"Sanatın iyileştirici gücüne inanıyorum"

Eczacıbaşı Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı’yla birlikte İstanbul Bienali’ni gezdik ve tüm detaylarıyla yılın en önemli sanat etkinliğini konuştuk...

15 OCAK, 20200
Paylaş Tweet Paylaş
"Sanatın iyileştirici gücüne inanıyorum"

Eczacıbaşı Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı iş dünyasında sanata en çok katkıda bulunan iş insanlarından biri… İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) başkanlığını yürüten Eczacıbaşı, aynı zamanda İstanbul Modern Sanat Vakfı’nın da mütevelli heyeti başkanı. Her fırsatta sanatın iyileştirici gücüne inandığına vurgu yapan tecrübeli isim, kendisi için en önemli kültür sanat etkinliklerinden birinin İstanbul Bienali olduğunu söylüyor. Yedinci Kıta başlığıyla sanatseverlerle buluşan Bienal’in soru sorduran, sorgulayan bir etkinlik olduğunu belirtiyor ve “Bienaller düşünce dünyamızı beslemenin yanı sıra gündelik hayat ve gelecek için çok somut şeyler söylüyor” diye konuşuyor.

Bienal sergileri, bazen insanı tedirginliğe sürükleyen ama aynı zamanda içimize yeniden umut aşılayan bir his bırakıyor. Düşünce dünyamızı beslemenin yanı sıra gündelik hayat ve gelecek için çok somut şeyler de söylüyor ve düşündürüyor.” Bu sözler, Eczacıbaşı Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı’na ait. Çocukluğundan itibaren sanatla iç içe büyüyen Eczacıbaşı, sanatın her türüyle yakından ilgili. Ancak onun için bu yıl 16’ncı kez düzenlenen İstanbul Bienali’nin yeri ayrı. Bienallerin yapıları gereği soru sorduran, sorgulayan etkinlikler olduğunu belirten Eczacıbaşı, “İstanbul Bienali de tüm tarihi boyunca kavramsal çerçevesiyle bulunduğu dönemin en güncel, en sıcak tartışmalarına odaklandı” diyor. Bu yıl “Yedinci Kıta” başlığıyla sanatseverlerle buluşan Bienal’in dikkat çekmek istediği konu da ekolojik sorunlar. Eczacıbaşı Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı’yla birlikte İstanbul Bienali’ni gezdik ve tüm detaylarıyla yılın en önemli sanat etkinliğini konuştuk:

İstanbul Bienali bu yıl 16’ncı kez düzenleniyor. Bu yıla nasıl hazırlandınız?

16. İstanbul Bienali’ni Nicolas Bourriaud küratörlüğünde “Yedinci Kıta” başlığıyla düzenliyoruz. Bu Bienal izleyicilerine, içinde yaşadığımız çağı, güncel sanat aracılığıyla yeniden keşfetme olanağı sunuyor. Sergimiz, günümüzde insan faaliyetlerinin tüm canlıları ne şekillerde etkilediğini gözler önüne sererken sanatın bu durumu anlama ve dönüştürmede nasıl bir rol oynayabileceğini araştırıyor. Bizi gündelik hayatımızdaki tercihlerimizi sorgulamaya, dünyamızın geleceği için kendi adımıza neler yapabileceğimizi düşünmeye de davet ediyor. Bienal için hazırlıklarımızı iki yıldır sürdürüyorduk. Öncelikle İstanbul Bienali’nin uluslararası danışma kurulunun önerileri doğrultusunda bu yılın küratörünü belirledik. Bundan sonra da küratörümüzle birlikte hazırlık süreci başladı. 2018 Aralık ayında Bienal’in kavramsal çerçevesi açıklandıktan sonra giderek hızlanan bir hazırlık dönemine girdik. Bu dönemde yoğun araştırmalar, ziyaretler, sanatçılarla görüşmeler yapıldı. Bu yıla özel olarak çevre konusunda çalışan birçok akademisyen ve sivil toplum kuruluşuyla da ön görüşmeler yaptık, nasıl iş birlikleri geliştirebileceğimiz üzerine çalıştık. Bu yıl Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, Pera Müzesi ile Büyükada’da beş farklı mekan Bienal’e ev sahipliği yapıyor. Bu etkinliği İstanbul Kültür Sanat Vakfı olarak, Bienal sponsoru Koç Holding başta olmak üzere çok sayıda kurumun desteğiyle gerçekleştiriyoruz. 

Kaç sanatçı kaç eserle yer alıyor, özellikle nelere vurgu yapılıyor? 

Bienal bu yıl sanat ve ekoloji arasındaki ilişkiye odaklanıyor. İnsan etkisiyle şekillenen çağımızda ekoloji çok temel bir mesele. Sergilerimizde de bu konuyu birçok farklı açıdan ele alan eserler görülebilecek. Bienal’de bu yıl 25 ülkeden 56 sanatçı yer alıyor. Sergilerde 220’den fazla eser görülebilecek. Türkiye’den de 8 sanatçımız var. Ayrıca çok önemsediğimiz bir başka konu da Bienal’in yeni sanat eserleri üretimini desteklemesi. 56 sanatçıdan 36’sı İstanbul ve Bienal için İKSV’nin desteğiyle eser üretti. 

Neden Yedinci Kıta başlığı seçildi? Neden bu konuya dikkat çekmeyi istediniz?

Bienaller yapıları gereği soru sorduran, sorgulayan etkinlikler. Güncel sanat da güncel meseleleri sanat yoluyla kurcalayan, bu doğrultuda izleyicileri düşünmeye teşvik eden bir alan. Dolayısıyla bienaller zamanın ruhunu taşıyan konulara odaklanıyor. İstanbul Bienali de tüm tarihi boyunca kavramsal çerçevesiyle bulunduğu dönemin en güncel, en sıcak tartışmalarına odaklandı. Ekoloji şu anda hepimiz için çok önemli bir konu. Önümüzdeki dönemde birçok önemli sanat etkinliği ve sanatçının bu alana odaklanmasını bekliyorum. Dünyamızın, hepimizin geleceği aslında insanların davranış biçimleri ve tüketim tercihleriyle şekilleniyor. Bienal, geleceğimize yön vermek adına hepimizin nasıl bir rolü olacağına dair bizleri düşündürürken, bizi sanatçıların hayal ettiği alternatif dünyaları keşfetmeye de davet ediyor. 

Peki Bienal’de sizin için özellikle en çarpıcı noktalar neler? 

Bazen insanı tedirginliğe sürükleyen ama aynı zamanda içimize yeniden umut aşılayan bir his bırakıyor Bienal sergilerini gezmek. Düşünce dünyamızı beslemenin yanı sıra gündelik hayat ve gelecek için çok somut şeyler de söylüyor ve düşündürüyor. Ücretsiz ziyaret edilebilen sergileri ve kamuya açık etkinlikleriyle çok geniş kitlelere ulaşabilen bir etkinliğin odağına bu meseleyi almasının önemli etkileri olacağına inanıyorum. Bienal’le birlikte 100 binlerce insan çevreyle ilgili konuları gündemine taşıyacak, belki kendi yaşamıyla ilgili geleceğimizi etkileyecek kararlar verecek. 

İkna edemediğiniz, keşke gelse dediğiniz sanatçılar var mı?

İstanbul Bienali hem dünya çapındaki prestiji hem mekana özgü eser üretimini teşvik etmesiyle sanatçıların katılmaktan memnun oldukları bir etkinlik. İstanbul’da, buradaki ekiplerle birlikte çalışarak üretimlerine farklı bir perspektif de katabiliyorlar. Bu sebeple davet ettiğimiz tüm sanatçılar bizimle bu yolculuğa çıkmaktan heyecan duyuyor. 

Ekonomik olarak küçülmelerin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Bu durum Bienali etkiledi mi?

Ekonomik darboğazlar kültür ve sanat alanını elbette etkiliyor. Bu Türkiye için de yurt dışı için de böyle. Son dönemde birçok Avrupa ülkesinde de kültür ve sanata aktarılan kamu desteklerinin azalması tartışma yarattı. İKSV olarak bizim en güçlü olduğumuz alanlardan biri de etkinliklerimizin sürdürülebilirliğini sağlayabilmek adına yeni finansman modelleri ortaya çıkarabilmemiz. İKSV çok farklı kaynaklar yaratarak ortaya çıkardığı gelirini tamamıyla etkinlikleri için harcayan bir kurum. Hem büyük şirketlerle hem köklü kültür kurumlarıyla uzun süreli iş birliklerimiz var. Bunlar stratejik ortaklıklar ve destekçilerimizin kurum kültürlerine işlemiş durumda. Örneğin Koç Holding, 2007-2026 yılları arasında Bienal sponsorluğunu üstlendi. Yirmi yıllık bu desteklerinin yanı sıra Bienal’in ücretsiz gerçekleştirilebilmesine katkıda bulundular, rehberli turlar için yetiştirdiğimiz rehberlerin eğitimine destek verdiler, çocuklar ve gençler için ücretsiz olarak sunduğumuz eğitim programlarına katkı sağladılar. Tüm bunlara ek olarak 2017 yılında başlattığımız, her Bienal’le birlikte İstanbul’a kalıcı bir sanat eseri kazandırma çalışmamıza da destek verdiler. Sponsor kuruluşların bu denli kapsamlı ve uzun süreli iş birlikleriyle İKSV gibi kurumları desteklemesi büyük önem taşıyor. Bienal’de uluslararası kurumlarla da uzun soluklu iş birlikleri kuruyor ve başarıyla sürdürüyoruz. Bir yandan da tasarruf önlemleriyle ekonomik zorluklardan en az şekilde etkilenerek yolumuza devam ediyoruz. Tabii ki bu konuda en büyük destekçilerimiz, ilgileri ve takdirleriyle her zaman yanımızda olan izleyicilerimiz. 

Böyle bir Bienal’e ev sahipliği yapıyor olmanın sizin için anlamı nedir?

İstanbul Bienali, bugün uluslararası arenada en önemli güncel sanat etkinlikleri arasında sayılıyor. Bienal’e ilgi yıllar içinde katlanarak arttı. Artık İstanbul’un ve hatta bölgenin en önemli sanat etkinliklerinden biri olarak benimsendi. İzleyici sayılarımız 90’lı yılların sonunda ancak 10 binlerle ifade edilirken, Bienal’in ücretsiz gezilebilmesiyle birlikte artık yarım milyon izleyiciden bahsedebildiğimiz bir döneme geldik. Bienal, hem ulusal hem uluslararası ölçekte gündemin nabzını tutan, en güncel tartışmaları en kapsamlı şekilde İstanbul’a taşıyan bir etkinlik. Dünyanın dört bir yanından güncel sanat akımlarını kentimize taşıyor, mekana özgü üretimleri teşvik ediyor, kentin dokusuna ait farklı yapıların sanatla yeniden keşfedilmesine fırsat yaratıyor. Dolayısıyla hem Türkiye’de hem dünya çapında büyük ilgi görüyor. İstanbul Bienali’nin yakaladığı başarı ve hem ulusal hem uluslararası düzeyde gördüğü yoğun ilgi nedeniyle gurur duyuyoruz. 

Dünden bugüne İstanbul Bienali’nin Türkiye’ye, Türkiye algısına, sanatına nasıl bir değer kattığını düşünüyorsunuz?

İstanbul Bienali, her zaman sanatsal ve entelektüel üretimi merkezine yerleştirmiştir. Bu alanda sunduğu ilham verici sergiler ve sergi etrafında şekillenen kamuya açık etkinlikler, hem Türkiye’den hem uluslararası dünyadan sanatseverleri İstanbul’da sanatla buluşturarak İstanbul’un sanat yoluyla keşfedilmesine imkan vermiştir. İstanbul Bienali bugün dünyanın en önemli üç güncel sanat etkinliği arasında sayılıyor, binlerce sanat profesyoneli Bienal’i takip etmek için İstanbul’a geliyor. Buraya gelmişken Bienal’e paralel olarak gerçekleştirilen diğer güncel sanat etkinliklerini de izleme fırsatı buluyorlar. Dolayısıyla etrafını da yeşerten, zenginleştiren bir etkisi var Bienal’in. Bienal açılışıyla eş zamanlı olarak programlanan onlarca açılış, sergi, konferans ve benzeri etkinliklerle iki yılda bir eylül ayında kent tam anlamıyla güncel sanatla nefes alıp veriyor. İstanbul Bienali’nin ulaştığı uluslararası başarı bizi gururlandırıyor. Birlikte çalıştığımız küratörler, sanatçılar ve farklı disiplinlerden uzmanlar, İstanbul Bienali’yle çalışmanın onlar için ne kadar değerli olduğunu belirtiyor. İstanbul Bienali güncel sanatçıların uluslararası alanda tanınmaları konusunda da önemli bir rol oynuyor. Bienal’in, Türkiye’nin “güncel sanat alanında düşünce üretiminde etkin rol alan bir ülke” olarak yurt dışındaki tanıtımına önemli katkıda bulunduğuna inanıyorum. Dünya çapında çok önemli yayınlarda İstanbul Bienali’nden övgüyle bahsediliyor. Mutlaka görülmesi gereken sergiler arasında her zaman adı geçiyor. Böyle haberler, Türkiye’nin ve İstanbul’un uluslararası kültür-sanat haritasında önemli bir istikamet olarak yer almasını sağlaması açısından çok önemli.

Bienali gezeceklere tavsiyeleriniz neler olur? 

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’ni ziyaret etmek için en az üç saat ayırmalarını tavsiye ederim. Ben Pera Müzesi’ndeki sergiyi bir rehber eşliğinde gezme fırsatı buldum ve rehberli turların sergi deneyimini ne kadar zenginleştirdiğini böylece bir kez daha ilk elden tecrübe ettim. Pera Müzesi’ndeki bu tur bir saat kadar sürüyor. Bienali gezeceklere rehberli turlara katılmayı değerlendirmelerini tavsiye ederim. Ayrıca Bienal için hazırladığımız iki yayın, rehber ve saha raporu kitapları da sergiyle ilgili temel meselelerle ilgili sanatçıların ve küratörümüzün daha derinlemesine düşüncelerini okumak ve sanatçıların eserlerini daha yakından tanımak isteyen izleyicilerimiz için başucu kitapları olacağına inanıyorum. Bir de bu yıl yine Yekta Kopan’ın yazdığı, Gökçe Akgül’ün resimlediği bir çocuk kitabı hazırladık. İzleyicilerimize Bienal mekanlarından ücretsiz olarak edinebilecekleri bu çocuk kitabını almayı da unutmamalarını tavsiye ederim. Çocuklar gerçekten büyük bir ilgi ve beğeniyle karşılıyor kitabımızı. Bu çalışmalarımızın güncel sanat ilgisi ve beğenisinin yerleşmesinde çok önemli katkıları olduğuna, olacağına inanıyoruz.


“YILIN HER HAFTASINI SANATLA GEÇİRİYORUM” 
Doğrusu günlük yaşamı kültür ve sanattan ayrı nasıl düşünebiliriz bilemiyorum. Kitap okumak, internette geçirdiğimiz zaman içinde sanatla ilgili eserlere ya da yazılara göz atmak, bir heykel ya da resme bakarak birkaç dakika geçirmek zorundayız ve bütün bunları da bence sanatsal faaliyetlerimiz içinde düşünmeliyiz.
YURT DIŞI SEYAHATLERİ İKSV festivalleri ve bienalleriyle oluşan takvime İstanbul Modern’in etkinliklerini; ayrıca yurt dışı seyahatlerinde çeşitli müzelerin değişen sergilerini; konser ve tiyatroları; sanat fuarlarını da eklersek, yılın hemen her ayını hatta haftasını sanatla dolu dolu geçirebildiğimi söyleyebilirim.



“AYRIM YAPMAK İSTEMEM” 

Sanat dalları arasında bir ayrım yapmak istemem. Ancak, konserleri kaçırmamak için özellikle bir çaba gösterdiğimi söyleyebilirim. Aynı çabayı, yeni ve farklı alanlarda sanatçıların performanslarını izlemek için de göstermeye gayret ediyorum. Kültür-sanat dünyamızın bu tür yeniliklerle zenginleşmesi sanıyorum herkesi, özellikle de gençleri mutlu ediyordur.
REFAHA KATKI Gençlerin bugün sanata olan ilgilerini de son derece değerli buluyorum. İKSV’nin etkinliklerinin izleyici kitlesinin önemli bölümünü gençler oluşturuyor. Bienaller, sanat mekanları hep gençlerle dolu… Daha da fazla sayıda gencin, türü ne olursa olsun, sanat etkinliklerine katılmasını ve parçası olmasını arzu ediyorum. Çünkü sanatın her alanda iyileştirici gücüne, yaratıcılık için bir ilham kaynağı olduğuna, bu kanı daha da çok paylaşıldıkça ülkemizin daha da kalkınacağına, mutluluk ve refahına katkı sağlayacağına içtenlikle inanıyorum.



“HAYALLERİMİ ZENGİNLEŞTİRMEYE ÇALIŞTIM” 

Kültür ve sanata tutkumu ateşleyenler hem babam Nejat Eczacıbaşı hem annem Beyhan Eczacıbaşı. Her ikisi de sanata yakın insanlardı. Babamın sanat dalları arasında en fazla merak duyduğu alan müzikti. Gençliğinde keman çalmış, sonra bırakmıştı. Evde müzik hiç eksik olmazdı. Asıl merakı klasik Batı Müziği olmakla beraber müziğin her çeşidini tanımaya ve anlamaya çalışırdı.
“ANNEMİN EDEBİYAT MERAKI” Annem Beyhan Eczacıbaşı’nın asıl merakı ise edebiyattı. Ben de çok küçük yaşlardan itibaren sanatın farklı alanlarında etkinlikleri izleyerek, konser ve gösterilere giderek, şiirden öykü ve romana kadar çeşitli tarzlarda kitap okuyarak hem bilgi dağarcığımı hem hayallerimi zenginleştirmeye çalıştım.




İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.