"Pazar Büyüyecek Şirket Sayısı Azalacak"

American International Group (AIG) dünyanın en büyük sigorta gruplarından biri.  Youil Homsi, American Life’ın, Philip Schwarz ise AIG Sigorta’nın Türkiye genel müdürü. Onlara gör...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
Pazar Büyüyecek Şirket Sayısı Azalacak
American International Group (AIG) dünyanın en büyük sigorta gruplarından biri.  
Youil Homsi, American Life’ın, Philip Schwarz ise AIG Sigorta’nın Türkiye genel müdürü. Onlara göre, yakında sektörde bir konsolidasyon dalgası başlayacak. Bireysel emeklilikte de birkaç yıl sonra 3-5 şirket kalacak. AB Türkiye’ye tarih verdiğinde ilginç gelişmeler başlayacak ve Avrupalı sigorta şirketlerinin ilgisi hızla artacak. Kendilerinin ise Türkiye’de yerli ortak almayacaklarını söylüyor.  
 
Forbes Dergisi geçen ay “Dünyanın En Büyük Şirketleri” listesini açıkladı. Sıralamada Exxon-Mobil, HSBC ve Wal-Mart gibi devleri geride bırakan bir şirket dikkat çekiyordu. Dünyanın en büyük üçüncü şirketi, American International Group’tan (AIG) bahsediyoruz. 140 ülkede, 80 binden fazla çalışanıyla hizmet veren AIG’nin adı, Türkiye’de daha çok Galatasaray Kulübü’ndeki ortaklığıyla anıldı. Oysa kuruluşun Türkiye’deki tarihi çok daha eskiye, 1970’lere uzanıyor.  
 
Grubun Türkiye’deki ilk sigorta şirketi olan Amerikan Home Sigorta, 1976’da kuruldu. 1999 yılında adını AIG Sigorta olarak değiştirdi. 1989’da grup American Life Hayat Sigorta’yı kurdu. İki şirket de yıllardır mütevazi ama kararlı adımlarla yoluna devam ediyor. Axa ve Allianz gibi dünya sigorta devleri Türkiye’de yerli ortaklıklarla çalışmayı tercih ederken AIG’nin iki şirketi, tamamen kendilerine ait sermaye yapılarını koruyor. Bu durumdan memnunlar ve herhangi bir değişiklik düşünmüyorlar.  
 
Hayat branşında faaliyet gösteren American Life’ın Genel Müdürü Youil D. Homsi, 1980 yılından bu yana AIG bünyesinde çalışıyor. Suudi Arabistan, BAE, Körfez Ülkeleri, Güney Kıbrıs, Lübnan gibi ülkelerde çeşitli görevlerde bulunan Homsi, Aralık 1999’dan bu yana genel müdürlük görevini sürdürüyor.  
 
Hayat dışı branşta faaliyet gösteren AIG Sigorta’nın genel müdürü Philip J. Schwarz ise, Ekim 2001’den bu yana Türkiye’de. 1988’den itibaren grupta çalışan Schwarz, Türkiye’den önce Fransa ve Almanya’daki şirketlerin genel müdürlüğünü yürütmüş.  
 
Homsi ve Schwarz, aslında uzun denebilecek bir süredir Türkiye’de bulunmalarına rağmen ilk röportajlarını Capital ile yaptılar. İki genel müdür ile sigorta sektörünün bugünü ve geleceği üzerine konuştuk:  
 
Sigorta sektörünün 2003 yılındaki performansını nasıl değerlendiriyorsunuz? 2004, 2003’ten daha iyi geçecek mi?  
 
YH: Hayat sigortası sektörü, krizden sonra iyi bir performans gösterdi. Bütün alt branşlar enflasyonun üzerinde bir hızla, sağlıklı bir büyüme içinde. Geçen yıl faaliyete geçen bireysel emeklilik sistemi de gayet iyi gelişiyor. Biz, hayat, kaza ve sağlık sigortaları alanında çalışıyoruz. Özel ürünler sunuyoruz. Geçen yıl enflasyonun iki katı civarında bir büyüme sağladık. Genel olarak, sektörün önünün açık olduğunu düşünüyorum.  
 
PS: Ben de sektörün çok iyi bir performans gösterdiğini düşünüyorum. Ekonomik toparlanmanın bunda önemli etkisi oldu. Otomobil satışlarındaki artış da sektörün büyümesini olumlu etkiledi.  
 
Fakat hemen ekleyeyim, büyük bir deprem yaşanmadığı dönemlerde de iyi olması lazım. Sektör bu riskten çok ciddi etkileniyor. Deprem yaşanmadığı dönemlerde de sektörün para kazanması gerekiyor. Sektörün geleceği, ekonomik toparlanmayla ve AB’ye girişle yakından bağlantılı.  
 
Geleceğe ilişkin son derece iyimserim. Türkiye’de kişi başına ortalama prim ödemesi 40 dolar. Bu, ABD ve Avrupa’yla kıyaslandığında çok düşük bir rakam. Örneğin, Yunanistan’da ortalama 250 dolar prim ödemesi yapılıyor. Bu açıdan bakıldığında, muazzam ve çok kârlı bir büyüme potansiyeli söz konusu. AIG de bu potansiyelden faydalanmak üzere pozisyonunu alıyor.  
 
Kişi başına ortalama prim ödemesinin çok düşük olduğunu söylediniz. Bu konuda yol kat edilmesi için neler yapılmalı?  
 
YH: Öncelikle eğitim alanında gelişme sağlanmalı. Eğitim düzeyiyle sigortalılık oranı yakından bağlantılı. Elbette, devletin bu konuda atacağı adımlar çok kritik. Şimdiye kadar bu ülkedeki gelişmelerde devlet çok etkin bir rol üstlenmiş. Emeklilik ve sağlık sistemleri devletin yönlendiriciliğinde gelişmiş. Devletin eğitim alanında önemli bir rolü olması gerektiğini düşünüyorum. Bireysel emeklilik de bu doğrultuda gelişebilir. Elbette sektördeki şirketlere de düşen roller var. Sigortalı sayısı genellikle büyük kentlerde yoğunlaşıyor. Sanayi kentlerinde bu oran yüksek olmasına rağmen diğer kentlerde hayli düşük. Eğitim bu açıdan da çok önemli.  
 
Türkiye pazarının en cazip yönü ne sizce?  
 
PS: Buradaki potansiyel muazzam. Sigortalı sayısı ve kişi başına ortalama prim ödemeleri çok düşük. Bu açıdan, önümüzdeki dönemde yüksek bir büyüme oranı yakalanması mümkün. Büyük bir ülke. Nüfusu yüksek. Bunlar çok heyecan verici.  
 
YH: Hayat branşında, yüksek faiz oranlarından kaynaklanan bir fırsat dikkat çekiyor. Hayat sigortası branşı büyük ölçüde yatırımlara dayanıyor. Bu açıdan ülkedeki farklı yatırım araçlarının getirisi çok önemli. Hayat sigortası uzun vadeli olduğu için, ülkedeki faiz oranı ve yatırımların getirisi yüksek olduğunda, poliçe sahiplerinin yatırımları ve şirket varlıkları büyüyor, kârlılık artıyor.  
 
Türkiye’de reel faiz oranları yüksek olduğu için sigortalıların yatırımları hızla büyüyor. Sigorta şirketi de bundan kendisine düşen payı alıyor. Geçmiş yıllarda, bölgedeki ülkeler arasında Türkiye bu açıdan bir numaraydı. Bu durum da yeni şirketler için bir cazibe unsuru. İstikrarsızlık yerini istikrara bıraktığı ölçüde, yabancı şirketlerin ilgisi daha da artacaktır.  
 
Şu anda Türk ortağı bulunanlar dışında, yabancı sigorta şirketlerinin pazar payı bir hayli düşük. Bunu nasıl açıklıyorsunuz?  
 
PS: Çünkü, Türkiye’de sektöre girmenin alışılagelmiş yolu, bir banka, finansal kurum veya grup ile ortaklık içinde olmak. Rakiplerimizin çoğu da böyle yaptı. Bu tür bir ilişki içinde olmayan birkaç şirket var. Böyle bir ilişki ağından özerk olmanın avantajı, sektördeki bütün şirketlerle serbest şekilde iş yapabilmek. Ancak, elbette daha çok zaman alıyor. Pazara değişik bir yaklaşımı gerektiriyor. Biz yalnızca grup işi yapmıyoruz. Türkiye’deki tüm oyuncuları sigortalıyoruz. Bundan sonra da bu şekilde devam edeceğimizi düşünüyorum. Diğer şirketler farklı kararlar verebilirler. Onların bankalarla veya gruplarla birlikte çalışmamasının gerekçeleri farklı olabilir.  
 
YH: Ortaksız, tek başımıza çalışmak bize daha rahat geliyor. Elbette bunun bir maliyeti var. Her zaman istediğiniz oranda büyüme sağlayamıyorsunuz. Fakat tercih ettiğimiz strateji bu. Biz “uygulanabilir büyüme” stratejisi izliyoruz. Hissedarlarımıza yüksek kârlar sağlamaya çalışıyoruz. Yerli ortağın bu değeri düşürebileceğini düşünüyoruz. Birçok ülkede bu şekilde çalışmayı tercih ediyoruz.  
 
Dünyada faaliyet gösterdiğimiz 55’in üzerinde ülke var. Hayat branşında yerli ortağı bulunmayan tek şirket biziz. Diğer bütün şirketler yerli ortağa sahip. Bu nedenle, yabancı şirketlerin pazar payının düşük olması doğal. Azınlıktayız. Bir de biz pazara geç girdik. Sıfırdan başladık. Yine de yüzde 8 civarında pazar payımız var. Bu da gayet iyi.  
 
Yani, bu stratejiden memnunsunuz ve herhangi bir değişiklik düşünmüyorsunuz.  
 
PS: Şu anda düşünmüyoruz.  
 
Sigorta sektöründe, pazarın çok büyük bir bölümü ilk 5 şirkete ait. Geriye kalan küçük kısım çok sayıda şirket tarafından paylaşılıyor. Sizce şirket sayısı fazla mı?  
 
PS: Aynı durum başka ülkelerde de geçerli. Örneğin, Almanya’da pazarın tamamı 5 şirkete, hatta 1 şirkete ait. Bu açıdan Türkiye’deki durumda bir anormallik yok. Ben şirket sayısına değil, şirketlerin finansal gücüne bakıyorum. ABD’de 2 binin üzerinde şirket var. Türkiye’de de şirket sayısının fazla olduğunu düşünmüyorum. Fakat şirket sayısında azalma olacağını öngörüyorum. Pazar büyüyecek fakat şirket sayısı azalacak.  
 
Öyleyse birleşme ve satın almalar bekliyorsunuz?  
 
PS: Evet, birleşmeler başlayacak. Likidite şartı oranı yükseldikçe birleşmeler artacak.  
 
Şirketinizin 2003 yılı performansından bahsedebilir misiniz?  
 
YH: Hayat sigortasında 2003’te yaklaşık yüzde 36 büyüme sağladık. Prim üretimimiz 145 trilyon lira. Ülkedeki yatırımlarımız 51 milyon dolardan 73 milyon dolara çıktı, yani yüzde 43 büyüdü. Bunlar enflasyonun hayli üzerinde rakamlar. Aktiflerimiz 53 milyon dolardan 76 milyon dolara çıktı. Büyüme stratejimiz çerçevesinde dağıtım ağımızı yaygınlaştırdık. Şu anda yaklaşık 500 acenteyle çalışıyoruz. Bankasürans yoluyla iş hacmimizi büyütüyoruz.  
 
Pazar payınız ne kadar oldu?  
 
PS: AIG Sigorta’nın pazar payı çok küçük. Yaklaşık yüzde 2,5.  
 
Bunu artırmak için özel bir strateji uygulayacak mısınız?  
 
PS: Evet, dağıtım ağımızı genişletiyoruz. Agresif bir stratejiyle yeni acentelerle çalışmaya başlıyoruz. Türkiye çapında daha fazla yaygınlaşmaya çalışıyoruz. Adana’da bir ofis açtık. İzmir’de ofis açmak üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Böylelikle acente ağımız genişleyecek. Tele-pazarlama gibi yöntemler uyguluyoruz.  
Geniş bir yelpazede farklı tip ürünlerimiz var. Sanıyorum Irak’ta iş yapan Türk işadamları için sigorta sağlayan tek şirket biziz. Bu ürün çok ilgi çekti. Özellikle inşaat sektöründen birçok müşterimiz var.  
 
Birçok sigorta şirketi var. Bunların arasında kendinizi farklılaştırmak için ne yapıyorsunuz? Sigorta müşterilerinin sizin ürünlerinizi seçmesi için hangi sebepler var?  
 
PS: Çeşitli segmentlerde çalışıyoruz. Her segmentte daha iyi hizmet veriyoruz. Örneğin VIP segmentinde yalnızca sigorta değil, asistans hizmetlerinin de dahil olduğu tam paket sunuyoruz. İkinci farkımız, uluslararası ağımız. AIG 140 ülkede faaliyet gösteriyor. Uluslararası bir iş söz konusu olduğunda AIG’nin buradaki farkı çok açık. Irak bu açıdan çok iyi bir örnek.  
 
Türkiye’deki uzun vadeli planlarınız nedir?  
 
PS: Burada olmaya devam edeceğiz. Stratejik yatırımlarımız devam edecek. Dağıtım ağımızı ve insan kaynaklarımızı genişleteceğiz. Acente ağımız üç kat büyümüş durumda. Gelişmekte olan aracılık işiyle ilgiliyiz. Bankasürans işimiz iyi gidiyor. Ülkedeki önde gelen birçok finans kuruluşuna satışımız var. AIG’yi beş yıl içinde pazarda daha büyük bir oyuncu olarak göreceksiniz.  
 
“BİREYSEL EMEKLİLİKTE HARİTA DEĞİŞECEK”  
 
Youıl D. Homsı/Amerıcan Lıfe Hayat Sigorta  
 
Sektörde Konsolidasyon Yakın  
 
Birçok ülkede olduğu gibi, Türkiye’de de bireysel emeklilikte konsolidasyon yaşanacak. Bu alanda sürdürülebilir bir strateji için belli bir iş hacmine ulaşmanız gerekir. Kâr marjı hayli düşüktür. Eninde sonunda, 2 ya da en çok 5 yıl içinde bir konsolidasyon yaşanacak. Pazarda 3, 4 ya da 5 şirket kalacak.  
 
Kısa Vadede Kâr Oluşmaz  
 
Konsolidasyonun seyri, sektörün ne hızla büyüdüğüne bağlı. Şu anda oldukça iyi bir hızda büyüyor. Herkes durumdan memnun. Fakat şu ana kadar ki iş hacmi çok küçük. Sektörde 10-11 şirket var. 1-2 milyon kişi sisteme girmeden önce dikkate değer bir kâr oluşmaz. Sektörde 3-5 şirketin kalması, belki de 7-8 yılı bulabilir. Bu, şirketlerin ne kadar kâr beklediğiyle bağlantılı. Dünyanın her yerinde böyle oldu. Doğu Avrupa’da ve Latin Amerika’da bu tür gelişmeler yaşandı.  
 
Bankalara Fon Girişi Sağlıyor  
 
Bireysel emeklilik sisteminin gönüllü olmaktan çıkıp zorunlu hale getirilmesi gibi bir ihtimal var. Bu durumda, nüfusun büyük çoğunluğu sisteme girecek. Sektör bir anda 30-40 milyon müşteriye ulaşacak. Bu bir umut. Fakat ondan önce, yani bugünkü durumda, müşteriler şirketlere önemli bir fon girişi sağlıyor. Bu da yatırıma dönüşüyor. Bireysel emeklilik şirketleri, kendileri kâr etmese bile, bankalara önemli bir para girişi oluyor. Şirketlerin sisteme girmesinde etkili olan bir faktör daha var. Kurumlar öncü olmayı, ilk olmayı çok sever.  
 
“ÇOK HAREKETLİ GÜNLER BAŞLAYABİLİR”  
 
Phılıp J. Schwarz/Aıg Sigorta  
 
Sigorta sektöründe yeni yabancı sermaye gelişi olacağını düşünüyor musunuz?  
 
Aslında ben kendi branşımdaki sigorta şirketi sayısının biraz azalacağını düşünüyorum. Sektörde konsolidasyon bekliyorum. Diğer taraftan, Türkiye AB’ye üye olursa, Avrupalı sigorta şirketlerinin ilgisi büyük ölçüde artacaktır. Türkiye çok heyecan verici bir ülke. 70 milyon nüfusu var. Ekonomideki istikrar artarsa, Türkiye’ye gelişlerde büyük hareket görülür.  
 
Bu açıdan AB’nin Türkiye’ye tarih vermesi bir milat olur mu? Yoksa bahsettiğiniz gelişmeleri görmek için üyeliğe kadar bekleyecek miyiz?  
 
Aralık ayında hareket başlayabilir. Hem Türkiye açısından, hem de özelde bizim sektörümüzde çok önemli gelişmeler görebiliriz.  

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz