Araştırmalar erkeklerin yeni sorumluluklar yüklenme noktasında hazır olmayı beklemeden kendilerini ortaya koyduklarını, yeni fikirler ve girişimler söz konusu olduğunda daha hevesli göründüklerini, buna karşılık kadınların daha temkinli davrandığını ve tam hazır hissetmeden yeni sorumluluklara atılmadığını tespit ediyor. Bu da kadınların erkeklere kıyasla daha az girişken ve başarı için daha az istekli oldukları algısını yaratıyor. Kadınlarımızı bu konuda her fırsatta cesaretlendirmemiz şart.”  

"Türkiye’de her 100 girişimciden sadece 9’u kadın"

İş hayatında uzun yıllar profesyonel olarak çalışmanın ve son dönemde danışmanlık ve öğretim üyeliği yapmanın yanı sıra, aynı zamanda Bireysel Katılım Yatırımcısı lisanslı bir melek yatırımcı olduğunu belirten Develioğlu, “Yatırım yaptığım şirketleri seçerken farklı alanlara hitap eden çözümlerden bir portföy oluşturmaya çalışıyorum ve iki potansiyele bakıyorum. İlk olarak fikrin potansiyeline ve girişimcinin bunu hayata geçirme potansiyeline, ikinci olarak ise girişimcinin bu işe maddi-manevi ne derece gönül koyduğuna, işi zaman içinde dönüştürebilme esnekliğine ve yetkinliğine bakıyorum. Yatırım yaptığım beş şirketten sadece birinin girişimcisi kadın. Türkiye’ye baktığımızda da her 100 girişimciden sadece 9’u kadın. Kadınlarımızı daha girişimci olmaya teşvik etmeli, bunun için uygun eğitim şartlarını ve gelişim ortamlarını yaratmalıyız" şeklinde konuştu.

"Girişimci kadınların ana problemi finansmana erişim"

Regin Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Ayşegül Eroğlu, “Start-Up Dünyasında Kadın” paneli kapsamında Türkiye'de girişimcilik anlayışı ve ekosisteminin özellikle son 10 yıldır çok büyük bir ivme ile ilerlediğinin altını çizerek şu bilgileri paylaştı; “2018/2019 Global Girişimcilik İzleme Raporu’na göre Türkiye, 48 ülke içerisinde 15. sırada yer alıyor. Ne yazık ki, bu girişimleri cinsiyetlerine göre ayırdığımızda kadın girişimci oranında son zamanda artış gözlemlense de bu artış hala istenilen seviyeye ulaşmış değil. Profesyonel yaşamın yüzde 33’ünü kadınlar oluştururken bu oran, girişimlere bakıldığında yüzde 10 seviyelerine kadar düşüyor. KAGİDER tarafından 2019 yılında yayınlanan Türkiye Kadın Girişimcilik Endeksi, girişimci kadınlarımızın ana problemlerinden birinin finansmana erişim olduğunu ortaya koyuyor. Yani kadınlarımız, uygun koşullardaki kredileri bulmakta zorlanıyor, bulduklarında ise kullanmakta imtina ediyorlar. Dolayısıyla bu sorunun ortadan kalkması adına yeni kuluçka merkezlerinin açılmasının, erken yatırım ve hibelerin artmasının oldukça faydalı olacağına inanıyorum.

"Pozitif ayrımcılığı değil fırsat eşitliğini desteklemek gerekiyor"

Pozitif ayrımcılıktan ziyade, fırsat eşitliğini desteklemenin daha faydalı olacağını ifade eden Ayşegül Eroğlu, kadın istihdamını teşvik etmek için KAGİDER önderliğinde Dünya Bankası teknik desteği ve PwC ve Ernst&Young iş birliği ile oluşturulan FEM (Fırsat Eşitliği Modeli) sertifika programının bu kapsamda örnek projelerden biri olduğunu belirtti. Evdeki sorumlulukların paylaşılmasında fırsat eşitliği oluşturulması anlayışının, özellikle aile içi eğitime dayanmasından dolayı Türk aile yapısında ve kültüründe gelişmesinin zaman alacağını ifade eden Ayşegül Eroğlu, “Dolayısıyla kadının, kendisine çocuk yetiştirmede addedilen sorumluluklarını paylaşacağı kurumların ve merkezlerin varlığı elzemdir. Kısacası; vizyonu, adanmışlığı, sorumluluk bilinci olan ve kendi ayaklarının üzerinde durabileceğine güvenen her kadının, yukarıda saydığım ekosistemler ile desteklendiği takdirde her türlü başarıya koşacağına ve ülkemizi kalkındıracağına sonuna kadar inanıyorum” dedi.

"İş dünyasında hak ve emek kavramlarının savunulması gerekiyor"

Glories Chocolate Kurucusu Özge Yücesoy, “Start-Up Dünyasında Kadın” panelinde gerçekleştirdiği konuşmasında kadın istihdamının önemine dikkat çekerek markanın çalışanlarının yüzde 80’inin kadınlardan oluştuğunu belirtti. İş dünyasında pozitif ayrımcılığın değil, hak ve emek kavramlarının savunulması gerektiğini ifade eden Yücesoy, “Şirketimizde kadınlar ve erkekler arasında pozitif ayrımcılık yapmıyoruz, hak eden pozisyonlara emek harcayan ve o pozisyon için uygun olan kişileri getiriyoruz, ancak genelde bu başarıyı sağlayanlar kadınlar oluyor. Elbette her işletmede durum farklı olabilir, ancak bizim şirketimizde kadın çalışanlarımızın yoğun olduğu çalışma ortamında iş sorumluluğu ve disiplinin, işi sahiplenmenin daha yüksek olduğunu gözlemliyoruz. Daha önce çocuklarına baktıkları için çalışamamış olan kadınlara da fırsat veriyoruz ve iş hayatında çok başarılı olduklarını görüyoruz. Ekip çalışmasına büyük önem veren ve her bir çalışanımızın ekibin gerçek bir parçası olmasını sağlayabilen bir markayız. Çok çalışmanın yanı sıra işimize özen gösteren ve değer veren bir ekip olarak, Türkiye menşeili bir marka olmamıza rağmen raflarda global markaların yanında yer almayı başarıyoruz. Bu başarımızı özverili ekibimiz, yüksek kalitemiz ve inovatif ruhumuzdan alıyoruz” şeklinde konuştu.



İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz