Deri ve deri mamulleri sektörü 2023’ten bu yana küresel talep daralmasından ve üretim maliyetlerindeki artıştan olumsuz etkilendi.
2023, 2024 ve 2025’te ihracatı gerileyen sektörde 2026’nın ilk aylarında da düşüş trendi sürüyor. Buna karşın sektörün kilogram başına ihracat değeri artıyor. 2024’te 11,82 dolar olan bu rakam 2026’nın ilk 5 ayında 15,40 dolara ulaştı. ABD başta olmak üzere alternatif pazarlarda yakalanan büyüme ve yüksek katma değerli ürünlere yönelim sektörün yeniden toparlanmasına dair umutları artırıyor.
Hande Yavuz Çalık / [email protected]
Capital Dergisi / Ağustos 2026
İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Güven Karaca ile sektörün son 2 yıldaki zorlu sürecini, rekabet gücünü yeniden kazanmak için atılması gereken adımları ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri konuştuk.
Deri ve deri mamulleri sektörü 2025’te yaklaşık yüzde 5 ilave düşüşle 1,44 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu gerilemenin temel nedeni nedir?
Son 2 yılda yaşadığımız gerilemenin temelinde iki ana etken var: Küresel talep daralması ve üretim maliyetlerindeki artış. Avrupa’da artan enflasyon, faiz politikaları ve tüketici harcamalarındaki yavaşlama siparişleri olumsuz etkiledi. Sorun üretim maliyetlerimizin kur artışının çok üzerinde yükselmesinden kaynaklanan marj ve üretim ortamı baskıs��. 2020 üretici fiyatları, imalat ve iş gücü maliyetleri yaklaşık 11-14 kat artarken döviz kurundaki artış bu seviyelerin belirgin şekilde altında kaldı. İşçilik maliyetlerinin üretim maliyetleri içerisindeki payının hızla yükselmesi, rekabet gücümüzü zayıflatan temel unsurlardan biri oldu. Dolar kurundaki artışın enflasyonun gerisinde kalması ve yüksek finansman maliyetleri de bu tabloyu ağırlaştırdı. Talep tarafındaki daralmanın maliyet ve finansman baskısıyla birleşmesi, ihracat rakamlarımıza doğrudan yansıdı.
Sektörün diğer ihracatçı sektörlerden negatif ayrışmasının nedeni nedir?
Avrupa’daki ekonomik durgunluk ve tüketici güvenindeki gerileme, bizi birçok sektörden daha fazla etkiliyor. Diğer taraftan iç pazarda tüketim devam ederken bu talebin önemli bir kısmı ithalatla karşılandı. Dolayısıyla hem ihracatta gerileme hem ithalatta artış yaşadık.
Sektörün dış açığı 2024 sonunda 1 milyar doların üzerine çıktı. Bu tabloyu tersine çevirmek için hangi adımlar atılmalı?
Enflasyonla paralel hareket eden kur politikası, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve ihracatçıya yönelik desteklerin artırılması kritik önem taşıyor. Bunun yanında yerli üretimin korunması, kayıt dışılıkla mücadele edilmesi ve yüksek katma değerli ürünlere yönelik dönüşümün hızlandırılması gerekli. Sektör tasarım, markalaşma ve sürdürülebilir üretim alanlarında desteklendiği takdirde dış ticaret dengesinin yeniden pozitife dönmesi mümkün.
Avrupa’da talep daralması Türk deri ihracatını ne ölçüde etkiledi?
Avrupa Birliği, sektörümüzün ihracatından yaklaşık yüzde 40 pay alarak hala en büyük pazarımız konumunda. Bu nedenle bölgedeki ekonomik yavaşlama bizi doğrudan etkiledi. Özellikle moda ve lüks tüketime yönelik harcamaların ertelenmesi siparişlerde düşüşe neden oldu. Bu tabloda dikkat çekici nokta, dünya genelinde orta gelir grubunun giderek erimesi. Buna karşılık ABD, Körfez ülkeleri ve bazı Asya pazarlarında yeni fırsatlar yakalamaya çalışıyoruz.
Ayakkabı, saraciye, deri konfeksiyon ve tabakhane alt sektörleri arasında hangileri büyüyor, hangileri küçülüyor?
Ayakkabı ihracatımız yüzde 12,7 gerileyerek 328,3 milyon dolara, saraciye ihracatımız yüzde 7 düşüşle 95,6 milyon dolara geriledi. Buna karşılık deri giyim ve kürk giyim grubunda yüzde 2,8’lik, yarı işlenmiş-bitmiş deri ve işlenmiş kürkte ise yüzde 1,3’lük artış kaydettik. Bu da markalaşma, tasarım ve nitelikli üretim odaklı ürünlerin küresel dalgalanmalara karşı daha dirençli olduğunu gösteriyor.
Sektörün kilogram başına ihracat değeri 2024 yılında 11,82 dolara yükseldi. Katma değer tarafında ilerleme yaşanırken toplam ihracatın gerilemesini nasıl yorumluyorsunuz?
Kilogram başına ihracat değerimiz 2026 yılının Ocak-Mayıs döneminde 15,40 dolara ulaştı. Türkiye geneli ihracatın kilogram başına ortalama değeri 1,85 dolar iken sektörümüzün bu ortalamanın yaklaşık 8 katı bir birim değere sahip olması, ürettiğimiz ürünlerin katma değerinin ne kadar yüksek olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Saraciyede kg başına 17,30 dolar, mamul deride (tabakhane) 13,34 dolar, ayakkabı aksamlarında 8,25 dolar ve ayakkabıda 5,58 dolar, deri ve kürk konfeksiyon grubunda ise birim değer 161,91 dolar seviyesine çıktı. Nitekim, en yüksek katma değer yarattığımız pazarlardan biri olan ABD’ye ihracatımızda birim ihracat değeri kg başına 46 doların üzerine çıkıyor. Toplam ihracattaki gerilemenin temel nedeni ise hacim kaybı.
Son 2 yılda üretim, istihdam ve kapasite kullanım oranlarında nasıl bir değişim yaşandı?
Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler kapasite kullanımında düşüş yaşadı. Nitekim deri ve deri mamulleri, imalat sanayi içinde kapasite kullanım oranı en düşük sektör konumunda olmaya hala devam ediyor. İstihdam tarafında da yeni işe alımların yavaşladığını görüyoruz.
Özellikle Çin, Vietnam ve Hindistan ile rekabette hangi alanlarda zorlanıyorsunuz?
En büyük dezavantajımız maliyet artışlarının döviz kurundaki artıştan daha hızlı gerçekleşmesi ve buna eklenen yüksek faizle finansman maliyetleri. Yüksek faiz de işletmelerin finansman yükünü artırarak rekabet gücünü zayıflatıyor. Çin, Vietnam ve Hindistan gibi ülkeler finansmana erişimde son yıllarda ciddi bir artış ve kolaylaşma yaşadı. Bu ülkelerde çok daha düşük işçilik, girdi ve ölçek maliyetleriyle üretim yapabiliyor.
ABD pazarında 2025’in ilk çeyreğinde yüzde 32’lik ihracat artışı yakalandığı açıklandı. ABD, sektör için yeni büyüme motoru olabilir mi?
Dünyanın en büyük ithalatçısı olan ABD pazarının deri konfeksiyon ürünlerinde Türk şirketlerinin önemli bir konumu bulunuyor. ABD’nin yanı sıra Kanada, Körfez ülkeleri, Japonya ve Güney Kore gibi yüksek gelir grubuna sahip pazarlar da öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor.
2026’nın geri kalanında ihracat, üretim ve istihdam tarafında beklentiniz nedir? Sektörün yeniden 1,5 milyar doların üzerine çıkması için hangi koşulların oluşması gerekiyor?
Küresel talepte toparlanma, faizlerde düşüş ve üretim maliyetleri üzerindeki baskının azalması halinde sektörümüz yeniden büyüme trendine girebilir. Bu süreçte sektörel ticaret ve özel nitelikli alım heyetleri gibi pazarlama ve alıcı buluşturma faaliyetlerini yoğunlaştırmamız, yeni pazarlara ve nitelikli alıcılara erişimimizi hızlandırarak ihracatı yeniden yukarı taşıyacak en önemli kaldıraçlardan biri olacak. 2026 yılının başından bu yana 10 ülkeden 24 yabancı alıcıyı ülkemizde ağırlayarak 200’e yakın ihracatçı şirketimizle 500’ü aşan ikili iş görüşmesi gerçekleştirdik. Rekabetçiliğimizi yeniden güçlendirecek koşullar oluştuğunda sektörümüzün yeniden 1,5 milyar dolar seviyesinin üzerine çıkacağına inanıyoruz.
Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?