"125 Engelli Kredi Koşusu"

Bir yanda ekonomik kriz, diğer yanda sorunlu kredilerdeki artış... Kredi cephesinde işler parlak değil. Bankalar temkinli, firmalar da isteksiz. Ancak, olan taleplerde de bankalar çok dikkatli davr...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
125 Engelli Kredi Koşusu

Bir yanda ekonomik kriz, diğer yanda sorunlu kredilerdeki artış... Kredi cephesinde işler parlak değil. Bankalar temkinli, firmalar da isteksiz. Ancak, olan taleplerde de bankalar çok dikkatli davranıyor, ince eleyip sık dokuyor. Yönetim yapısından ticari ilişkilere, yöneticilerinden çalışanların moral düzeyine, onlarca kritere göre değerlendirme yapılıyor. Bazı bankalarda 125’e varan kriteri aşanlar, sonunda mutlu sona ulaşıyor. Bankacılara göre, kredi almak önemli bir süreç. İyi hazırlanan, gerçekçi olanın şansı daha yüksek...

 

Başta bankalar olmak üzere tüm finans kuruluşlarını bekleyen en önemli tehlike, batık kredi yaratmaktır. 2001 yılında ardı ardına yaşanan krizler, tüm finans kuruluşlarında bu tehlikenin had safhaya ulaşmasına neden oldu. Bu nedenle kredi izleme komiteleri ve kredi risk bölümlerinde çalışanların hem sayısı hem de mesai saatleri artırıldı.

 

Artık kredi talebinde bulunan şirketler, adeta iğneden ipliğe bir değerlendirmeye tutuluyorlar. Yönetim yapısından, yöneticilerin ve çalışanların moralitesine, geçmiş dönem performansından bankalarla ilişkilerine kadar 100'ü aşkın kriterle inceleniyorlar. Bazı bankalarda bu kriter 75, bazılarında ise 125’e kadar çıkıyor. Böyle olunca da ekonomideki daralma nedeniyle hem kredi talep eden şirket sayısı, hem de kredi alabilen şirket sayısı ciddi oranda azaldı.

 

Ancak, ekonomideki durgunluğa ve kredi almanın deyim yerindeyse “deveye hendek atlatmaya” benzetilmesine rağmen, kredi almayı başaranlar da var. Son olarak Enka Holding, Türkiye'nin elektrik üretim kapasitesini yüzde 27 artıracak, 1.5 milyar dolarlık dev bir doğal gaz çevrim santrali projesi için, Türkiye'nin önde gelen bankalarından kredi almayı başardı.

 

Bankacılar, tekstilde, turizmde, gıdada kısacası sektöründe önde gelen ve başarılı firmalar için kapılarının daima açık olduğunu söylüyor.

 

Bankacılar, "iyi" firma ve projelerin, banka ve kredi bulmakta zorlanmadığına dikkat çekiyorlar. Onlara göre, şu andaki asıl sorun, reel sektörün kredi kullanım iştahının yok denecek kadar az olmasında. Bu zincirin de 2002’yle birlikte ekonomide beklenen canlanmayla kırılması bekleniyor. Peki yeni dönemde kredi alabilmek için neler yapmak gerekiyor?

 

Olmazsa olmaz şartlar


Bankacılara göre, kredilendirmenin en önemli şartı, kredi ilişkisine girmeden önce şirketi tüm özellikleriyle tanımak ve finansman gereksinimini doğru teşhis etmek. Bunun için de firmanın faaliyet konusunun ve kredi talebinin, bankanın kredi politikalarına uygun olması gerekiyor.

 

Bunun ardından şirketin ortak ve yöneticilerinin moralite durumu, yönetim yetenekleri ve finansal performansına bakılıyor.

 

Kullandırılacak kredinin firmanın ihtiyacına, faaliyetine ve iş mevsimlerinin uygunluğu da bu aşamada analiz ediliyor. Kredinin ihtiyaca uygun tutar, vade ve koşullarda tahsis edilmesi için, şirketin ortaklık yapısı ile geçmiş dönem performansına bakılıyor. Ayrıca, bankalara ve piyasaya olan yükümlülüklerine karşı tavrı da dikkatle izleniyor.

 

Bu arada devamlılık halindeki protestolu senet, karşılıksız çek ya da haciz gibi kayıtlarının olup olmadığı kontrol ediliyor. Ayrıca, şirket yönetiminin zamanında strateji değişikliği yapıp yapmadığı, yatırımın spekülatif amaçlı olup olmadığı tespit ediliyor. Üretim teknolojisinin ve ürünün piyasadaki güncel taleplere cevap verebilmesi ve yenilenebilmesi de bankalar açısından son derece önem taşıyor.

 

Hatta yeni dönemde kredi talep eden şirketin müşteri portföyünün kalitesine bile bakılıyor. Büyük bir bankanın kredilerden sorumlu genel müdür yardımcısı, "Böylece tahsilatlardaki aksamaları ölçebiliyoruz. Amacımız, alacak tahsil ve borç ödeme süreleri arasında denge kurulabilmesi" diyor.

 

Kredide olmazsa olmaz koşullardan biri de, mali verilerin şeffaf  olması ve gerçek faaliyet performansını yansıtması. Dengeli bir mali bünyenin olması, faaliyetlerin finanse edildiği kaynaklar, öz kaynakların faaliyetlerin finansmanındaki payı, faaliyetlerden kar edilebilmesi ve banka kredilerinin faaliyetlerden yaratılan fonlarla geri ödenebilmesi de, bankaların aradığı koşullar arasında yer alıyor.

 

Geri ödeme kaynakları net mi?

 

Garanti Bankası Kredi Politikaları Müdürü Zeliha Akduman, şirketin mali yapısı, yönetim anlayışı, hedefleri, yatırımlarının gerçekçiliği, bilgi ve belgelerin birbirini doğrulamasının kredilendirmede en önemli kriterler olduğunu söylüyor. Akduman, "Kredinin kullanım amacının belirgin olması, bizim için önemli. Ayrıca, geri ödeme kaynakları net olarak görmeden kredilendirme yapmıyoruz" diyor.

 

Kredi için verilecek teminatların niteliği, nakde çevrilebilme özelliği ve firmanın kredi kullanma sıklığı, bankaların kredi kararında önemli rol oynuyor.


Firmalara kullandırılacak kredinin mümkün olduğunca teminata bağlanmış olmasını istediklerini belirten özel bir bankanın krediler müdürü, "Kredinin sık aralıklarla geri ödenmesi ve randımanlı kullandırılmış olması da önemli" şeklinde konuşuyor.


Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ali Temel, kredi değerlemesinin ana amacının, müşterinin aldığı krediyi, vadesi geldiğinde ödeme gücü olup olmayacağının tahmin edilmesi olduğu söylüyor. Temel, “Yapılan inceleme sonunda, müşterinin krediyi geri ödeme gücü olmayacağı sonucuna varmışsa, teminata bakılmaksızın kredi verilmemeli” diyor.

 

Bilançonuz nasıl olmalı?

 

Finansal yapı ve performans, kredi kararını etkileyen en önemli unsurlardan biri. Bu nedenle firmaların yeterli öz varlığa ve istikrarlı bir ciroya sahip olmasına özen gösteriliyor. Ayrıca, yüksek ve donuk banka kredisi olmamasına, likit ve kar yaratabilmesine de dikkat ediliyor. Yönetim becerileri ile finansal değişiklikleri önceden saptanan nakit akım planı bulunan şirketler ilk tercih edilenler arasına giriyor.


Şirketlerden, vergi dairesine verdikleri mali tabloları istediklerini belirten bankacılar, firmalar ile yapılan görüşmeler sonucunda elde edilen bilgiler doğrultusunda, tablolar üzerinde banka standartlarına uygun değişiklikler yaptıklarını ifade ediyor. Böylece benzer alanlarda faaliyet gösteren firmaların aynı parametrelerle daha objektif olarak değerlendirilmesi sağlanıyor.

 

Belirli büyüklükleri aşan kredilerde yeminli mali müşavir onaylı mali tablolar istediklerini belirten Pamukbank Kredi Risk Bölüm Yöneticisi Cengiz Göğebakan, firmaların rating sonuçlarına göre, bazen ara bilançolar veya ara mizanları da talep ettiklerini de söylüyor.

 

Bankalara gerçekçi davranın


Bankacılara göre, şirketlerin kredi almasını kolaylaştıran en önemli unsur, gerçekçi bir tanıtım. Bu nedenle de daha önce banka ile iş ilişkisi olan şirketler tercih ediliyor. Buna karşın, sabırsız, ne pahasına olursa olsun talepkar olan, krediyi spekülatif amaçlı kullanma ihtimali görülen firmalarla kredi ilişkisine girilmekten sakınılıyor.

 

Bu arada, kredinin kullanılacağı yerin net olarak ortaya konması, süreci biraz daha kısaltıyor. Ayrıca, kredinin nasıl ve hangi vadede geri ödenebileceği konusundaki nakit akışın belirlenebilmesi ve kredilerin mümkünse kullandırıldıkları iş ile ilgili alacakla teminata bağlanması da işlemi hızlandırıyor. Ayrıca, kredi başvurusunda bulunan şirket ve ortakların diğer bankacılık işlemlerini kredi kullanılan bankaya yönlendirmesi de kredi tahsisine olumlu katkı sağlıyor.

 

Garanti Bankası Kredi Politikaları Müdürü Zeliha Akduman, bankayla geçmiş dönemde sorun yaşamayan şirketlerde kredi sürecinin daha hızlı ve sağlıklı çalıştığını söylüyor. Akduman, "Açıklık ve şeffaflık politikasını benimseyen, kredi değerlendirme sürecinde ihtiyaç duyulan bilgi ve belgeler konusunda bankayla olumlu işbirliği yapan şirketler ilk tercihimiz oluyor. Ayrıca, belirlenen teminat şartlarını yerine getirebilen şirketler her zaman daha avantajlı" diyor.

 

Güçlü yönetim isteniyor

Bugüne kadar soruna dönüşen krediler üzerinde yapılan araştırmalar, firmaların sıkıntıya girme etkenlerinin başında yönetim hatalarının geldiğini gösteriyor. Bu nedenle firmaların faaliyet gösterdikleri sektör, pazar payları ve finansal performanslarının ötesinde güçlü yönetim özellikleri taşımalarına dikkat ediliyor.

 

Sonuçta da girişim kabiliyeti kuvvetli, karar alma konusunda başarılı, ekip çalışmasına açık yönetici ve ortaklar tarafından yönetilen firmalara öncelik tanınıyor. Ortakların şirketi firmayı darboğaz halinde, öz kaynak artırımı ile destekleyebilecek durumda ve diğer bankalarla da kredili çalışabilme rahatlığına sahip olması kredilendirmede olumlu etki yapıyor.

 

Pamukbank Kredi Risk Bölüm Yöneticisi Cengiz Göğebakan bu konuda şöyle konuşuyor:

 

"Şirket ortaklarının kendi şahsi kefalet imzalarını vermek için tereddüt etmemeleri, bankaların kredi politikaları doğrultusunda, talep edebilecekleri teminatları vermeme konusunda ısrarcı olmamaları, bankalar için yeterli olacaktır. Gerek şahsi gerekse firmanın gizli kaynakları ile ihtiyatlarını, açıklıkla paylaşan firmaların kredi talepleri daha kolaylıkla sonuçlandırılıyor".

 

Şirketler neler yapıyor?

 

Peki bankaların bu zorlu şartları koşulları nasıl etkiliyor? Şirketler kredi almak için hangi yolları deniyor? Bankacılar, şirketlerin de kredi alabilmek için başvurdukların yolların başında bilanço makyajının geldiğini söylüyor. Çünkü, kredi limitlerinin büyüklüğü, firmanın geçmiş finansal performansı ve gelecekteki planları üzerinden hesaplanıyor. Ancak, bilançolar mali tahlil bölümlerince titizlikle inceleniyor. İnceleme sonucunda şirketlerin bilançoda makyaj yaptığı anlaşılırsa, bunlar elemine ediliyor ve yeni bir bilanço ortaya çıkıyor. Bu makyajlama, hem kredi sürecini uzatıyor, hem de kredibiliteyi olumsuz etkiliyor.

 

Bunun yanı sıra, modern ve lüks bir ofiste faaliyet göstermeleri, ortak ve yöneticilerin varlıklarının ve tecrübelerinin ön palana çıkarılması, bankalarla yakın ilişkide olunduğu izlenimi yaratılması da, şirketlerin başvurduğu yollardan bazıları.

 

Bankacıların verdiği bilgiye göre, şirketlerin ağırlıklı olarak kriz öncesinde başvurduğu etkileme sanatlarından biri de, bankada müşteri kaybetme korkusu yaratmak. Finansal tablolarla ilgili açıklama vermeyip, ara dönem finansal verileri göndermeyerek bankaların izlemesini güçleştirmek de bu sanatın ana noktası.

 

Bankacılar, kriz sonrasında bu yöntemlerin işlerliğini iyice kaybettiğini söylüyor. Artık, finansal verileri düzenli izlenemeyen, firmanın nakdini gereğinden lüks ofis yatırımında kullanan firmalara sıcak bakılmadığına dikkat çekiyorlar.


Şirketlerin mevcut durumunu olduğundan güçlü göstermeye çalışan prezantasyonlara yöneldiğini belirten Yapı Kredi Bankası yetkilileri, "Sadece olumlu özelliklerini öne çıkarmaya çalışan firmaların kredibilitesi giderek zedeleniyor" diyor.

 

"YENİ BİR DÖNEME GİRİYORUZ"

 

Bener Turan / Koçbank

 

Banka ve firma ilişkilerinde yeni bir dönemin başladığını belirten Koçbank Genel Müdür Yardımcısı Bener Turan, bankaların yakın gelecekte finansal analiz gereksinimlerini uzman derecelendirme şirketlerinden karşılayacaklarını söylüyor. Bu nedenle firmaların bankaları ikna etmek için geleneksel taktikler geliştirmenin işe yaramayacağını belirten Turan'ın konuyla ilgili görüşleri şöyle:

 

BAŞTAN ÇIKARICI FAİZLER Son dönemde bankalar likiditelerini olabildiğince artırdı. Kredibilitesi yüksek bankalara yönelen yerli ve yabancı fonlar da mevcut likiditeyi önemli ölçüde genişletiyor. Krizin ateşinin azalması ve faizlerdeki hızlı düşüş, bu likit fonları değerlendirme isteğini de artırdı. Ancak, hala önünü yeterince net göremeyen firmalar, bu "baştan çıkarıcı" faiz oranlarına karşın "direniyorlar". Genellikle, tedbirli davranıp beklemeyi tercih ediyorlar.

 

SİMYACI HEYECANI Faizlerdeki düşüş nedeniyle, bankaların faiz gelirleri de daralıyor. Net faiz gelirini koruyabilmek için tek seçenek, kredi hacimlerini büyütmek. Şu anda kredi departmanlarında bir simyacı heyecanıyla, kriz ortamında, kredi hacmini, riski artırmadan büyütmenin sihirli formülü aranıyor.

 

Tabii bireysel ve perakende bankacılıkta da işlem tabanını genişletmek çok önemli. Bankalar büyük bir telaşla, hizmet çeşitliliğinin çoğaltılması, kitleselleştirilmesi ve hizmet kalitesinin yükseltilmesi için çalışıyor. Sistem dışına çıkan bankaların boşluğunun doldurulması, bankaların büyüme talepleri, yabancı bankalar ve "evlilikler" katıldığında ise ortaya giderek karmaşıklaşan bir tablo çıkıyor.


İYİ FİRMALAR BANKA PEŞİNDE Son yıllarda bankalar hep iyi firmaların peşinden koştu. Artık iyi firmalar da, iyi banka arayışına girdi. "En düşük fiyatı kim verirse, o bankayla çalışırım" kolaycılığının sonu geliyor.

 

Firmalar, kötü günlerde de yanlarında olabilecek güçlü bankalarla çalışmayı yeğliyorlar. Bu firmaların kredibilitesi içinde önemli. Çünkü, firmaların tedarikçileri, alıcıları, finans kurumları, çalışma koşullarını belirlerken firmanın arkasında hangi bankaların olduğuna artık daha dikkatli bakıyorlar.


BANKA-ŞİRKET ELELE Bankalar da birkaç işlemde yüksek kar yazabildikleri değil, uzun yıllar birlikte çalışabilecekleri istikrarlı firmaları tercih ediyorlar. Yeni dönem banka firma ilişkileri eskinin çok ilerisinde yoğun, uzun süreli ve şeffaf bir temel üzerine kurulmaya çalışılıyor. Geleceğin birlikte planlanması, karşılaşılan sorunlar ve risklerin birlikte aşılması hedefleniyor. Türkiye'de de artık firmaların antetli kağıtlarının altına çalışmakta oldukları bankaların adlarını yazdıkları bir dönemin ilk işaretleri alınıyor.
 

"125 KRİTERİMİZ VAR"

 

Cengiz Göğebakan / Pamukbank

 

Kredi talep eden tüm firmaların değişik özelliklerine göre, farklılaşan kredi karar süreçlerinden geçirildiğini belirten Pamukbank Kredi Risk Bölüm Yöneticisi Cengiz Göğebakan, öncelikle kredi değerliliklerini ölçtüklerini söylüyor. Kredi değerlilik kriterlerinin 125'e kadar çıktığını belirten Göğebakan, bu süreci şöyle anlatıyor:

 

"Firmaların kredi değerlilikleri, sayısal olmayan kriterler (kalitatif) ve sayısal kriterler (kantitatif) açısından incelenerek raiting'e tabi tutuluyor. Kredi değerliliklerinin ölçüm kriterleri, firmaların faaliyet gösterdikleri sektöre, mali büyüklüklerine, kullandırılacak kredinin büyüklüğüne, alınacak teminat türlerine göre değişen içerik ve adetlerde olmak üzere 70-125 arasında değişiyor. Bu değerlendirmenin sonucuna göre belirlenen raiting sonucuna göre, firmalara kredi kullandırılıp kullandırılmayacağı veya bunun şartları ve onay düzeyi belirleniyor.

 

Kredi değerliliğinin ölçümü sırasında ele alınan kriterler, firmalardan ne tür ve ne tutarlarda teminatlar isteneceğini, hangi vadelerde kredi kullandırılabileceğini, kredilere uygulanacak faiz ve komisyon oranlarında da belirleyici oluyor."

 

İKİ ŞİRKET NEDEN KREDİ ALAMADI?

 

Haberi hazırlarken, bankalara kredi alma konusunda şirketlerin nasıl yollar izlediğini örneklerle anlatmasını istedik. Genel olarak bu konuda isteksiz olan bankacılar, verdikleri iki örnekle şirketlerin neler yapmaması gerektiğini ortaya koydular. İşte iki gerçek örnekle, kredi verilmeyen şirketlerin öyküleri:

 

BORÇ KAPATMAK İÇİN KREDİ İSTEDİ

 

Özel bir bankanın krediler bölümüne gelen talep, hemen mali tahlil ekiplerince incelemeye alındı. Belgeler eksiksizdi ve güzel bir sunumla bankaya iletilmişti. Ancak, mali tahlil uzmanları, yaptıkları inceleme sonunda, müracaat sırasında bankaya iletilen bilançonun makyajlanmış olduğunu anladı. Hemen firma yetkilileriyle temasa geçildi. Bilançonun düzeltilmesi talep edildi. Bunun üzerine firma, bilançosunu bankanın normları doğrultusunda düzeltip, bankaya sundu.

 

Banka, bilanço makyajı nedeniyle firmanın notunu kırdı.Ancak, kredi izleme sürecini de devam ettirdi. Ancak, yapılan incelemeler sonunda, söz konusu firmanın borçlarının cirosunun üstünde olduğu ortaya çıktı. Ardından da talep edilen kredinin, yatırım için değil, borçları kapatmak için alınacağı saptandı. Hemen talep geri çevrildi.

 

Bu anekdotu anlatan bankacı, borç kapatmak için kredi verilemeyeceğine dikkat çekiyor. Aynı bankacı, “Krizlerden sonra bankalar, kredi taleplerinin, şirketin hiç borcu olmaması halinde bile cirosunun yüzde 20'sini geçmemesine dikkat ediyor” diyor.

 

LÜKS MERAKINA DA KREDİ YOK

 

İkinci örnek de başka bir özel bankadan. Kredi talebinde bulanan firmanın ön incelemelerinden sonra, ortaklarla banka yetkilileri arasında görüşmelerin başlamasına karar veriliyor. Görüşmeler sırasında firma ortaklarının lüks yaşamı (evlerinin yeri, arabalarının markası, yurtdışı gezileri dahil) sık sık anlatılıyor. Ofislerinin son derece lüks dizayn edilmiş olması, bulunduğu semt dolayısıyla kira bedelinin yüksekliği belli aralıklarla dile getiriliyor.

 

Kredi taleplerinde şeffaflığın önemli olduğunu bilen şirket ortaklarının bu tavrı geri tepiyor.

 

Banka yetkilileri, gereksiz yere lüks harcama yapıldığını tespit ediyor. Buna bir de bilançonun makyajlanmış olması eklenince, söz konusu şirketin kredi talebi geri çevriliyor.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz