Aksoy'un bir numaralı önceliği

18 EKİM, 20180
Paylaş Tweet Paylaş
Aksoy'un bir numaralı önceliği

BATU AKSOY/AKSOY HOLDİNG CEO’SU

 AKSOY’UN BİR NUMARALI ÖNCELİĞİ

 Aksoy Holding, akaryakıt-enerji, turizm-gayrimenkul ve uluslararası ticaret sektörlerinde faaliyet gösteriyor. Grubun akaryakıttaki iştiraki Turcas geçtiğimiz yılı 20 milyar TL, enerjideki işi Denizli Doğalgaz Çevrim Santrali ise 800 milyon TL ciro ile kapattı. Turizm ve gayrimenkuldeki en önemli işi Conrad İstanbul olan Aksoy Holding’in şu anda gündemindeki en önemli proje de Bodrum’da hayata geçirdiği Epique Island. Projede beşinci yıllarında olduklarını belirten Aksoy Holding CEO’su Batu Aksoy, dünyanın en önemli mimarlık şirketlerinden Güney Afrikalı SAOTA ile çalıştıklarını söylüyor. “Dünyanın en lüks 20 evinin 10’unu SAOTA yaptı. Türkiye’deki ilk projeleri. 75 adet SAOTA evi tasarladık ve hepsi kendi içinde özgün projeler oldu” diyor.
Eqiue Island, Bodrum’da Tilkicik Koyu’nda yer alıyor. Her ne kadar adı ada olsa da aslında bir yarım ada. Aksoy, yatay mimariye sahip projenin Bodrum mimarisine ve çevreye yüzde 100 saygılı olma hedefiyle hayata geçirildiğini söylüyor. Projede büyüklüğü 480 ila 700 metrekarelik büyüklükte 75 adet villanın yanı sıra işletmesi uluslararası bir markaya verilecek bir butik otel ve küçük bir marina da yer alıyor. Toplam yatırım bedeli 200 milyon Euro olan projede site içindeki konumlarına bağlı olarak villaların fiyatı 2,3 milyon Euro ile 5,5 milyon Euro arasında değişiyor. Yüzde 30’u satılan villalarda yaşam ise 2019 yılı yaz ayında başlayacak.
Epique Island projesinin yanında Aksoy Holding turizm ve gayrimenkulde yeni yatırımlara açık. Ancak yeni yatırımlar için mevcut yatırımların yarattığı açık pozisyonu kapatmayı bekliyor. Şu anda hedeflerinin işlerine odaklanıp kârlılıkları maksimize etmek ve borçluluk oranını bilanço aktiflerinde yüzde 30’dan yüzde 15’e düşürmek olduğunu belirten Batu Aksoy, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bilançomuzu daha sağlıklı hale getirmek bir numaralı önceliğimiz. İki numaralı önceliğimiz coğrafi çeşitlendirmeye gitmek. İşlerimizin yüzde 99’u Türkiye’de, şimdi biraz da coğrafi çeşitlendirme yapıp inovasyon ve teknolojinin geliştiği ülkelerde çok büyük olmayan ama geleceği olan yatırımlara adım atmak istiyoruz. Biraz kabuğumuzu aşmak istiyoruz. Türkiye’deki işlerimizi hızlı ve verimli bir şekilde finalize edip mevcut işlerimizin kendi iç verimliliğini artırmayı amaçlıyoruz.”

“GASTRONOMİK SEYAHATLER YAPIYORUZ”

Batu Aksoy biri 3 yaşında diğeri 8 aylık iki çocuk babası. Ailesi en büyük önceliği. Hobileri de var. Spor hayatının bir parçası, sanat da öyle… Her sabah saat 6:30’da kalkıp bir saat spor yapıyor. Gastronomi de ilgi alanı. 5 yıl önce eşiyle evlendikten hemen sonra birlikte gitmek istedikleri yerlerin bir listesini yaptıklarını belirten Aksoy, “Seyahat etmeyi çok seviyorum, Geniş arkadaş gruplarıyla gastronomik seyahatler yapıyoruz. Şimdi San Sebastian’a gitmeyi planlıyoruz” diyor.

 CANER DİKİCİ/TAB GIDA GENEL MÜDÜRÜ

 “FARKLI ÜLKELER RADARIMIZDA”

TAB Gıda, 23 yıl önce Burger King’i Türkiye’ye getirerek faaliyetlerine başladı. Zaman içinde farklı fast food markalarını da bünyesine kattı. Bugün başta Burger King olmak üzere Popeyes, Sbarro, Arby’s gibi global markaların yanı sıra kendi kurduğu Usta Dönerci ve bir süre önce satın aldığı Döner Stop ile faaliyetlerini sürdürüyor. Türkiye’nin hemen her yerinde 1.200’e yakın restoranıyla açık ara sektör lideri konumunda olan TAB Gıda, Burger King’in de dünyadaki en büyük işletmecisi, TFI-TAB Gıda Yatırımları şirketiyle Çin’de de markanın yönetimini üstleniyor. TAB Gıda Genel Müdürü Caner Dikici burada bine yakın restorana ulaştıklarını ve hızla büyümeye devam ettiklerini söylüyor.

TFI-TAB Gıda olarak 2 bine yakın restoran ve 50 bin çalışanları olduğunu belirten Dikici, “2017 yılı itibarıyla da konsolide ciromuz 4 milyar TL’ye ulaştı” diyor.
Bu büyüklüğe rağmen TAB Gıda hızlı bir büyüme temposuna sahip. Geçtiğimiz yıl yüzde 25 büyüme kaydettiklerini ifade eden Dikici, bu yılın ilk yarısında da ekonomide yaşanan dalgalanmalara rağmen çift haneli büyüme rakamlarına ulaşarak cirolarını yüzde 30 civarında artırdıklarını dile getiriyor. “2018’i gerek ciro gerek müşteri trafiği gerekse restoran açılışlarında geçen yılın çok daha üzerinde bir büyüme ile kapatacağımızı öngörüyoruz” diye konuşuyor.
TAB Gıda her yıl 100 restoran açarak yol alıyor. Dikici bu yıl sonuna kadar da 100’e yakın yeni restoran açılışı yapacaklarını açıklıyor. “Şu ana kadar girmediğimiz il sayısı 6, bu yapacağımız açılışlarla önümüzdeki yıl Türkiye’nin bütün illerinde varlık gösteriyor olacağız” diyor.
TAB Gıda, Türkiye’nin yanı sıra yurt dışında da büyüme konusunda iştahlı. Çin’deki hızlı büyümenin süreceğini belirten Caner Dikici, diğer bölgelere ilişkin planlarını da şöyle açıklıyor, “Makedonya, Kıbrıs ve Gürcistan’da da restoranlarımız bulunuyor. Kurduğumuz güçlü franchise sistemimiz ve yatırımlarımız doğrultusunda hem Türkiye’de hem yurt dışında hızla büyümeyi planlıyoruz. Farklı pazarlar ve ülkeler radarımızda. Mevcut iş modelimizi yerel taleplerle şekillendirip verimli, kârlı ve yenilikçi operasyonlar yönetebileceğimiz pazarlar için hazırlanıyoruz.”
“YEMEK KİTABI HAZIRLIYORUM”
Caner Dikici, hızlı ve istikrarlı büyümelerinin arkasındaki en önemli gücün insan kaynağı olduğunu ifade ediyor. Bu nedenle insan kaynağına yatırıma büyük önem verdiklerinin altını çiziyor. Dikici’nin bu alanda en son projesi ise Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi iş birliği ile gerçekleştirdikleri e-sertifikalı “Geleceğin Yöneticileri” eğitim programı. Dikici, bu programdan özellikle eğitim hayatını yarıda bırakmış, ortaokul mezunu olanların da yararlanabileceğini söylüyor.  Dikici kendisi de eğitim hayatına devam ediyor. Mutfak tutkusunu eğitimle desteklemek için Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Gastronomi Bölümü son sınıfta eğitim alıyor. Şimdi bir de yemek kitabı hazırlığında olduğunu açıklayan Dikici, “Anadolu mutfağı özel ilgi alanım. Gezdiğim her yerin özel yemeklerini mutlaka tadar, tariflerini öğrenirim. Kitabım da yakında çıkacak” diyor.

HIROSHI KATO/TOYOTA OTOMOTİV SANAYİ TÜRKİYE CEO’SU

“HEDEF GLOBAL DÜZEYDE REKABETÇİ FABRİKA OLMAK”

 Sakarya’daki üretim tesislerinde Corolla ve C-HR modellerini üreten Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, 281 bin adetlik kapasitesiyle Toyota’nın Avrupa’daki en yüksek üretim hacmine sahip fabrikası. C-HR modeliyle birlikte Japonya dışında ilk Toyota Yeni Global Platformu (TNGA) modeli üreten fabrika olma unvanına sahip Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, üretiminin her yıl ortalama yüzde 90’ını yaklaşık 100 ülkeye ihraç ediyor. Fabrika 5 binin üzerinde kişiye de istihdam sağlıyor. Üretimini gerçekleştirdikleri Türkiye’nin ilk yerli hibrit ve SUV otomobili olan C-HR modelinin, Toyota Otomotiv Sanayi için önemli bir kilometre taşı olduğunu belirten Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye CEO’su Hiroshi Kato, “Toyota C-HR ile birlikte yıllık üretim kapasitemiz 280 bin adede ulaşırken, Avrupa’daki Toyota üretim tesisleri arasında en yüksek üretim hacmine sahip fabrika konumuna ulaştık” diyor.
Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, kurulduğu günden bu yana yaptığı 2,3 milyar dolar yatırım ve yaklaşık 30 milyar dolar tutarındaki toplam ihracatıyla önemli bir ekonomik değer yaratıyor. 2017 yılını üretim, ihracat ve istihdam anlamında rekorlarla geride bıraktıklarını söyleyen Hiroshi Kato, “Yıl boyunca tam kapasiteyle çalışıp 281 bin adet otomobili üretim bantlarımızdan indirdik. Tarihimizin en yüksek rakamına ulaşarak yüzde 74’ü Avrupa, yüzde 20’si Kuzey Amerika ve yüzde 6’sı Orta Doğu, Kuzey Afrika ile diğer ülkeler olmak üzere 244 bin aracı ihraç ettik. İstihdamımızı 2 bin yeni çalışanla 5 binin üzerine çıkardık” diye konuşuyor.  
Bu yıl Toyota Otomotiv Sanayi’nin gündeminde global düzeyde rekabetçi bir fabrika olmak var. Üretim, kalite, iş güvenliği, çevre, esneklik ve çalışan gelişimi alanlarında operasyonlarını daha da güçlendirmeye odaklandıklarını belirten Kato, “Ürettiğimiz modeller olan Corolla ve C-HR ile ilgili olarak rekabet gücümüzü sürekli iyileştireceğiz” diyor.

Gelecek 5 yılda Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, tüm parametreler bazında global Toyota içinde en üstün performansı göstermeyi hedefliyor. Kato, bu noktada neler yapacaklarını şöyle anlatıyor: “Üretimde her yönüyle örnek bir fabrika, global bir ihracatçı, diğer Toyota fabrikaları arasında da iş güvenliği, çevre, insan gelişimi gibi tüm alanlarda en iyi performansa ulaşmak istiyoruz. Ana hedefimiz; artan ihracat gelirimizle, yeni istihdam fırsatlarımızla, tam kapasiteye ulaşan üretimimizle, yeni ihracat pazarları belirleyerek Sakarya’ya ve Türkiye ekonomisine katkılarımızı artırarak sürdürmek.”

“İSTANBUL İLGİNÇ BİR YER”
Hiroshi Kato, 6 yıldır Türkiye’de yaşıyor. Daha önce Amerika’da Kentucky’de, İngiltere’de Derybyshire’da ve Belçika’da Brüksel’de çeşitli görevlerde bulundu. 1991 yılında, Türkiye Toyota’nın kuruluş aşamasında görev alan ekibin en genç üyesi olduğunu belirten Kato, iş dışı ilgi alanlarını da şöyle paylaşıyor: “Otomobillere tutkun bir kişi olduğumu söyleyebilirim. İş dışı zamanlarımda tarihi yerleri ziyaret ediyorum. Bu anlamda İstanbul çok ilginç bir yer. Ayrıca Çorum’da Hattuşaş ve 30 yıldır bir Japon profesörün görev aldığı Kaman’daki Kalehöyük arkeolojik kazılarını ziyaret ettim.”

SETH WANG/HUAWEI TÜRKİYE TÜKETİCİ ELEKTRONİĞİ GRUBU ÜLKE MÜDÜRÜ 

 PAZAR PAYINI 2’YE KATLAYACAK

 Huawei, ürün ve servisleriyle 170’ten fazla ülkeye yani bir anlamda dünya nüfusunun 3’te 1’ine hizmet sunan bir marka. Huawei’nin üç iş grubundan biri olan tüketici iş grubu portföyü, cep telefonları, PC ve tabletler, giyilebilir teknolojiler ve bulut servislerini barındırıyor. Şirketin son kullanıcı ürünleri özelindeki en önemli ürün kategorisi akıllı telefonlar. IDC tarafından Temmuz 2018’de yayınlanan verilere göre Huawei, 2018 yılının ikinci çeyreğinde, dünyanın en büyük ikinci akıllı telefon şirketi konumuna yükseldi.

2017 yılının ikinci çeyreğinde 38,4 milyon akıllı telefon sevkiyatı gerçekleştirirken, 2018 yılının ikinci çeyreğinde bu rakamı 54,2 milyon adede çıkarmayı başardıklarını açıklayan Huawei Türkiye Tüketici Elektroniği Grubu Ülke Müdürü Seth Wang, “Büyüme özelinde baktığımızda ise Türkiye’nin de aralarında bulunduğu Orta ve Doğu Avrupa ile Nordik Bölgesi’nde yüzde 56 oranında bir büyüme ivmesine imza atmayı başardık” diyor.

Tüketici elektroniğinde rekabet ve genel ekonomik koşullar çerçevesinde, şartlar birçok alanda zorlaşıyor gibi görünüyor. Ancak Wang, Huawei Türkiye olarak bu zor sayılabilecek şartlarda önemli bir büyüme trendi yakaladıklarını söylüyor. “GfK’nın en güncel verilerine göre 2018’de Türkiye’deki pazar payımızı yüzde 17,4’e yükseltmeyi başardık. Yaklaşık 10 aylık bir süre zarfında yüzde 3,2’den yüzde 17’ler bandına yükselen bir büyüme söz konusu. Bu da aynı zamanda, 10 ay gibi kısa bir zamanda yüzde 500’lük bir büyüme anlamına geliyor” diye konuşuyor.  
2018’in büyüme beklentilerini karşılayan ikinci yarı itibarıyla da umut veren bir yıl olarak devam ettiğini belirten Wang, büyüme kategorisinde amiral gemilerinin yine akıllı telefon olacağının altını çiziyor. Bu yıla ve yakın vadedeki hedeflerine ilişkin şöyle konuşuyor: “Stratejik büyüme planlarımız kapsamında, bu yılın sonunda yüzde 20’lik pazar payına ulaşacağımızı düşünüyorum. 2020’ye kadar ise bu oranı yüzde 35’e yükseltmeyi hedefliyoruz. Dünya çapında da yakaladığımız ikinci büyük üretici olma başarısını önce korumayı, sonrasında da liderlikle pekiştirmeyi istiyoruz. Ürün kategorisindeki çeşidi de yine akılcı ürünler ve akılcı hamlelerle artıracağız. Daha çok seçenekle hem orta segment hem amiral gemisi ürünler özelinde, rekabet ortamındaki yerimizi daha da güçlendirmeyi planlıyoruz.”

“YATIRIMA DEVAM EDECEĞİZ”

Wang, Türkiye’yi son derece önemli bir pazar olarak gördüklerini ve bu kapsamda Türkiye pazarındaki ürün çeşitliliğini de yıldan yıla stratejik yatırımlarla artırdıklarını belirtiyor.  Hedeflerine ilişkin şöyle konuşuyor: “2011 yılında hayata geçirdiğimiz Huawei Türkiye Tüketici Elektroniği Grubu’nda ilk günden itibaren akıllı telefon pazarındaki yatırımlarımızı hız kesmeden sürdürdük. Gelecek dönemde de yeniliğe, kullanıcıların gerçek ihtiyaçlarını adresleyecek ürünlere, insan kaynağına ve Ar-Ge’ye yatırım yapmaya devam edeceğiz.”

 AYTUNÇ GÜNAY/BOZANKAYA A.Ş. YÖNETİM KURULU BAŞKANI

 “TOPLU TAŞIMADA DÜNYA MARKASI OLACAĞIZ”

Bozankaya, 1989 yılında Almanya’da Murat Bozankaya tarafından bir Ar-Ge ve danışmanlık şirketi olarak kuruldu. 2003 yılında Türkiye’ye yatırım yapma kararı alan şirket, Türkiye’deki çalışmalarına 20 çalışanla başladı. Bugün toplamda 1.000’e yakın çalışanıyla faaliyet gösteren Bozankaya, Ankara Sincan’daki fabrikasında elektrikli otobüs, tramvay, metro ve trambus üretimi gerçekleştiriyor.

Türkiye’nin ilk yerli yüzde 100 elektrikli otobüsünü üreten şirket, aracın kalbi durumundaki batarya yönetim yazılımını da kendisi yapıyor. Bu sektörde üretimde dışa bağlı olmayan tek Türk şirketi olduklarının altını çizen Bozankaya A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Aytunç Günay, uzun süredir gerçekleştirmek istedikleri metro üretimini de yakın zamanda hayata geçirdiklerini anlatıyor. “İlk Türk metro araçlarının Ar-Ge ve prototip çalışmalarını tamamladık. Haziran ayı sonunda ise Siemens ile kurduğumuz konsorsiyum çerçevesinde Türkiye’nin ilk metro ihracatını gerçekleştirdik” diyor.

Türkiye’deki 8 farklı elektrikli otobüs ihalesinin tamamını kazanan Bozankaya, en son Kayseri’deki ihaleyi kazandıklarını ve araçlarını 2019 yılında teslim edeceklerini belirtiyor.

Bozankaya üretimini yaptığı tüm elektrikli ticari araçların tasarımını da gerçekleştiriyor.  “İşe Ar-Ge’den başlayıp teknolojiye yön veren tarafta olmayı seçtik” diyen Aytunç Günay, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı bir Ar-Ge Merkezi olarak birçok araçta yeni teknoloji standartlarını belirliyoruz. Türkiye’deki durum böyleyken yurt dışında da ismimiz duyuldukça birçok yerel yönetim bizi tercih ediyor. Almanya’da en fazla elektrikli otobüs satan markalardan biri olduk. Elektrikli otobüslerimiz Bonn, Bremen, Aachen, Lübeck, Sylt, Bad Langensalza ile Lüksemburg’da hizmet veriyor. Gün geçtikçe bu şehirlere Hamburg ve Aalen gibi yenileri de ekleniyor.”

Yılda 300 metro ve 300 elektrikli otobüs üretim kapasitesine sahip Bozankaya, geçtiğimiz yılı 100 milyon Euro ciroyla kapattı. Şirket halihazırda yatırımlarla da büyümeye devam ediyor. Son olarak Türkiye’nin en büyük raylı ulaşım sistemleri üretim merkezini kurmak için 50 milyon Euro’luk bir yatırım yaptıklarını açıklayan Günay, “Yatırımlarımız devam ediyor. Yakın zamanda Türkiye’nin raylı sistem üreticileri içindeki en büyük ve en donanımlı boyahane tesisini de devreye alıyoruz” diyor.

5 YILLIK PLAN

Bozankaya’nın hedefi toplu taşıma sektöründe dünya markası olmak. Bu doğrultuda ilk olarak raylı ulaşım sistemleri üretim merkezlerini 2019 yılında tam kapasiteyle devreye alacaklarını belirten Günay, şöyle konuşuyor: “Türkiye’de şu an elektrikli otobüsümüzü kullanan şehir sayısını 8’den 20’ye çıkarmak amacındayız. Avrupa’da ise toplam 500 elektrikli otobüse ulaşmak istiyoruz. 2023 yılına kadar Amerika ve Asya’da da Bozankaya elektrikli otobüslerini göreceğiz. Raylı Sistem için de 5 yılda hedef, 5 şehirde Bozankaya aracını raya indirmek.”

BERK ÇİLLER SUOZ ENERJİ CEO'SU

İHRACATTA HIZLANACAĞIZ

Yenilenebilir enerji, Türkiye’de son yıllarda en fazla dikkat çeken konular arasında yer alıyor. SUOZ Enerji, bu alandaki yatırımlarıyla ön plana çıkan şirketlerden... Son 2 yılda güneş enerjisine 24 milyon dolarlık yatırım gerçekleştiren şirket, Dilovası’nda 370 megavat güneş paneli üretim kapasitesine sahip fabrikasıyla faaliyet gösteriyor. Geçtiğimiz ay 9,3 megavatlık ilk güneş enerjisi santralini ise Kuşadası’nda kurdu. Santralde Türkiye’de ilk kez kullanılan array tracking sistemi sayesinde sabit sistemli kurulumlara oranla yüzde 22 daha yüksek üretim yapılabiliyor. SUOZ Enerji CEO’su Berk Çiller, 2017 yılını 30 milyon dolar ciro ile kapattıklarını söylüyor. Bu kadar kısa sürede bu ciroya ulaşmış olmalarını hızlı gelişimlerinin önemli bir göstergesi olarak tanımlıyor. 2018 yılı içinde ise güneş paneli ihracatına başlamak ve hücre fabrika kurulumunu gerçekleştirmek üzere çalıştıklarını belirtiyor ve “Bununla birlikte çatı pili projemiz için oluşturduğumuz franchise ağımızı ilk yılında 10’un üzerine çıkararak yaymayı amaçlıyoruz” diye konuşuyor. Çiller, çatı üzeri güneş enerjisi santrallerinin Türkiye’de konutlarda, endüstriyel binalarda ve tarımsal alanda gelişimi için büyük bir hızla ilerlediklerini de ifade ediyor. Türkiye’nin güneş enerjisi potansiyelinden mümkün olduğunca fazla yararlanılmasının çatı üzeri güneş enerjisinden geçtiğine değinen Çiller, şöyle devam ediyor: “Dünya Bankası verilerine göre ülkemiz 46,8 gigavatlık bir çatı üzeri güneş enerjisi potansiyeline sahip. Reele baktığımızda bu miktarın 2026’ya kadar 3,8 gigavat kadarının operasyona girebilmesi mümkün olarak öngörülüyor. Oldukça kıymetli bu pazarda biz de payımıza düşeni yerine getirmek için çatılarda yer alacağız. Panel üretimimizi ise yurt dışı yatırımlarımızla artırmayı ve ihracata yönelik operasyonlarımızı hızlandırmayı amaçlıyoruz. Bu anlamda uluslararası alanda iş geliştirmeye de oldukça önem veriyoruz. Yurt dışı GES yatırımlarımız özelinde 2023 için toplamda 700 megavata ulaşmayı planlıyoruz. Bu hedef şu anki aşamada, 2018 yılı içinde Tunus ve Angola, 2019 yılında ise Senegal ve Kenya GES ihale katılımlarımızı içeriyor. Türkiye’deki lisanssız projelerle de ilgiliyiz. Mevcuttaki lisanssız projelerden fizibilitesi ve süresi uygun olanlara da bakıyoruz. Bu projeler için hedefimiz 150 megavat. 2023 yılına kadar global pazarda katılacağımız ihalelerle 700 megavat GES yatırımı hedefliyoruz.”

“5 BİN HANENİN İHTİYACI KARŞILANACAK”

“Grubumuza bağlı Mar Solar Panel Üretim Fabrikası’nda ürettiğimiz panellerle hayata geçirdiğimiz Kuşadası Lisanssız Güneş Enerjisi Santrali, ilk GES yatırımımız. Burada kullandığımız array tracking sistemimiz sadece sabit kurulumlardan değil, standart tracking sistemlerinden de farklı birçok özelliğe sahip. Bu sistemle 600- 700 KW’lık kurulum tek motorla yapılabiliyor. Bu sayede birim metrekareye daha fazla panel gücü yerleştirilebiliyor. Üretimde bu denli olumlu etkisi olan bu motorun elektrik tüketimi ise oldukça düşük. 110 dönüm arazi üzerine kurulan ileri teknoloji santralimizde yıllık 15,7 GWh elektrik üretimi ile 5 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayabilecek. Kuşadası Santrali bu alandaki yatırımlarımızın da önünü açacak.”


YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.