Denizdeki sessizlik

Norveç’te çok eskiden beri süregelen bir gemi inşası geleneği vardır.

2.02.2016 11:29:110
Paylaş Tweet Paylaş
Denizdeki sessizlik
Vikingler kendi gemilerine resmen aşıktı. Bu denizci ulus, kendi “ejderha tekneleri” ile Kuzey Amerika’ya kadar olan onca yolu yelkenle ve kürek çekerek kat etmişti. Bin yıldan fazla bir süre önce bile anavatanlarından biri olan Norveç dünyanın bir numaralı gemi inşa merkeziydi. Gerçekten de bu ülkenin gemi inşa endüstrisi yılda 8 milyar Euro civarında bir gelir elde ediyor. İskandinavyalı gemi tasarımcılarının eşsiz becerilerine güvenen çok sayıda şirket arasında Siemens de var. Onlardan biri de Odd Moen. Siemens Denizcilik & Gemi İnşası’nın satış bölümünde çalışan Moen dünyanın dört bir yanındaki projeleri Trondeheim’dan yönetiyor. Ancak onun hedefi hep aynı: Yüzebilecek her şeye optimum bir şekilde uyabilecek sürüş sistemleri. Moen’in çalıştığı bölüm daha şimdiden eksiksiz güç aktarma sistemlerine sahip 200’den fazla gemiyle dolu olduğundan bu süreçte denizlerdeki enerji verimliliği hakkında önlerinde daha yapacak çok işleri var. Moen, “Biz burada çok sayıda gemi için dizel-elektrik itmeli sürüş sistemlerinden faydalanıyoruz. Bu kurulumlarda gemilerin çarkları veya pervaneleri, enerjilerini mazotla çalışan jeneratörlerden alan invertör beslemeli motorlarla döndürülüyor. Biz bu tarz bir düzenek sayesinde pervaneler üzerinde daha sağlam bir kontrol kurabiliyoruz ve dolayısıyla yakıttan tasarruf ediyoruz” diyor.
Hassas manevralar
Gemilerin çoğunun açık denizlerde hassas manevralar yapabilecek ya da okyanuslardaki örneğin sondaj veya servis istasyonlarında sabit durabilecek kapasitede olması gerekir. Bu gibi durumlarda sürüş sisteminin geminin konumunu sabit tutmak için pervaneleri yavaşça döndürecek şekilde minimum enerji vermesi şarttır. Daha hızlı enerji transferi sistemleriyle karşılaştırıldığında, sadece dizelle çalışan bir sistemdeki motorun çıktısı büyük oranda dalgalanır. Sonuçta motor sıklıkla optimum verimlilikle çalışmaz. Bunun dışında bu gibi gemiler kendi yakıtlarının içeriğini yeterince verimli de kullanmaz. Moen, “Bir aracın denizdeki konumunu sabit tutmak veya onu çok yavaş hızlarda hareket ettirebilmek için gerekli itiş miktarının bazen o kadar minimum seviyede tutulması gerekir ki onun pervane kanatlarının hareketini ayarlamak için gerekli enerjiden bile fazla olmaması gerekebilir. Pervane sabit bir hızda döner. Nitekim dizel motor da aynısını yapar” diyor. Günümüzde pervanenin dönüş hızını doğrudan elektrikli motorlar aracılığıyla frekans dönüştürücüleri kontrol eder. Sonuçta pervane çok daha yavaş dönebilir. Bu kurulum yakıttan tasarruf sağlar, çünkü elektrikli motorlar düşük hızlarda bile yüksek verimlilikte çalışır. Bir frekans dönüştürücüsü ise elektrikli motorlar ile pervanelerin hızını kontrol eder. Ne kadarlık itiş gücü gerektiğine bağlı olarak bu dönüştürücüler dizel jeneratörden gelen alternatif akımın frekansını ve amplitudunu ayarlar.
Yakıt talebi nasıl düşürülür?
Geminin cinsine bağlı olarak, bir dizel elektrikli itiş sisteminde dört ila altı arasında değişen sayıda dizel jeneratör olur. Jeneratörlerden kaç tanesinin çalışır durumda olacağına geminin enerji talebi karar verir. Sonuçta, onlar sadece gerektiği kadar enerji ürettiklerinden ve pervanelerin hızıyla doğrudan eşleşmediklerinden, dizel motorlar çok yüksek verimlilik seviyelerinde çalışabilir. İtiş sistemindeki yükün sık sık değiştiği gemilerde, bu türden bir hibrid sistemle sağlanan tasarruf, dizel motorla üretilen mekanik enerjinin elektrik enerjisine dönüştürülmesi yüzünden ortaya çıkan verimlilik kaybını fazlasıyla telafi eder. Sadece mazotla çalışan araçlara göre mazot elektrikle çalışan gemiler hem çok daha sessizdir hem üçte bire kadar daha az yakıt tüketir. Siemens, bu teknolojiyi 1996 yılından bu yana kullanıyor. Sondaj platformları için bir ikmal gemisi olan Skandi Marstein Kuzey Denizi’nde dizel elektrikli sürüş sistemine sahip ilk araçtı. Moen, “Bu gemi bizim için kilometre taşı olmuştu” diyor. Skandai Marstein üç günlük bir gemi yolculuğunda dizelle çalışan bir araçtan yüzde 35 oranında daha az enerji tüketmişti. Yıllar içinde dizel elektrik prensipleri çok az değişti. Ancak teknoloji şaheseri bileşenlerin kullanılması sayesinde araç verimliliği halen artırılabilir. Moen, “Tek tek bileşenlerin karmaşıklık seviyesi arttıkça bir projenin karmaşıklık seviyesi de artar” diyor. Skandi Marstein’ın hizmete girmesinin üzerinden tam 20 yıl geçtikten sonra yani 2016 yılından başlayarak, Siemens Denizcilik ve Gemi İnşası şirketinin Norveç’te tarihindeki en büyük projesinin ürünü olan dizel elektrikli sürüş sistemlerine sahip dört tane boru hattı döşeme gemisi denizlere süzülecek.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz