``Toplam Kalitenin Modası Geçmedi``

Prof. Dr. Gönül Yenersoy / Doğuş Üniversitesi Endüstri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Gönül Yenersoy, Doğuş Üniversitesi Endüstri Bölümü Başkanı. 15 yıldır Türkiye´de Toplam Kalite Yönetimi´nin öncülüğ...

1.03.2000 02:00:000
Paylaş Tweet Paylaş

Prof. Dr. Gönül Yenersoy / Doğuş Üniversitesi Endüstri Bölümü Başkanı

Prof. Dr. Gönül Yenersoy, Doğuş Üniversitesi Endüstri Bölümü Başkanı. 15 yıldır Türkiye´de Toplam Kalite Yönetimi´nin öncülüğünü yapan isimlerden.  Yenersoy, son zamanlarda bu kavramın etkisinin azaldığını söyleyenlere katılmıyor. ``Toplam Kalite Yönetimi bugünkü değişime ayak uydurmanın yoludur'' diyor. Ona göre, olumsuz görüşler firmaların uygulamadaki hatalarından doğuyor.

Bugün artık, iş dünyasında Toplam Kalite Yönetimi kavramını duymayan, ya da az da olsa bu konuda fikri olmayan kalmadı desek abartmış olmayız. Toplam Kalite Yönetimi anlayışı ilk kez 1950'li yıllarda Amerika Birleşik Devletleri'nde ortaya çıktı. Bugünkü global ekonominin yıldız savaşçıları olan Japonlar, kendilerine özgü yönetim anlayışlarını Toplam Kalite ekseninde geliştirince tüm dünya, "Japonlar ne yapıyorlar?" diye sormaya başladı ve 1980'lerde Toplam Kalite kasırgası olanca şiddetiyle hissedildi. Türkiye'de de toplam kalite yönetiminin ilk uygulamaları aynı yıllarda ortaya çıktı. Philips, başta Hollanda olmak üzere dünyanın her yerindeki temsilcileri için Toplam Kalite eğitimi vermek isteyince, Türkiye de ilk kez Toplam Kalite Yönetimi ile tanıştı. Ancak o günlerden bu güne çok hızlı gelişmeler yaşandı. Türkiye´de global dünya ile birlikte ``yeni ekonomi'' dalgasının içine girdi. Capital de bu ay  Türkiye'nin ilk Toplam Kalite tecrübesine katkıda bulunmuş, yaklaşık 15 yıldır Toplam Kalite Yönetimi konusunda çalışmalarını sürdüren, Doğuş Üniversitesi Endüstri Bölümü Başkanı Prof. Dr. Gönül Yenersoy ile Toplam Kalite felsefesi ve bu felsefenin bugünkü durumu üzerine konuştuk.

Dünya buram buram "değişim" kokan bir ekonomik düzen içerisinde. Hem makro hem mikro ölçekte bu değişimi hissediyoruz. Yeni ekonominin bugünkü konumunu tanımlar mısınız?

Bugün bir buz pisti üzerinde hızla kayan kalabalığın yarattığı korkunç bir karmaşayı yaşıyor gibiyiz. Bir kenarda durup, bu karmaşadan uzak kalmayı başarmak mümkün değil. Çarpılmamak için hareketli olmak, yani oyuna girmek ve buz pistinde satranç oynamayı becerebilecek kadar hızlı ve akıllı olmalıyız.

Dünya klasik bir kapitalizm yaşadı. Klasik kapitalizm gerçekten çok büyük bir ivmeyle gelişti. Bugün artık ``Post-kapitalist`` bir süreç içerisine girdik. Üretim ve tüketim süreçleri, pazarın niteliği, iş modelleri ve yönetim anlayışları çok başka şekillere büründü. Rekabet arttı. Pazarda başarılı olmanın kriterleri değişti.

Firmalar, yalnızca varlıklarını değil, kimliklerini de geliştirmek durumunda kaldılar. Bütün bu karmaşık ortamın sebebini, ülkeler arasında ekonomik üstünlük sağlama ve onun gerisinde ayakta durabilme savaşı olarak açıklayabiliriz.

Bugün yeni yönetim anlayışlarında temel slogan "hızlı değişim". Yeni yönetim anlayışları bu hızlı değişime ayak uydurmak için ne gibi çözümler sunuyor?

İşte tam bu noktada Toplam Kalite felsefesi işin içine giriyor. Toplam Kalite Yönetimi, kalitede iyileşme ve gelişmenin temel koşulu. Kendini sürekli yenileyen bir kavram olduğu için de, her yeni yönetim anlayışında ifadesini buluyor. Dünyada ISO 9000 serisi standartlara ihtiyaç duyuluyor. Ülkeler arasındaki soğuk savaş ticari malların kalite savaşına dönüşmüş durumda. Toplam Kalite Yönetimi de, bu gelişmelerle paralel seyrediyor.

Toplam Kalite Yönetimi'nin başlangıç ilkesi, rekabet ortamında hayatta kalmak savaşımı. Bunun arkasında sağlıklı bir altyapı güvencesi, müşteri tatmini, kaliteyi tanımlama, sürekli değişim ve insan faktörünün ön plana çıkartılması gibi hedefler yatıyor. Sözünü ettiğimiz yeni yönetim anlayışı da zaten bütün bunları kapsıyor.

Ben aslında her şeyi Toplam Kalite olarak görüyorum. Yönetim bilimcilerin pek çoğu Toplam Kalite´yi bir araç olarak değerlendirirler. Bence Toplam Kalite Yönetimi öyle bir perspektife sahip ki, çok geniş yönetim bilimi yelpazesini kucaklıyor; bir şemsiye gibi kapsıyor.

Toplam Kalite tamamen bir felsefe. Onun içerisinde yönetim biliminin her türlü aracı ve iyileşme, gelişme, mükemmele doğru ilerleme amaçları var. Eğer sizin amacınız daha iyiye gitmekse, bu çok yoğun rekabetin olduğu küresel ortamda başarılı olmak için ise, Toplam Kalite Yönetimi, gerçekten size yol gösteren bir yönetim anlayışı olarak karşınızda duruyor.

Bugün Türkiye'de Toplam Kalite Yönetimi'ne nasıl yaklaşılıyor.

Aslında Toplam Kalite Yönetimi ile ilgili yanlış ve eksik olan pek çok tutum görüyoruz. Genel olarak Toplam Kalite Yönetimi felsefesinin temelinde yatan gerçekleri tam olarak anlamadan ve bu yönetim tarzına geçmeden önce gerekli altyapıları tamamlamamış olmaktan ötürü yapılan yanlışlıklar var.

Örneğin "Tam Zamanında Üretim" olgusu, Toplam Kalite Yönetimi'nin ayrılmaz bir parçası olarak görülür ve sıfıra yakın enflasyonlarla yaşayan Japonya'da geliştirilmiş bir olgudur. Oysa Türkiye´de birçok büyük firma, "Tam Zamanında Üretim" uygulamalarına geçerken, yüzde 100 enflasyonlarla başetmeye çalışan yan sanayii firmalarını büyük sıkıntılara sokuyorlar. Bu firmalar Toplam Kalite Yönetimi'nin ana prensiplerinden olan, ana firma-satıcı firma ilişkilerindeki işbirliğini unutuyorlar.
Yan sanayii firmaları da, işlerini kaybetmemek uğruna, ana firmalara zamanında, küçük partiler halinde ve sık sık mal ikmal edebilmek için stoklarını artırıyorlar. Bu nedenle de büyük mali sıkıntılar yaşıyorlar. Oysa Toplam Kalite Yönetimi gereksiz maliyetleri düşürme imkanı tanıyor. Firmalar yanlış tutumlarıyla bu imkanı değerlendiremiyorlar.

Toplam Kalite Yönetimi, son yıllarda popülerliğini yitirmiş görünüyor. Firmalar da Toplam Kalite Yönetimi olgusunu aştıklarını düşünüyorlar. Bazıları yönetim konusunda yeni ve daha çeşitli araç ve yöntem arayışındalar?

Aslında Toplam Kalite Yönetimi popülerliğini hiç de yitirmiş değil. Sözünü ettiğimiz, bilgi eksiklikleri, konuyu iyi kavrayamamış ve uygulayamamış olma firmaları bu sonuca vardırıyor.
Toplam Kalite Yönetimi ile ilgili konuştuğunuzda, son zamanlarda insanların burun kıvırdıklarını görüyoruz. Zaman zaman bizler bile, bu nedenlerle Toplam Kalite lafını kullanmak istemiyorlar.

Siz eğer, Toplam Kalite lafını hiç kullanmadan, günümüzün yönetim anlayışı diye, aslında Toplam Kalite içinde olan yaklaşımları anlatıyorsanız, hiç kimsenin itirazı olmuyor. Sorun Toplam Kalite lafının gerekli gereksiz çok konuşulmasından kaynaklandı. Belki de artık bu yönetim anlayışına Toplam Kalite dememeliyiz. Aslında ``Toplam``  şözcüğü çok şey ifade ediyor. Eğer Toplam Kalite sözcüğünü kullanmayacaksak, ``Toplam`` sözcüğünü muhafaza ederek ``Kalite`` yerine başka bir sözcük bulmalıyoz.

``Kalite`` çok üretim kokan bir sözcük. Oysa bugün herkesin bildiği gibi, Toplam Kalite yalnızca üretimde geçerli bir kavram değil. Okullar, devlet kuruluşları, yerel yönetimler ve daha pek çok organizasyon daha mükemmele doğru gidebilmek için önce Toplam Kaliteyi anlamaya çalışıyorlar.

Toplam Kalite Yönetimi felsefesinin bugün ulaştığı son aşama nedir?

Yeni ekonomik düzende şirketler artık yalnızca maddi değerleriyle değil, kimlikleriyle de pazarda yer edinmeye çalışıyorlar. Toplam Kalite Yönetimi felsefesi de bunu destekliyor. Dünya hakikaten çok hızlı bir biçimde değişiyor. Özellikle teknolojik alandaki gelişmeler çok hızlı seyrediyor ve direkt olarak ekonomik yapılara etki ediyor. Bugün e-ticaret, internette satış ve pazarlamanın gelişimi hep teknolojik gelişmelerin sonucu olan oluşumlar.

Bugün ekonomik yapılanmaları, bu oluşumlar şekillendiriyor. Toplam Kalite Yönetimi, değişime karşı firmaların teoriler üretebilmelerini kolaylaştırıyor. Her ne tür yönetim biçimi benimsenmiş olursa olsun, Toplam Kalite bu yönetim içerisinde mutlaka varlığını hissettiriyor. Toplam Kalite Yönetimi değişime ayak uydurabilmenin bir yolu. Değişen koşullara ayak uydurabilmek için mutlaka Toplam Kalite Yönetimi´nden faydalanmak gerekiyor. Değişen dünyada firmalar bu faydayı hala üzerinde önemle durarak değerlendiriyorlar. 

Burada önemli olan aşamalar nelerdir?

Toplam Kalite uygulamalarının başlangıç aşamasında çok önemli olan iki aşama var. Firma önce misyonunu tanımlıyor, ``Niçin varım? Bu işi niçin yapıyorum?`` diye soruyor. Sonra da bir vizyon tanımlıyor. İşte burada bu vizyonun tanımı çok önemli. 10 yıl sonra, örneğin nerede olmak istediğini belirliyor ve bu hedefe adım adım ulaşıyor. Bu sırada ``Stratejik Planlama''nın önemi artıyor. Biliyorsunuz, bugün stratejik planlama yeni yönetim anlayışlarında önemli bir yer tutuyor.

Sonuç olarak diyebiliriz ki, Toplam Kalite Yönetimi anlayışı, yeni yönetim biçimlerine ışık tutuyor. Yönetim konusunda geliştirilen yeni amaç, hedef ve araçlar da Toplam Kalite Yönetimi´nin gelişimine katkı sağlıyor.

Thomas Peters, Robert H. Waterman ve Tom Peters´ın yazdıkları ``In Search of Excellence`` (Mükemmeli Arayış) adlı kitapta büyük Amerikan şirketlerinin başarı öyküleri anlatılır. Ve hayret verici olan şudur ki, anlatılan her hikayede mutlaka bir Toplam Kalite serüveni bulunmaktadır. Bugün firmalar, adına Toplam Kalite Yönetimi demeseler bile, başarılı olabilmek için Toplam Kalite Yönetimi felsefesinin temel prensiplerini gerçekleştiriyorlar.

"TOPLAM KALİTE AİLE KÜLTÜRÜDÜR"

Toplam Kalite Yönetimi felsefesi dünyada yönetim anlayışlarında neleri değiştirdi?

Toplam Kalite Yönetim anlayışı mikro ölçekte sen-ben kavgasını ortadan kaldırdı. Bir başka anlamda da, kapitalizmin ilk dönemlerinde iki farklı kutup olan patron ve işçiyi ortak bir şemsiye altında biraraya getirdi.

Toplam Kalite kültürü aslında bir aile kültürüdür. Bu kültürü edinen  firmaların çalışanları bambaşka nitelikler kazandılar. Kalifiyelikleri artan çalışanların ücretleri de arttı. Endüstriyel hümanizma diyebileceğimiz olay, bu post-kapitalist süreç içerisinde Toplam Kalite Yönetimi felsefesini uygulayan firmalarda gerçekleşti.

BRİSA ÖRNEĞİ VE TOPLAM KALİTE

Türkiye'de neler değişti?

Türkiye'de Brisa örneği, Toplam Kalite Yönetimi konusunda öncü niteliği taşıyan bir örnek. Brisa örneği ile Türkiye'de nelerin değiştiğini açıklayabiliriz. Brisa, kalite konusunda ilk ödülünü aldığı zaman bir film hazırlamıştı. Bu filmde, atölyede çalışan işçiler yöneticilerine aileleriyle birlikte sürpriz bir parti düzenliyorlar. Mesai bitimine doğru partiyi haber veriyorlar.

O zamanlar Brisa'nın Genel Müdürü Hazım Kantarcı. Hazım Kantarcı çalışanların yanına inerken, üzerine onların giydiklerinden bir mont giyiyor. İşçilerin düzenlediği parti, Kantarcı'nın çok hoşuna gidiyor. Parti sırasında işçilerden birinin çocuğu "Biz bir aileyiz.." diye başlayan bir şiir okuyor ve Kantarcı duygulanıp ağlıyor. İşte bu pek çok şeyin Toplam Kalite Yönetimi ile aşıldığının ifadesi.. Toplam Kalite kavramının bugün ulaştığı noktada, toplumsal sorumluluk olgusu vurgulanıyor. Tam katılım, müşteriye odaklı olma, sürekli iyileşme temellerine bugün artık bir de toplumsal sorumluluk da ekleniyor.

Toplam Kalite Yönetimi Felsefesi´nin nasıl geliştiğinden biraz bahseder misiniz?

Toplam Kalite Yönetimi'nin, ``Toplam Kalite Kontrolü`` olarak doğduğu yer Amerika'dır. Ancak, bu kavramın kalite kontrolünü de aşıp, bir yönetim kontrolü sistemi haline gelmesi ve kalitede mükemmeliğe gidişin tek yolu olarak kabulü Japonya'nın eseri oldu. 1970'li yıllarda Japonya, ürünleriyle pazar ortamını sarsmaya başlayınca, rekabet üstünlüğünü tekrar ele geçirmek isteyen bazı Amerikan firmaları, başta Ford ve General Motors olmak üzere "Japon yapabiliyorsa biz neden yapamayalım`` sloganı ile ülke çapında bir hareket başlattılar.  Bu hareketi besleyen düşüncenin temelini ise rakip Japonya'nın silahını yani Toplam Kalite kavramını kullanmak oluşturdu. Amerika'dan sonra da Avrupa ülkeleri Toplam Kalite Yönetimi felsefesini benimsemeye başladılar.

Bu gelişmelerin özellikle yönetim anlayışları üzerinde çok etkin olduğunu görülüyor. Dünden bugüne yönetim yaklaşımları nasıl şekillendi?

Yönetimde ilk basamak 1900'lü yıllarda Weber'le başlayan "Rasyonel İnsan" dönemi oldu. Bu dönemde bürokrasinin kuralları geçerliydi. Yönetimin her işlevinde kurallar ve standartlar uygulandı. Bu yaklaşım 1927 yılında başlayan "Sosyal İnsan" döneminde büyük eleştirilere maruz kaldı. "Sosyal İnsan" döneminin en dikkat çeken çalışmalarından biri, Elton Mayo'nun, birlikte çalışan küçük grupların oluşturduğu takım ruhunun verimliliği büyük ölçüde arttırdığı hatta bunun fiziksel çevre koşullarının ve maddi teşviklerin yarattığı verimlilikten çok daha güçlü bir unsur olduğu sonucuna vardığı ``grup psikolojisi`` araştırmalarıydı.

Üçüncü safha, "Endüstriyel Hümanizma" olarak anılan ve özellikle o dönem araştırmacılarından McGregor'un Y teorisinde değinildiği gibi, insan unsuruna önem verilen dönem oldu. Bu dönemde üzerinde durulan önemli kavramlardan birisi "Durumsallık Yaklaşımı"ydı. Bu yaklaşım, organizasyonun sürekli değişen koşullarda, hayatta kalmayı başarabilmek için, tıpkı bir canlı organizma gibi uyum sağlamasını, sürekli değişmesini ve görevlerini yeniden düzenlemesini öneren bir sistem yaklaşımıydı. Yönetim anlayışlarındaki son gelişmeleri ise, "Kültür Değişikliği" kavramı içerisinde toplayabiliriz. Bu yaklaşımda insan, firmaların en değerli varlığı olarak kabul edilmeye başlandı. İnsan kaynağını iyi seçmek, eğitmek ve kullanmak gerekliliği ön plana çıkarıldı. Bilginin rahatça hareket etmesi sağlanmaya başladı. Bilginin rahat dolaşımı ile grup çalışmalarının gerçekleştirilebileceğine dikkat çekildi. Yönetimde hedef, devamlı duvarları yıkmak olarak algılanmaya başladı.

Toplam Kalite Yönetimi'nin Japonya'ya getirdikleri neler olmuştu?

Japonya, II. Dünya Savaşı'ndan yenik olarak çıkmasına rağmen savaşın yıkıntılarını çok kısa zamanra ortadan kaldırdı ve dünyanın ekonomik devleriyle yarış haline gelerek gerçek bir mucize yarattı. 20 yıl önce fotoğraf makinası, saat, motosiklet, müzik aletleri ve otomobil piyasalarında lider olan ABD, Almanya, İsviçre, İngiltere ve diğer Avrupa ülkeleri, liderliği Japonya'ya bıraktılar.

Bugün Nikon, Canon, Casio, Seiko, Honda, Suzuki, Yamaha, Sony, Toyota ve Mazda markaları, kaliteleri ile Japon endüstrisinin ulaştığı noktanın gerçek birer simgesi. İşte Japonya'nın elde ettiği bu başarıların ardında Toplam Kalite Yönetimi yatıyor. Firma çapında kalite kontrolünü, kalite ile ilgili teorik ve pratik eğitimleri, kalite kontrol denetimlerini gerçekleştirmesi, istatistiksel verileri ve teknolojiyi başarıyla kullanması Japonya'ya mucizevi kapılar açtı.

Türkiye'de Toplam Kalite Yönetimi´nin gelişimi nasıl oldu?

Özellikle 80'li yıllardan sonra ekonomide görülen yapısal değişiklikler; dışa açılma ve liberalleşme koşulları, büyük ve genellikle dış bağlantısı olan firmaların yönetim stratejilerine yeni yaklaşımlar getirme ihtiyacı duyuldu. Bu ihtiyacın hissedilmesiyle birlikte, "kalitenin iyileştirilmesi" en önemli işletme politikası haline geldi. Bu politikanın gereği Toplam Kalite Yönetimi ve Sürekli Kalite kavramları konuşulmaya başlandı. Son yıllarda bu gelişmelere bir halka daha eklenerek, Uluslararası Kalite Güvencesi Standartı olan, ISO 9000 uygulamaları firmaların ilgi odağı haline geldi.

ISO 9000 serisi belgelerini alan bazı firmalar, yaygın olarak, Toplam Kalite Yönetimini gerçekleştirdiklerini düşünüyorlar. Bu doğru bir inanış mı?

Toplam Kalite'yi yerleştirmek ISO belgesi almaktan çok daha zor. Bu sözünü ettiğiniz tutum son derece yaygın. ISO belgesi almak demek Toplam Kalite'yi yerleştirmiş olmak anlamına gelmiyor. Ancak burada bazı yanlış politikaların, firmaların bu şekilde düşünmelerine yol açtı sanıyorum. Türkiye'de birtakım çevreler, firmaları Toplam Kalite Yönetimi ile tanıştırmak üzere, ISO Belgesi'ni bir zorunluluk halinde yansıttı. Bu da firmaların, ISO belgesini alınca, tamam biz Toplam Kalite Yönetimi yaptık demelerine sebep oldu.

Bu yanlışlıkların giderilmesi için neler yapılması gerekiyor?

Sözünü ettiğim yanlışlıklar büyük ölçüde bilgi eksikliğinden, bilgi eksikliği de "kalite" olayının ülke çapında bilinçli bir biçimde ele alınmamasından kaynaklanıyor. Oysa Türkiye'nin gelecekte bir ekonomik güç olması hedefine, ancak kalitenin bir yaşam biçimi haline getirilmesiyla ulaşılabilir. Öyleyse Toplam Kalite Yönetimi felsefesine sahip çıkmek gerekiyor.

Bugün Türkiye'de KADER, TSE, MPM, TÜSSİDE, KOSGEB gibi kuruluşlar "kalite" ile ilgili faaliyetler gerçekleştiriyorlar. Sizce onların çalışmaları kaliteye sahip çıkmaya yetmiyor mu?

Evet Türkiye'de pek çok kesim ve kurum kaliteyle ilgili eğitimler gerçekleştirip, danışmanlık hizmeti veriyor. Ancak hiçbirinin bir diğeri ile alakası yok. Her biri olayın bir ucunu yakalamış ve adeta dokunduğu organı algılayarak fili tanımlayanlar gibi, kendi amaçları doğrultusunda rastgele faaliyetler sürdürüyorlar. Bunun yanısıra TUSIAD ve KALDER´in ortaklaşa gerçekleştirdikleri, başarılı firmaları kalite ödülü vermeyi de kapsayan faaliyetleri de çok değerli bir çalışma.

Ancak önce Japonya'nın 1950'li yıllarda "Japon Malı Topon Malı" özdeyişiyle vurgulanan noktadan, bugünün rekabet ortamındaki zirveye nasıl ulaştığına bakıp, örnek almalıyız. Bu süreç içerisinde Japonya kalite biçimlenmesini gerçekten büyük başarılarla tamamladı. Kaliteyi benimseme süreci boyunca, tıpkı bizim Yerli Malı Haftalarını anımsatan uygulamalar gerçekleştirdiler. Biliyorsunuz Türkiye'de o günlerin korumacı devlet politikasının, birey düzeyinde hayata geçirilmesini sağlayan "Yerli malı yurdun malı her Türk onu kullanmalı " temel ilkesini, tüm Türkiye ne kolay öğrenivermişti. Toplam Kalite Yönetimi'nin benimsenme sürecini de aynı bu şekilde sürdürebiliriz.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz