"Banka Hazinecileri Gözden Düşüyor Mu?"

Uzun yıllar “Hazine” bölümleri bankalar için kilit rol üstlendiler. “Hazineciler” de bankalara para kazandıran yöneticiler olarak öne çıktılar. Son dönemde düşen enflasyon ve gerileyen faizler, “Ha...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Banka Hazinecileri Gözden Düşüyor Mu?

Uzun yıllar “Hazine” bölümleri bankalar için kilit rol üstlendiler. “Hazineciler” de bankalara para kazandıran yöneticiler olarak öne çıktılar. Son dönemde düşen enflasyon ve gerileyen faizler, “Hazineciler gözden düşüyor, hazinenin önemi azalıyor” algısını gündeme getirdi. Ancak, başta büyükler olmak üzere bankaların bu bölümlerini yönetenler aynı fikirde değil. Giderek daha da derinleştiklerini, stratejik önemlerinin arttığını ve yeni ürünler geliştirdiklerini belirtiyorlar. Onlara göre, “Hazine’nin önemi asla azalmaz”.

1990’lı yıllarda yükselen faizler ve Hazine’nin borçlanma ihtiyacının artmasıyla bankalar tahvil ve bonoya yönelince “hazine” birimlerinin yükselişi başladı. 2001’deki krize kadar devam eden eğilim bu tarihte sekteye uğradı. Hazine gelirlerinin payı 2000’den önce banka bilançolarında yüzde 50’nin üzerinde iken, 2001 krizi sonrasında yüzde 25’lere dek geriledi. Önümüzdeki 3 yılda ise bu payın yüzde 20’ler ve altına düşmesi bekleniyor.

Hazine bölümlerinin popülerliğinin azaldığı bu dönemde “perakende bankacılık” yeni yıldız haline geldi. Bireysel bankacılıkla küçük işletme bankacılığını birleştiren bu bölüm, bankaların odağına yerleşti.

Ortaya çıkan bu tablo, “Bankacılıkta Hazine bölümlerinin, dolayısıyla hazinecilerin önemi azaldı” şeklinde yorumlanıyor. En azından dışarıdan bakınca böyle bir algılama var. Ancak, Hazine bölümü yöneticileri ve çalışanları bu düşünceye katılmıyorlar. “Hiçbir zaman bizim bölümün önemi azalmaz” diyenlerin yanı sıra, “İşimiz daha da derinleşti” yorumunu yapanlar da var.

Gerçekten de Hazine yöneticileriyle konuşunca, tablonun biraz daha farklı olduğu ve bölümün yeni bir stratejiye doğru gittiği ortaya çıkıyor. İşte bu yeni strateji ve yol haritasını, önde gelen bankaların hazine yöneticileriyle konuşarak belirledik:

YAPI KREDİ’DE ÖNEMİ AZALMADI

Hazine birimlerinin yıllık iş hacimlerinin büyüklüğü nedeniyle banka içindeki önemini korumaya devam edeceğini söyleyen Yapı Kredi Hazine Bölüm Yönetmeni Mutlu Akpara, şu değerlendirmeleri yapıyor:

Reel faizlerdeki gerilemenin bir sonucu olarak menkul değer cüzdanlarının yarattığı kâr rakamlarının sektör kârlılığındaki katkıları azaldı. Dalgalı kur rejimine geçilmesi sonucu ise bankaların net genel yabancı para pozisyonlarını ciddi oranda düşürmelerini takiben kambiyo kârları da düştü. Ancak, bu düşüşler, döviz ve bono alım satım işlemlerinin cazibesini ya da hazine birimlerinin banka içindeki önemini etkilemedi. Hazine birimleri, bankada ön planda yer alan kâr merkezleri olmaya devam edecek.

Satış ekipleri kuruluyor

Hazine birimleri düşen kârlılık ortamında, modern risk yönetimi kavramlarına da uyarak bilançonun etkin ve verimli yönetimi konusunda ciddi görevler üstlendi. Piyasada  “kolay kazanç elde etme” olanakları daraldı. Bu nedenle hazine birimlerinde etkili ve verimli yönetim anlayışının sergilenmesi gerekliliği üzerine hazine yapısal değişiklikler oldu.

Müşteri odaklı yapılanmalar daha ön plana çıkıyor. Yaşanan en önemli değişikliklerden biri, son yıllarda hazine birimlerinde daha fazla sayıda satış ve pazarlama ekiplerinin istihdam edilmesi. Ayrıca, müşterilere sunulan finansal ürünlerin çeşitliliği ve türev ürünlerin pazarlama ve satış aktiviteleri de artırıldı.

Faiz gelirleri hala önemli

Bankaların faaliyet kârları içinde, menkul değerlerden alınan faiz gelirleri halen önemli bir büyüklükte. Doğal olarak hazine birimlerindeki en önemli gelir kaynağını hala devlet tahvili ve hazine bonoları oluşturuyor. Şu anda genel olarak bu rakamın gerilediğini görüyoruz. Bu, bahsettiğimiz faiz oranlarındaki düşüşün doğal sonucu. Yine de sermaye piyasası işlem kârları, kambiyo kârlarına oranla daha önemli bir büyüklüğe sahip. Değişen ise türev ürünlerin artan önemi.

Türev ürünlerin hacmi arttı

Reel faizlerin düşmesi, vadelerin uzaması,dalgalı kur rejimine geçiş ve modern risk yönetim anlayışının yerleşmesi ile türev ürünlerin daha fazla kullanımı söz konusu. Faiz, kur ve kredi riski yönetiminde kullanılan türev ürünler hacim ve çeşitlilik yönünden arttı. Piyasalar sadece spot para piyasaları, sermaye piyasaları ve döviz piyasalarından oluşmuyor artık. Hazine birimlerinde yapılan işler de daha karmaşıklaştı. Geçmişe göre kesinlikle daha “bilimsel ve analitik” olmak gerekiyor.

GARANTİ MÜŞTERİYE YÖNELDİ

Garanti Bankası Hazine Yöneticisi Sinem Edige, “Yeni dönemde iş yapış biçimlerimiz değişti” diyor ve yeni stratejilerini şöyle anlatıyor:

Uygulanan ekonomik program sonucunda enflasyon tek basamaklı hanelere, risk primi de tarihin en düşük düzeylerine indi. Bu gelişmeler, bono alım-satımından veya döviz pozisyonlarından elde edilen kârları düşürdü. Ancak, diğer yandan ürün çeşitliliğini arttırdı ve türev ürünlerin piyasaya girişini hızlandırdı. Hazine birimleri, bankaların müşterilerine bu tip daha kompleks ve sofistike enstrümanların sunulmasında ve fiyatlandırılmasında aktif rol oynuyor. Bu nedenle önemleri hiç azalmadı, aksine göreceli olarak arttı.

Müşteri odaklı hazinecilik

hedDüşük enflasyonlu ortamda, bankacılıkta elbette farklı bir iş yapış biçimi ve farklı hedefler gerekiyor. Buradaki esas nokta, geniş müşteri tabanına kapsamlı, ihtiyaca yönelik hizmetler sunmak. Biz yaklaşımımızı “müşteri odaklı hazinecilik” kavramını eksen alarak şekillendiriyoruz, hedeflerimizi bu anlayışa uygun olarak belirliyoruz. Yüksek reel faizin hüküm sürdüğü eski günlerde gelir, açık döviz pozisyonu ve taşınan menkul kıymet portföyünden sağlanıyordu. Ancak, bugün, hazine birimlerinin gelirlerinin büyük bölümü müşteri işlemlerinden oluşuyor.

Ürün sayısı ve derinlik arttı

Piyasada işlem gören ürünlerin sayısı ve derinliği arttı. Global arenada da getirilerin düşmesi nedeniyle gelişmekte olan ülke piyasalarına giderek artan bir ilgi olduğunu gözlemliyoruz. Bugün Brezilya, Rusya gibi ülke piyasalarıyla bizim piyasamızın korelasyon katsayıları yükseldi. Amerikan ekonomisi, emtia fiyatları, diğer gelişmekte olan ülke piyasaları gibi unsurlar yakından takip edilmeye başladı. İşimiz daha komplike hale geldi diyebiliriz ama bu, riskin arttığı anlamına gelmiyor. Daha az riskle müşteri odaklı hizmet sunuyoruz. Aldığımız riski, oluşturduğumuz risk modelleriyle sağlıklı bir biçimde izliyoruz.

Bilanço yapıları daha sağlıklı

Menkul kıymet portföy büyüklüğünün bilançodaki yüzdesinde ciddi bir azalma oldu. Bankalar, yeni ortamda fonlarını tabii ki, menkul kıymet yerine reel sektöre yönlendiriyor. Bilançolarda 2000’lerin başında yüzde 50’lerde seyreden menkul kıymet portföy büyüklükleri, günümüzde yüzde 30’lar seviyesine indi. Bireysel ve ticari kredilerin payı ise ciddi oranda arttı ve artmaya devam ediyor. Sağlıklı bilanço yapısı da bunu gerektirir. 

FİNANSBANK’TA RİSK AZALDI

Finansbank Hazine Grup Yönetmeni Saruhan Doğan ise 2001 öncesine göre risklerinin çok daha az olduğuna değiniyor. Doğan, şu açıklamaları yapıyor:

Faizlerin düşmüş, kurların dalgalanıyor olması hazineciler için sadece piyasa ortamının değişmesi anlamına geliyor. Temel ürünlerde marjların zaman içinde gerilemesi zaten çok doğal… Bu ekonominin ve risk priminin düşmesinin bir sonucu ve bundan memnuniyet duymamak mümkün değil. Son 4 yıldır TL'nin reel faizi düşerken yatırımcılar bu süreçten kâr sağlamışlardı, bugün de reel faiz hala yüksek. Gelecek dönemde de türev ürünlerde hacimlerin artmasını bekliyoruz.

İş yapış biçimi değişti

Türk piyasasında reel faizler düştü, ancak buna karşın volatilite ile ölçtüğümüz riskler de düştü. Sermaye dağılımı bazında risk ölçerek (VAR- value at risk yöntemi kullanarak) trading limiti belirleyen bankalarda bu yeni denge olumsuz değil. Ancak, hazine departmanlarının iş yapış biçimleri 2001 sonrası elbette değişti. Artık bilanço yönetimi, risk ölçümü ve takibi ve müşteri işlemleri önde gelen alanlar, ki zaten doğru olan da bu. “Türkiye’de kâr kalmadı yabancı piyasalara bakalım” çok yanlış bir strateji. Bir Türk bankasının en güçlü olduğu yer doğal çalışma alanı olan Türk piyasalarıdır.

Sürekli dikkat gerek

Türev ürünler artık sıklıkla kullanılıyor, dolayısıyla ciddi bir değişiklik var diyebiliriz. Ama riskimiz artmadı, riskimizin ne kadar olacağını önce yönetim kurulumuz belirliyor, sonra da biz bu sınırlar içinde o anda ne kadar risk almak istediğimize karar veriyoruz. 2001 öncesine kıyasla risklerimiz çok çok daha az. Para kazanmak için hep, ama hep çok dikkatli olmak zorundasınız.

Entegrasyon arttı

Finansbank’ın bilançosunda hazine kağıtlarının ağırlığı yüzde 15’lerde, kredilerimiz ise yüzde 65’lere ulaştı. Bu, bankanın müşteri odaklı büyüme stratejisinin bir sonucu. Biz de hazine olarak hem müşteri işlemleri tarafında pazarlama birimlerimizin hızına paralel bir büyümeye ulaşmak, hem de müşterilere sofistike hedging ürünleri sunmak için çalışıyoruz. Bugünün geçmişe kıyasla belki en önemli farkı, “hazinenin bankanın diğer birimleriyle entegrasyonunun çok daha artmış olması” diyebilirim.

KOÇBANK’IN YENİ STRATEJİSİ

Koçbank Fon Yönetiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mert Yazıcıoğlu da, hazine birimlerinin düşünülenin tam tersine, kriz öncesi dönemde sahip oldukları önemden daha fazlasına sahip durumda olduklarını vurguluyor. Yazıcıoğlu, yeni dönemi şöyle anlatıyor:

İçinde bulunduğumuz dönemin koşulları hazinecilerin yetenek ve deneyimlerini konuşturabilmeleri için çok uygun. Halihazırda yaşadığımız genelde kanal içi hareket eden ama arada ani tek yönlü hareketler yapan dönemlerde hazineciler tüm yetenek ve birikimlerini kullanarak çalışması gerekiyor. 

Hazinecilerin gerçek rolü

Artık hazineciler çoğu zaman doğru yönde olmalı aksi halde kârlılıkları bir daha çok zor toparlanabilen bir ortamda çalışmaya başladılar. Bu da çok iyi bir hazineciyi diğerlerinden ayıran en önemli nokta olacak. Ayrıca nedense “hazineler sadece bono ve döviz işlemleri yapar” şeklinde bir inanış var. Halbuki hazineler bankanın tüm faize hassas aktif ve pasifini, yani banka bilançosunun büyük bir bölümünün faiz ve likidite riskini yönetir.

İşlem kârlılığı azaldı

Tüm bankalarda işlem başı kârlılık azaldı. Bu nedenle ürün hacimlerini artırarak toplam kârın düşüşünü önlemeye çalışıyorlar. Bu da işlem hacmini artırırken çalışan başına düşen işlem sayısındaki inanılmaz artışla oluşan operasyonel hataların da artmasını beraberinde getirdi. Bu arada bankaların bir kısmı eskiden de global piyasalarda işlem yapıp kâr etmeye çalıştıklarından bu tip hazinelere sahip olan bankalar büyük avantaj elde ettiler.

Kârlı fırsat yakalamak zorlaştı

Banka karlılıklarında her zaman asıl ağırlık banka bilançosundandır. Hazineciler bunların likit olanlarını trade etmeyi sever. Hazineciler tüm güçlerini banka bilançosunun faiz ve vade (yani likidite) riskini yönetmeye harcıyorlar. Banka bilançoları oldukça büyük portföyler olduğundan, ve işlemlerin ikinci el piyasaları bulunmadığından, alınan bir pozisyonun yanlış olması halinde, pozisyondan vadeden evvel çıkmak mümkün değildir. Eskisi gibi hızlı bir kâr akışı da yaşanmadığından, hatalı pozisyonlardan doğacak zararları karşılayacak karlı işlem fırsatlarını yakalamak da eskisine göre oldukça zor.

Öne çıkan konular

Hazine biriminin organizasyon yapısı aynı şekilde devam ediyor. Ancak iş yapış biçimi olarak en belirgin değişiklik maliyetlere karşı duyarlılığımızın daha da artmış olması. Sürekli olarak maliyetleri azaltıp, verimliliği artıracak seçenekler değerlendiriliyor ve hayata geçiriliyor. Ayrıca artık müşterilerin ihtiyaçlarına yönelik ürün geliştirme, hazine ürünleri pazarlama gibi konuların hazine departmanlarının işleri arasında önemi arttı. Artık sadece spot döviz işlemi yaparak, bono satarak banka karlılık hedefleri tutturulamayacağı için, likit ürünlerin, ürün paketlerinin oluşturulması, fiyatlanması gibi finansal mühendislik becerisi gerektiren işler önem kazanmaya başladı.

ALIM-SATIM KÂRINA ODAKLANDIK

KÂR BASKISI  ARTTI Faizlerdeki düşüş ve banka kredilerindeki artışa rağmen bankaların net-faiz gelirleri içindeki en büyük pay hala menkul kıymetlerden elde edilen faiz gelirlerine ait. Bu oran geçtiğimiz yıllara oranla düşmesine rağmen, bankaların en önemli gelir kalemi olmaya devam ediyor. Bu yüzden bono alım satımının cazibesini yitirdiğini ya da hazine birimlerinin öneminin azaldığını söylememiz şu aşamada çok da doğru olmayacak. Hazine birimlerinin üzerinde geçmişe oranla daha fazla kâr baskısı var. Faizlerin düşmesiyle birlikte daha fazla alım-satım kârı yapmaya yönelik yapılanma içerisindeler.

DAHA ÇOK PİYASA TAKİPTE Yurtdışı piyasaların birbiriyle olan etkileşiminin artmasıyla hazine birimlerinin takip ettiği piyasalar ve parametreler de doğal olarak arttı. Bono piyasasındaki alınan pozisyonlar üzerinde yurtiçindeki gelişmeler kadar, özellikle ABD ve gelişmekte olan, yurtdışı piyasalardaki veriler ve gelişmeler de ön plana çıkmaya başladı. Eskiden olduğu gibi hazine birimlerinin gelirlerinde en büyük pay TL Hazine bonosuna ait. Faizlerin düşüş trendinde olmasından dolayı uzun vadeli bonolara olan ilgi arttı.

ENSTRÜMANLAR ÇEŞİTLENDİ Vadeli İşlemler Borsası’nın açılması ve türev ürünlerin piyasada yaygınlaşmasıyla kullanılan enstrümanlar da çeşitlendi diyebiliriz. Faizlerin düşmesiyle beraber faizlerin hareket bandı da daraldı. Dolayısıyla, azalan volatilite ve riskle beraber kâr yazmak biraz daha zorlaştı diyebiliriz. Volatilitenin azaldığı ortamda iyi kârlar elde edebilmek için alınan pozisyonların miktarında ve işlem hacimlerinde artış meydana gelebilecek.

HAZİNENİN ÖNEMİ AZALMIYOR, ARTIYOR

“PARA HAZİNENİN İŞİDİR” Eskiden doğrudan hazine birimlerinin sorumluluğunda olan risk yönetimi, fiyatlandırma ve kurumsal bazlı pazarlama hususları yeni yapılanmalara kaydırılıyor. Buna rağmen hazine birimlerinin önemi azalmıyor, aksine artıyor. Bilanço yönetiminin, bankanın mevzuat ve yönetim kurulu tarafından öngörülen risk parametreleri içinde kalıp kalmadığının uygulamadaki sorumlusu ve takipçisi hazine birimidir. Diğer taraftan temel (teknik) fiyatlamayı da hazine birimi yapar. Pazarlama birimleri bu fiyatlamayı esas alarak müşteri segmentlerine ve rekabete göre farklılaşmaya gider. Ülkedeki ekonomik koşullar ne olursa olsun hazine biriminin önemi devam edecektir. Bankaların ticaretini yaptığı mal “para”dır. Bu iş de hazine birimlerinin sorumluluğundadır.

İNCE AYAR DÖNEMİ Türkiye çok hızlı ve olumlu bir gelişme içinde. Hazineciler olarak 10 yıl önce yaptığımız işleri şimdi biraz daha farklı ve gelişmiş teknikleri kullanarak daha ince ayarlarla yapıyoruz. Kanaatimce bu durum devam edecek. Avrupa ve Amerika’daki büyük ve çok daha istikrarlı ortamlarda çalışan bankalarda da hazine birimleri önemlerini koruyor. Bu arada, başka bazı birimlerden de sorumlu bir yönetici olarak, bankacılığın bir bütün olduğunu, tüm birimlerimizin özellikle şube, bölge teşkilatlarımızın bu bütün içinde bankamızın başarısında hayati katkıları bulunduğunu özellikle vurgulamak isterim.

YAYGIN KANI YANLIŞ Özellikle basında yer alan faiz oranları düştüğünde hazine birimlerinin öneminin giderek azalacağı yönündeki değerlendirmenin eksik ve hatalı bir değerlendirme olduğunu düşünüyorum. Söz konusu değerlendirmeler hazine işlemlerinin sadece döviz ve bono alıp satmaktan ibaret olduğunu varsayıyor. Türkiye’de özellikle son 2 yıl içinde hazine borçlanma faizlerinde önemli gerilemeler yaşanması ve faiz marjlarının daralması nedeniyle bono-tahvili portföyde taşıma iştahı azalmış görünmekle birlikte bu tip yatırım enstrümanlarının toplam banka aktifleri içindeki payı önemini koruyor. Gelecekte de bu tür yatırımlarımız mutlaka olacak. 

hedYENİ ENSTRÜMANLAR Finansal faaliyetlerin giderek daha globalleşmesi sonucunda, fon talep eden ülkelerle fon arz eden ülkeler arasında ilişkiler, hem yoğunlaştı hem çeşitlilik kazandı. Bankaların hazine birimleri opsiyon, forward, future gibi geleneksel ürünler yanında dual currency deposit ve opsiyon türevleri gibi yeni finansal ürünlerin şekillendirildiği, fiyatlandırıldığı ve hatta pazarlandığı organizasyonlar haline geliyor. Diğer taraftan tüm bu değişim içinde risk yönetimi ve iş kontrol fonksiyonları da hazine birimlerinin günlük uygulamada önemle üzerinde durdukları hususlar. Hazine birimlerinin gelirleri eskiden olduğu gibi ağırlıklı olarak yine menkul kıymetler faiz getirilerinden kaynaklanıyor. Bununla birlikte menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasaları araçlarının alım satımından elde edilen gelirle özellikle türev ürünlerdeki artışa paralel olarak giderek artma eğiliminde.

YASEMİN BALABAN
ybalaban@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz