"Bana ait olsun tutkusuyla başladı"

İş adamı Ferit Meriçten ile koleksiyonerlik yolculuğunu, yeni meraklarını ve farklı hobilerini konuştuk...

17 KASIM, 20170
Paylaş Tweet Paylaş
"Bana ait olsun tutkusuyla başladı"

Elçin Cirik

ecirik@capital.com.tr

Ferko İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı FERİT MERİÇTEN, sağlam bir koleksiyoner. 1983’te Güngör Taner’in bir resmini satın almasıyla başlayan koleksiyonerlik yolculuğunda, bugün 500 modern akım eserine sahip. İşadamı Meriçten, “Bu tutku 30 yılı geçti. Zaman içinde koleksiyonumu büyüttüm. Hep iyileri koleksiyonumda tutarım” diyor. Meriçten, mart ayında Levent Ferko Signature binasında açılacak yeni sergi alanında da kendi koleksiyonunu dönüşümlü olarak sanat çevrelerine sunmaya hazırlanıyor.

Ferko İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Meriçten, 30 yılı aşkın süredir modern resme tutkuyla bağlı. 1983’te Güngör Taner’in bir resmini satın almasıyla başlayan koleksiyonerlik yolculuğunda, bugün 500 modern akım eserine sahip. Meriçten, “Bu tutku 30 yılı geçti. Zaman içinde koleksiyonu büyüttüm. 500 eser içinde çarçur eser yoktur, hep iyileri tutarım” diyor. Meriçten, 1986’da önemli Rus sanatçıların Türkiye’de sergi açmasına destek verdikten sonra bu işe gönlünü kaptırmış. O günleri de şöyle anlatıyor: “İşim hep yurt dışında olduğundan, sanata da meraklı olduğum için bulunduğum yerlerdeki eserleri görüyordum. Nerelerde hangi eserler var, hep merakla araştırırdım. 1986’dan sonra bu dünyanın içinde olmayı sevdim, ‘Bana ait olsun tutkusu’ başladı.” İş adamı, koleksiyonunda modern sanata ağırlık veriyor. “Başlangıçta Fahrelnissa Zeid, Nejad Melih Devrim, Fikret Mualla ve Ömer Uluç alıyordum. Tabii bu eserler o zaman çok hesaplıydı” diyen koleksiyoner, son 2-3 yılda yabancı sanatçılardan daha çok alım yapmayı tercih ediyor. Meriçten’in yeni merakı, Çinli sanatçılar. Bu alandan yeni alımlar yapmak için dünyada ve Türkiye’de Çinli sanatçıları yakın takibe alıyor. Ferit Meriçten’i bu tutkusunda başta eşi olmak üzere ailesi de yalnız bırakmıyor. “Eşim çok ilgili” diyen Meriçten, son 10 yıldır her yeri beraber gezdiklerini ve sanat literatürünü de birlikte takip ettiklerini söylüyor. “Küçük oğlum Gökçe de koleksiyon yapıyor. Kızım Deniz, 23 yaşında, bu yaz Amerika’da sanat hukuku konusunda staj yapacak” diye sözlerini sürdürüyor. Meriçten, sanat sevgisini Ferko İnşaat’ın projelerine de yansıtıyor. Mart ayında Levent’teki Ferko Signature binasında 1700 metrekarelik bir sergi alanında kendi koleksiyonundan eserleri dönüşümlü olarak sergilemeye hazırlanıyor. İş adamı Ferit Meriçten ile koleksiyonerlik yolculuğunu, yeni meraklarını ve farklı hobilerini konuştuk: 

  • Koleksiyonerlik serüveniniz nasıl başladı? Okul yıllarından başlayan bir sevgi mi bu?

Eğitim hayatımda özel olarak sanat tarihi dersi almadım ama İzmir’de şimdiki ismi İzmir Bornova Anadolu Lisesi olan okuldan mezunum. 7 yıl yatılı olarak okudum, okulda çok iyi öğretmenlerimiz vardı. Sanat ve sporu ilk bu okulda sevdim. Kendi de ressam olan Hulusi Bey, çok müthiş bir resim hocasıydı. Bizim dönemimizden bugün pek çok arkadaşımız hobi olarak resimle ilgilenir. Üniversite döneminde de sanata bu ilgim sürdü. Zaten koleksiyonerlik insanın ruhunda var. Ortaokulda pul koleksiyonu yapardım. 2-3 pul defterim vardı, arkadaşlar arasında değişimler yapardık. Resim almaya ise tamamen tesadüfen, 1983 yılında başladım. Kuzenimin evinde çok güzel bir resim gördüm, komşuları Güngör Taner’den almışlar. Kuzenim aracılığıyla o zaman 1500 dolara Güngör Hoca’nın güzel bir resmini satın aldım. 1,80-1,50 bir eserdi, hala evimde durur. İlk alımım odur. Ardından Garbaçov döneminde Rusya’da iş yapmaya başladım. Bir gün Rotary yemeğinde Rus Kültür Ateşesi ile sohbet ettik. “Bizde resim çok ileri ama bilinmiyor” dedi. O zaman bende bir kıvılcım çaktı. “Rus eserlerini seçerek Türkiye’de bir sergi açalım” dedim. Gürol Sözen Hoca, Rusya’dan 150 eser seçti ve 1986 yılında İstanbul, İzmir ve Ankara’da 2’şer aylık sergi yaptık. O dönemde 5-6 Rus ressamı davet ettik, çok güzel İstanbul resimleri yaptılar. O sergideki resimlerden 7 tanesini de ben aldım. Bu sergi sonrası bu işi daha çok sevmeye başladım. 

  • Koleksiyoner olmak için çok eser görmek, çok araştırmak gerekir derler. Bu aşamalardan siz de geçtiniz mi? 

Doğru, koleksiyoner olmadan önce gezmek, hazırlık yapmak gerekiyor. Benim işim hep yurt dışında olduğundan sanata da meraklı olduğum için bulunduğum yerlerdeki eserleri görüyordum. Nerelerde hangi eserler var, hep merakla araştırırdım. 1986’dan sonra bu dünyanın içinde olmayı sevdim. “Bana ait olsun tutkusu” başladı. Rusya Federasyonu dağıldıktan sonra uzun süre Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan’da işler aldım. Oralarda çok iyi eserlerle karşılaştım. Tabii bu süreçte Avrupa’da çok müze de geziyordum. Zamanla tam modern resme döndüm, başta tüm alımlarını Türk ressamlardan yapıyordum. Başlangıçta Fahrelnissa Zeid, Nejad Melih Devrim, Fikret Mualla ve Ömer Uluç alıyordum. Tabii bu eserler o zaman çok hesaplıydı. O dönemin genç sanatçılarından Ramazan Bayrakoğlu, Devrim Erbil’den de eserler almaya başladım. Erbil’in ilk döneminden 6-7 eser hala koleksiyonumdadır. Koleksiyoner için gezmek, görmek ve okumak çok önemli. Ben çok okuyorum, bütün literatürü takip ediyorum. Ben Almanca ve İngilizce biliyorum, eşim de Fransızca biliyor. Tüm fuarlara rahat katılıyor, kitapları okuyoruz. Bu tutku 30 yılı geçti. Zaman içinde koleksiyonumu büyüttüm. Zamanla heykel de ekledim. Şu anda 500 eserlik ciddi bir koleksiyonum var. Ama bu 500 eser içinde çarçur yoktur, hep iyileri tutarım. 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz