Liderlerin Yeni Türkiye’si

Ahmet Dördüncü, Ferit Şahenk, Ahmet Nazif Zorlu, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Feyhan Kalpaklıoğlu, Agah Uğur... Onlar iş dünyasının önde gelen liderleri. Düşünceleri, aksiyonları ve aldıkları kararlarl...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Liderlerin Yeni Türkiye’si

Ahmet Dördüncü, Ferit Şahenk, Ahmet Nazif Zorlu, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Feyhan Kalpaklıoğlu, Agah Uğur... Onlar iş dünyasının önde gelen liderleri. Düşünceleri, aksiyonları ve aldıkları kararlarla iş dünyasına yön veriyor, binlerce kişinin yol haritasını çiziyorlar. Analiz ederek, ölçerek ve en önemlisi sonuçlarını düşünerek verdikleri her demeç, aslında bir mesaj içeriyor. Capital, bu nedenle iş dünyasının önde gelen liderlerine Türkiye projeksiyonlarını sordu. Onların gözünden Türkiye’nin gelecek profilini çıkardı. Yanıt veren liderler, Türkiye’nin büyüme hedefinden, istihdam ve cari açık problemine kadar farklı pek çok makro ekonomik konuda görüşlerini bildirdi. Mikro anlamda ise faaliyette bulundukları sektörlerle ilgili öngörülerini paylaştılar. İşte iş dünyasının liderlerine göre Türkiye’nin gelecek profili....

“Küresel Ekonomideki Sıkıntı Büyümeyi Olumsuz Etkiler”
Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu, “ABD doları cinsinden bakıldığı için, YTL’de önümüzdeki dönemde gerçekleşebilecek bir değer kaybı sonucunda GSMH’de büyüme kaydedilse bile, kişi başına düşen gelirin sabit kalacağını ya da gerileyeceğini görebiliriz” diye konuşuyor. Ona göre, YTL’nin şu sıralar sahip olduğu yüksek değer göz önüne alındığında, 2010 yılında kişi başına düşen milli gelir, şimdi olduğu gibi 5 bin 500 – 6 bin dolar seviyesinde kalabilir. İhracat ise düzenli bir artışla 2010 yılında 125 milyar dolar seviyesine ulaşabilir. Zorlu, değerlendirmelerine şöyle devam ediyor: 

İstihdam Karmaşık Bir Konu
İstihdam konusu ise biraz daha karmaşık bir konu. Sanayi ve tarım kesimleri, kur değerlenmesine bağlı olarak yaşanan rekabet kaybını verimlilik artışı ile kapatmak zorunda. Bu durumda sektörlerde büyüme olsa bile, istihdam artışı sağlanmıyor. Önümüzdeki dönemde de bu eğilimin devam edeceğini tahmin ediyoruz. Her yıl işgücüne katılan yüz binlerce gencimiz için iş imkanları yaratılması çok önemli. Önümüzdeki birkaç yıl içinde ana mikro ekonomik sorunumuzun işsizlik olacağını tahmin ediyorum.

4 Önemli Sektörde Durum
Tekstil sektörünün kendini yenileyerek, kaliteyi en üst seviyede tutacağını ve rahatlıkla ayakta kalacağını söyleyebiliriz. Burada marka yaratmanın önemini göz ardı etmemek gerek. Elektronikte ise küresel rekabet çok yoğun. Burada Ar-Ge alanında önemli yatırımlar yapılması şart ve ciddi devlet desteğine ihtiyaç var. Mikro bazda, güçlü firmalar rahatlıkla ayakta kalacak. Beyaz eşya sektörü önemli bir büyüme potansiyeline sahip. Avrupa’nın üretim üssü olmamız mümkün. Son dönemde bu alanda Doğu Avrupa ile yarışıyoruz. Doğru politikalarla desteklendiği takdirde burada çok iş yapılabilir. Enerji sektörü ise beklediğimiz liberalleşme-özelleştirme çalışmalarıyla ülkemizin en dinamik sektörü olmaya aday.

 “2010’da Kişi Başına Milli Gelir 8 Bin Dolar”
Sabancı Holding CEO’su Ahmet Dördüncü, geleceğe yönelik tahminlerini yaparken, “Benim beklentim, kişi başına milli gelirin 2010 yılında 7 bin 500 ile 8 bin 500 dolar arasında, ortalama 8 bin dolar gibi bir yerde olacağı yönünde” diye konuşuyor ve beklentilerini şöyle ortaya koyuyor:

“Dolar, önümüzdeki bir ya da belki iki yıl diğer para birimleri karşısında değer kaybedebilir, ancak diğer ekonomilerden çok daha esnek olan ABD ekonomisinin parasının görece daha yüksek büyüme performansı göstereceğini ve faiz farkı ile tekrar değerleneceğini düşünüyorum. Halen önemli ölçüde değerlenmiş görünen YTL’de uzun dönemde ilave kalıcı bir değerlenme öngörmek ise gerçekçi değil. Bu arada, eğer önümüzdeki yıl, milli gelir ve nüfus verileri revize edilirse, kişi başına milli gelir tahminini de yeni verilere göre revize etmek gerekecektir.

İhracat 140 Milyar Dolara Ulaşır
 2007 sonunda 102 milyar dolar civarında gerçekleşeceğini beklediğimiz ihracatın ise 2010 yılında en az 140 milyar dolar civarına ulaşmasını bekliyorum. Son yıllarda ekonomide yeterince istihdam yaratılamadığı yönünde genel bir görüş var. Çünkü son yıllarda işsiz sayısında çok az bir iyileşme sağlanabildi. Aslında bu, dünyada genel bir sorun. Artan global rekabet, Çin ve Hindistan gibi global ekonomide işgücü arzını yükselten ekonomilerden gelen baskı, verimlilik artışını ön plana çıkarıyor ve istihdam artışını güçleştiriyor. Ancak ülkemizde tarım dışı kesimde istihdamın son yıllardaki seyrine bakarsak yıllık ortalama yüzde 5’e yaklaşan bir artış sağladığımız görülüyor.

İşsizlik Oranı Düşecek
Bu, mevcut koşullarda önemli bir performans. Olması gereken ise tarım dışı istihdamdaki güçlü artışın sürdürülmesi. Bu da rekabet gücü ile çok alakalı. Bu nedenle mikro ve makro ekonomik reformlara süratle devam edilmeli ve büyümenin en az yüzde 6’larda olması sağlanmalı. Bu beklenti çerçevesinde istihdamda yıllık yüzde 2,5–3 gibi bir ortalama artışın sağlanabilmesi mümkün görünüyor. Bu da işsizlik oranının düşmeye devam edeceğini gösteriyor.

En Elverişli Ekonomiler Arasındayız
 Türkiye’de yabancı doğrudan yatırım stoğunun milli gelire oranı yüzde 10’lardan yüzde 20’nin üstüne çıktı. Doğrudan yabancı sermaye çeken ekonomiler arasında ise kısa sürede 37’den ilk 10’a yükseldik. Gelişmekte olan ekonomiler içinde Türkiye, yüksek büyüme ve rekabet gücü kazandırma potansiyeliyle Endonezya, Brezilya, Çin, Meksika, Filipinler ve Vietnamla birlikte geleceğin en elverişli 7 ekonomisi arasında sayılıyor. Bu nedenle Türkiye’nin 2010 yılına kadarki dönemde de yılda milli gelire oranlandığında yüzde 3,5-4 gibi doğrudan yabancı sermaye çekmeye devam edeceğini ve doğrudan yabancı yatırım stoğunu milli gelire oran olarak yüzde 25’in üzerine çıkaracağını tahmin ediyoruz.

“Bazı Sektörlerin Yıldızı Parlayacak”
Doğuş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk, 2010 yılına kadar olan dönemde Türkiye’ye yabancı sermaye girişinin ve yeni yatırımlar ile verimlilik artışının devam edeceğini düşünüyor. Ona göre, bu durumda TL reel olarak değer kazanmaya devam edecek.  “Böyle bir ortamda 2010 yılında kişi başı milli gelirin 8 bin dolara, 2013’te de 10 bin dolara ulaşması mümkün” diye konuşan Şahenk, değerlendirmelerini şöyle sürdürüyor:
“Eğer firmalarımızın yurtdışı finansman olanaklarına ulaşmasında bir sorun çıkmazsa ve içerde yapmamız gereken reformları hızla yapabilirsek bu rakamın üzerine çıkılması bile şaşırtıcı olmayacaktır.”

İstihdam En Zor Konu
 Hükümetimiz önümüzdeki dönemde ihracata dayalı bir büyüme stratejisi izleyeceğini açıkladı. Bu durumda ihracat hızımızın artarak devam edeceğini ve 2010 yılında 150 milyar dolar seviyesinin üzerine çıkacağını düşünebiliriz. İstihdam ise önümüzdeki dönemin en zor konularından birisi. Yeni yatırımlar ve büyüyen ekonomi, yeni istihdam alanları yaratıyor olsa da tarımsal nüfusun hızla kentlere göç etmesi ve sanayide işgücü verimliliğinin artıyor olması, istihdam alanındaki hızlı iyileşmeyi engelliyor. Bu nedenle 2010 yılına kadar işsizlik oranının mevcut yüzde 9,5 seviyesinden yüzde 8,5 seviyesine çekilmesi büyük başarı olur.

Bankacılıkta Potansiyel Yüksek
 Bankacılık sektörü son 4,5 yılda ortalama yüzde 15 büyüyerek 516 milyar YTL’lik bir aktif büyüklüğüne ulaştı. Bu hızlı gelişmeye rağmen Türk bankacılık sektörü, AB ülkeleri ile karşılaştırıldığında halen yüksek bir büyüme potansiyeli taşıyor. Türk bankalarının toplam aktifleri, ülkemiz GSYİH’sinin mevcut durumda yaklaşık yüzde 90’ı seviyesindeyken bu oran, AB’de ortalama yüzde 300’lerin üzerinde. Türk bankacılık sektöründe aktiflerdeki büyümenin itici gücü ise bana göre krediler olacak.

hed

Otomotiv Ve İnşaatta Tablo
Önümüzdeki dönemde, otomotiv sektöründe Türkiye’nin küresel pazar için üretim yapan kilit bir üsse dönüşeceğini düşünüyorum. Bu süreçte inşaat sektörünün de büyük ivme kazanacağı inancındayım. Küresel anlamda, özellikle petrol ve gaza dayalı enerji üreten ve dağıtan ülkelerin birikimleri ile Çin ve Rusya gibi “gelişen devlerin” altyapı yatırımlarına olan ihtiyaçları, bu sektörün daha da canlanmasını sağlayacak. Yerel pazar açısından ise uzun süredir ekonomik zorluklar nedeniyle gerçekleşemeyen ancak büyüyen Türkiye’nin ihtiyacı olan altyapı projelerinin hayata geçirilmesi, inşaat sektörünün atılımında rol oynayacak.

Medya Ve Turizmin Geleceği Parlak
 Türk medya sektör büyüklüğünü 2006 yılında 2 milyar dolara yaklaştı. Sektörün yakaladığı çift rakamlı büyüme trendinin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini öngörüyoruz. Diğer yandan sektörde, hizmetlerde farklılaşma ve yeni mecralarda yeni ürünlerin geliştirilmesi yönünde de olumlu atılımlar olacağını düşünüyorum. Global trendlerle de bağlantılı oluşumlar bekliyorum. Turizm sektöründe ise Türkiye, önümüzdeki 10 yıl içinde, Akdeniz’deki en büyük turizm ülkesi ve en çok turizm geliri elde eden ülke olabilme potansiyeline sahip. Ancak dört mevsim turizm yapılabilmesi için, turizm yatırımlarının yurt geneline yayılması ve çeşitlendirilmesi şart.

Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkanı/Feyhan Kalpaklıoğlu
“En Büyük Engel Kayıt Dışılık Ve Haksız Rekabet”

İstihdam 24,5 Milyon Düzeyini Yakalar
Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Feyhan Kalpaklıoğlu, “2010 yılında kişi başına milli geliri ise 8-10 bin dolar civarında görebileceğimizi düşünüyorum” diye konuşuyor. “İhracat ise 140 milyar dolara ulaşabilir” tahminini yapan Kalpaklıoğlu, şu tahminlerde bulunuyor:
“ İstihdamın üzerindeki vergi yüklerinin azalması, daha esnek işgücü piyasasının oluşumu ve özellikle hizmet sektöründeki ivmeyle, 2010 yılında istihdam düzeyinin 24,5 milyon kişi olacağını tahmin ediyorum.”

Boya Ve Tarımın Geleceği Parlak
Grup olarak iki ana sektörde faaliyet gösteriyoruz. Boya sanayi, tarım ve gıda sanayi. Türkiye’nin büyüme potansiyeli, nüfus artış ve kentleşme hızı, her iki alanda da hızlı büyümelere tanık olacağımızı gösteriyor. Özellikle ambalajlı gıda ve içecek sektöründe; kişi başına düşen milli gelir artışı, çalışan kadın sayısındaki artış ile AB regülasyonlarına uyum çalışmaları gibi faktörler de büyümenin GSMH artış hızının üzerinde gerçekleşebileceğini teyit ediyor. Bu gelişimin önündeki en önemli engel, kayıt dışılık ve haksız rekabettir. Bunlarla mücadelenin kazanılması ise şart.

Yaratıcılığa Yatırım Artacak
TÜSİAD ve Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu tarafından yapılan bir araştırma, son 3 yılda en az bir yeni ürün sunan şirketlerin yüzde 90’ının kimyada, yüzde 80’inin ise gıdada olduğunu gösterdi. Bu anlamda faaliyet gösterdiğimiz alanlarda daha fazla yaratıcılık, araştırma ve yeni ürün geliştirme çalışmaları göreceğimiz ve bu alanlara daha fazla yatırım yapılacağı muhakkaktır.

Birleşme Ve Satın Almalar Sürecek
 2006 yılında uluslararası doğrudan yatırımlar bir önceki yıla göre yüzde 105,7 oranında artarak 20,2 milyar dolara ulaştı. Buna karşılık dünya ortalama artış hızı yüzde 34,3’tür. Uluslararası doğrudan yatırımların istihdam, vergi ve gelir üzerinde çok büyük olumlu etkileri var. Önümüzdeki yıllarda özelleştirme portföyündeki azalma nedeniyle özelleştirme gelirleri, yabancı yatırım rakamına daha az katkıda bulunacak. Ancak dünya gelişmelerine paralel olarak birleşme ve satın alma faaliyetleri sürecek.

 “Yılda 10 Milyar Dolar Sermaye Çekebiliriz”
Ab Üyeliği Çıpa Etkisi Yapacak

TÜSİAD Başkanı Arzuhan Yalçındağ, ekonominin geleceğinden çok umutlu. Refah düzeyinde büyük bir artış yaşanacağını belirtiyor ve  “Şu anda nominal olarak 5 bin 600 dolar seviyesinde olan kişi başına düşen milli gelirin, TL’nin değer kaybetmemesi durumunda 2010 sonunda 7 bin doların üzerine çıkmasını bekliyorum” diye konuşuyor. Yalçındağ, değerlendirmelerine şöyle devam ediyor:

 “IMF’nin, yapısı itibariyle, uzun vadede Türkiye’nin kalkınması için zorunlu olan kurumsal reformların hepsini içine alması mümkün değil. İç dinamiklerin yetersiz kaldığı bir ortamda, AB üyelik perspektifi dışsal çıpa vazifesi görecek tek etken. AB’ye üyelik hedefi korunduğu sürece, Türk ekonomisinin 2013 yılında kişi başına milli gelirini 10 bin dolara çıkarma ihtimali mevcut.

İhracatta Artış Eğilimi Sürecek
Türkiye ekonomisi 2002-2006 döneminde ihracat açısından önemli bir performans sergiledi. Önümüzdeki dönemde, AB ekonomileri başta olmak üzere dış talepte yavaşlama olmaması durumunda, Türkiye’nin mevcut ihracat eğilimini koruyacağını düşünüyorum. Böyle bir durumda, ihracatın 2010 yılında 130 milyar doların üzerine çıkması mümkün. 2008-2010 döneminde, istihdam gelişmeleri açısından belirleyici faktörlerden en önemlisi tarım sektöründe yaşanan dönüşüm süreci olacak. Tarım sektöründeki istihdamın toplam içindeki payı 2001 yılında yüzde 38 iken bu oran 2006’da yüzde 29’a geriledi. Bu çerçevede, tarımsal istihdamın önümüzdeki dönemde yavaşlayarak, gerilemesini sürdürmesi bekleniyor.

İstihdama En Büyük Katkı Hizmetten
Sanayide yaratılan yeni istihdam tek başına tarımdaki istihdam kaybını karşılayacak boyutta değil. Son yıllarda sanayi üretimi, istihdam artışından ziyade emek verimliliği ile sağlandı ve sanayi sektörlerindeki istihdam artışı sınırlı gerçekleşti. Bu durumda yeni istihdam yaratılması açısından en büyük katkıyı hizmet sektörünün yapması beklenmeli. İşgücü piyasasına yönelik yapısal önlemlerin hayata geçirilmesi durumunda, 2008-2010 yılları arasında yıllık 550 bin kişinin üzerinde yeni istihdam yaratılabilmesi ve tarım dışı işsizlik oranının aşağı çekilebilmesi mümkün.

Yabancı Sermaye İlgisi Devam Edecek
sektörü, doğrudan yabancı sermaye girişlerinin en yoğun yaşandığı sektör oldu. Alt sektör detayında bakıldığında ise finans ve haberleşme sektörleri ön plandaydı. Yabancı yatırımların daha da artırılabilmesi, sektörel çeşitlenmeyi artıracak politikalar geliştirmeye önem verilmesiyle mümkün olabilir. Önümüzdeki dönemde, enerji dağıtım ihaleleri başta olmak üzere, özelleştirmelere hız verilmesi durumunda, 2008-2010 döneminde yıllık 10 milyar doların üzerinde yeni girişler yaşanabileceğini düşünüyorum.

Borusan Holding Ceo/Agah Uğur
“Türkiye Keşfedilmemiş Bir Pazar”

Milli Gelirde 100 Milyar Dolar Artış
 2010’da milli gelirin toplam 534 milyar dolara ulaşacağını öngörüyorum. Yani bugüne göre yaklaşık 100 milyar dolar artış bekliyoruz. Sağlıklı bir nüfus artış tahmini yapılamadığı için kişi başına gelir seviyesini ölçmeyi doğru bulmuyorum. 2010 itibariyle ihracata ilişkin beklentim ise 122,5 milyar dolar. İstihdamda ise şu an yüzde 9,8 olan işsizlikte, yarım puan kadar gerileme yaşayabiliriz.

Reel Sektör Ön Plana Çıkacak
Çelik sektöründe satın alma ve birleşmelerin önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini düşünüyorum. Küresel ekonomide belirleyici alanlardan biri olan enerji işinde de yatırımlarımız var. Bu alandaki girişimlerimiz de bana umut veriyor. Bugüne kadar ülkemizdeki yabancı yatırımların ağırlıkla finans ve gayrı menkule yönelik gerçekleştiğini söylemek yanıltıcı olmaz. Türkiye bugünkü cazibesini koruyabildiği sürece, bundan sonra uluslararası yatırımlarda reel sektörün daha fazla ön plana çıkma şansı var.

Hızlı Büyüyen Bir Ekonomiye Sahibiz
 Bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz. Ülkemiz hızlı büyüyen bir ekonomiye sahip ve gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında tam olarak keşfedilmemiş bir pazar. Önümüzdeki yıllar tüm ekonomik faaliyet alanları açısından derinleşmenin artacağı bir dönem olacak. Bu da ulusal ve uluslararası yatırımcı için çekici bir görünüm yaratacak.

Dış ticaret açığımızda kayda değer bir artış yaşanabilir. Buna karşılık, cari açıkta önemli bir değişim olmayabilir. Küresel finans pazarında da büyük bir likidite fazlası var. Bunun önemli bir bölümü private equity (özel sermaye) fonları olarak gelişmekte olan ülkelere yönlendirildi.

Büyüme Hedefine Ulaşılacak mı?

Ahmet Zorlu’ya Göre Yüzde 7 Büyümek Zor
Siyasi istikrarın sürekliliğinin sağlanması, takip edilen sıkı mali politikalar ve süregelen özelleştirmelerle, Türkiye önemli bir büyüme potansiyeli yakalamış durumda. Ancak küresel ekonominin sıkıntıları da şu anda problem yaratıyor. Bu iki etkeni alt alta koyduğumuzda, önümüzdeki 3 yıllık dönemde arzu edilen yüzde 7-7,5 ortalama büyüme oranlarının yakalanmasının zor olacağını düşünüyorum. Bu durumda yüzde 4-5 civarı oranlar, daha makul beklentiler olacaktır.

Ahmet Dördüncü “Yüzde 6 Gerçekçi” Diyor
Türkiye ekonomisi yıllık ortalama yüzde 6’larda bir reel büyümeyi gerçekleştirebilir görünüyor. Politik istikrarın varlığı ve ekonomik reformların devam etmesi bu nedenle çok önemli. Nüfusun 2010 yılına kadar yüzde 3,8 artış göstereceğini tahmin ediyorum. Enflasyonun bu dönemde beklentiler doğrultusunda geliştiğini ve doların diğer paralar karşısındaki değerinin önemli bir değişikliğe uğramadığını varsayarsak, bu yıl 6 bin 500 dolar civarında gerçekleşmesini beklediğimiz kişi başına milli gelirin 2010 yılında 8 bin 500 dolara ulaşması mümkün görünüyor.

Ferit Şahenk, Hedefi Ulaşılabilir Buluyor
Son 5 yılda ortalama büyüme hızı yüzde 7,2 oldu. Ayrıca hükümet 2013 yılı için kişi başı 10 bin dolar milli gelir hedefi koymuş durumda. Global ekonominin son yıllardaki gibi büyümeye devam etmesi, Türkiye’ye gelen yabancı yatırımların hız kaybetmemesi ve hükümetin programında belirtilen yapısal reformların gerçekleştirilmesi durumunda bu hedefin ulaşılabilir olduğunu ve önümüzdeki dönemde ortalama büyüme hızının yüzde 6’nın altına düşmeyeceğini tahmin ediyorum.

Feyhan Kalpaklıoğlu’nun Büyüme Tahmini
 Mali disiplinden vazgeçilmez ve uluslararası piyasalara güven veren bir ekonomik program izlenirse, Türkiye ekonomisi her yıl yüzde 7-7,5 oranında büyüme kapasitesine sahiptir. Ancak dünya ekonomisinde yaşanan canlılığın ve global büyüme hızının bir miktar yavaşlayacağı bekleniyor. Bu ve Türkiye’ye özgü yapısal nedenlerle yüzde 6-6.5 rakamlarının daha istikrarlı bir büyüme tahmini olacağını düşünüyorum.

Agah Uğur, “Yüzde 5’i Aşarız” Görüşünde
 Küresel ekonomide kayda değer bir dalgalanma yaşanıyor. Dünya ekonomisi bu çalkantıyı ciddi bir yara almadan atlatırsa 2010 yılına kadar ortalama yüzde 5,3’lük bir büyüme sağlayabileceğimizi düşünüyorum. Yani 2010’da 534 milyar dolarlık milli gelirin hayal olmadığına inanıyorum.

Ceo’lar Cari Açıkla İlgili Ne Düşünüyor?

Feyhan Kalpaklıoğlu’nun Limiti Yüzde
7Türkiye büyümesinin ithalatı yükselttiğini biliyoruz. Ara ve yatırım malı ithalatımızı artırmadan büyümeyi sağlayamadığımız, ihracat ürünlerinde katma değeri yüksek ürünlerle daha iyi rakamlara ulaşamadığımız sürece, cari açık hep olacaktır. Cari açığın var olmasının diğer bir önemli nedeni de, petroldeki dışa bağımlılığımız. Enerji fiyat etkisini dışarıda bıraktığımızda, cari açık oranının büyük artışlar göstermediğini görüyoruz. Ama enerji unsurunu da göz önünde bulundurursak, cari açığın GSYİH’ya oranının yüzde 7’lerden aşağı ineceğini tahmin etmiyorum.

Ağah Uğur, Cari Açıkta Artış Beklemiyor
Küresel yatırımcıların hala süren iyimserliği, gelişmekte olan ülkelerde büyümenin sürdürülebilirliği için gereken yatırımların bu fonlarla finanse edileceğini gösteriyor. Dolayısıyla cari açıkta büyük bir artış beklemiyorum. Bizim beklentimiz 2006’da 40 milyar dolar olan dış ticaret açığının 2010 sonu itibariyle yüzde 50’den fazla artarak 62 milyar dolara kadar ulaşması. 2006 itibariyle 32 milyar dolara yaklaşan cari açığın ise, 2010 sonu itibariyle 34,4 milyar dolar seviyelerinde gerçekleşeceğini öngörüyorum.

Şeyma Öncel Bayıksel
soncel@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz