Dışarıdan Para Yağdı

Bankalar 2003 yılı öncesine kadar dışarıdan sendikasyon, seküritasyon yoluyla sınırlı miktarda kaynak sağlayabiliyordu. Buldukları kredilerde ise oranlar yüksekti. Ancak, 2003 yılıyla başlayan, son...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Dışarıdan Para Yağdı

Bankalar 2003 yılı öncesine kadar dışarıdan sendikasyon, seküritasyon yoluyla sınırlı miktarda kaynak sağlayabiliyordu. Buldukları kredilerde ise oranlar yüksekti. Ancak, 2003 yılıyla başlayan, son 2 yılda hızlanan hareketlilik, bankacılık sektörüne müthiş bir kaynak girişine yol açtı. 2003’de 3.8 milyar dolar olan sendikasyon kredilerinin, 2005 sonunda 8 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bütün kaynağın hedefinde ise tüketici ve konut başta olmak üzere kredi hacmini artırmak…

Bankacılık sektörü 1999 ve 2000 yıllarında çeşitli göstergeler açısından rekor düzeylere ulaşmıştı. Bunlardan biri de dış piyasalardan sağlanan kredilerle ilgiliydi. 2000 yılı sonu rakamlarına göre Türk bankacılık sektörü 6 milyar dolarlık sendikasyon kredisi sağlayarak bir rekor kırmıştı. Garanti, İş Bankası, Akbank ve Vakıfbank gibi bankaların öncülük ettiği bu rekora, sonraki yıllarda yaşanan ekonomik sıkıntılar nedeniyle yaklaşılamamıştı. 2004, bu konuda bir dönüşüm yılı oldu ve 6.6 milyar dolarlık sendikasyon, 3.4 milyar dolarlık da seküritasyon kredisi alındı. 2005 ise tam anlamıyla bir rekor yılı olacak. Çünkü, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) verilerine göre daha yılın ilk 6 ayında 6.6 milyar dolarlık düzey aşıldı. Tahminler 8 milyar doların yakalanması yönünde…

Bir bankacı, “Dışarıdan yüklü miktarda fon getirebeliyoruz. Bunun iki nedeni var; Birincisi, Türkiye’de talep var. Tüketici ve şirket tarafından ciddi kredi talebi alıyoruz. İkincisi de yurtdışında Türkiye’nin kredi notu arttı, düşük faizle borçlanabiliyoruz. Üstelik bankalar peşimizden geliyorlar” diye konuşuyor.

Gerçekten de başta büyükler olmak üzere bütün bankalar 2005 yılını ciddi miktarda sendikasyon kredisiyle kapattılar. Ancak, hepsinin bu kredileri almakta kendine özel bir amacı ve hedefi vardı. İşte bankaların bu özel hesapları…

Garanti kaynaklarla liderliğini pekiştiriyor
Garanti Bankası, 2005 yılında 9 dilimden oluşan 3 MT-100 seküritizasyonu yoluyla toplam 1 milyar 425 milyon dolar tutarında uzun vadeli kaynak yarattı. Ayrıca, biri Euro ve biri dolar cinsinden olmak üzere 2 sendikasyon işleminden toplam 1 milyar 425 milyon dolar dış finansman sağlandı. Bankanın sağladığı seküritizasyon kredileri 7-8 yıl, sendikasyon kredileri ise 1 yıl vadeli. 2005 yılında temin edilen yurtdışı kredilerin toplamı 2 milyar 850 milyon dolar oldu. Garanti Bankası Genel Müdürü Ergun Özen, “Sendikasyon yoluyla temin ettiğimiz kredileri, yüzde 15 pay ile lider olduğumuz ihracatın finansmanı amacıyla müşterilerimize sunuyoruz. Seküritizasyon yoluyla elde ettiğimiz uzun vadeli kaynakları ise müşterilerimize yine uzun vadeli kaynak olarak aktarıyoruz. Özellikle proje finansmanı, özelleştirmeler, uzun vadeli yatırım finansmanı ve satın alma finansmanı gibi alanlardaki liderliğimizi bu sayede pekiştiriyoruz” diye anlatıyor.

Ekonomide yaşanan olumlu gelişmeler ışığında yurtdışı borçlanma imkanının 2006 yılında da geniş olacağını söyleyen Ergun Özen, en az 2005 yılında sağladıkları tutarda yurtdışı borçlanma gerçekleştirmeyi planladıklarını söylüyor. Bu kaynakları özellikle özelleştirmeler, proje finansmanı veya konut kredileri gibi bireysel ürünlerin finansmanında kullandıracaklarını da ekliyor.

Akbank’ta kaynakların maliyeti düştü
Akbank’ın 2005 yılında sağladığı toplam dış borçlanma tutarı 5,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2005 yılında sağlanan sendikasyon kredisini banka, ihracatın finansmanında kullandı. Diğer dış kaynaklar ise bankanın genel kurumsal ihtiyaçlarına yönelik olarak değerlendirildi.

Akbank Genel Müdür Yardımcısı Hayri Çulhacı, “Türkiye ekonomisinde 2005 yılı başından itibaren gözlenen yükselen trend ile beraber bankamızın bu yıl içinde sağlamış olduğu kaynakların maliyetinde önemli ölçüde düşüşler gerçekleşti” diye anlatıyor.

Banka, dış borçlanma rakamının 2006 yılında 2005’e göre yüzde 35-40 oranında artmasını planlıyor. 2006’da da 2005’e benzer bir trend bekleyen Hayri Çulhacı,“2005 yılında büyük düşüş görülen kaynak maliyetlerinin, 2006 yılında da aynı trendi takip etmesi beklenmektedir. Moody's'in son gerçekleştirdiği not artırımı da bu öngörüyü desteklemektedir” diye tahminini aktarıyor.

Finansbank aktif kalemleri fonladı
Finansbank, 2005 yılında yurtdışından 2 adet sendikasyon ve 1 adet seküritizasyon kredisi sağladı. Bu üç kredinin toplam hacmi 1 milyar 675 milyon dolar oldu. Ayrıca banka, Dünya Bankası, Proparco, Opic, KFW gibi kuruluşlardan 100 milyon dolar değerinde kredi buldu. Finansbank yetkilileri, 2005 yılında sağlanan bu kredilerde kaynak maliyetlerinin önemli ölçüde düştüğünü ve vadelerin uzadığına dikkat çekti.

Finansbank sağladığı bu kredileri büyüyen aktif kalemlerin fonlaması için kullandı. Yani banka, bulduğu bu kaynakları kurumsal, bireysel, ticari, küçük ve orta ölçekli firma ve müşterilerine kredi olarak kullandırdı, projeleri finanse etti.

Finansbank Genel Müdür Yardımcısı Özlem Cinemre, bilançodaki büyüme hedefine paralel olarak 2006'da sağlanacak dış kaynakları büyütmek ve vadeleri daha da uzatmak niyetinde olduklarını söylüyor. 2006’da da sağlanan kaynaklar müşteri odaklı bankacılık anlayışı çerçevesinde her sektördeki müşterilere kullandırılacak.

Yatırımcı çeşitliliği ve bolluğu sebebiyle maliyetlerde biraz daha iyileşme bekleyen Özlem Cinemre, 2006’da yurtdışından YTL kaynak bulma imkanlarının doğacağını ve kaynakların çeşitleneceğini tahmin ediyor.

Koçbank kredileri ihracata akıttı
2005 yılında sendikasyon kredisi olarak 500 milyon dolar sağlayan Koçbank, Avrupa Yatırım Bankası ile 12 yıl vadeli 100 milyon dolarlık bir kredi için anlaşma imzaladı. Koçbank Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Semih Bilgin, bu kredinin 2006 yılında kullandırılacağını söylüyor. Avrupa Yatırım Bankası kredisi KOBİ’lere kullandırılacak. Koçbank 2005’te sağladığı sendikasyon kredilerini ihracat kredilerinin finansmanında kullandı. 2006 yılında da benzer bir yöntem izlenecek.

Kullanılan kaynakların maliyetlerinde geçen yıla göre değişimler olduğunu söyleyen Semih Bilgin, “Geçen yıl aralık ayında sağlanan krediler ile bu yılın aynı dönemlerinde sağlanan kredilerin maliyetlerinde yüzde 50’lik bir düşüş gözlemleniyor. Geçen yıl aralık ayında sağlanan 1 yıl vadeli sendikasyonların maliyeti Libor+ 120 baz puan iken bu fiyatlar şu anda Libor+ 57.5 baz puan ile sağlanmakta” diyor. Semih Bilgin, 2006 yılın ilk yarısında uzun vadeli sermaye benzeri kredi temin etmeyi planladıklarını söylüyor.

Oyakbank’ta kredi vadeleri uzadı
Oyak Bank Hazine ve Finansal Kurumlar Genel Müdür Yardımcısı Cenk Tülümen, 2005 yılında sendikasyon ve club loan gibi enstrümanlar aracılığıyla toplam 403 milyon dolar tutarında yurtdışı kaynak temin ettiklerine dikkat çekiyor. Yurtdışı kaynakların yaklaşık yüzde 45'i 3-6 yıl vadeli sağlandı. Oyak Bank 2005 yıl sonunda uluslararası piyasalardan 3 yıllık sendikasyon kredisi temin eden ilk ve tek banka oldu.

Maliyetlerdeki değişimi ise Cenk Tülümen şöyle değerlendirdi:

“Geçen yıl ile karşılaştırıldığında Türkiye ekonomisindeki olumlu gelişmelerin yurtdışı kreditörler üzerindeki etkileri ve bankamızın uluslararası derecelendirme kuruluşlarından almış olduğu kredi derecelendirme notlarındaki gelişmeler yurtdışı kaynakların vade ve maliyetine olumlu yansıdı. Geçen yıla oranla elde edilen kaynakların vadesi uzadı ve maliyetlerinde düşüş sağlandı.”

Oyakbank plasman politikası çerçevesinde sağladığı bu kaynakları döviz kredisi olarak ihracatın finansmanında kullandı. Ayrıca, Cenk Tülümen, “Bu döviz kaynakların teminat verilmesi suretiyle yurtdışından elde edilen uzun vadeli ve yurtiçi fonlama maliyetine göre daha düşük faizli TL fonlamalar ise konut kredilerinin finansmanında kullanıldı” diyor.

Oyakbank, 2006’da da 2005’teki seviyede dış kaynak yaratmayı planlıyor. Yine bu kaynaklar ağırlıklı olarak ihracat finansmanında ve yurtdışından uzun vadeli TL fonlama sağlanarak konut kredilerinin finansmanında kullanılması hedefleniyor.

SEMİH BİLGİN/KOÇBANK GENEL MÜDÜR YARDIMCISI

“VADELER 2-3 YILA ÇIKABİLİR”

ARTIŞ KÜÇÜK OLACAK 2006 yılında sendikasyon kredilerinin maliyetlerinde az da olsa bir düşüş olacaktır. Ancak bu düşüş, geçtiğimiz 1 yıl içersinde gördüğümüz oranlar kadar büyük olmayacaktır. Bir yıl vadeli kredilerde maliyetler Libor+ 45-50 baz puan arasında bir seviyeye gelmesi beklenebilir.

VADELER NE OLACAK? 2006 yılında bankaların temin ettikleri sendikasyon kredilerinin vadelerini 1 yıldan 2-3 yıla çekmeleri beklenebilir. Bu vadede sendikasyonların maliyetleri ise Libor+ 75-90 baz puan arasında bir seyir izlemesi söz konusudur.

EUROBONDLAR GÜNDEMDE Ayrıca 2006 yılında uzun vadeli kredi olarak, seküritizasyonlarla birlikte Eurobondların da gündeme gelmesi beklenmektedir. Seküritizasyonlarda 7-8 yıl vadeli kredilerin maliyetlerinin Libor+100 baz puan, Eurobondlarda ise Libor+ 200- 225 baz puanlarda seyretmesi beklenebilir.

ERGUN ÖZEN/GARANTİ BANKASI GENEL MÜDÜRÜ

“MALİYETTEKİ DÜŞÜŞ 2005’TE ÇOK YÜKSEKTİ”

MALİYETLER CİDDİ ORANDA DÜŞTÜ 2005 içinde Türkiye'nin kredi notunun artışı ve yurtdışı piyasalardaki likidite bolluğunun yarattığı olumlu yatırım ortamı Türk piyasasına da yansıdı. 2005 yılında Türk bankaları aynı vadedeki borçlanmalarda, geçen yıla oranla ciddi maliyet azalışı yaşadı. Örneğin 2004 Aralık ayında Garanti'nin aldığı 1 yıl vadeli sendikasyon kredisinin maliyeti, her şey dahil Libor+ yüzde 1.2 oldu. Bu yıl yine 1 yıl vadeli sendikasyonu 5 Aralık'ta her şey dahil Libor + yüzde 0.575 oranından fiyatlayabildik.

YURTDIŞINDA FAİZLER ARTTI Bu rakamlar, Libor'a endeksli borçlanmalarda Türkiye riskinin nerelere geldiğini göstermesi açısından çarpıcıdır. Toplam maliyeti görmek için, sadece spread değil, Libor tarafına da bakmak gerekir.Yılın başında yüzde 2.5 seviyesinde olan dolar Libor'unun bugün yüzde 4.5'e geldiğini görüyoruz. Bu da, Türkiye riskinin ve fiyatlamasının azaldığı bir ortamda yurtdışı faizlerin artması nedeniyle toplam maliyetlerin arttığını gösteriyor.

2006’DA DÜŞÜŞ SINIRLI OLACAK Türkiye ekonomisinde yaşanan olumlu gelişmelerin, Türkiye'nin kredi notuna olumlu yansıması sonucunda yurtdışında, Türkiye’yle ilgili risk algılaması azalmaya devam edecek. Öte yandan 2006 yılında, yurtdışı kaynak maliyetlerinde 2005 yılında yaşandığı kadar önemli bir düşüş beklenmemeli. Özellikle maliyetteki düşüşün 2005 yılında çok yüksek olması dikkat çekiciydi. Olumlu şartlar devam ettiği sürece, hızı yavaşlamakla birlikte düşüşün 2006 yılında da sınırlı olarak devam ettiğine şahit olacağız.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz