"Global ekonomi nereye gidiyor"

Uzmanlar, 2012 öngörülerini paylaştı ve küresel ekonominin rotasını tartıştı.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Global ekonomi nereye gidiyor
Avrupa'daki borç krizi 2012'nin en sıcak gündemi olacak. Almanya ve Fransa'nın öncülüğünde atılan adımlar, Avrupa'yı daha sıkı bir mali birliğe doğru götürüyor. Ama bu maya tutacak mı? Henüz belli değil. Yılın ilk yarısı, AB'nin ve dolayısıyla küresel ekonominin kaderi için kritik bir dönem. Tüm bu resimde Türkiye'nin büyümesi de yavaşlayacak. Zaten ekonomistlere göre olması gereken de bu. Türkiye'nin büyümesine ilişkin beklentiler ise farklı. IMF, en son "yüzde 2'ye kadar düşeceksiniz" dedi. Eylül raporunda açıklanan tahmin yüzde 2,2 idi. Ekonomistlerin öngörüleri muhtelif. Her şey AB'nin gidişatına bağlı. Hükümet ise yüzde 4'ü hedef olarak açıklıyor. Geniş Açı'nın bu toplantısında "Global Ekonomi Nereye Gidiyor?" sorusuna yanıt aradık. Toplantımızın moderatörlüğünü Capital&Ekonomist Dergileri Yayın Direktörü M. Rauf Ateş yaptı. Konuşmacılar ise Ekonomi Bakanlığı Ekonomik Araştırmalar ve Değerlendirme Genel Müdürlüğü Dış Ticaret Uzmanı Dr. Güzin Bayar, Koç Holding Ekonomik Araştırmalar Koordinatörü Ahmet Çimenoğlu, Prof. Dr. Seyfettin Gürsel, Ekonomist Uğur Gürses ve İş Yatırım Uluslararası Piyasalar Müdür Yardımcısı Şant Manukyan oldu.

M. Rauf Ateş Öncelikle hepinize hoş geldiniz demek istiyorum. Geniş Açı toplantılarımızı 3 ayda bir İş Yatırım'ın sponsorluğunda gerçekleştiriyoruz. Bu toplantımızda son gelişmeler ışığında global ekonominin nereye gittiğini tartışacağız. Söze hemen Prof. Dr. Seyfettin Gürsel ile başlamak istiyorum. Genel bir çerçeve çizmek gerekirse şu anda neredeyiz?

Seyfettin Gürsel Türkiye ekonomisinden başlamak istiyorum. Türkiye ekonomisindeki gelişmeleri tabii ki önümüzdeki dönemlerde Avrupa Birliği'nin durumu ve aynı zamanda küresel koşullar etkileyecek. Dolayısıyla belki burada iyimser bir senaryo pek yok. Bir baz senaryo, bir de kötümser senaryo var. Bu iki senaryonun Türkiye'deki gelişmeleri nasıl etkileyeceği tartışılabilir. Türkiye konusunda çok konuşulan ve heyecan verici tartışmalar var. Türkiye'deki iktisatçılar çok kabaca ikiye ayrılmış durumda. Buna tabii dışarıdan da müdahaleler oldu. Örneğin Financial Times'ın özellikle ileri sürdüğü tezler... Bir tarafta "Türkiye ekonomisi çok hızlı büyüyor, bu başımızı belaya sokacak" tezi var. Öbür tarafta da "yumuşak iniş" senaryosu. Özetlersek bir tarafta sert iniş tarafları var, bir tarafta da yumuşak iniş taraftarları. Sert iniş taraftarlarına göre hızlı büyüme, cari açıkla birlikte hala çok yüksek riskler taşıyor. Dolayısıyla çok sert düzeltme hareketleri gelebilir. Dolayısıyla 2012'de küçülme dahi ortaya çıkabilir. Yumuşak iniş taraftarları ise -ki ben bu taraftayım- diyorlar ki; "Evet, iç talebe çok dayalı yüksek bir büyüme muazzam bir cari açık yarattı. Ama bu hikaye 2011'in 3'üncü çeyreğinden itibaren değişmeye başladı." Bana göre Türkiye ekonomisindeki büyüme dinamikleri itibariyle 3'üncü çeyrek bir dönüm noktasıdır. Ne oldu 3'üncü çeyrekte? İki tane önemli düzeltme oldu. Birinci düzeltme, kur düzeltmesiydi ki bu beklenen bir düzeltmeydi. İkinci düzeltme hareketinin başlangıcı, bu da tabii malum, kredi genişlemesiyle ilgili olay. Önce Merkez Bankası'nın bu konuda politikaları oldu. Bu da çok tartışıldı. Sonuçta öyle gözüküyor ki Merkez Bankası da galiba BDDK'nın hakkını teslim ediyor. BDDK da devreye girdi ve bu çok hızlı kredi genişlemesinin ki; yüzde 40 hatta bir ara yüzde 50'lere çıkmıştı. Bunun ciddi olarak yavaşlatılması, üçüncü çeyrekte olmasa bile üçüncü çeyreğin devamında şu anda bitirmekte olduğumuz dördüncü çeyrekte bence gerçekleşmeye başladı.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz