Yoldan çıkmış kapitalizm

Kapitalizmin başı bugün birtakım aşırılıklarla dertte. Onu tekrar rayına sokmak için "denetimsizlik etkilerinin" dizginlenmesi gerekiyor.

1.03.2012 00:00:000
Paylaş Tweet Paylaş
Yoldan çıkmış kapitalizm

Birincisi, ciddi boyutta teknolojiye dayanan yeni bir ölçüm altyapısının şekilleniyor olması. İkincisi ise finansal olmayan performans göstergelerine önem veren dünya nüfusu segmentinin giderek büyümesi. Bhutan Kralı, 1972 yılında şöyle bir beyanda bulunmuştu: "Bize göre gayrisafi ulusal mutluluk, gayrisafi ulusal hasıladan çok daha önemli olduğu için bizim ulusal kalkınma sürecimizde ekonomik refah yerine mutluluğa daha fazla ağırlık vereceğiz." Bu fikir dünya sahnesinde büyük bir şaşkınlıkla karşılanmıştı. Çoğu uzmanın protestosu mutluluğun ölçülemeyecek kadar subjektif bir kavram olduğuna ve ulusal ekonominin yönetimi temelinde aşırı "yumuşak" kaldığına odaklanıyordu. Kendine ait bir ulusal ekonomik araştırmalar dairesi olmayan, ancak çok azimli olan Bhutan hükümeti kendisine Bhutan Araştırmalar Merkezi kurmuş ve onu bir tür ulusal mutluluk hesaplamaları tespit etmesi için görevlendirmişti. Ortaya çıkan hesaplama sisteminin dokuz boyutu vardı ve içinde yaşam standartları, eğitim seviyesi, sağlık bakımı, yönetim ve özellikle de psikolojik olarak kendini iyi hissetmeyle ilgili göstergeleri kapsıyordu. Bugün itibarıyla Bhutan'ın bu çabaları büyük takdir topluyor. Nicolas Sarkozy, 2008 yılında Fransa'nın mutluluğun hangi bileşenlerini analiz etmesi gerektiğini bulması için iki tane Nobel Ödüllü ekonomistin başkanlığını yaptığı bir komisyon kurdurmuştu. Bugün içinde ABD tarzı kapitalizmin kalesi olarak görülen İngiltere'nin de olduğu 41 ülkede mutluluğun ölçülmesi için çalışmalar yapılıyor. Londra merkezli bir STK olan Legatum Enstitüsü mutluluğun kökenlerini analiz edecek "sıkı" bir ekonometrik araştırma yapmış ve Bhutan'dakilerden çok da farklı olmayan sekiz boyuta göre sıralandırılmış 40 değişkenle oluşturulmuş bir endeks yaratmıştı. Eğer bu iş size olmayacak bir iş gibi gelmişse sadece 1930'ların bilgi sistemlerini kullanarak NIPA geliştirmenin ne kadar zor bir iş olduğunu dikkate almanızı öneririz. Bugün mutluluk hakkında verir toplamak Kuznet'in NIPA'yı besleyecek veri bulmasından çok daha kolaydır ve Facebook ile diğer çok sayıda teknoloji aracılığıyla yapılabilecek anket, sorgulama ve ölçümlerin devasa boyutunu bir düşünün. Şimdi biyolojiye geri dönelim. Kontrol dışı kalmışlık etkileri, kendilerinin ortaya çıkmalarına neden olan dengeleyici diğer ayıklama kriteriyle frenlenir. Doğada bu durum bazen ekosistemde yaşanan bir şok yüzünden gerçekleşebilir. Mesela tavus kuşlarının yaşam alanlarına bal porsukları yerleştirilmiş olsaydı o zaman uzun bir kuyruğun iyi bir sağlık göstergesi olduğu gerçeği bir anda geçerliliğini yitirirdi: Dişi tavus kuşları anında çevrelerine uyum sağlayamayan erkek tavus kuşlarının yok olmasıyla yüzleşirdi. Çünkü aşırı süslü bütün erkek tavus kuşları bu sansarlara kahvaltılık olurdu Kapitalizm gibi insan eliyle yaratılmış bir sistemde yoldan çıkarıcı etkiler doğurabilecek bir şokun müthiş etkili olması gerekir. Biz zekamız aracılığıyla amaç ile temsili değer arasındaki farkı algılayabilir ve kasıtlı tavır düzeltmelerine gidebiliriz. Kısacası bir yoldan çıkmaya boyun eğmeyi reddedebiliriz.

Rekabet düşkünlüğü

Ekonomik anlamda canlı olmanın kaynağı nedir? Bir ekonominin büyümesinin tek yolu belirli bir noktaya kadar sadece yatırımların ve üretken kapasitenin artmasından geçer. Ancak büyük ölçüde canlılık inovasyonlarla sağlanır. Peki inovasyonların önünü açan nedir? Eğer bu sorunun cevabının rekabet olduğunu düşünüyorsanız orda biraz durun... Çünkü şu anda kapitalizmin ikinci tehlikeli yoldan çıkmasıyla yüzleşmiş durumdasınız. Rekabetin inovasyonu teşvik edeceği fikri elbette doğrudur. Bunu görmek için çıkaracakları yeni sürüm ürünlerle müşterileri heyecanlandırarak birbirlerini arkada bırakmaya çalışan Apple ile Android arasındaki kıyasıya savaşa bakmak bile yeterlidir. Rekabet eksikliğinin inovasyonların önünü tıkadığı fikri de doğrudur: Verizon ile AT&T arasında özünde kurulmuş olan ikili tekel ortamının kimseyi heyecanlandırmadığı çok açıktır. Bu yüzden buradan rekabetin inovasyon için yeterince iyi bir değer temsili olduğu ve bu yüzden de ekonomik değer yaratımının vazgeçilmez bir ön koşulu olduğu sonucu kolaylıkla çıkarılabilir. Kapitalizmin şafağında rekabet kesinlikle bugüne kıyasla çok daha iyi bir temsili değerdi. Adam Smith'in dünyasındaki ekonomistlerin tabiriyle "atomistik rekabet" tüketicilerin ödedikleri para karşılığında aldıklarının miktarını sürekli artırıyordu. Rakipler fiyat kırma oyunu oynuyordu çünkü piyasa onların hepsine yetecek kadar büyüktü. Teknoloji yavaşça değişiyor ve sermaye kıt bir kaynak olduğundan büyümenin ardındaki asıl itici güç, inovasyon yerine kaynakların etkili tahsisi ile fiyatların düşme eğilimiydi.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz