"Eksik Dikkat Sendromu!"

Walt Disney, Henry Ford, Edison ve Einstein… Dördü de alanlarında başarılı olmuş, unutulmayan isimler. Bir başka özellikleri ise “Dikkat eksikliği” hastalığından muzdarip olmaları. Ancak, onlar yal...

17 TEMMUZ, 20151
Paylaş Tweet Paylaş
Eksik Dikkat Sendromu!

Walt Disney, Henry Ford, Edison ve Einstein… Dördü de alanlarında başarılı olmuş, unutulmayan isimler. Bir başka özellikleri ise “Dikkat eksikliği” hastalığından muzdarip olmaları. Ancak, onlar yalnız değiller. Şimdi başta ABD olmak üzere bütün dünyadaki yöneticiler ve çalışanlar aynı hastalıktan dert yanıyor. Sadece ABD’de 8 milyon insan bu hastalığı yaşıyor. Türkiye’de ise nüfusun yüzde 5’inin bu kapsama girdiği tahmin ediliyor. Unutkanlık, çabuk sıkılma ve ani çıkışlar yapma gibi belirtileri olan bu sorun, iş dünyasında büyük bir verimsizliğe de neden oluyor.

Ekibinizdeki Ahmet Bey birçok yönden mükemmel bir çalışan gibi görünüyor. Tek kusuru dikkatini yeterince toplayamaması. Enerjik, yaratıcı ve yeni fikirler üretme konusunda çok iyi. Sık sık, “Önüme bir parça kağıt koyun, ben size bu kağıdı ne şekilde kullanabileceğimize dair bir ton fikir söyleyeyim” diyerek yaratıcılığıyla da övünüyor. Fakat, Ahmet Bey, aynı zamanda yöneticileri için gerçek bir sorun olduğunu da itiraf ediyor. Konuşulan konular hakkında öylesine istekli davranıyor ki, çalışma arkadaşlarının sözünü kesiyor, konuşmalarını bitirmesine izin dahi vermiyor.

Ahmet Bey, pazarlamadaki 20 yıllık kariyerinde, ürettiği fikirleri takip etmekte her zaman sorun yaşadı. Uzun soluklu işleri ve detayları takip etmek, bir konu üzerinde uzun süre çalışmak onu hep zorladı. Bu nedenle, geçtiğimiz yıl bir terapist ona “Dikkat eksikliği sendromu” (Attention deficit disorder) ile ilgili taramadan geçmesini önerdi. O da bu öneriyi ciddiye alıp doktorun yolunu tuttuğunda, hastalığını öğrendi: “Dikkat eksikliği sendromu”.  Şimdi ise unutkanlığın önüne geçmek ve parlak fikirlerini kaydetmek için yanında sürekli olarak küçük bir ses kayıt cihazı taşıyor.

Aslında bu yaşanmış bir hikaye. Biz, yöneticinin ismini değiştirip size aktarmayı uygun bulduk. Amacımız, bütün dünyada çok sayıda kişiyi etkisi altına alan, işyerinde verimsiz kılan bu hastalığa dikkat çekmekti. Çünkü, çalışanlar, ne kadar enerjik, iyi eğitimli ve deneyimli olsalar bile, bu hastalık nedeniyle iş yaşamında ciddi sorunlar yaşayabiliyorlar. 

Dikkat eksikliği nedir?

Kişinin dikkatini uzun süre bir noktaya odaklayamaması durumuna dikkat eksikliği (Attention deficit disorder ) deniliyor. Hastalığın üç ana belirtisi var. Dikkatini toplayamamanın ilk belirtisi, unutkanlık. İkincisi, çabuk sıkılma ve bundan kaynaklanan hareketlilik olarak öne çıkıyor. Dürtüsel olarak “ani çıkışlar yapmak”, üçüncü belirtisi.

Dikkat eksikliği yaşayanlar, özellikle zaman yönetiminde başarısızlar. Çok çabuk sıkılıyor, uzun dönemli projeleri üstlenmek istemiyorlar. Son dakikaya kadar ellerindeki işi yapmıyorlar. Detay sevmeyen bu kişiler, unutkanlıklarının yanı sıra çok da dağınıklar… Ama işleri gerektirdiği için kendilerini düzenli olmaya zorluyorlar. Gündüz hayallerine dalmak da bu rahatsızlığın tipik belirtisi. Herkes toplantıya odaklanırken, onlar önlerindeki kağıda çizdikleri resimlerle hastalığın hiperaktivite boyutunu sergiliyorlar.

Ama hastalığın bir de diğer yüzü var. Hastalıktan muzdarip olanların çoğu aynı zamanda enerjik ve yüksek zeka seviyesine sahip kişiler. Birçok şeyi bir arada yapabilirken en fazla yaratıcılıklarıyla ön plana çıkıyorlar.

Yaratıcılık geniyle komşu

“Dikkat bozukluğu” teşhisi konulanların arasında ünlü bilim ve iş insanları da var. Memory Center’ın kurucusu Psikiyatr Prof Dr. Nevzat Tarhan, bu durumu şöyle açıklıyor: “Hastalık ile yaratıcılık arasındaki bağlantı dikkat eksikliği ile yeniliği arama geninin aynı bölgede olmasından kaynaklanıyor.”

Prof. Dr. Tarhan, “Genlerden kaynaklanan nedenlerden ötürü radikaller bunlar arasından çıkar. Genellikle formal eğitimi yarıda bırakıp ilgilendikleri konuya odaklanır ve çok başarılı olurlar. Örneğin, alanlarında çok başarılı olan Walt Disney, Henry Ford, Edison ve Einstein’da da bu rahatsızlık vardı” diyor.

Katherine West tarafından yazılan “Dikkat Eksikliğinde 26 Olumlu Özellik ve Dikkat Eksikliği Yaşayan 46 Ünlü” adlı kitapta da hastalıktan muzdarip diğer ünlüler listesi şöyle uzayıp gidiyor: “Leonardo Da Vinci, Sokrates, Mozart, Beethoven, Thomas Edison, Alexander Graham Bell, Steven Spielberg, Edgar Allen Poe, John F. Kennedy, Ernest Hemingway, Abraham Lincoln, Galileo, Nostradamus, Salvador Dali…”

Amerika’da 8 milyon hasta

Aslında, bu sendromun belirgin koşulları, 80’li yılların sonlarında, iş yaşamında stresin yoğun olarak kendini göstermesiyle ortaya çıktı. O güne kadar bu rahatsızlık yetişkinler için bir problem olarak görülmüyordu. Psikiyatristler, genellikle ergenlikte görüldüğünü düşündükleri hastalığın beynin gelişimiyle birlikte ortadan kalkacağına inanıyorlardı. Fakat, rahatsızlığı ilk ele alan kitaplardan “Dikkat Dağılmasına Sürüklenmek-Driven to Distraction”ın yazarı Edward N. Hallowell’ın açıklamaları aksi yöndeydi. Hallowell, dikkat eksikliği sorunu bulunan çocukların yüzde 60’ının bu sorunu yetişkinliklerinde de yaşamaya devam ettiklerini ileri sürdü. Bu tezin ardından pek çok bilim insanı hastalığa odaklandı. Günümüze kadar yapılan çalışmalar da dikkat eksikliğinin yetişkinlerde çok daha büyük sorunlara neden olduğunu kanıtladı.

ABD, bastalığın bilinirliğinin en yüksek seviyede olduğu ülke… Bu ülkede hastalığı teşhis edilen 8 milyon kişi var. Hastalık, özellikle işadamı ve girişimcilerde de sık görülmesi nedeniyle medyanın ilgisini de çekiyor. Toplumun bu konudaki bilinç düzeyi yükseldikçe, hastalığını gizleyen kişiler de yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor. Geçtiğimiz günlerde JetBlue’nun CEO’su David Neeleman da kendisinde “Dikkat eksikliği sendromu” olduğunu açıkladı.

Türk yöneticilerde de var

Türkiye’de ise dikkat eksikliği sendromu çok fazla tanınmıyor. Birçok psikiyatristin konu hakkında deneyimi yok. Yetişkinlerdeki dikkat eksikliği alanında yapılmış bilimsel çalışmalar yok denecek kadar az. Sadece hastalığın hiperaktivite boyutuyla çocuklardaki oranının yüzde 5-10 arasında olduğu biliniyor. Çocuklardaki hiperaktivite, erişkinlikte dikkat eksikliği olarak sürebiliyor. Bu nedenle Prof. Dr Nevzat Tarhan, Türkiye’de hastalığın yetişkinlerdeki oranının en az yüzde 5 olarak ifade edilmesinin yanlış olmayacağını belirtiyor.

Adecco Türkiye Genel Müdürü Pembe Candaner ise Türkiye’de birçok yöneticide ve çalışanda dikkat eksikliğini bizzat gözlemlediğini söylüyor. Candener, “Bu kişilerin ortak özellikleri vardır, hepimiz de bunları gözlemleriz. Örneğin randevulara geç kalırlar, zamanı iyi yönetemezler, detayları sevmezler. Önemli bir bölümü de çok çabuk sinirlenirler” diye konuşuyor. 

Dikkat eksikliği ilaçlı ya da ilaçsız tedavi edilebiliyor. Ancak, her hastalıkta olduğu gibi kişinin içinde bulunduğu durumu kabul etmesi ve tanıması şart. Türkiye’de bu rahatsızlıktan şikayetçi olanlar üniversitelerin psikiyatri klinikleri başta olmak üzere uzman kurumlara başvurmalı. İstanbul’daki Memory Center’daki çalışana destek birimi ise özellikle iş dünyasından kişilere bu konuda hizmet veriyor

Çalışanlar gözlemlenmeli

Dikkat eksikliği, şirketlerin verimliliğini etkileyen bir durum. İnsan kaynakları direktörleri ve üst düzey yöneticilerin insanları analiz etmeyi iyi bilmesi önemli bir unsur. Ancak, onlar da hastalık hakkında yeterli bilgi sahibi değiller. Uzmanlar, insan kaynakları direktörleri ve yöneticilere, çalışanları gözlemlemesini öneriyor. Bir uzman, “Yöneticilerin bu konuda dikkatli olmaları gerekiyor. Toplantılara katılım, raporları zamanında sunma ve dağınıklık gibi konularda sürekli gözlem yapmalılar. Bu tip saptamalar varsa, hemen bir uzmana danışılmalı” diye konuşuyor. 

Dikkat testi yaptırmak, hastalığın tespitinde en basit yöntem. Hastalığın tedavisi ise hastanın durumuna göre dikkat eğitimi ya da ilaç ile yapılıyor. Tedavi sürecinde şirketin çalışana destek olması her iki taraf içinde faydalı sonuçlar doğuruyor.

Pembe Candaner, “Hastalığı saptanan kişilerin yöneticileri tarafından potansiyellerini en iyi şekilde değerlendirebilecekleri işlere yönlendirilmesi hem şirket hem birey için iyi olur” diyor.

Yönetim Danışmanı Ulaş Bıçakçı ise her şirketin bir psikiyatrist ile anlaşmalı çalışmasının soruna önemli bir çözüm olacağı görüşünde.

Kendi sektörünü yarattı

Amerika ve Avrupa’da çok sayıda kuruluş hastalığın tanınmasında ve tedavisi konusunda bilgilendirme çalışmaları yürütüyor. Sayıları giderek fazlalaşan dikkat eksikliği koçlarıyla da hastalık kendi sektörünü yaratmış bile. Kitaplar, seminerler, koçlar, koçların eğitim aldığı eğitim kuruluşları ve her geçen gün bilinçlenmeyle sayıları artan hastalarla birlikte de bu sektör gittikçe büyüyecek gibi görünüyor.

Öte yandan, başta Amerika’da olmak üzere hastalığa karşı duyarlılık artsa da bugün dikkat eksikliği yaşayan pek çok yetişkin böyle bir sorunla karşı karşıya olduğunu bilmiyor.

Bilseler de bunu açıklamaktan kaçınıyorlar. Çünkü, özellikle önemli konumda bulunan yöneticiler, bulundukları pozisyonun ve insanların onlara karşı bakış açısının değişebileceği kaygısını taşıyor.

EINSTEIN’DA DA OLDUĞUNU ÖĞRENİNCE SEVİNDİM

EV TELEFONUMU BİLMİYORUM Tutkun olduğum işimle ilgili hiçbir zaman konsantrasyon eksikliğim olmadı. Yani bu durumun işime bir zararını değil, tam tersine faydasını gördüm. Bundan 3 sene önce filanca müşterimiz için yapılan basın ilanının boyutunu bile hatırlıyorum. Ama özel hayatla ilgili ne kapı, ne ev telefon numaramı biliyorum. Cep telefon numaramı bile ezberleyemiyorum. Hastalığın Einstein’da olduğunu öğrenince çok mutlu oldum. Ben de bir dehayım galiba dedim. Ama özel hayat için zararlı olabiliyor. Randevularımı unutuyorum.

KENDİ YÖNTEMLERİMİ GELİŞTİRDİM Bir akşam eve giderken eşim marketten alınmak üzere üç şey istedi. İlkini aldım, ikinciyi hatırlayamadım. Eşimi aradım. Sonra ikinciyi aramaya başladım. Onu buldum. Bu kez üçüncüyü hatırlamadığımı fark ettim. Sinirle cep telefonumu cebimden çıkarırken yere düşürdüm, telefon parçalandı. Üçüncünün ne olduğunu öğrenmek için marketin telefonunu kullanmak zorunda kaldım.

Hatırlamak için kendime yöntemler geliştirdim. Sürekli cebimde notlar taşıyorum. Bir blok notum var. Başucumda da mutlaka kağıt kalemim bulunur. Bir defterim olmadan özel hayatımla ilgili hiçbir şeyi organize edemiyorum.

EN BÜYÜK GÖSTERGE UNUTKANLIK

BİZE GELEN ÜÇ YÖNETİCİDEN BİRİNDE VAR Dikkat eksikliği olduğunu saptadığımız hastalar genellikle hedefleri yüksek yöneticiler. Üç yöneticiden biri mutlaka unutkanlık şikayeti ile geliyor.

Anahtar, cep telefonu gibi eşyalarını sürekli kaybettiklerini, randevularını unuttuklarını, beyinlerinin flu olduğunu söylüyorlar. Stres seviyeleri yüksek çıkıyor.

AŞIRI TEMPO ŞİKAYETLERİ ARTIRIYOR Hep alarm durumunda yaşadıkları için beyinleri yoruluyor. Yüksek zeka seviyesine sahipken aynı anda pek çok şeyi düşündükleri için doğru değerlendirme yapamıyorlar. Bu şikayetlerin ardından dikkat testi yaptığımızda karşımıza dikkat eksikliği sorunu çıkıyor. Unutkanlığı olan tüm yönetici ve çalışanların da dikkat testi yaptırarak en azından kendilerinde böyle bir sorun olup olmadığını öğrenmeleri gerekiyor. 

TÜRKİYE’DEN GERÇEK BİR VAKA Geçtiğimiz günlerde 2 bin kişiyi çalıştıran bir işkadını geldi. Benzer şikayetlerde bulundu ve en son yaşadığı olayı anlattı. Yurtdışında önemli bir toplantıya giderken pasaportunu nereye koyduğunu unutmuş ve yurtdışına çıkamamış. Bu da iş yaşamını etkileyen büyük bir sorun olmuş. Yaptığımız testte temel sorunun dikkat eksikliği olduğunu gördük ve tedaviye başladık

BAŞARISINI HASTALIĞINA BORÇLU BİR CEO

David Neeleman, en büyük tutkusu olan şirketi hakkında konuşurken bile kıpır kıpır. Neeleman, indirimli havayolu şirketi JetBlue’nun kurucusu ve CEO’su.

Boynuna geçirdiği şirket kimlik kartını parmaklarının arasında oynatıyor. Masanın üzerinden bir uçak maketi alıyor ve onu inceliyor.

Onunla konuşurken kafası başka bir yerdeymiş gibi görünüyor. “Şu anda aklın nerede?” diye sorulduğunda, hemen “Bu dünyanın dışında” diye itiraf ediyor.

TEDAVİ OLMAK İSTEMİYOR Dikkat eksikliği hastalığını bundan 6 yıl önce, semptomları okuduğu zaman öğrendi. Dikkat eksikliğinin bir parçası olan hiperaktiviteyi önemli bir nitelik olarak görüyor. JetBlue’nun hızlı büyüme kaydetmesini sağlayan yoğun müşteri servisleri ve her koltukta 24 kanallı televizyon gibi yenilikleri oluşturan yaratıcılığının kaybolmasından korktuğu için de ilaç tedavisi uygulamıyor.

David Neeleman, değişik karakteriyle de iş dünyasının en renkli isimlerinden. Onu tanıyanlar sıklıkla Southwest Airlines’ın sigara tiryakisi, viski sever muzip Başkanı Herb Kelleher ya da Continental Airlines’ın aceleci CEO’su Gordon Bethune ile kıyaslama yapıyorlar. 

FİKİRLERİNİ PEÇETEYE YAZIYOR O, tam bir gece kuşu. Günde 4 ya da 5 saat uyuyor. Fırsat bulduğu her an çalışıyor. Haftada en az bir kez neredeyse çalışanlarına bile haber verme fırsatı bulmadan kendi havayolu şirketi ile uçuyor. Yolcuları teker teker selamlıyor. Önerilerini dinliyor ve hatta önerileri peçetelere not ediyor.

JetBlue’nin Başkan Yardımcısı Tim Clayton, Neeleman’la çalışmakla ilgili olarak, “Zorlayıcı. Çünkü her zaman her yerde olmak istiyor. Pek çok fikir üretiyor. Eğer bu fikirleri bir yere kaydetmezse de unutuyor” diyor.

DAĞINIK CEO’NUN YARATICI ÇÖZÜMLERİ Dağınık yapısını, çevresini organize olmayı çok iyi başaran insanlarla çevirerek telafi ediyor. Unutkanlığına çözüm olarak cüzdan ve anahtarlarını hep aynı yere koyuyor. Databanklı saat kullanıyor, randevularını ve aklına gelen fikirleri bir hatırlatıcıya kaydediyor.

İlaçla tedavi olmak yerine hastalığı kabul ederek, hayatını kolaylaştıran çözümler yaratıyor. Dahası David Neelaman “Eğer sihirli tek bir hapla hastalıktan kurtulmak mümkün olsa bile o hapı kullanmayacağım” diyor.

Nilüfer Gözütok
ngozutok@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

1 Yorum

sena 18 TEMMUZ 2017, 7:37

bu hastalıktn bendede var galiba...

Yorum Yaz