"Hedefimiz İlk 7 Banka"

Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, 2004 yılını iyi geçirdiklerini, bu trendin 2005’de de devam edeceğini söylüyor. Murabaha yoluyla sağlanan 240 milyon dolarlık kredinin bunu ortaya koyduğuna dikk...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Hedefimiz İlk 7 Banka

hedKuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, 2004 yılını iyi geçirdiklerini, bu trendin 2005’de de devam edeceğini söylüyor. Murabaha yoluyla sağlanan 240 milyon dolarlık kredinin bunu ortaya koyduğuna dikkat çekiyor. Büyümeyi de 10 yıllık bir plan çerçevesinde gerçekleştireceklerini belirtiyor. Buna göre, 2005 yılında 1.5 milyar dolar aktif büyüklüğü yakalanacak. 10 yıl sonunda ise ilk 7 banka arasına girilecek, şube sayısı 150’ye ulaşacak.  Uyan, “Bu hedefe ulaşmak için yeni ürünler geliştirmek, tasarruf sahiplerinin ihtiyaçlarını karşılamak istiyoruz” diyor.

Türkiye ekonomisindeki olumlu gelişmeler, Batılı yatırımcıların olduğu kadar Körfez ülkelerindeki yatırımcıların da bir hayli ilgisini çekti. 2004 yılında sadece “murabaha” kredileri yoluyla Türkiye’ye 600 milyon doların üzerinde para yatırdılar. Tabii bunda HSBC Bank gibi yabancı bankaların yanı sıra, Özel Finans Kurumları’nın (ÖFK) girişimleri de bir hayli etkili oldu. Özellikle de ortaklarının büyük çoğunluğu Kuveytli olan Kuveyt Türk, bu konuda etkin rol oynadı. Sonuçta da Türkiye’nin en büyük şirketlerine önemli finansman kaynağı yaratmayı başardı.

Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, Körfez ülkelerindeki yatırımcıların Türkiye’ye bakışının geçmiş yıllara göre ciddi olarak iyileştiğini söylüyor. Söz konusu yatırımcıların murabaha kredilerinin yanı sıra doğrudan yatırımlar konusunda da oldukça istekli olduklarını ifade ediyor. Buna bağlı olarak da bu yıl Körfez ülkelerinden daha fazla kaynağın Türkiye’ye gelebileceğinin sinyallerini veriyor.

Ufuk Uyan, Körfez ülkeleriyle sağlanan bu işbirliği ve bireysel bankacılık alanında yaptıkları ataklar sonucunda 2004 yılını 1,1 milyar dolar aktif büyüklüğü ile kapattıklarını söylüyor. 2005 yılında da özellikle bireysel bankacılık alanındaki faaliyetlerini artıracaklarını, bu sayede de aktif büyüklüğünde 1,5 milyar dolara ulaşmayı hedeflediklerini ifade ediyor.

“10 yıl sonra bankacılık sektöründeki ilk yedi bankadan biri olma stratejisiyle hareket ediyoruz” diye konuşan Ufuk Uyan, Kuveyt Türk’ün hedeflerini, sektörel gelişmeleri ve Körfez ülkelerindeki fırsatları Capital’e anlattı:

2004 yılı içinde özellikle Körfez ülkelerine yönelik yurtdışı işlemlerde Kuveyt Türk’ün adını daha çok duymaya başladık. Bu durum neden kaynaklandı?

Aslında biz bu işi 10 yıldan uzun bir süredir yapıyoruz. Ancak, 2004 yılında bu işlemler daha büyük ölçekli olduğu için dikkat çekti. Körfez ülkelerindeki yatırımcıları, Türk işadamlarının ve işletmelerin ihtiyaç duyduğu faizsiz finansman desteğini sağlama faaliyetimizi, 2004 yılında büyük murabaha kredileri şeklinde gerçekleştirdik.

Petrol Ofisi ile 96 milyon dolarlık, Vestel’le 50 milyon dolarlık ve Garanti Leasing’le de 28 milyon dolarlık murabaha kredisinin sağlanmasında etkin rol oynadık. Bu nedenle de bu konuda biraz daha ön plana çıktık. 2005 yılında bu tür sendikasyonların daha da artacağını düşünüyoruz. Ayrıca murabahanın yanına yeni ürünler koymayı da planlıyoruz.

Bu yeni ürünlerin içeriği ne olacak? Farklı bir kredi uygulaması olarak mı karşımıza çıkacak?

İlk olarak leasing alacakları karşılığında bir kağıt çıkarmayı planlıyoruz. Körfez ülkelerindeki yatırımcılara da bu kağıdı satacağız. Bu konuda Hazine’yle yıllardır çalışıyoruz. Faizsiz bono ve varlığa dayalı menkul kıymet benzeri bir ürün. Bunu kamu varlıkları üzerine yapabileceğimiz gibi, özel işletmelerin varlıkları üzerine de yapabiliyoruz.

İslam Kalkınma Bankası, leasing alacakları üzerine bu tür bir kağıt çıkardı ve sattı. Dünya Bankası ve yabancı bankalar benzeri ürünler yapmaya çalışıyorlar. Kuveyt Türk olarak finansal kiralama yapıyoruz ve bizim de leasing alacaklarımız var. Bu alacakların vadesi 48 aya kadar uzuyor. Aktife dayalı alacak olduğu için de, bunların karşılığında menkul kıymet çıkararak yatırımcılara satabiliriz. Önemli olan alacak karşılığında bir aktifin olması. Bunu sattığımızda da yeni bir finansman imkanı sağlamış olacağız.

Hatta ileride bu enstrümanlar trade de edilebilir. Zaten Türkiye’de varlığa dayalı menkul kıymet mevzuatı var. Geçmişte vergisel nedenlerle bu kağıtlar borsada işlem göremedi. Ancak biz birlik olarak bu konuda çeşitli çalışmalar yaptık. Mevzuatın bir-iki küçük düzeltmeyle yenilenmesi durumunda bu tür alacakların borsada işlem görmemesi için hiçbir neden yok.

Körfez ülkelerindeki yatırımcıların Türkiye’ye bakışı nasıl? Geçmiş yıllara göre bir düzelme var mı?

Biraz daha olumlu bir bakış olduğunu söyleyebilirim. Özellikle dünyadaki getirilerin düşmesiyle birlikte Türkiye’ye ilgileri bir hayli arttı. Ancak, bildiğiniz gibi, ABD’de faiz artışı trendi var. Buna bağlı olarak, Türkiye’ye yaklaşımları da etkilenebilir. Sonuçta hepsi yatırımcı. Getiri ve risk nerede uygunsa, oraya yönelmeyi tercih edeceklerdir.

2004 yılında Türkiye’de getiriler oldukça uygundu. Sağlanan istikrar da risk oranını ciddi oranda düşürmüştü. Ancak, alternatif ülke piyasalarındaki gelişmeler, Körfez ülkelerindeki yatırımcıların da  bakış açılarını değiştirebilir. Çünkü, faiz artırımı benzeri gelişmeler, bu yatırımcıların beklentilerini de yukarı çekiyor. Bu nedenle daha yüksek getirili ürünler sunmamız gerekiyor.

Bu açıdan da işlerimiz biraz daha zorlaşıyor. Ancak, şunu da belirtmeliyim ki, bizim ana şirketimiz de murabaha kredilerine özel ilgi gösteriyor. Son 2 ayda, iki kez Türkiye’yi ziyaret ettiler. Birlikte Türk şirketlerini gezip, inceledik.

Peki Türk şirketlerinin Körfez ülkelerindeki yatırımcılara ve oradan gelecek kaynaklara karşı yaklaşımı nasıl?

Türk şirketlerinin de ilgisi var. Son dönemlerde özellikle büyük şirketler ilgi göstermeye başladı. Tabii bu ekonomiyle de yakından ilgili. Yani ekonomideki canlanma ne kadar iyi olursa, bu ilgide o kadar artacak diye düşünüyoruz. Ancak, takip ettiğimiz kadarıyla piyasalarda son 2 aydır ciddi bir durgunluk var. Ekonominin nasıl gittiği, büyüme rakamları da bu yaklaşımda son derece önemli. Eğer durgunluk devam ederse bu tür talepler azalma olması da son derece doğal olur.

2004 yılında sadece Kuveyt Türk 230-240 milyon dolarlık murabaha kredisine aracılık etti. HSBC gibi yabancı bankaların yaptığı murabaha kredilerinin de 400 milyon dolar civarında olduğu söyleniyor. Dolayısıyla, 1 yılda 500 milyon doları fazlasıyla aşmış durumdayız. 2005 yılında bu rakamın üzerine çıkacağımızı düşünüyorum.

Ancak, varlığa dayalı menkul kıymetler çıkması, murabaha kredilerine bir alternatif oluşturabilir. Açıkçası yatırımcılar da bunu bekliyor. Çünkü, Hazine riski almış olacaklar. Yine de murabaha kredilerinde geçen yılki rakamın üzerine çıkabileceğimizi düşünüyoruz.

2004 yılını 1,1 milyar dolar aktif büyüklüğü ile kapattığınızı söylediniz? 2005 yılında neler yapacaksınız, hedefleriniz neler?

2005 yılında 16 şube daha açmayı planlıyoruz. Aktif büyüklüğünde hedefimiz ise 1,5 milyar dolara ulaşmak. Burada, bir konuya dikkat çekmek istiyorum; Açıkçası, 2005 yılının geçen yıla göre biraz daha zor bir yıl olacağını düşünüyorum. Çünkü, enflasyonun düşmesiyle birlikte, hizmet kalitesi, müşteriye yakın olabilme ve alternatifleri uygun bir şekilde sunabilme biraz daha önem kazanacak. Biz de bu doğrultuda faaliyetlerimizi yönetmek istiyoruz.

Bu arada, bildiğiniz gibi Mortgage konusundaki kanun hazırlandı. Sanırım 2005 yılı içinde de yürürlüğe girecek. Biz de bu konuda faaliyet göstermek istiyoruz. Dubaili bir emlak grubuyla ortak bir şirket kurmayı planlıyoruz. Şu anda da bu şirketle ilgili fizibilitelerimizi yapıyor, stratejilerimizi tespit ediyoruz.

Bunun yanı sıra, varlığa dayalı menkul kıymet konusundaki kanunun çıkması halinde bu işte de etkin bir şekilde yer almak istiyoruz. Tabii 2004 yılında başlattığımız bireysel bankacılık konusundaki atağımızı, bu yıl da sürdüreceğiz. Uluslararası bankacılık olarak da aracılık faaliyetlerimizi, kambiyo operasyonlarımızı daha da geliştireceğiz.

Bu piyasada daha aktif olacağınızı mı gösteriyor? Bu kapsamda nasıl çalışmalar yapıyorsunuz?

Örneğin, müşterilerimizin işlemlerini kolaylaştırmak için yeni hesap türleri geliştirdik. Hesaplarımızı platin, altın, gümüş, klasik ve yatırım hesabı olmak üzere beş kategoriye ayırdık. Tüm bu kategorilere değişik ürün ve hizmet sunma planımız var. Özel bankacılık alanındaki faaliyetlerimizi de geliştirmeye devam edeceğiz.

Bu arada doğrudan yatırım konusundaki çalışmalarımızı artırmaya yönelik çalışmalarımız da var.  Bu kapsamda özellikle Körfez ülkelerinden, Türkiye’ye doğrudan yatırım yapmak isteyen yatırımcılarla, buradaki ihtiyaçları buluşturmak istiyoruz. Bu departmanımız oldukça aktif çalışıyor. Belli kriterler çerçevesinde belirledikleri firmaları seçip, onlarla görüşüyorlar. Firmaların da bu yönde istekleri olması halinde, bu şirketleri Körfez ülkelerinden yatırımcılarla buluşturuyoruz. Sonuçta da aracılık geliri elde edebiliyoruz.

Daha önce bu yönde bir çalışmanız oldu mu?

Geçtiğimiz yıl bir çalışma yaptık. Özellikle kira gelirine yatırım yapmak isteyen yatırımcıları bir araya getirdik. Sonuçta Türkiye’ye 13,5 milyon dolarlık yatırım yapıldı. Şimdilerde ise 100 milyon dolarlık bir fon çalışmamız var. Burada da gayrimenkul geliştirme projelerine yatırım yapmak isteyenlere bu imkanı sunacağız. Projeyi tespit edip, bunu Körfez’de fon karşılığı satacağız. Böylece gayrimenkul pazarı da önemli bir ivme kazanmış olacak.

Burada da belli bir süre sınırlaması var mı? 

Gayrimenkulü belli bir süre için satın alıyoruz. Gayrimenkulden elde edilen kira gelirini de yıllık olarak yatırımcılara veriyoruz. 5 yıl süreyle o mülkün sahibi oluyor. 5 yıl sonra, bu yatırımı kârlı bulup, mülkün sahibi olmaya devam etmek isterse, yeniden yatırım yapmak zorunda oluyorlar. İstemediği takdirde de söz konusu gayrimenkul başka bir yatırımcıya satılıyor.

Nasıl bir müşteri profiliniz var? Ağırlıklı olarak hangi müşteri kitlesiyle çalışıyorsunuz?

Ticari müşterilerimiz ağırlıkta. Ticaret yapan, bunun sonucunda elde ettikleri imkanları bankasında tutan bir kesimle iş yapıyoruz. Yaş grupları olarak baktığımızda ise 30-40 yaş arasındaki müşterilerimizin yoğunlukta olduğunu görüyoruz. Ancak, bizim “life cycle” bankacılığı konusunda da çalışmamız var. Yani çocuk hesabı, aile hesabı, genç hesabı gibi hesaplarımız var.

Bunları daha da geliştirmeye çalışıyoruz. Bireysel müşteri bazında eksikliğimiz var, ancak bunu aşmak için çalışıyoruz. Bireyleri şubelerimize çekmeye, bizimle daha çok çalışmalarını sağlamaya yönelik çalışmalarımız var.

Önümüzdeki 10 yıl içinde Kuveyt Türk’ü bankacılık sektörünün neresinde göreceğiz?

Biz 10 yıllık süreçte stratejik bir plan yaptık. Bu doğrultuda 10 yıllık süreçte büyük ölçekli bankalar arasında olma gibi bir stratejimiz var. Baktığımızda, şu an itibariyle Türkiye’de 7 büyük ölçekli banka olduğunu görüyoruz. Bizim hedefimizde onların en yakınına ulaşmak, hatta arasında yer almak. Bu ciddi bir hedef ve açıkçası ulaşması hiç de kolay değil. Ancak ortaklarımızın Türkiye’ye güveni var. bu doğrultuda da sermaye desteği var. Örneğin eylül ayında 50 milyon dolar nakit sermaye artışı yaptık. Gerçi sermaye yeterlilik rasyosu her an değişebilir ya da Basel II gelebilir. Biz tüm bu süreçlere hazırlanıyoruz. Bu doğrultuda da şube sayımızı artırmayı planlıyoruz. Hedefimiz ise 10 yıl sonunda 150 şubeye ulaşmak.

Bu hedefe nasıl ulaşacaksınız? Çünkü karşınızda oldukça ciddi rakipler var?

Temel olan ihtiyaç duyulan ürünleri geliştirebilmek. Aslında tasarruf sahiplerinin ihtiyaç duyduğu ve piyasada olmayan çok fazla güzel ürün var. Ancak, bunları bir anda piyasaya getirmek çok kolay değil. Çünkü, Türkiye’nin yerleşik bir kültürü ve alışkanlıkları var. Körfez ülkelerindeki ürünlerin de farklı yapıları var. Bunların Türkiye’ye uyarlayabilirsek, büyüme zaten kendiliğinden devam edecektir. Yani piyasadan çok farklı şeyler yapabilme imkanımız var.

Örneğin menkul kıymet alanında faizsiz bankacılık hiç yok. Bu da ciddi bir büyüme potansiyeli yaratabilir. Ülkemizde Körfez’deki yatırımcıların yatırım yapabilecekleri, aktif bankacılığına yönelik finansman imkanları var. Burada uygun ürünleri geliştirebilir ve müşterimize sunabilirsek başarıyı yakalarız. Tabii bu büyümenin sadece iç pazardan kaynaklanması gerekmiyor, dış piyasalardan da bunu başarmak mümkün. Bu arada Körfez ülkelerindeki yatırımcıların Türkiye’ye yönelik doğrudan yatırımlarında artış var. Bu tür faaliyetlere de aracılık ettiğimizde daha hızlı büyüyeceğiz. Yani faizsiz bankacılık sistemi hem konvansiyonel hem ticari hem de yatırım bankacılığı tarafını yapabilecek ürünlere sahip. Bunları başardığımızda zaten büyüme kendiliğinden olacaktır.

Farklı ürünler bu büyüme hedefi için yeterli olacak mı?

Evet. Çünkü bizim bankacılık sektörüyle mukayese ettiğimizde çok az ürünle müşterilerimize hizmet verdiğimiz görülüyor. Bankalar para ve sermaye piyasalarında çok etkin hareket ediyor. Bunlarla ilgili ürünleri de müşterilerine sunma şansına sahipler. Benzer ürünleri bizde gerçekleştirebiliriz.

Bankacılık sektöründe son yıllara baktığımızda, büyüme konusunda agresif hareket edenlerin satın almalarla bunu gerçekleştirdiğini görüyoruz. Sizin bu konuda bir planınız var mı?

Açıkçası, şu an için böyle bir planımız yok. Ancak, bu yönde cazip bir imkan çıkması halinde tabii ki biz de bunu değerlendirmek isteriz.

2004’Ü 1,1 MİLYAR DOLAR AKTİFLE KAPATTIK

Kuveyt Türk 2004 yılını nasıl geçirdi? Hedeflerinize ulaştınız mı?

2004 yılında, bir önceki yıldan gelen bireysel bankacılıktaki genişleme politikamızı sürdürdük. Özellikle bireysel finansman desteği dediğimiz tüketici kredilerinde 10 katı kadar bir büyüme gerçekleştirdik. Sonuçta da hem taşıt hem de konut kredilerinde yaklaşık 140 milyon dolarlık bir bakiyeye ulaşmayı başardık. 2004 yılını kendi açımızdan yeni ürün yılı olarak ilan etmiştik. Müşterilerimizin ihtiyaç duyduğu ve bize ilettiği talepler uygun ürünler geliştirmeyi planlıyorduk. Bu doğrultuda da ürünlerimizi geliştirdik. Bunlardan ikisi oldukça öne çıktı.

Bunlardan ilki taksit kartlara alternatif finansman olanağı olarak sunduğumuz ‘siz card’dı. İkincisi ise TÜFE’ye endeksli finansal kiralama yöntemiyle sunduğumuz konut kredisiydi. Yani konutu biz satın alıyoruz. Kiralar her yıl TÜFE’ye endeksli olarak artırılıyor. Bunu belirlerken de TÜFE’ye 1 puan ekliyoruz. Böylece müşterimiz, TL bazında kira öder gibi ev sahibi olma şansına kavuşuyor.

Açıkçası bu iki projeye çok fazla ağırlık verdik ve çok ilgi gördüğümüzü söyleyebilirim. Özellikle ‘siz card’a müşterilerimizden ciddi talep geldi.  2005 yılında bu ürünü daha da geliştirmek ve yeni fonksiyonlar eklemek istiyoruz. Kart talebini artırmak için de her üç aylık dönemde toplamda 1 milyon dolara ulaşan hediyeler vermeyi planlıyoruz.

Bu arada 2004 yılında planladığımız şubeleri açtık ve 54 şubeye ulaştık. Eski konseptli şubelerimizi yenilemeye başladık. Bu çalışmalarımız halen devam ediyor. Toplam personel sayımız 950’ye ulaştı. Yıl sonu itibariyle toplam aktiflerimiz 1,1 milyar doları aştı. Fonlarımız ise 1 milyar dolara yaklaştı.

SEKTÖR TL BAZINDA YÜZDE 45 BÜYÜDÜ

Sektör olarak iyi bir yıl geçirdiğinizi söylüyorsunuz? Ne kadarlık bir büyüme gerçekleştirdiniz?

Özel Finans Kurumları (ÖFK) da 2004 yılında bankalarla birlikte iyi bir büyüme ivmesi yakaladı. Toplam sektöre bakıldığında 2004 yılında şube sayısı 180’den 260’a ulaştı. Toplam aktifler ise 4,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu geçen yıla göre dolar bazında yüzde 52, TL bazında ise yüzde 45’lik büyümeyi ifade ediyor. Pazar payımızı da yüzde 3,3’e çıkardık. Bu gelişme biraz da şubeleşmeyle ilgili. Ancak genel olarak baktığımızda 2004 yılı hem bankacılık hem de ÖFK’lar için iyi bir yıldı diyebiliriz. ÖFK’lar olarak bizim hedefimiz reel sektörü fonlamak, atıl kaynakları harekete geçirmek, özellikle yurtdışındaki Türk vatandaşlarının kaynaklarının bize yönelmesini sağlamak ve Körfez ülkelerindeki kaynakları Türkiye’ye yönlendirilmesinde etkin rol oynamaktır.

Önümüzdeki 10 yıl içinde ÖFK’lar bankacılık sektöründen ne kadar pay alacak?

ÖFK’ların 10 yıllık süreçte toplam bankacılık sektörünün yüzde 10’lara yakın bir seviyesine ulaşabileceğini öngörüyoruz. Tabii bu beklenti, ekonomideki olumlu gidişatın devam etmesi halinde geçerli. Bu seviyelere gelmek açıkçası çok zor değil. Çünkü dünyaya baktığımızda ÖFK’ların bankacılık sektöründen aldığı pay da bu düzeylerde. Bizim de hedefimiz bu noktaya ulaşmak.

HEDEFİMİZ BİREYSEL MÜŞTERİYİ ARTIRMAK

Bireysel bankacılıktaki pazar payınızı yükseltmek için kendinizi iyi anlatmanız gerekiyor. Bunun için neler yapacaksınız?

Ciddi bir tanıtım kampanyası planlıyoruz. Bu kampanyalarla kendimizi anlatacağız. Bunu yaparken de ürünleri ön plana çıkaracağız. Bu doğrultuda Siz Card bizim için oldukça önemli. Bunun yanı sıra yeni ve farklı ürünlerimizi de kampanyalarla duyuracağız. Tabii ki amacımız salt bu ürünleri satmak değil. Bir taraftan adımızı daha geniş kitlelere duyurmak, diğer taraftan da örneğin siz card alan bir müşterimizi diğer ürünlerimizle de tanıştırmak. Sonuçta da müşteri sayımızı artırmak istiyoruz.

Bu arada alternatif dağıtım kanalları konusundaki yatırımlarımız da devam ediyor. Internet sayfamızı yeniliyoruz. ATM yatırımlarımız hızla sürüyor. Call center’ımızın kapasitesini artırmak için ciddi bir yatırım öngörüyoruz. 

Kurumsal ve ticari tarafta ciddi bir rekabet var. Bu rekabette nasıl ayakta kalmayı planlıyorsunuz?

Biz yıllardır kurumsal ve ticari bankacılık yapıyoruz. 15 yıllık faaliyetimizin 13 yılında esas olarak ticari bankacılık yaptık. Burada ciddi bir portföyümüz var. Hem içeriden hem de dışarıdan kaynak sağlama imkanımız var. Doğal olarak bunu devam ettirmek istiyoruz. Açıkçası bu biraz da kurumsal pazarın nasıl hareket edeceğiyle ilgili. Genel olarak bankacılık sektörüne baktığımızda bireysel bankacılığın daha ön planda olduğunu görüyoruz. Bu onlardan gelen taleple de ilgili ve bireysel bankacılık daha cazip görünüyor. Ancak bu durum aktif –pasif dengesini bozucu bir durum. Amacımız kağıda ve menkul kıymete dayalı enstrümanları geliştirerek özel çözümlerle portföyü likidite etmek. Türkiye’ye bakış olumlu olduğu sürece bunu yaparken çok sıkıntı çekeceğimizi de sanmıyorum. Yine de kurumsal ve ticari bankacılıkta çok ciddi bir hareketlenme beklemiyorum.

MURABAHA, SENDİKASYONDAN AVANTAJLI MI?

Murabaha kredileri ile sendikasyon kredileri arasında nasıl bir fark var? Murabaha kredilerini cazip kılan özellikler neler?

Açıkçası, aralarında çok ciddi farklar yok. Örneğin, bu tarz kredilerde maliyet çok önemlidir. Ancak, bildiğim kadarıyla aralarında çok ciddi farklar yok. Murabaha kredilerinin maliyeti, sendikasyon kredilerine göre biraz daha cazip olabilir. Yine de çok ciddi farklılıklar beklememek gerekiyor. Çünkü, uluslararası yatırımcılar, bu tarz piyasalardaki gelişmeleri yakından takip ediyorlar. Dolayısıyla, alternatifleri çok iyi değerlendirme şansları var.

Bana göre, söz konusu iki krediyi birbirinden ayıran en önemli özellik, farklı yatırımcı grubuna hitap etmesi. Biri aktif üzerine bankacılık yapıyor ve aktife dayalı işlem yapmak istiyor. Diğeri ise kağıda, borca dayalı işlem yapıyor.

BELGİN BAYIR LEVENT
blevent@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz