”Büyüme Hızı Yüzde 5 Olabilir”

Sait Erda / JP Morgan Avrupa Bölgesi Gelişmekte Olan Ülkeler Analisti JP Morgan’ın Avrupa bölgesi gelişmekte olan ülkeler analisti Sait Erda, 2002 için umut dolu mesajlar veriyor. Erda, “Eğer düny...

1.10.2001 03:00:000
Paylaş Tweet Paylaş

Sait Erda / JP Morgan Avrupa Bölgesi Gelişmekte Olan Ülkeler Analisti

JP Morgan’ın Avrupa bölgesi gelişmekte olan ülkeler analisti Sait Erda, 2002 için umut dolu mesajlar veriyor. Erda, “Eğer dünya ekonomisinde çok büyük bir daralma yaşanmazsa, yabancı sermaye girişi ve şirketlerin öz sermaye yapılandırmalarıyla yüksek bir büyüme hızı yaşanacağına inanıyorum” diyor.

Sait Erda, dünyaca ünlü yatırım bankası JP Morgan’ın Avrupa bölgesi gelişmekte olan ülkelerin banka analisti. O da Türkiye’de çalışmak yerine Londra’da kariyer yapmayı tercih edenlerden...

Erda, 1982’de St Joseph Lisesi’nden mezun olduktan sonra yüksek öğrenimine Amerika’da devam etti. 1987’de Rochester Institute of Technology’nin endüstri mühendisliği bölümünü bitiren Sait Erda, meslek kariyerine başlamak önce master yapmayı tercih etti. Master çalışmasını da finans üzerine Londra’da Clarkson University’de 1989’da yaptı.

Mesleki kariyerinin ilk adımını Finansbank’ta management trainee (MT) olarak attı. Bankada iki yıl çalıştı. Ardından Fransız kökenli Societe Generale’nin İstanbul’daki şubesinde araştırma müdürü olarak çalışmaya başladı.

Son durağı JP Morgan

Societe Generale’deki 1 yıllık çalışma, İktisat Bankası’ndan gelen teklifle son buldu. Yeni görevi, kurumsal finansmandan sorumlu müdürlüktü. Bu bankada ise tam 3 yıl çalıştı. Ardından tekrar yabancı bir kuruluşla çalışma dönemi başladı. Sait Erda’nın yeni işyeri bir Amerikan yatırım bankası olan Bear Stearns idi. Erda, bankada 2 yıl boyunca analist olarak Türkiye hakkında raporlar hazırladı, yatırım önerileri sundu. 1997’de Bear Strearns’ten ayrılan Sait Erda, bu kez Flemings için Türkiye analizleri yapmaya başladı. Buradaki çalışma süresi de 4 yıl sürdü. Ardından mesleki kariyerindeki 6’ınci işyeri olan JP Morgan’a geçti. 2001 yılı başından bu yana da JP Morgan’da çalışıyor.

“En büyük hobi, kızım”

Sait Erda için gerek ülkeler, gerek bankalarla ilgili hazırlanan raporlar, analizler, yoğun iş ortamının yarattığı stresi aşmanın yolu, spor yapmak ve kitap okumak. İlgilendiği spor da koşu yapmak ve tenis oynamak. Tarih ve biyografi ağırlıklı kitaplar Erda’nın ilgisini çekiyor ve bu tür kitapları okumayı tercih ediyor. Hobisi için de, “En büyük hobim, 2 yaşındaki kızım Lara’yla oynamak” diyor.

Sait Erda, raporlarını yazarken, analiz yaparken en çok hangi göstergelere dikkat ediyor? Erda, bu soruya şu yanıtı veriyor: “En çok önem verdiğim hususlar, faiz oranlarındaki gelişmeler, şirket yönetim ve sahipleri ve tabii ki hissenin değeri.”

KRİZDEN ÇIKIŞ BELİRTİLERİ: Bence krizden çıkışın en önemli belirtisi, Türkiye’ye yabancı sermaye gelmesiyle olacaktır. Şu anda bir kımıldama var ama yeterli değil. Ben TL’nin döviz karşısında reel olarak değer kazanacağını düşünüyorum. Borsa ve tahvil piyasalarındaki beklentim de olumlu. Hisse senetlerinin en az yüzde 30-40 prim yapmasını bekliyorum.

YABANCI SERMAYE NEDEN GELMİYOR: Türkiye’ye yabancı sermaye gelişinin beklenenden yavaş olacağını düşünüyorum. Bunun üç ana nedeni var. Birincisi, Türkiye’de hala hukuki alt yapı çok bozuk. İkincisi, uygulan ekonomik politikaların devamlılığı yok ve devletin ekonomi üzerindeki gücü hala çok fazla. Üçüncüsü de, vergi sisteminin gelir dağılımını bozucu özelliği çok büyük olması.

IMF İLE YENİ ANLAŞMA: Borsaya yabancı yatırımcı gelebilmesi için Türkiye’nin 2002 iç ve dış borç finansmanının sağlamasıyla mümkün olacak. Ben 2002 yılı ile ilgili sıkıntıların Ekim ayında IMF ile yeni yapılacak bir anlaşma ile çözüleceğine inanıyorum. Eğer dünya ekonomisinde çok büyük bir daralma yaşanmazsa, yabancı sermaye girişi ve şirketlerin öz sermaye yapılandırmalarıyla yüksek bir büyüme hızı yaşanacağına inanıyorum. Büyüme oranının da en az yüzde 5 olacağını tahmin ediyorum.

HARCAMALAR AZALTILMALI: Bence şu anda erken seçim olasılığı ise hiç yok denecek kadar az. İç borçların yeniden yapılanma riski, IMF ile anlaşma olması halinde yüzde sıfır olur. Türkiye’nin yapması gereken tek bir şey, devletin harcamalar içerisindeki payını azaltmak ve vergi oranlarını düşürmek.

 


 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz