"Ikea’yı İkna Eden Grup"

Dünya mobilya devi IKEA yıllardır Türkiye’ye gelmiyordu. Çok sayıda şirket ve grubun ısrarlarına rağmen bu kararlarından vazgeçmediler. Yatırım planını açıkladıklarında ise Türkiye’den 227 ayrı ort...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Ikea’yı  İkna Eden Grup

hedDünya mobilya devi IKEA yıllardır Türkiye’ye gelmiyordu. Çok sayıda şirket ve grubun ısrarlarına rağmen bu kararlarından vazgeçmediler. Yatırım planını açıkladıklarında ise Türkiye’den 227 ayrı ortaklık başvurusu aldılar. Bu büyük yarışı, Türkiye’nin gizli devlerinden Maya Grubu kazandı. Grubun yönetim kurulu başkanı Nuri Özsüer, “İnsan ilişkileri çok önemli. Büyüğüm demekle bu işler alınmıyor. Sonuçta yabancılar işe kendini verecek kişilerle çalışmak istiyor” diye anlatıyor. Planlarını açıklarken ise “Önümüzdeki 4 yıl içinde ise İstanbul, İzmir ve Ankara gibi illerde 5 mağazaya çıkmayı planlıyoruz” diyor.

Nuri Özsüer, Maya Holding şirketlerinden Mapa Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı. Aynı zamanda son 1 yıldır konuşulan IKEA operasyonunun başındaki isim. IKEA’nın Türkiye’ye gelmesi için yaptığı çalışmalarla tanınıyor.

Özsüer, tekstil, sabun ve gayrimenkul alanlarındaki faaliyetleriyle dikkat çeken Maya Holding’in bu yeni yatırımı uzun yıllardır planladığını söylüyor. Kendi deyimiyle, 2001 yılında krizin getirdiği rehavet sırasında, yeni yatırımlar için düşünceler geliştirme yoluna gidiliyor. Bunun sonucunda da grup yönetim kurulu uzun dönemli stratejileri arasına hacimli perakende işine girmeyi karar olarak koyuyor. Özsüer ve arkadaşlarının 1,5 yıllık araştırma ve çalışma süreci de böyle başlıyor.

IKEA’yı Türkiye’ye getirmek için bu süreç içinde 227 şirket de başvuru yapıyor. Nuri Özsüer, burada insan ilişkilerinin son derece önemli olduğunu söylüyor. Ona göre, “Ben büyük grubum demekle” işlerin yürümesi mümkün değil. Yabancı sermaye şirketleri kendi işine sahip çıkacak ve kendini işine verecek kişiler arıyor. Özsüer, IKEA’nın bu nedenle kendileriyle çalışmayı kabul ettiğini düşünüyor.

Yapılan bu çalışmaların sonunda da IKEA, Mapa Mobilya’yla ortaklık kurarak Türkiye pazarına girmeyi tercih ediyor. IKEA’nın 1980 yılından bu yana Türkiye’deki 40 tedarikçiden alım gerçekleştirdiğine dikkat çeken Özsüer, “Aslında onlar pazarı biliyorlardı. Pazara girmek için doğru zamanı bekliyorlardı” diye konuşuyor.

IKEA’nın Türkiye operasyonu için sadece Ümraniye’deki mağazaya 60 milyon dolar yatırım yapılmış. Bu yatırımın, önümüzdeki 4 yıl içinde de açılacak 5 yeni mağazayla artırılması planlanıyor. Özsüer, IKEA’nın pazarı etkileri ilgili şu yorumları yapıyor:

“IKEA’nın pazarı disipline edeceği kesin. Bunun yanında bu sektördeki şirketlerin yatırımlarında da artış yaşanmasına neden olacak. Bu da pazarın kendisini büyütecek. Ayrıca çeşitli sektörlerin amiral şirketlerinin Türk pazarına girmesi diğer yabancı yatırımcıların girişi açısından da olumlu bir gelişme.”

Nuri Özsüer’le, Maya Holding’i, IKEA ile yapılan anlaşmanın süreçlerin, bu yeni yatırımın pazara etkilerini konuştuk:

Maya Grup ve şirketleri genel olarak çok göz önünde değil. Bunun özel bir nedeni var mı?

Biz genel olarak kişilerin ön planda tutulmasına karşıyız. Önemli olan projelerinizle gündemde olmanız. Maya Grup bir aile şirketi ve şu anda ikinci jenerasyon tarafından yönetiliyor. Eğer kişileri ön planda tutarsanız o zaman işin sürdürülebilirliği tehlikeye girer. Bu nedenle biz işimizle gündemde olmayı tercih ediyoruz.

Maya Grup ne zaman kuruldu ve faaliyetine hangi alanlarda başladı?

Maya Şirketler Topluluğu 1940’ların başında kuruldu. Başlangıçta sentetik iplik ithalatı ve ticareti ile uğraşıyorduk. Aslında 1946 yılında İnan Tekstil’in kuruluşuyla tekstil sektörüne ilk adımı attık. Daha sonra Dinarsu Halı Sanayi’ne iştirak gerçekleşti. Türkiye’nin ilk sentetik iplik fabrikalarından birisi olan İstanbul Naylon Sanayi de İnan Tekstil ve diğer ortaklarla İstanbul Avcılar’da kuruldu. Daha sonra 1976 yılında Sabancı Grubu da ortaklığa katıldı.

1987 yılında sabun ve kozmetik ürünlerine de girdik. Hacı Şakir Grup Sanayi’yi grup şirketleri arasına kattık. Daha sonra Colgate Palmolive Amerika ile Hacı Şakir bir şirket evliliği gerçekleştirdi. Bu süreç içinde 1970’li yıllarda grup, gayrimenkul sektöründe geliştirme projelerine ağırlık verdi.

Geliştirme projelerinde de daha çok A grubu konut ve ofis üretimi ön plandaydı. Zaten Maya Grup bu üretimleriyle tanınıyor. 35 yıldır da gayrimenkul geliştirme işleriyle uğraşıyoruz. Bu alanda ağırlığımız var diyebiliriz.

Tekstilin ardından yatırımlardaki ağırlığın gayrimenkule kaymasının nedeni neydi?

Ekonomik göstergeler bunu tetikledi diyebiliriz. Sonuçta, diğer sektörlerdeki iştiraklerimiz de hala devam ediyor. Ancak aynı hızda ilerlediğimizi söyleyemem. Şu anda grubun çekirdek işi geliştirme projeleri.

Maya Şirketler Topluluğu’nun kaç adet şirketi ve iştiraki var?

Grubu bölmek gerekirse, üç değişik bölümden oluştuğumuzu söyleyebiliriz. Birincisi iştirakler. İkincisi, gayrimenkul geliştirme yani inşaat işleri. Üçüncü grup olarak ise perakendeyi saymak mümkün. İştiraklerimiz ise İNSA yani İstanbul Naylon Sanayi, Birgi Sanayi ve Altaş El Aletleri ve Dökme Çelik Sanayi şeklinde sıralanıyor. Grup bünyesinde de 8 adet şirketle yolumuza devam ediyoruz.

Maya Grup geçtiğimiz yılı nasıl kapattı? Büyüme ve ciro anlamına nasıl bir performans sergilediniz?

Maya’nın kriz döneminde büyüme hızı yavaşladı. Fakat, 2003 yılından sonra yüzde 30’luk bir büyüme kaydettik. Bunu da zaten yatırımlar gösteriyor. Özellikle bu yeni hacimli perakendecilik konusunda ciddi bir yatırıma giriyoruz.

Önümüzdeki yıl için büyüme hedefiniz nedir?

Bundan sonraki büyüme hızımız açıkçası Türkiye’nin durumuyla paralellik gösterecek. Türkiye son 2-3 yılda oldukça iyi performans gösterdi. Bu durumda tabiiki şirketlerin performansı da etkileniyor.

Grubun çekirdek işi olan gayrimenkul sektöründe geçtiğimiz yıl ne kadarlık yatırım yapıldı?

Proje bazında 2002 yılındaki yatırımımız 210 milyon doları buldu. Bu sadece yatırım değeri, sonuçta projelerin gelişim süreci 3-4 yıl sürüyor. 2004 yılında ise projeler 150 milyon dolar civarındaydı.

Grubun devam eden projeleri hangileri?

Şu anda Maya Residence, Park Maya ve Maya Köyü Bodrum projeleri devam ediyor. Maya Residence İstanbul’un merkezi Etiler’de konumlanmış durumda. 170 bin metrekarelik toplam alanda özel konumlu villalar ve değişen büyüklüklerde 280 daire yer alacak. Akatlar’da satışa sunulan Park Maya ise farklı büyüklüklerde 400 konuttan oluşuyor.

IKEA ve Maya’nın buluşması nasıl bir süreçti?

Biz kriz zamanında değişik sektörlere yatırım yapma kararı almıştık. İleriye dönük olarak da 5-10 yıllık planlarda perakende sektörüne yatırım yapmayı yönetim kararı olarak almıştık. Bu nedenle de hacimli perakendecilik alanında yatırım yapmak bizim 2002 yılında belirlediğimiz  uzun vadeli stratejimizdi diyebiliriz.

Yabancı iki dostumuzla birlikte bu işin geliştirilmesi için, bu dönemde ciddi mesai harcadık. Kriz döneminin getirdiği yavaşlama ve yeni arayışlar bizi bu yola itti.

IKEA cephesinde nasıl bir durum vardı? Sonuçta IKEA Türkiye pazarını biliyordu. Burada pek çok tedarikçiyle 16 yıldır iş yapıyor sanıyorum. 

Evet. IKEA 1980’den beri Türkiye’den mal alıyor. Dolayısıyla, pazarı zaten tanıyorlardı. Pazarı önceden incelemişlerdi. Yatırım için, doğru zamanı bekliyorlardı. IKEA’nın Türkiye operasyonuna ortak olmak için 227 şirket başvurdu. Fakat burada insan ilişkileri çok önemli. Büyüğüm demekle bu işler alınmıyor. Sonuçta yabancılar işe kendini verecek kişilerle çalışmak istiyor. Biz de yaklaşık bir buçuk yıl bu iş üstünde çalıştık. Sanırım bu da onları etkiledi. 

Neden şimdi Türkiye’ye geldiler?

Bunda en önemli etken Türkiye’deki ekonomik verilerin düzelmesiydi. Siyasi istikrarın sağlanması ve enflasyonun düşmesi, IKEA’nın pazara girmeyi daha çok istemesine neden oldu. Zaten global anlamda da stratejileri, genişlemek yönünde. Önümüzdeki dönemde dünya üzerinde de ciddi şekilde genişlemeyi planlıyorlar.

Şu anda IKEA dünya üzerinde kaç noktada ve ülkede faaliyet gösteriyor?

Şu anda 33 ülkede 213 ayrı noktada varlar. Yaklaşık 150 ayrı alım noktasıyla çalışıyorlar. Türkiye’de ise tek alım noktaları var. Bu alım noktası üzerinden mal tedarik ediyorlardı.

Peki, Türkiye’de kaç tedarikçiyle çalışıyorlardı? Bu tedarikçilerden 2004 yılında yaptıkları alım miktarı nedir?

Türkiye’den geçtiğimiz yıl 240 milyon dolarlık alım yaptılar. Burada 40 fabrikayla çalışıyorlar. Bunların her biriyle uzun dönem ilişkileri var. Zaten IKEA’nın en önemli stratejilerinden bir tanesi de bu. Tedarikçileriyle uzun dönem ilişki kuruyor. Onlardan yüksek alım gerçekleştiriyor. Bu nedenle de daha ucuza mal ürettiriyor.

Önümüzdeki dönemde bu fabrikalarla çalışmaya devam etmeyi planlıyorlar mı?

Evet bu 40 fabrikaya üretim yaptırmaya devam edecekler. Bunun yanında önümüzdeki 3 yıl içinde de alım yapılan noktaların yüzde 40-50 oranında artırılması öngörülüyor.

Türkiye operasyonuna ne kadar yatırım yaptınız?

Bu ilk mağazamızın toplam yatırımı 60 milyon doları buluyor. Önümüzdeki yıl 2 mağaza daha açmayı planlıyoruz. Tahmin ediyorum onlar da 70-80 milyon doları bulur. Mağazaların durumu bölgeye göre değişkenlik içerecek. Ümraniye’deki ilk mağazamız en büyük mağazalarımızdan bir tanesi.

Pazara giriş yapmadan önce ne tür araştırmalar yaptınız?

Pazara yönelik araştırmalar zaten IKEA’nın elinde mevcuttu. Fakat söylediğim gibi ekonomik veriler çok önemliydi. Yüksek enflasyonist ortam IKEA’nın modeli için oldukça tehlikeli. Enflasyon IKEA’nın sattığı ürünleri direkt etkiliyor. IKEA mallarının kaliteli ucuz ve fonksiyonel olması gerekiyor. Bütün bunları bir araya getirmek için de enflasyon baskısından uzak durmanız lazım.

IKEA rekabetçi avantajını hangi faktörlerden elde ediyor? Türkiye için farklı bir nokta ön plana çıkarılacak mı?

IKEA’nın temel felsefesi olabildiğince fazla insana daha iyi günlük yaşam. Bunda da maliyet unsurları son derece önemli. IKEA fiyat değişkenliği sevmiyor ve istemiyor. Uzun süre müşterisinin aynı fiyattan mal satın almasını istiyor. Buradaki konsept ucuz fiyat. Sunulan ürünlerin düşük fiyatlı olmasının en önemli nedeni ise yüksek hacimli üretim. Bu sayede çok büyük indirimler alabiliyoruz.

IKEA Türkiye’nin diğer ülkelerdeki operasyonlarından farkları olacak mı?

Hiçbir farkı olmayacak. Bütün dünyada sistem aynı işliyor zaten. Sadece Türk tüketici tipine özel bazı araştırmalar yapıldı. Yine de dünyada sunulan ürünlerin hemen hemen aynıları Türk tüketicisine sunuluyor. Büyük bir fark çıkmada yani. IKEA’da her kesime yönelik ürün bulmak mümkün. Bu anlamda belirli bir profili de hedeflemiyoruz. Montajlamanın zor olabileceği söyleniyor, fakat bizim bütün ürünlerimiz montaja ihtiyaç duymuyor. Yüzde 40’ının bu kategoride olduğunu söylemek mümkün. Diğer ürünlerimizde zaten asksesuar ve montajı hazır ürünlerden oluşuyor. Ayrıca tasarımları sırasında bu ürünlerin çok basit montajlanabilmesi için de çalışmalar yapıyoruz.

Ümraniye’deki ilk IKEA mağazasında kaç çeşit ürün ve kategori yer alıyor?

6 bin 500 çeşit ürün var. Bunun yanında mobilya, aksesuar, mutfak gereçleri, ev tekstili, oyuncak gibi, farklı alanlardan oluşan 20’ye yakın kategoriyle hizmet sunuyoruz.

Son dönemde müşteriye yaşam alanı açan mağaza konseptleriyle karşılaşıyoruz. IKEA’nın bu anlamda yaptığı çalışmalar var mı?

Bizim için müşterinin IKEA’da vakit geçirmesi son derece önemli. Zaten IKEA’nın modelini oluşturan temel noktalardan bir tanesi de bu. Bunu sağlamak için de mağaza içinde restoranlar ve kafeler oluşturduk. Bunların işletmesi de IKEA’ya ait. Ayrıca müşterilerin çocuklarını bırakabilecekleri, içinde oyun parkları olan alanlar da var. Söylediğim gibi bizim için müşterinin içerde kalma süresini uzatmak önemli. Burada her türlü planlarını rahatlıkla yapmalarını istiyoruz. Bu sayede bir kişi bütün evini IKEA’dan düzenleyebilir. Hatta önümüzdeki dönemde alacaklarının planlamasını bile yapabilir. Bu planlamalarını rahat yapabilmeleri için de mağaza içinde mezuralar, kalemler ve not kağıtları bulunuyor. Aynı zamanda kataloğu olmayan müşterilere de katalog veriliyor. 

IKEA’nın dünyadaki durumu nedir? Geçen yılki cirosu neydi?

Her yıl sürekli büyüyen bir gelişmesi var. Şu an uyguladığı modelle de dünyada tek. Ama yine de rekabet olduğunu söyleyebilirim. Fakat IKEA hakikaten yaptığı işi en doğru yapan şirket. Şirketin 2004 yılı cirosu 14,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu rakam 2003 yılında 12 milyar, 2002 yılında ise 11 milyar dolardı. Aslında IKEA’nın son 10 yılına baktığımız zaman cirosunu ikiye katladığını görüyoruz. Neredeyse 7 milyar dolar seviyelerinden 14 milyar dolara ulaştı.

Bu ivmeyi neye bağlıyorsunuz?

Gerçekleşen bu yüzde 100’lük büyüme, şirketin daha çok yayılmak için yaptığı çalışmalardan kaynaklanıyor. Bu nedenle de daha çok ürettiriyor. Tabi kendisi de üretiyor.

Türkiye’de bu yıl sonundaki hedef nedir?

Onu piyasa gösterecek. Bu konuda bir şey söylemek için erken, şu anda tek mağaza üstünde çalışıyoruz. Önümüzdeki 4 yıl içinde ise İstanbul, İzmir ve Ankara gibi lokasyonlarda 5 mağazaya çıkmayı planlıyoruz.

IKEA’nın Türkiye pazarına girmesi yabancı sermayenin Türkiye’ye bakışını nasıl etkileyecek sizce?

Geçen gün İtalya’da yaşayan arkadaşlarım, IKEA’nın Türkiye’ye girmesiyle ilgili İtalyan basınında bir haber çıktığını söyledi. Bu o kadar güzel bir olay ki. Bunu parayla elde etmeniz mümkün değil. Bu tür hareketler yabancı yatırımcıyı direkt uyarıyor. Sonuçta çeşitli sektörlerdeki amiral gemileri Türkiye’ye geldiği zaman Türkiye’ye olan güven artıyor. Diğer yatırımcılar da bu çalışmalardan etkilenerek, bu şirketlerin arkasından Türkiye’ye daha hızlı gelmeye başlıyor.

IKEA Türkiye’de farklı başka sektörleri etkileyebilir mi sizce?

Türkiye’de şu anda gayrimenkul geliştirme işi IKEA’nın bulunduğu bölgelerde artmaya başladı. Şu anda bu bölgenin arazi sahibi olan kuruluşu Metro Grup IKEA’nın yan tarafında bir zincir açmayı planlıyor. Bunun yanında diğer sektörden şirketlerin de bu bölgeye IKEA ile bağlantılı yatırım yapmayı planladığını biliyoruz.

FİYAT AVANTAJI NERDEN GELİYOR?

IKEA’nın fiyatlama stratejisi hangi temel kriterlere dayanıyor?

MONTAJI MÜŞTERİ YAPIYOR Bizim fiyatlama politikamızın önemli unsurlarından biri montajlama. IKEA’da her ürün yassı kolilerde ve montajlanmamış biçimde satışa sunuluyor. Dileyen müşteriye bu konuda ek hizmet sunuyoruz. Montaj ve nakliyeden sağladığımız maliyet avantajını da olduğu gibi fiyatlara yansıtıyoruz.

NAKLİYEDEN AVANTAJ SAĞLIYORUZ Dolayısıyla müşteriye de daha uygun fiyatlı ürünler sunabiliyoruz. Biz müşteriye, “bizim malımızın fiyatı budur, bunu montajlı getirseydik fiyatı daha pahalı olacaktı” diyoruz aslında. Montajını müşteri de isterse kendi yapar isterse ücret karşılığı yine bize yaptırabilir. Bunun dışında da nakliyeden kaynaklanan önemli bir maliyet avantajı da yakalıyoruz.

TEDARİKÇİLERLİ UZUN SÜRELİ İLİŞKİ Bir de daha önce belirttim gibi IKEA’nın kendi içinde işbirliğinde bulunduğu tedarikçilerle çok uzun süreli işbirlikleri var. Yani gerektiği zaman onların fabrikalarına bile yatırım yapabiliyorlar. Bir de tedarikçinize çok uzun dönem iş garantisi verdiğiniz zaman maliyetleri düşürebiliyorsunuz.

TASARIM FİYAT ETİKETİNDEN BAŞLIYOR Tasarımcılarımız da kimi zaman fabrikalarda kullanılmayan atık olan maddeleri nasıl kullanabileceklerine dair çalışmalar yapıyor. Bir de biz  IKEA’da ürünlerin tasarımına fiyat etiketinden başlıyoruz. Bir bardağı ne kadara satılacağı belirlendikten sonra tasarımcı bu fiyata göre ürün tasarlıyor.

IKEA PİYASAYI NASIL ETKİLEYECEK?

IKEA’nın piyasaya girişi sektörü nasıl etkileyecek sizce?

PİYASA DİSİPLİNE OLACAK Piyasa çok değişir mi bilmiyorum ama disipline olacağı kesin. Bugün Türkiye’deki mobilya ve aksesuar piyasasına baktığınız zaman oldukçada büyük ve dağınık bir pazar yapısı karşınıza çıkıyor. Aslında son yıllarda mevcut markalı şirketler bu işin toparlanması için çalışıyor. Bu şirketlerin Türkiye içinde yapmış oldukları satışlar ve organizasyonları da gayet iyi gözüküyor.

DIŞ PAZARLARLA REKABET ARTACAK Pazardaki üreticiler daha fonksiyonel ve işlevsel malları piyasaya sunmaya başlayacak. Aynı zamanda dizayna da dikkat edilecek. Bu tür sağlam malları üreterek de dış pazarlarda rekabete açık olmaya başlayacaklar. Zaten Türkiye’de de mevcut üreticilerin yurtdışı pazarlarda yavaş yavaş artan bir ihracat oranı var.

YATIRIMLAR ARTACAK Piyasaya içinde de yatırımların artacağı kesin. Ar-Ge departmanları gelişecek, dizayna önem verilecek, üniversitelerle işbirliği yapılacak. Belli konularda daha iyi malın daha işlevsel nasıl üretileceği tartışılacak. Tabi IKEA’nın fiyatlama stratejisinin getirdiği en büyük avantajı da ekonomi görecek. Enflasyonun düşmesini destekleyen en büyük etkenlerden biri de fiyatların sabit gitmesidir sonuçta.

KÂR MARJI DÜŞÜK

IKEA’nın düşük fiyat politikasını destekleyen iş modeli nedir?

İYİ FİYAT VERENLE ANLAŞIYORUZ Daha ucuza malı alabilmek için dünyanın farklı tedarik noktalarıyla çalışılıyor. İyi fiyatı kim verirse o şirketle anlaşılıyor. Önemli hacimlerde alımlar yapılıyor. Aynı zamanda şirketin kendi test laboratuarları var. Burada kendi ürünlerini dayanıklılık ve kalite açısından üretimden sonra kontrol ediyorlar. Bundan sonra piyasaya sürüyorlar.

TÜRKİYE’YE ÖZEL ÇALIŞMA Malları bildiğiniz gibi yassı kolilerde sunuyoruz. Müşterilerin bu kolileri kendileri evlerine götürmesi gerekiyor. Bu durum da nakliyenin yanı sıra, montaj konusunda da avantaj sağlıyor. Biz malı Türkiye’ye alırken de belli bir fiyat üstünden üreticilerle konuşuyoruz. Bunun devalüasyon ve enflasyon farkını hesaplayıp üstüne koyuyoruz. Bununla ilgili titiz bir çalışma yapıyoruz diyebilirim.

6 AY BOYUNCA FİYAT DEĞİŞMEMELİ Bu çalışmadan çıkan sonuca göre ürünler dünyadaki farklı alış noktalarından tedarik edilmeye çalışılıyor. Bizim tahminlerimize göre yapılan fiyatlamaya göre o fiyata mal buluyor ya da ürettiriyoruz. Bu mallar Türkiye’ye geldiği zaman 6 ay boyunca bu rakamın değişmemesi ana hedeflerden biri.

HEDEF DAHA FAZLA MAL SATMAK Burada da tabi siz 1 yıl sonrasının mallarını bugünden ısmarlıyorsunuz diyebiliriz. Bugünden o ürün gamını nasıl oluşturacağınız belirliyorsunuz. Bizim kâr marjlarımız da son derece düşük. Aslında arzumuz mümkün olan en ok hacimde daha fazla mal satmak. Kısa vadede düşük olan bu kârı uzun vadede artırmak.

MOBİLYA SEKTÖRÜNÜN SADECE YÜZDE 20’Sİ MARKALI

IKEA’nın faaliyette bulunduğu ana sektör mobilya. Genel olarak mobilya sektörünün Türkiye’deki durumu nedir? IKEA’yla büyük değişim oluşacağını düşünüyor musunuz?

Her geçen yıl daha iyi bir performans gösterdiğini söyleyebilirim. Özellikle sektör son 2 yıldır önemli oranda büyüme kaydetti. İhracata baktığınız zaman da mobilya sektörünün geçen yılki ihracatı 500 milyon dolardı. Mobilya sektöründeki bu ciddi ataktan dolayı da pek çok büyük oyuncu sektöre girmeye başladı. Bu da hoş bir rekabet ortamı yarattı. Sektörde toplam talebin yaklaşık yüzde 20’si markalı mobilyacılar tarafından karşılanıyor. Sektörün geneline baktığınız zaman büyük bölümün kayıt dışının elinde olduğu görülüyor. Kayıtlı ekonomiye doğru geçiş de ancak IKEA gibi şirketlerin pazarda iş yapmasına bağlı.

IKEA’ya alternatif oluşturmak için farklı oluşumlar ortaya çıkıyor. Çeşitli mobilya firmaları bir araya gelerek birlikte şirket kuruyorlar. Bunlara nasıl bakıyorsunuz?

Son derece memnun oluyoruz. Bu bizim pazarı şimdiden geliştirdiğimizin bir kanıtı. Yatırımlar artıyor. Yatırımlar arttıkça Türkiye’de dinamikler çalışmaya başlayacak. O dinamiklerin de karşılığında istihdam artacak.

KONUTTA NELER BEKLENİYOR?

Önümüzdeki döneme ilişkin gayrimenkul sektörüyle ilgili beklentileriniz neler?

Gayrimenkul geliştirme projelerinin önümüzdeki 3-5 yıl içinde daha iyiye gideceğini düşünüyorum. Geçen yıl iyi bir yıl oldu. Bankalar biliyorsunuz 2 yıldır konut kredisi veriyor. Bu konut kredileri oldukça yüksek faizli. Tahmin ediyorum, bu yıl sonundan itibaren mortgage sistemine geçilirse, gayrimenkul sektöründe daha olumlu gelişmeler olacak.

Konut üretiminde şu anda ciddi açık var. Bu açığın kapanması için de mortgage sistemi çok faydalı olacak. Özellikle bu sistemin getireceği uzun vadeli ve riski az finansman kaynaklarının oluşması ekonomide ciddi bir rahatlık sağlayacak. Sistemin bu yıl sonunda çıkacağını tahmin ediyorum. Yine de pek çok faktörün de doğru ilerlemesi gerekiyor. Buna bir sepet gibi bakmak lazım. Bu sepetin içinde sigorta, finansman, faiz oranlarının düşük kaynaklardan sağlanması gibi, farklı pek çok etken var. Sonuçta bu sistem sektörün canlanmasına neden olacak. Bu canlanma da Türkiye’de bu sektörde faaliyet gösteren 150’ye yakın sanayi üreticisinin satışlarını artıracak.

Şeyma Öncel
soncel@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz