Kamu borcu ve büyüme

Türkiye, kamu borç yükü konusunda rahat ülkelerden biri.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Kamu borcu ve büyüme
Gelişmiş ülkeler 2008-2009 resesyonundan ağır bir borç yükü ve durgun bir ekonomiyle çıktı. Bu durumdan nasıl çıkılacağı konusunda iki görüş var. Birinci görüş durgunluğun aşılması için maliye politikasının gevşetilmesini önerirken, diğeri kemer sıkma politikalarıyla bütçe açıkları ve kamu borcu azaltıldıktan sonra büyümenin önünün açılacağını savunuyor. Harvard Üniversitesi’nden Kenneth S. Rogoff ile Carmen M. Reinhart’ın bir çalışmalarında buldukları kamu borcu ile büyüme arasındaki çarpıcı negatif korelasyon, ikinci görüşü savunanların temel dayanaklarından biriydi. Fakat Massachusetts Üniversitesi’nden Thomas Herndon, Michael Ash ve Robert Pollin bu bulgunun hatalı olduğunu gösterince ortalık karıştı.

Tabloları görmek için görsellere tıklayın.
Harvard Üniversitesi'nin dünyaca ünlü iktisatçısı Kenneth S. Rogoff ile Carmen M. Reinhart’rn 2010’da yayınladıkları bir makalede tespit edilen hatalar, nisan sonu ve mayıs başında uluslararası iktisat camiasında epey tartışma yarattı. “Growth in a Time of Debt” başlığını taşıyan bu makale yine dünyaca ünlü bir bilimsel dergi olan American Economic Review’da yayınlanmıştı. Konusu kamu borcu ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki üzerineydi. Temel tezi ise borcun Gayri Safi

Yurtiçi Hasıla’ya (GSYİH) oranıyla hesaplanan kamu borç yükündeki artışın büyümeye zarar verdiğiydi. Makalenin bir yerinde 20 gelişmiş ülkenin 1946-2009 dönemi verileriyle bir analiz yapılıyor ve borç yükü yüzde 90 eşiğini aştığında büyüme oranının yüzde -0,1’e düştüğü şeklinde çarpıcı bir sonuca ulaşılıyordu.

BİLİM VE SİYASET
Bilindiği gibi gelişmiş ülkelerin çoğu 20082009 resesyonundan iyice ağırlaşan borç yükü ve durgun bir ekonomiyle çıktı. Bu açıdan özellikle Avrupa’da durum çok kötü. Bu durumdan nasıl çıkılacağı konusunda iki görüş var. Bunlardan biri durgunluğun aşılması için borç yüküne aldırmadan maliye politikasının gevşetilmesini öneriyor. Diğeri ise buna karşı çıkıyor ve ancak kemer sıkma politikasıyla (austerity policy) bütçe açıkları ve kamu borcu azaltıldıktan sonra büyümenin önünün açılabileceğini savunuyor. ABD’de iktidardaki demokratlar birinci görüşü uygulamaya çalışırken, muhalefetteki cumhuriyetçiler ikincisinden yana tavır alıp buna ellerinden geldiğince engel çıkarıyor. Avrupa’da ise Almanya’nın baskısıyla ikinci görüş uygulamada. Fakat alınan sonuçlar iyi değil ve ekonomi politikalarının birinci görüş doğrultusunda değiştirilmesini isteyen geniş bir muhalefet var.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz