"Finansal Riskin 5 Süper İlacı!"

Swaption, Forward, Options, Swaps ve Financial futures… Finans dünyasının “türev” (derivates) diye nitelendirilen yeni enstrümanları…  Finansal “risk”lerden korunmak için kullanılıyor. Ba...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Finansal Riskin 5 Süper İlacı!
Swaption, Forward, Options, Swaps ve Financial futures… Finans dünyasının “türev” (derivates) diye nitelendirilen yeni enstrümanları…  Finansal “risk”lerden korunmak için kullanılıyor. Batı’da büyük ilgi görüyor, işlem hacmi sürekli artıyor. Türkiye’de ise henüz gelişme aşamasında. Ancak, bankacılıktaki yeni dönemle birlikte canlanma başladı. İşlem hacmi, 2003’de, bir önceki yıla göre yüzde 58.7 oranında arttı. Tahminler, bu işlemlere ilginin artarak devam edeceği yönünde…  
 
Bankacılıkta ciddi bir değişim var. Bu değişimin temelinde enflasyon ve buna bağlı olarak da faizlerin düşüşü yatıyor. Çünkü, düşen faizler bankaların Hazine bankacılığından çıkarak, hizmet bankacılığına yönelmesine neden oldu. Sonuçta, risk almadan bankaya katma değer sağlayan komisyon gelirlerinin artırılması tüm bankaların önceliklerinden biri haline geldi. Komisyon gelirlerinin artırılmasında en önemli rolü, müşteriler ve onların yaptığı işlemler üstlendiği için, bankalar da ürün yelpazesini genişletmek zorunda kaldı. Bu noktada da forward, futures, swap ve opsiyon gibi türev ürünler bankaların yeni gözdesi oldu.  
Türkiye Bankalar Birliği(TBB) verilerine göre, 2003’de 24 milyar 604 milyon dolarlık türev ürün işlem hacmi gerçekleştirildi. Bu rakam 2002 sonunda 15 milyar 505 milyon dolar seviyesindeydi. Yani, 1 yılda yüzde 58,7’lik bir büyüme yaşandı.  
 
Tabii rakamlar oldukça küçük olduğu için büyüme rakamları da göz kamaştırıyor. Ancak, dünya ile karşılaştırıldığında Türkiye’nin henüz yolun başında olduğu görülüyor. Çünkü, Türkiye’deki işlem hacmi, dünyadaki toplam işlemlerin sadece onbinde 1’ini oluşturuyor.  
Bank for International Settlements(BIS) verilerine göre, 2004’ün ilk çeyreğinde tüm dünyada türev ürünlerin işlem hacmi 272 trilyon dolara ulaştı. 2003 sonunda ise bu rakam 187 trilyon dolar civarındaydı. Yani, sadece 3 ayda türev ürünlerin işlem hacmi yüzde 31 oranında arttı.  
 
Yabancılar öncülük ediyor  
 
Bankalar, türev ürünlerdeki faaliyetlerini artırmak için şu sıralar yoğun bir çaba içinde. Bankalar Birliği verilerine göre, türev ürünlerde sektörün ilk 5 bankası öncülük ediyor. Ancak, yabancı bankaların da türev ürünlerdeki faaliyetlerini artırmak ve yurtdışı tecrübelerini kullanmak için yoğun bir çaba içinde olduğu söyleniyor.    
 
Bankaların geleneksel bankacılık faaliyetlerinin yanı sıra, bilanço dışı işlemler arasında yer alan türev ürünlere yönelmelerinde, ekonomik koşulların zorlaması önemli rol oynuyor. Çünkü, türev ürünler, kur ve vade riskini en aza indirerek kârlılığı artırmak için bankalara önemli oranda destek veriyor. Bilanço dışı işlemlere ilginin artmasının arkasındaki en önemli nedenlerinden birinin de yasal yükümlülüklerden, yani doğrudan ya da dolaylı vergiden kaçınma olduğu söyleniyor. Ayrıca, yeni kaynak yaratılması ve komisyon gelirlerini artırma isteği de bu işlemlere yönelmede etkili oluyor. Tabii bunların gerçekleşmesi için müşterilerin bu alana olan ilgilerinin artması ve türev ürünleri kullanmaları gerekiyor. Bankacılar, türev ürünlerin gelişmesi için uzun süre gerektiğini söylüyor. Buna neden olarak da, hem bankaların hem de müşterilerin türev ürünlere şu anda ağırlıklı olarak spekülatif amaçlarla yaklaşmalarını gösteriyorlar.  
 
Akbank Genel Müdür Yardımcısı Reşit Toygar, bankaların esas itibariyle spekülatif amaçlarla  
forward işlemlerine yöneldiğini söylüyor. Reşit Toygar, “Bu işlemlerin amacı, yabancı para cinsinden bir yükümlülüğü hedge etmektir” diye konuşuyor.  
 
Yatırımcılar henüz alışamadı  
 
Ancak, rakamların da açıkça ortaya koyduğu gibi, hali hazırda türev ürünlere ilgi bir hayli düşük. Çünkü, Türkiye’de risk yönetimi kavramı 2001 yılındaki krizden sonra ön plana çıktı. Bu nedenle de bilanço dışı ürünler arasında yer alan türev ürünlerin işlem hacmi bir türlü istenilen noktaya ulaşmadı. Bankacılara göre, buna ekonomik koşullar neden oldu. Çünkü, kurumsal ya da bireysel yatırımcıların bu işlemleri yapmamaları nedeniyle ortaya çıkan kayıpları, yüksek faiz ortamı nedeniyle kompanse edilebiliyordu.  
 
Anadolubank Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Günay, Türk Lirası’nın düzenli olarak değer kaybetmesi ve kriz dönemleri haricinde bu kaybın ne kadar olacağının yaklaşık olarak bilinmesi nedeniyle türev ürünlere ilginin olmadığını söylüyor. Gökhan Günay, sözlerini şöyle sürdürüyor:  
 
“Ancak, dövizde serbest kur rejimine geçilmesi ve iç talepteki daralmayla birlikte firmalar gerek kurlardaki dalgalanmaların gerekse dünyada hammadde fiyatlarının değişiminin etkilerini çok sert biçimde yaşamaya başladılar. Örneğin, geçmişte Euro/dolar paritesinde üreticinin aleyhine olan gelişmenin büyük bölümünü TL’nin bu paralara karşı değer kaybı ve yurtiçi piyasalarda ürün fiyatlarını artırarak giderilebiliyordu. Şimdi ise bu mümkün değil.”  
Denizbank Hazine Yönetmeni Kaan Kolabaş da, serbest kur rejimine geçişle birlikte Türkiye’de türev ürünlere olan ilginin arttığını söylüyor. Kolabaş’a göre, geçmişte yaşanan krizlerden alınan dersler ve dalgalı kur rejiminin döviz piyasalarında yarattığı hareketliğin ortaya çıkardığı riskleri azaltmak isteyen yatırımcılar türev ürünlere yöneliyorlar.  
 
En çok forward kullanılıyor  
 
Bankacılar, Türkiye’de şu anda en fazla kullanılan türev ürünün forward olduğunu söylüyor. Uluslararası şirketlerden KOBİ’lere, hatta bireysel müşterilere kadar hemen her tip müşteri forward işlem yapıyor. Opsiyon işlemlerine ilginin de her geçen gün biraz daha arttığı söyleniyor. Bankacılar, artan ilgi nedeniyle opsiyon işlemleri pazarının, yakın gelecekte diğer türev piyasalara göre çok daha hızlı büyüyeceğini ifade ediyor.  
 
Future işlemleri ise, şu anda sadece uluslararası şirketler tarafından yapılırken, bankalar nakit akışlarını ayarlamak için swap işlemlerini kullanıyor. Ancak swap, müşteri tarafında çok fazla talep görmüyor.  
 
Bankacıların ortak görüşü, enflasyon ve faizlerin düşmesiyle birlikte, şirketlerin kur risklerini forward ve opsiyon işlemleriyle gidermeye çalışacağı yönünde. Bu da söz konusu ürünlere olan ilgiyi önümüzdeki dönemde daha da artıracağa benziyor.  
 
Garanti Bankası Hazine Müdürü Uruz Ersözoğlu, son 1 yılda türev ürünlere ilginin arttığını, ancak henüz istenilen seviyeye ulaşmadığını söylüyor. Forward işlemlerinin, dış ticaret yapısıyla uyum gösterdiğini, opsiyon işlemlerinin ise ağırlıklı olarak Amerikan Doları cinsinden yapıldığını ifade eden Ersözoğlu, sözlerini şöyle sürdürüyor:  
 
“Hızlı bir artış eğilimine giren dış ticaret, 2003 sonu itibarıyla 120 milyar dolara yaklaştı. Bu artış da ihracat ve ithalatla uğraşan firmaların kur risklerini hedge etmek ihtiyacını doğurdu. Ancak, vadeli işlemler yelpazesinde oldukça karmaşık bir yapıya ulaşıldı. Halihazırda şirketlerin hedging, yatırımcıların spekülatif ihtiyaçlarına karşılık verebilecek çok farklı yapılardaki ürünler, bankalar tarafından fiyatlanabiliyor.”  
 
Komisyon oranları çok düşük  
 
Her ne kadar bankaların bu işe yönelmesindeki temel neden riskten korunmak ve gelirlerini artırmak olsa da, henüz emekleme döneminde olan ürünlerin, bankalara katkısı da yok denecek kadar az. Ancak, bankalar düşen faizler nedeniyle yöneldikleri hizmet bankacılığında, komisyon gelirlerinin bir hayli ön plana çıkacağını biliyor. Bu nedenle de bu ürünlere yönelik çalışmalarına ağırlık vermeye devam ediyor. Zaten bankaların bu ürünlerden elde ettikleri komisyon gelirlerinin düşük olmasının temelinde de bankaların bu işlemleri çoğu zaman komisyon almadan yapması yatıyor.  
 
Denizbank Hazine Yönetmeni Kaan Kolabaş, Türkiye’de bankaların türev ürünlerden elde ettikleri gelirlerin, diğer ürünlere göre oldukça düşük olduğunu söylüyor. Kolabaş’a göre, düşen faiz oranları ile birlikte bu pazardan elde edilebilecek komisyon gelirleri önemli bir potansiyele sahip.  
 
Yapı ve Kredi Bankası Döviz Piyasaları Birim Yönetmeni Mutlu Akpara, türev ürünlerden elde edilen gelirin az olmasını komisyon oranlarının çok düşük olmasına ya da bazı işlemlerde hiç uygulanmamasına bağlıyor. Mutlu Akpara, “Bankamızda opsiyon hariç türev ürünlerde işlem komisyonu çoğu zaman alınmamakta ve maliyetler işlem fiyatlandırılmalarına yansıtılarak gelir elde edilmektedir” diye konuşuyor.  
 
Garanti Bankası Hazine Müdürü Uruz Ersözoğlu da, forward ve swap işlemlerinde herhangi bir komisyon uygulanmadığını, opsiyon işlemlerinde ise müşterilerden belli oranda bir opsiyon primi talep edildiğini söylüyor.  
 
Riskleri minimize ediyor  
 
Türev ürünlerin bankalara en önemli yararı, spot piyasada mevcut olan ya da gelecekte oluşabilecek fiyat risklerinden korunma fırsatı sağlaması. Dolayısıyla, piyasa riskinin yönetilmesinde etkin şekilde katkıda bulunuyor. Ayrıca bankalarda ürün çeşitliliği yaratarak, müşterilerinin tüm finansal ihtiyaçlarına yanıt verebilmesini sağlıyor. Bu da bankaların komisyon gelirlerini artırmasına önemli destek veriyor.  
 
Türev ürünlerin şirketlere katkısı ise bir hayli fazla. Çünkü, dalgalı kur rejiminde piyasa riskine sadece mali sektör değil, reel sektör de maruz kalıyor. Dış ticaret firmaları ve döviz pozisyonu taşıyan diğer firmalar da kur hareketinden dolayı önemli risklerle karşı karşıya kalıyorlar. Dolayısı ile operasyonunu sağlıklı bir şekilde yürütmek isteyen şirketler, bilançolarındaki kur ve vade riskini yönetirken, forward, future, opsiyon ve swap gibi türev enstrümanlara ihtiyaç duyuyor. Bu işlemler de teminatlandırma esasına göre gerçekleştiriliyor.  
 
Yatırımbank Genel Müdür Yardımcısı Sancar Tomruk, şirketlerin farkında olmadan ve kendi alanlarına girmeyen konularda risk aldığını söylüyor. Bu risklerden kurtulmalarını sağlayan ürünlerin de türev piyasalarda mevcut olduğunu ve bankalarla bunu doğrudan yapabileceklerini ifade ediyor. Sancar Tomruk, sözlerini şöyle sürdürüyor:  
“Şu anda bu ürünlere genellikle risklerden arınmak için değil, spekülatif amaçlı bakılıyor. İlginin artması için zamana ihtiyaç var. Reel faizlerin düşüp reel getirilerin azalması, ve rekabetin artmasıyla, minimal kârlılık farkları, şirketleri ön plana çıkartacak ya da geride bırakacak. O zaman şirketler, şimdilerde kendilerine küçük gibi görünen risklerden korunmaya ihtiyaç duyacak.”  
 
“YENİ KOMİSYON GELİRİ YARATACAK”  
 
Gökhan Günay / Anadolubank Genel Müdür Yardımcısı  
 
SİGORTAYA PARALEL GELİŞECEK
 
 
Her ne kadar piyasa oyuncuları bu ürünlerin etkilerini sert biçimde yaşamaya başladılarsa da alışkanlıklardan kurtulmak son derece zordur. Bu piyasanın gelişimi bir noktada Türkiye'de sigortacılığın gelişimine paralel olacaktır. Çünkü, bu ürünlerin kullanımındaki temel amaç ürünün önceden bilinebilen maliyetler ile yapılması ve işin şansa bırakılmamasıdır. Türk insanın ve iş sahiplerinin, yangın, doğal afet ve iş kaybına karşı sigorta yaptırmadıkları düşünülürse, bu piyasalardaki gelişmenin ne kadar zor olacağını anlamak daha kolay olacaktır.  
 
ORGANİZE PİYASALAR EKSİK  
 
Gelişimdeki yetersizliğin diğer bir nedeni eğitim, yönlendirme ve organize piyasaların eksikliğidir. Bu konuda devlete büyük iş düşmektedir. Organize piyasaların kurulması ve baştan doğru denetlenerek firmaların eğitilmesi halinde gelişim süreci kısalacaktır. Eğitimlerin artırılması ve organize piyasaların kurulması ile gerek işlem maliyetlerin düşmesi gerekse bu fiyatların medyada düzenli olarak yer alması, konuya olan ilgiyi doğal olarak artıracaktır.  
 
FİNANS DAHA SAĞLIKLI OLACAK  
 
Bu ürünlerin kullanımının artması, firmaların piyasalardaki olumsuz gelişmelerin bir kısmına karşı sigorta yaptırdıkları anlamına geleceğinden mali yapılarda bozulma ihtimalleri azalacak. Bu da firmaların genelde kredibilitelerinin artmasına neden olacaktır. Bankaların asıl görevinin mevduat sahipleri ile kredi kullanıcıları arasında aracılık yapmak olduğu düşünüldüğünde söz konusu durum Türkiye'de genelde finansal piyasaların daha sağlıklı çalışmasını sağlayacaktır. Tabii ki işlemlerin artması, komisyon geliri yaratması nedeniyle bankalar açısından faydalıdır.  
 
AMAÇ MÜŞTERİNİN TANIMASI  
 
Şu anda banka olarak futures piyasalardaki işlemlerimizi Chicago Borsası üyeleri ile yapıyoruz. Bu işlemler için de yurtdışına ödenen komisyonların üzerine son derece düşük komisyon ilave ediyoruz. Amacımız, bu ürünlerden gelir etmekten daha çok müşterilerimizin bu ürünleri tanıması ve kullanmasıdır. Döviz forwardları ise tamamen TL ve döviz faiz farklarının ilgili vadeye yansıtılmasıdır. Yani, bu fiyatlamalar dövizden çok, faiz piyasasındaki beklentileri yansıtmaktadır.  
 
“ŞİRKETLER RİSKLERİ BERTARAF EDECEK”  
 
Uruz Ersözoğlu / Garanti Bankası
 
 
Garanti Bankası Hazine Müdürü Uruz Ersözoğlu, türev ürünlerin yararlarını şöyle anlatıyor:  
“Şirketler forward ve opsiyon işlemlerini kur ve faiz risklerini bertaraf etmek için kullanabilirler. Bunu bir örnekle açıklarsak; Bugün Türk Lirası cinsinden borçları Türk Lirası cinsinden kredi kullanarak kapatan, ama mal bedellerini 3 ay sonra ve dolar cinsinden tahsil edecek bir ihracatçı, kur riski almamak amacı ile 3 ay vadeli, Türk Lirası’na karşı dolar satmak isteyecektir. Bu amaçla bir forward ya da opsiyon işlemiyle vadeli döviz satabilir.  
Başka bir örnek vermek gerekirse: 1 yıl vadeli TRLIBOR’a endeksli kredi kullanan bir şirket, 3 ay sonra bayileri ile sabit fiyatla satış anlaşması yapar. Gelirleri sabit, faiz giderleri değişken olan şirket, faiz değişimlerinin getireceği belirsizlikten kurtulmak için faiz swap’ı yapar ve değişken olan faiz ödemelerini sabit ödemeler haline getirebilir.  
 
Bunların dışında, hedging amacıyla vadeli işlem yapmak isteyen şirketlere, basit forward ya da opsiyonların yanı sıra, gelişmiş piyasalarda sıkça kullanılan ve şirketlere yarar-maliyet açısından daha uygun çözümler sunan stratejilerden yararlanabilir. Bu ürünler arasında participating forward, risk reversal, barrier opsiyon, asian opsiyon yer alıyor.”  
 
“BİREYSEL YATIRIMCILAR DA İŞLEM YAPIYOR”  
 
Mutlu Akpara / Yapı ve Kredi Bankası
 
 
Yapı ve Kredi Bankası Döviz Piyasaları Birim Yönetmeni Mutlu Akpara, türev ürünlerin gerek kur ve faiz risklerinin yönetimi gerekse spekülatif getiri sağlamak amacıyla kullanımının giderek yaygınlaştığını söylüyor. Mutlu Akpara, sözlerini şöyle sürdürüyor:  
“Türev ürünler, ülkemizde genel olarak bankalararası tezgahüstü piyasalarda işlem görüyordu.  Bankaların müşterilerinin finansal ihtiyaçlarına yanıt verebilmek amacıyla aktif pazarlama yapmaya başlamasıyla, öncelikle  kurumsal müşterilerin ve bir süreden beri ise bireysel yatırımcıların ilgisini çekmeye başladı. Korunma amaçlı kullanımın yanı sıra yatırım amaçlı da işlemler yapılmakta. Bu ürünlerde önemli konu, yatırımcının ürün niteliklerini ve risk unsurlarını çok iyi bilmesi gerekliliğidir. Yatırım amaçlı bu tür ürünler kullanıldığı takdirde, risk takibi gerek müşteriler tarafından gerekse de riskin teminat altına alınması zorunluluğu sebebi ile bankalar açısından dikkatle gerçekleştirilmelidir. Bu yüzden, bu tür ürünlerin yaygınlaşabilmesi için en öncelikli konu bilgilendirmedir. Bankalar, müşterilerini türev ürünler konusunda eğitmelidir. Profesyonel danışmanlık alınmaksızın türev piyasalarda gerçekleştirilecek işlemler, müşteriler açısından ciddi kayıplara sebep olabilir. Türev ürünlerin yaygınlaşabilmesi için ikinci önemli noktada sağlıklı çalışan bir risk takip ve teminat yapısı oluşturulduktan sonra, işlem komisyon ve maliyetlerini azaltarak genele yayabilmek. Türev ürünlerin, spekülatörleri, korunma amaçlı ve arbitraj amaçlı yatırımcıları çatısı altında toplayan organize borsalarda işlem görmesi, piyasa likiditesinin artmasına sebep olacaktır.”  
 
TÜREV ÜRÜNLERLE NELER YAPABİLİRSİNİZ?  
 
VADELİ İŞLEM SÖZLEŞMELERİ (Financial futures)
: Sözleşmenin taraflarına, bugünden belirlenen ileri bir tarihte, üzerinde anlaşılan (standartlaştırılmış) bir finansal varlığı, belirlenmiş bir fiyat ve miktar üzerinden alma hakkı ve satma yükümlülüğü verir. Anlaşmadan doğan kâr/zarar günlük olarak hesaplanır ve ödenir (daily margin calls). Sözleşme, üçüncü bir taraf (kurum) üzerinden yapıldığı için “karşıtaraf” (kredi) riskini ortadan kaldırır.  
 
İLERİ ORAN ANLAŞMALARI(Forward rate agreements) : Vadeli işlem sözleşmelerinden farkı, üzerinde anlaşmaya varılan ürün (bono, hisse senedi, kur vb) ya da endeksin standartlaştırılmış olmaması ve tarafların kendi aralarında anlaşabilmeleridir. Günlük ödeme (settlement) yükümlülüğünün bulunmaması da önemli bir fark. Karşıtaraf riski vardır.  
 
TAKAS ANLAŞMALARI(Swaps) : Tarafların kararlaştırılmış bir farazi (notional) anapara miktarı üzerinden oluşacak ‘nakit akışları’nın belli bir zaman süresince değiş-tokuş edilmesine dair bir anlaşmadır. Sözgelimi, bir taraf sabit bir faiz oranına göre ödeme yaparken değişken faiz oranı üzerinden tahsilat yapar, diğer taraf içinse bunun tersi geçerlidir. En çok kullanılan ‘takas’ anlaşmaları, faiz oranları, döviz kurları ile hisse senedi ve mal fiyatları üzerinden yapılanlardır.  
 
OPSİYON ANLAŞMALARI(Options) : Taraflardan birisine, önceden belirlenmiş bir ‘varlığı’ yine önceden belirlenmiş bir tarihte ve kararlaştırılmış bir fiyata ‘alma’ veya ‘satma’ hakkı veren, ancak bu konuda herhangi bir mecburiyet yüklemeyen bir finansal anlaşmadır. Yapısı itibariyle ‘sigorta’ya benzer.  
 
SEÇENEKLİ TAKAS(Swaption) : Alıcısına ileri bir tarihte yapılabilecek, önceden belirlenmiş bir takas anlaşmasını yapma hakkını veren, fakat onu bu sözleşmeyi yapmaya zorunlu tutmayan bir anlaşmadır.        

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz