Nasa'nın ilgisini çekmeyi başardık

20 ŞUBAT, 20180
Paylaş Tweet Paylaş
Nasa'nın ilgisini çekmeyi başardık

CEM SOYSAL/İNVENTRAM GENEL MÜDÜRÜ

NASA’NIN İLGİSİNİ ÇEKMEYİ BAŞARDI

İnventram, 7 yıl önce Koç Topluluğu’nun erken aşama teknoloji yatırım şirketi olarak kuruldu. O günden bu yana 2’si Amerika’da olmak üzere 6 şirket yatırımı, 42 patent yatırımı, 9 teknoloji ticarileştirme ve 24 Preferred Partner iş ortaklığı gerçekleştirdi.
Geçtiğimiz yıl da şirket için kritik bir ortaklığa imza attığı yıl oldu. Dünyanın ve Japonya’nın en büyük yatırım gruplarından biri olan Mitsui, İnventram hisselerinin yüzde 30’unu aldı.

İnventram Genel Müdürü Cem Soysal, bu ortaklık sayesinde Türk mühendislerin buluşlarını, çok daha geniş bir coğrafyada lokal yatırımcı ve lisansörlere ulaştırma şansı yakalayacağını söylüyor. “Türkiye’de geliştirilen fikirler, teknoloji denildiğinde akla ilk gelen ve dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinin doğduğu Japonya’da nihai birer ürüne dönüşme fırsatı bulacak” diye konuşuyor.

İnventram’ın yatırım yaptığı alanlara gelince… Soysal, 9 disruptive (yıkıcı) alanda yer alan teknolojilere yatırım yaptıklarını belirtiyor. Bu teknolojileri de şöyle sıralıyor: “Savunma sanayi teknolojileri, elektronik ve dayanıklı tüketim, otomotiv teknolojileri, yapay zekâ, robotik teknolojileri, nesnelerin interneti ve sensörler, büyük veri ve bulut sistemleri, biyoteknoloji ve nanoteknoloji.”
Bugünlerde Soysal’ın gündemindeki en önemli konu ise yüksek teknolojik ürünlerini gelişmiş pazarlara ihraç edebilmek. Bu konuda güzel gelişmeler de var. Şirketin yatırımları arasında olan Robotik Dokunma Sensörü teknolojisi NASA’nın ilgisini çekmiş durumda. Sadece bu kadar da değil. 42 adet patent yatırımı olan şirket, dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan İç Organ Kanamalarını Azaltıcı Sistem teknolojisi ile de Amerika’da Defense Innovation Ödülü’nü aldı. Soysal, bunların dışında artırılmış gerçeklik ve sanal gerçeklik konularında önemli teknolojileri sunan çalışmaları olduğunu anlatıyor. “Mesela, Parkinson hastalığının tedavisinde devrim yaratacak bir ürünümüz ve işitme engelli kişilerin iletişimini kolaylaştıracak bir giyilebilir bilgisayar teknolojimiz mevcut. Yatırım alanlarımız kapsamında dünyada ses getirecek tüm teknoloji yatırımlarını hayata geçirmek için çalışıyoruz” diyor.

KURŞUN ASKER KOLEKSİYONU VAR

Cem Soysal’ın günlük çalışma süresi 12-14 saatin altına düşmüyor. “Bizim şirketimizde günün ve gecenin her saatinde ofiste çalışan arkadaşları görebilirsiniz” diyen Soysal sözlerine şöyle devam ediyor:

“ABD yatırımlarımız başka bir saat dilimine de uyum göstermemizi gerektiriyor. Tüm bu yüksek tempodan kalan zamanda ise iş dünyasından dostlarımla sosyalleşmeyi, ailem ve oğlumla vakit geçirmeyi, sabah erken saatlerde spor yapmayı ve kurşun asker koleksiyonumla ilgilenmeyi seviyorum.”

MEHMET DEMİR/SİNBO YÖNETİM KURULU BAŞKANI 

SİNBO’NUN 3 MİLYAR TL HESABI

Elektrikli ev aletleri sektöründe 20 yıldır faaliyet gösteren Sinbo, son yıllarda önemli gelişmeler yaşıyor. Yurt dışı pazarlarda daha fazla güçlenmeyi amaçlayan şirket, bu kapsamda altyapısını hazırlıyor. Sadece otomasyon sistemine 40 milyon TL’lik bir yatırım yapıyor. Düzce’de 250 milyon dolarlık bir yatırımla yeni bir üretim tesisinin çalışmalarını sürdürdüklerini açıklayan Sinbo Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Demir, “Bu tesisle birlikte mutfaklara ahşap ürünlerle de gireceğiz. 2018 için ahşap tesisimizdeki ciro hedefimiz 100 milyon TL” diyor.
Halihazırda günlük üretim kapasitesi 50 bin adet olan Sinbo, bu oranı da yakın zamanda 80 bine çıkarmayı planlıyor. Şirket ihracat pazarlarında da atağa geçmiş durumda. 70 ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerini belirten Mehmet Demir, “Önümüzdeki yıl ihracat yılı” olacak” diye konuşuyor. Bu noktada önemli bir hazırlık içinde olduklarının altını çizerek sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Büyük ölçekte mal alan dünyanın en büyük perakendecileriyle anlaşmalarımızı yaptık. Her türlü sertifikayı da aldık. Şu anda gelirlerimizde ihracatımız oranı yüzde 20. Bu oran 3 yılda yüzde 80’e ulaşacak. İhracatımızda ağırlığı Avrupa’ya veriyoruz. Rusya, Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere en büyük pazarlarımız. Öte yandan Çin’e de ürün satıyoruz. İhracattaki hedefimiz, Türkiye’deki başarı hikayemizi farklı Avrupa ülkelerine taşımak. Türk teknolojisi ve kalitesini ölçek ekonomisiyle paralel olarak tüm dünyaya kanıtlamak.”

Bu yılı 400 milyon TL ciroyla kapatmaya hazırlanan şirketin tüm bu atılımlarla 2017 yılında ciroyu neredeyse 2’ye katlama hedefi var. Mehmet Demir, “Yeni üretim tesisi ve artan kapasitemizle birlikte ciromuzu 700 milyon TL’nin üzerine çıkaracağız. Gelecek 3 yılda ciro hedefimiz ise 3 milyar TL’nin üzerine çıkmak” diyor.

“İADE ORANI DÜŞTÜ”

Sinbo, 2010 yılında satış sonrası servis uygulamasını bıraktı. Onun yerine Türkiye’de ilk kez hayata geçirilen sorunlu ürünleri doğrudan evden teslim alıp yenileme uygulamasını başlattı. Bu şekilde tüketiciye çok daha yakın olmak istediklerini ve ürünleriyle ilgili sorunları da yakından takip etme şansını yakaladıklarını belirten Mehmet Demir, bu uygulamanın sonuçlarından oldukça memnun. “Bu uygulamaya başladığımız ilk yıl ürün iade oranı yüzde 7 civarındaydı. Şimdi yüzde 1’in altına düştü” diyor.

SELDA BAĞDAT BAHADIR/FUJITSU TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ

“TÜRKİYE’DE FUJITSU LABORATUVARI KURMAK İSTİYORUM”

Dünyanın önemli teknoloji şirketlerinden Japon Fujitsu, insan odaklı toplum yaratmak felsefesiyle ileri teknoloji ürün ve hizmet üretiyor. Dijital teknolojiyle iş dünyası ve toplum için nasıl yeni olanaklar yaratılabildiğini tüm dünyaya göstermek isteyen şirket, geçtiğimiz ay Almanya’nın Münih kentinde Fujitsu Forum 2017 etkinliğinde binlerce kişiyi ağırladı.

40 milyar dolar cirolu dev şirketin Türkiye ofisinin lideri Selda Bağdat Bahadır ile bu önemli etkinlikte sohbet etme şansı bulduk.

Yaklaşık 2,5 yıldır Türkiye ofisinin lideri olan Bahadır, aslında sektörün yakından tanıdığı bir isim. 25 yıldan uzun bir süre Türkiye ve uluslararası şirketlerde yaklaşık 30 ülkeyi kapsayan bir coğrafyada yöneticilik yapan Bahadır, Türkiye’de iş ortaklarıyla yaratacakları başarı hikayeleriyle önümüzdeki yıl Forum’da bir Türkiye standı açmak istiyor. En büyük hayalinin Türkiye’de bir Fujitsu Laboratuvarı kurmak olduğunu söyleyen yönetici, “Biz teknoloji konusunda lideriz. İnovasyon konusunda tecrübe ve bilgimiz var. Ama sonuçta bu teknolojiyi kullanarak ortaya çıkarılan ürünün ve çözümün Türk şirketine ait bir IP (Internet Protocol Address) olmasını istiyoruz” diyor. Bahadır, bu yöntemin bir sonraki sıçramayı getireceğini düşünüyor.

“İş ortaklarıyla paylaşarak iş yapmaya açık bir kültürden geliyoruz” diyen Sevda Bahadır’ın kafasındaki model ise biraz farklı. Üstelik kamudan bu modele destek vermesini istiyor. Bunun gerekçesini de şöyle anlatıyor: “Biz kendi modelimize Ar-Ge desteği istiyoruz. Küçük şirketlerin bizim platformumuzda çalışabilmesine imkan veren, sahip olduğumuz global bilgi ve network’ten yararlanma imkanı sağlayan ve ortaya çıkan ürünün veya çözümün o şirketin ürünü olduğu bir model bu. Biz modelde zaten pazarlama, finansal destek veriyoruz. Ama benim birçok alanda bunu tek başıma yapmaya gücüm yetmez. O yüzden Ar-Ge fonlaması yapılırken bu modelin göz önüne alınmasını bekliyoruz.”

FIRSAT KAÇIYOR MU?

“Dijital dönüşümde ilk akla gelen iş ortağı olmak istiyoruz” diyen Sevda Bahadır, Türkiye’nin teknolojide çok önemli bir üs olabileceğini düşünüyor ve bunu şöyle anlatıyor:

“Ülkenin sadece kendi potansiyeli bile çok yüksek. Etrafındaki potansiyeli doğru kullandığı takdirde Orta Doğu, Avrupa ve Afrika için çok büyük bir potansiyel. Bence Türkiye ancak üs olursa bir sonraki adıma geçebilir.”

Türkiye’nin kaynak ve uzun vadeli iş ortağına ihtiyacı olduğunu da ifade eden Bahadır, “Ne kadar gecikirsek o kadar büyük bir fırsatı kaçırıyoruz. Şu an gecikiyor muyuz? Bence gecikiyoruz. Hala Ar-Ge desteğinin kuluçka merkezini destekleyen yapısının olmamasını doğru bulmuyorum, bu gecikmeye sebep oluyor” diyor.

 MUTLU MERMER/BİLLUR TUZ GENEL MÜDÜRÜ 

HEDEF YURT DIŞINDA GÜÇLENMEK

Billur Tuz, tuz denilince ilk akla gelen marka. 53 yaşındaki marka pazar payında da lider. 2005 yılından itibaren Mermerler Grubu çatısı altında faaliyet gösteren Billur Tuz’un yönetiminde de Mermer Ailesi’nden Mutlu Mermer yer alıyor. Mutlu Mermer, kendi yönetimlerinde şirketin köklü bir değişiklik yaşadığını söylüyor. Bu değişim kapsamında üretim altyapısının yenilendiğini, sanayi ürünleriyle ihracata ağırlık verildiğini anlatıyor.  Diğer önemli değişimleri de şöyle sıralıyor:

“Fabrikada otomasyona geçildi. Artık robotlar yardımıyla hızlı ve güvenli üretim yapılıyor. Buna bağlı şirketin ürün çıkarma performansı gelişti, müşteri ihtiyaçlarına yönelik spesifik ürünler üretebiliyoruz. Mesela rafine tuzda 25, sanayi tuzlarında 35 çeşit ürünümüz bulunuyor.”
Son yıllarda Billur Tuz, yurt dışı pazarlarda da daha aktif.  2005 yılına kadar şirketin sadece iç pazara yoğunlaştığını, bunun için yurt dışındaki fırsatları değerlendiremediğini belirten Mutlu Mermer, şirketi devraldıktan sonra yurt dışına yöneldiklerine dikkat çekiyor.
İlk etapta sanayi tuzları kategorisinde Rusya, Avrupa ve Orta Doğu pazarlarında müşteri portföyü oluşturan şirket, bugün gelirlerinin yüzde 10’unu ihracattan elde ediyor. Ancak asıl hedef, bu oranı gelecek 5 yılda yüzde 30’a çıkarmak. Mermer bunu nasıl yapacaklarını şöyle anlatıyor:

“Yurt dışı açılımlarımızı iki ayrı kategoride değerlendiriyoruz. Sofralık ürünlerde Avrupa’da dağıtım yapıyoruz, giderek güçlenmeyi de hedefliyoruz. Daha sonra ABD gibi daha uzak pazarlara da ulaşmak niyetindeyiz. Ege Denizi’nin yüksek mineralli tuzlarını sadece Türklere değil, Avrupalılara da satmak istiyoruz. Diğer taraftan sanayi tuzları ve dökme tuzlar için çok büyük potansiyel söz konusu. Gelecek 5 yılda hedefimiz ihracatın cirodaki payının yüzde 30 olması.”
“ALTERNATİFLERİ DEĞERLENDİRİYORUZ”
Tuz 14 bin çeşit üretim sahasında kullanılıyor. Yani tuzun girmediği bir sanayi sektörü yok gibi. Bu durumun tuz sektöründe büyük bir potansiyeli ortaya koyduğunu belirten Mutlu Mermer, “Ancak tuz için en önemli kısıt lojistik maliyetlerinin yüksek olması” diyor. Bu yüzden üretim tesisinin hem kaynağa hem pazara yakın olmasının önemli olduğunu dile getiriyor. “Bizler de gelecekte yurt içinde veya yurt dışında yeni tesisler ve kaynaklarla yatırım alternatiflerini değerlendiriyoruz” diyor.

SANEM OKTAR/KAGİDER BAŞKANI

KAGİDER’İN 2025 PLANI

Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), 15 yıl önce 37 kadın girişimci tarafından kuruldu. Kadının girişimcilik yoluyla güçlenmesini hedefleyen dernek, bugün 1,6 milyar dolar ciro yaratan 46 farklı sektörden 300 üyesiyle kadınları bölgesel, ulusal ve uluslararası düzeyde çok farklı platformlarda temsil eden bir sivil toplum kuruluşu.
15 yılda yürüttükleri birçok projeyle binlerce kadına ulaştıklarını, eğitim ve mentorluk hizmetlerinden yüzlerce kadının yararlandığını belirten KAGİDER Başkanı Sanem Oktar, “15 yıl sonunda, ülkemizdeki kadın girişimci sayısı yüzde 4’ten yüzde 8’e çıktı” diyor.

TÜİK’in Temmuz 2017 verilerine göre Türkiye’de girişimcilerin sadece 119 bini kadın. Bu sayının yeterli olmadığının altını çizen Oktar, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Küresel Girişimcilik ve Kalkınma Endeksi Kadın Girişimciliği Araştırması’na göre Türkiye, yüksek büyüme tempolu kadın girişimciliği açısından 30 ülke arasında 18’inci sırada yer alıyor. Bu skor, diğer ülkelerle karşılaştırıldığında ülkemizin kişi başına milli gelir düzeyine göre düşük kalıyor. Ayrıca araştırmaya katılan 30 ülkenin 14’ünde kadınların yüzde 50’den fazlasının banka hesabı bulunmadığı görülüyor. Bu alanda cinsiyet açığının en yüksek olduğu ülke ise Türkiye… Kadın girişimciliği için eğitimin yanı sıra yönetim tecrübesinin de önemli olduğu gerçeğinden hareket eden araştırmada tepe pozisyonlardaki kadın oranı da inceleniyor. Bu oran Türkiye’de yüzde 10-12 civarında görülüyor ve ülkemiz bu konuda 30 ülke içerisinde en alt sıralarda yer alıyor.”

Sanem Oktar’a göre kadınlara eşit fırsat sağlayacak ortamın iş hayatında yaratılması gerekiyor. Bunu da eğitimden başlayan bir süreç olarak tanımlayan Oktar, yapılması gerekenleri şöyle sıralıyor:

“Kız çocuklarının erkek çocuklarla aynı düzeyde eğitim görmesi işin temelini oluşturuyor. Yetişkinlikte ise kadının ev ve çocuklarla ilgili sorumluluklarını işle ilgili sorumluluklarıyla dengeleyebilmesi için destek gerekiyor. Çocuk bakım merkezleri olmalı. Kadın girişimcilerin finansa erişiminin önündeki engeller kalkmalı. Onlara mentorluk ve koçluk desteği sağlanmalı.”   

KAGİDER’in 2025 hedefi kadın girişimci sayısını 119 binden 150 bine yükseltmek. Kadın ve erkek istihdamı arasındaki farkı yüzde 25 azaltmak ve 3 milyon kadının istihdama katılmasını sağlamak.

15 BİN KADIN EĞİTİLECEK

KAGİDER 15’inci yılını 7 Aralık’ta düzenleyeceği özel bir galayla kutlayacak. Bu galanın geliriyle de 15 bin kadına uzaktan eğitimle ulaşılacak 1.500 kadına birebir dokunulacak, 150 kadın girişimciye girişimcilik kampı düzenlenecek, 15 kadının da iş fikirlerini hayata geçirmeleri için destek verilecek.

 

MURAT TURAN/TURANLAR GROUP YÖNETİM KURULU ÜYESİ

“DÜNYADAKİ 5 ÜRETİCİDEN BİRİYİZ”

Turanlar Group, 64 yıllık bir geçmişe sahip. Orman endüstrisi, kâğıt, gıda ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren 750 milyon TL cirolu grubun amiral gemisi ise Peli markasıyla üretim yapan Vezirköprü Orman Ürünleri ve Kağıt Sanayi. Grup cirosunun yüzde 50’sinden fazlası bu şirketten geliyor.

1996 yılında yapılan özelleştirmeyle alınan Samsun Vezirköprü’deki Vezirköprü Orman Ürünleri ve Kağıt Sanayi fabrikası, 100 milyon Euro’yu aşan sermaye yatırımıyla Peli Parquet ve Peli Paper markalarının üretimini gerçekleştiriyor. 200 dönüm arazi üzerinde 160 bin metrekare alanda üretim gerçekleştiren fabrika, Karadeniz Bölgesi’nin en büyük entegre orman ürünleri tesisleri arasında yer alıyor.
Turanlar Group Yönetim Kurulu Üyesi ve Vezirköprü Orman Ürünleri Yönetim Kurulu Başkanı Murat Turan, orman ürünleri alanında Peli ile özellikle laminat parke, dekoratif kapı ve nitelikli filtre kağıt alanında üretim yaptıklarını söylüyor. “Peli Parke ile son yıllarda yapmış olduğumuz büyük yatırım ve ürün geliştirme ile beraber lider marka haline gelme hedefindeyiz” diyor.

Grubun bir diğer ürünü olan Peli Paper’ın ise grup için özel bir yeri var. Bu alanda Turanlar Grup, dünyadaki ilk 5 üreticiden biri. Murat Turan, üretimini yaptıkları nitelikli filtre kağıdı ile yurt içinde ve yurt dışında gıda sektörüne çay ve kahve demlik ve poşet kağıdı ürettiklerini belirtiyor. “Aynı zamanda otomotiv sektörü için akü sıvama kağıdı, mobilya ve parke sektörü için de overlay kağıt üretimi gerçekleştiriyoruz” diye konuşuyor.

Grubun çay poşeti filtre kağıt üretimine başlaması ise 2008 yılında Gürcistan’dan tesisi satın almasıyla başlıyor. Tesisi Türkiye’ye taşıyıp üzerine ciddi yatırımlar yaparak poşet çay kağıdı üretimine geçtiklerini söyleyen Murat Turan, bu işin bugün geldiği noktayı ve hedeflerini de şöyle paylaşıyor:

“Bugün Güney Amerika’dan Çin’e kadar ihracat yapıyoruz. Bizim için yepyeni bir endüstri dalı ve hedefleri çok büyük olan bir yatırım. Çin ile Almanya arasında böyle bir üretim yok. Bizim için ufku açık bir konu. Üretimimiz belli bir büyüklüğe ulaştığı zaman yeni yatırımlarla tesisi başka bir yere taşıyacağız. Dünyada sadece 5 şirket filtre kağıdı üretebiliyor. Üretimi çok zor bir ürün.”

YENİ HEDEFLER

Turanlar Group, bu yıl yüzde 30 büyüme peşinde. Gelecek yıl bu oranı daha da artırmak istediklerini belirten Murat Turan, bir taraftan da Turquality’ye girme çalışmaları yaptıklarını anlatıyor. “Turquality ve hiç bitmeyecek bir gelişim olanağı olan yalın üretim projelerimizle hem üretim tekniği hem ihracat alanlarında Peli olarak pazar lideri olmayı hedefliyoruz” diyor.


YAZARIN DİĞER YAZILARI TÜMÜNÜ GÖRÜNTÜLE

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.