“13 yılda 80 milyar TL yatırım yaptık, 5 yılda 100 milyar TL daha yapacağız”

Eksim Holding CMO’su Ahmet Yaman, Dicle Elektrik’in kaçak elektrikle mücadelede yalnızca iletişim kampanyalarıyla değil güçlü altyapı yatırımları, teknoloji kullanımı ve toplumsal farkındalık projeleriyle ilerlediğini söylüyor.

10.07.2026 10:30:140
Paylaş Tweet Paylaş
“13 yılda 80 milyar TL yatırım yaptık, 5 yılda 100 milyar TL daha yapacağız”

Enerji, gıda ve girişim ekosistemi alanlarında faaliyet gösteren Eksim Holding, 40’ıncı yılında marka yönetimi, pazarlama ve iletişim vizyonunu yeniden şekillendiriyor. Eksim Enerji, Dicle Elektrik, Sinangil Unları ve Aslı gibi 20’ye yakın markayı bünyesinde bulunduran holding, yeni dönemde insan merkezli marka yönetimi, veri odaklı pazarlama, sürdürülebilirlik ve çalışan deneyimini iletişim stratejisinin ana başlıkları olarak konumlandırıyor.

Özlem Aydın Ayvacı / [email protected]

Eksim Holding CMO’su Ahmet Yaman, değişen dünyada şirketlerden yalnızca üretim gücü değil etkili marka anlatımı, veri yönetimi ve insan odaklı iletişim beklendiğini belirtiyor. Yaman, özellikle enerji sektöründe müşteri deneyimi ve marka algısının giderek daha kritik hale geldiğini vurgularken, Dicle Elektrik’in kaçak elektrikle mücadelesinde altyapı yatırımları, saha teknolojileri ve çocuklara yönelik farkındalık çalışmalarının birlikte ilerlediğini söylüyor.

Eksim Holding 40’ıncı yılında pazarlama ve iletişimde nasıl bir vizyon ortaya koyuyor?

40’ıncı yılımızı kutlarken Eksim Holding’in köklü geçmişini geleceğin dünyasına taşıyan yenilikçi iletişim çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bugün geldiğimiz noktada yalnızca üretim kapasitesiyle değil; sürd��rülebilirlik yaklaşımı, teknoloji yatırımları ve insanla bağ kuran marka anlayışıyla öne çıkan bir yapı inşa ediyoruz.

Her markamızın kendi hikayesini yeniden yorumlayarak insan merkezli bir strateji oluştururken, holdingimizin ortak marka değerini de daha görünür hale getiriyoruz. Değişen dünya artık şirketlerden üretim gücünün yanında veri yönetimi, etkili marka anlatımı ve insan odaklı iletişim bekliyor. Biz de pazarlama ve iletişim süreçlerimizi bu bakış açısıyla ele alıyoruz. Bizim için insan odaklı marka yönetimi, markaların yalnızca ürün ya da hizmet anlatımıyla sınırlı kalmaması anlamına geliyor. Markanın, hizmet verdiği insanlarla kültürel, sosyal ve duygusal bağ kurması gerektiğine inanıyoruz. Özellikle enerji gibi kritik bir alanda bu bağ çok daha önemli. Dicle Elektrik ile 2,5 milyondan fazla aboneye ve toplamda 6,5 milyon insana elektrik dağıtım hizmeti sunuyoruz. Pazarlama ve iletişim ekibi olarak gerçekleştirdiğimiz müşteri memnuniyeti araştırmaları sonucunda sunduğumuz hizmetleri destekleyecek iletişim projelerinin gerekliliğini gördük. Bu doğrultuda markalarımızın bilinirliğini ve bölge halkındaki farkındalığı pekiştirecek adımlar attık.

Dicle Elektrik’i yeni dönemde nasıl konumlandırıyorsunuz?

Dicle Elektrik’i artık yalnızca bir dağıtım şirketi olarak değil, “Enerjinin Ötesinde Dağıtım Şirketi” yaklaşımıyla konumlandırıyoruz. Bu nedenle bölge insanıyla kültürel, sosyal ve duygusal bağ kuran projeler geliştirmeye odaklanıyoruz.

Dicle Elektrik, yatırımlarıyla Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin önde gelen kuruluşları arasında yer alıyor. Biz de bu yatırımların bölge insanının hayatına nasıl dokunduğunu daha görünür hale getirmek istiyoruz. İletişim stratejimizin merkezinde, sahadaki emeği ve hizmetin yarattığı dönüşümü samimi bir dille anlatmak var.

Kaçak elektrikle mücadelede bugün nasıl bir noktaya geldiniz?

Faaliyet bölgemizde kaçak elektrik oranı geçmişte çok yüksek seviyelerdeydi. Yapılan yatırımlar, saha çalışmaları ve teknolojik dönüşümle bu oran önemli ölçüde geriledi. Bugün geldiğimiz noktada kaçak elektrik oranı yaklaşık yüzde 80 seviyelerinden yüzde 35’lere kadar indi.

Bu, yalnızca bir teknik başarı değil aynı zamanda çok uzun vadeli bir dönüşümün sonucu. Çünkü kaçak elektrikle mücadele sadece denetimle ya da sadece iletişim kampanyalarıyla çözülebilecek bir konu değil. Altyapı yatırımı, teknoloji kullanımı, saha ekiplerinin emeği, regülasyonlara uyum ve toplumda farkındalık oluşturma aynı anda yürütülmesi gereken başlıklar.

Bu düşüş finansallara nasıl yansıyor? Kârlılığı doğrudan artıran bir etki yaratıyor mu?

Bunun çok basit bir matematiği yok. Elektrik dağıtımında gelir modeli doğrudan tahsilat ya da taahhüt bazlı işleyen bir yapı değil. Regülasyonlar, hakediş mekanizması, kayıp-kaçak hedefleri ve tahsilat performansı bu yapının içinde birlikte değerlendiriliyor.

Kaçak elektrik oranındaki düşüş elbette finansal döngüye ve alacak yönetimine olumlu katkı sağlıyor. Ancak bunu “kaçak şu kadar düştü, kârlılık şu kadar arttı” diye doğrudan ifade etmek kolay değil. Çünkü sektörün kendi içinde çok katmanlı bir finansal yapısı var. Yine de kaçakla mücadelede sağlanan ilerlemenin şirketin operasyonel verimliliği, finansal döngüsü ve hizmet kalitesi açısından ciddi bir katkı sunduğunu söyleyebiliriz.

Kaçak elektrikle mücadelede en büyük yatırım kalemleri neler?

Bu mücadelede temel yaklaşımımız güçlü altyapı yatırımları yapmak. Sayaç değişimleri, akıllı sayaç uygulamaları, kabloların yer altına alınması, şebeke yenilemeleri, pano ve trafo yatırımları gibi birçok başlıkta çalışma yürütüyoruz.

Geçtiğimiz 13 yılda bölgede yaklaşık 80 milyar TL’lik yatırım yaptık. Önümüzdeki 5 yılda ise kırsalı da kapsayacak şekilde yaklaşık 100 milyar TL’lik yeni yatırım taahhüdümüz var. Bu yatırımların içinde sayaç değişimleri, kablolama, aydınlatma dönüşümleri, trafo ve şebeke yatırımları gibi kalemler bulunuyor.

Teknoloji bu mücadelede nasıl kullanılıyor?

Teknoloji, kaçak elektrikle mücadelede çok önemli bir araç haline geldi. Akıllı sayaçlardan saha denetimlerine, uzaktan izleme sistemlerinden drone kullanımına kadar farklı teknolojik çözümleri değerlendiriyoruz.

Drone uygulamaları özellikle ulaşılması güç ya da riskli bölgelerde denetim kapasitesini artırmak için önemli. Bu yıl daha problemli bölgelerde yeni uygulamaları denemeyi planlıyoruz. Şanlıurfa ve Mardin başta olmak üzere kaçak oranının yüksek olduğu bazı bölgelerde teknolojik takip ve saha denetimlerini artırmak istiyoruz.

DicleFest bu mücadelenin neresinde duruyor?

DicleFest’i doğrudan kısa vadede kaçak elektrik oranını düşürecek bir proje olarak görmüyoruz. Biz burada daha uzun vadeli bir farkındalık alanı yaratıyoruz. Çocuklar ve gençler üzerinden gelecek kuşaklarda enerji bilinci oluşturmayı çok önemsiyoruz.

Enerji ve Teknoloji Festivalimiz DicleFest ile Diyarbakır, Şanlıurfa, Batman ve Siirt’te başta çocuklar ve gençler olmak üzere 350 bine yakın kişiye ulaştık. Çocukların enerji teknolojilerini yerinde deneyimlemesi bizim için çok kıymetli. Düzenlediğimiz etkinlikler, atölyeler ve konserlerle yalnızca bir festival gerçekleştirmedik; bölge halkıyla aynı duyguda buluşan, güvene ve samimiyete dayalı bağlarımızı güçlendirdik.

Çocuklar üzerinden farkındalık yaratmak neden önemli?

Çünkü bu konu yalnızca bugünün değil, geleceğin meselesi. Bazı çocuklar ailelerinde kaçak elektrik kullanımını normalleşmiş bir davranış olarak görebiliyor. Biz onlara enerjinin nasıl üretildiğini, nasıl dağıtıldığını, doğru enerji kullanımının neden önemli olduğunu anlattığımızda bir farkındalık oluşuyor.

Çocukların evlerinde bu konuları sorgulamaya başlaması bizim için çok değerli. Bir tek çocuğun bile bu konuda farkındalık kazanması, ailesinde bu meseleyi gündeme getirmesi büyük bir kazanım. Biz bu etkiyi uzun vadeli bir sosyal dönüşüm olarak görüyoruz.

Milli Eğitim ile yürüttüğünüz çalışmalar var mı?

Evet. DicleFest’in yanında çocuklara yönelik farkındalık çalışmalarımızı okullara da taşıyoruz. Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte yürüttüğümüz proje kapsamında yaklaşık 4 bin çocuğa ulaştık.

Bu kapsamda “Dicle’nin Rüyası” adlı bir tiyatro gösterisi hazırladık. Okullarda sahnelenen bu gösteriyle çocuklara enerjinin üretiminden dağıtımına kadar olan süreci anlatıyoruz. Aynı zamanda doğru enerji kullanımı, enerji verimliliği ve kaçak elektrik kullanımının neden yanlış olduğu konusunda farkındalık oluşturmayı hedefliyoruz.

Eğitim alanındaki sosyal fayda çalışmalarınız nasıl ilerliyor?

Bölgede eğitim alanında da çeşitli sosyal fayda çalışmalarımız var. Başarı potansiyeli yüksek, ancak imkanları sınırlı çocuklara yönelik burs ve destek programları yürütüyoruz. Bu çalışmaları çok fazla öne çıkarmayı tercih etmiyoruz; ancak bölgedeki sosyal etki yaklaşımımızın önemli parçalarından biri olarak görüyoruz.

Ortaokul çağındaki başarılı çocuklara düzenli destek sağlıyoruz. Bazı öğrencilerimizin Türkiye’nin önemli okullarında eğitim alması bizi ayrıca mutlu ediyor. Ayrıca Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte yaklaşık 40 çocuğu Çanakkale gezisine götürdük. Bu çocuklardan bazıları hayatlarında ilk kez denizi gördü. Onların heyecanı, bu çalışmaların ne kadar anlamlı olduğunu bize bir kez daha gösterdi.

“Gözün Aydın” kampanyası nasıl ortaya çıktı?

Bizim için enerji, insanların günlük yaşamını doğrudan etkileyen kritik bir alan. Sahada gece gündüz çalışan çok büyük bir ekibimiz var. Dicle Elektrik, 8 bin çalışanıyla hizmet bölgesinde kesintisiz enerji hizmeti sunabilmek için yılın her döneminde sahada aktif şekilde çalışıyor.

2025 yıl sonu itibarıyla 39 bin 104 LED tesis ve dönüşüm uygulamasıyla modern aydınlatmada Türkiye’deki 21 elektrik dağıtım şirketi arasında ilk sırada yer aldık. Elektriğin kesintisiz şekilde ulaştırılması için verilen emeği, şehirlerdeki gözle görülür değişimi ve bunun sonucunda bölge insanımızın hayatındaki dönüşümü daha sıcak bir anlatımla görünür kılmak istedik.

Bu amaçla, 2000’li yılların başında Diyarbakırspor’u da çalıştıran ünlü teknik direktör Yılmaz Vural ile birlikte sahaya indik. Modern aydınlatma yatırımlarımızı odağına alan “Gözün Aydın” kampanyamız kapsamında hazırlanan reklam filminde, hocamızın enerjik ve samimi üslubuyla bölgedeki şehirlerin daha aydınlık, güvenli ve estetik bir görünüme kavuşmasına dikkat çektik.

Kampanya bölge halkıyla nasıl buluşacak?

Kampanya kapsamında ilk etapta Diyarbakır’da, ardından diğer illerde kurulacak etkinlik alanlarıyla insanımız modern aydınlatma uygulamalarını yakından deneyimleme fırsatı bulacak.

“Gözün Aydın” ana söylemiyle hazırlanan kampanya, LED dönüşümüyle daha aydınlık, güvenli ve canlı hale gelen şehir yaşamını sıcak, yerel ve eğlenceli bir anlatımla ele alıyor. Reklam filminde Diyarbakır’ın simge noktalarından başlayan anlatım; Mardin, Şanlıurfa, Batman, Şırnak ve Siirt’i de kapsayan geniş bir bölgesel dönüşüm hikayesine bağlanıyor.

Sinangil gibi köklü markalarda iletişim stratejiniz nasıl şekilleniyor?

Eksim Holding bünyesinde yeni nesil iletişim projelerine ek olarak köklü markaların hikayeleri de çok önemli bir yere sahip. Türkiye’nin en bilinen un markalarından biri olan Sinangil, 63 yılı aşan geçmişiyle bugün hâlâ güçlü bir tüketici bağı kurmayı başarıyor.

Sinangil yalnızca bir gıda markası değil, nesiller boyunca mutfaklarda yer etmiş gerçek bir “lovemark”. Sahada ve dijital kanallarda yürüttüğümüz iletişim çalışmalarıyla marka sadakatimizi nesilden nesile taşımayı hedefliyoruz.

Aslı markasında nasıl bir dönüşüm yaşandı?

Aslı’nın 33 yıl önce başlayan hikayesini bugün Eksim Holding olarak çok daha modern bir kafe-fırın deneyimine dönüştürüyoruz. Mağazalarımızda sunduğumuz kurabiye, kahve ve serinleten içecek çeşitlerimizle müşterilerimize yalnızca ürün değil, keyifli bir yaşam alanı sunuyoruz.

Modern mağaza tasarımlarımız ve ürün çeşitliliğimiz sayesinde Aslı, hem kent hayatı içinde hem de iş merkezlerinin yoğunlaştığı bölgelerde insanların severek vakit geçirdiği bir mola ve keyif durağı haline geldi. Markamız büyümeye devam ederken hayata geçirdiğimiz “Aslı’da Dükkan Senin” franchise kampanyasıyla girişimcilere daha erişilebilir ve uygun koşullu yatırım imkanları sunmaya başladık. Bu çalışmalar güven veren marka algımızı pekiştirdi.

Sürdürülebilirlik pazarlama ve iletişim stratejinizde nasıl bir yere sahip?

Geçtiğimiz yıl Eksim Enerji ve Eksun Gıda’da ilk sürdürülebilirlik raporlarımızı yayınladık. Eksim Holding olarak da ilk entegre faaliyet raporumuzu yakın zamanda yayınlamış olacağız.

Bu raporlarımızda yer alan çevresel, sosyal ve yönetişim odaklı hedefler, pazarlama ve iletişim stratejimizin de önemli parçalarından birini oluşturuyor. Raporlarımızla şeffaflık ve sürdürülebilirlik odağımızı daha görünür hale getirdik. Çünkü günümüzde markalar için ekonomik başarının yanı sıra topluma ve geleceğe sunduğu katkı da değerinde belirleyici oluyor.

Marka bilincini içeride güçlendirmek için nasıl çalışmalar yapıyorsunuz?

Güçlü bir marka inşa etmenin öncelikle çalışan deneyiminden geçtiğine inanıyoruz. Pazarlama ve iletişim ekiplerimiz bu süreçte İnsan Kaynakları ile yakın iş birliği içinde çalışıyor.

Marka algısını şekillendirmede çalışanlarımızın markayı sahiplenmesi, kurum kültürünü benimsemesi ve bunu doğal bir şekilde yansıtması en güçlü iletişim araçlarımızdan biri olmalı. Bu nedenle işveren markası çalışmalarımızı İnsan Kaynakları ekibimizle birlikte planlıyor, pazarlama bakış açısını çalışan deneyimiyle buluşturuyoruz.

Genç Enerji kampanyası bu yaklaşımın nasıl bir örneği oldu?

Enerji sektörünü kariyer yolculuğunun başındaki gençler için daha görünür ve daha çekici hale getirmek amacıyla Genç Enerji kampanyasını hayata geçirdik. Kendine güvenen, gelişime açık genç yeteneklere ulaşmayı hedefledik.

Kampanyamız yoğun ilgi gördü. Bir önceki yıla oranla yaklaşık 3 kat artarak 15 bine yakın başvuru aldık. Bu bizim için yalnızca bir işe alım başarısı değil; gençlerin Eksim Holding’i çalışmak istedikleri, geleceklerini birlikte kurabilecekleri güçlü bir marka olarak görmeye başladıklarının da önemli bir göstergesi oldu.

Eksim Enerji tarafında sosyal fayda projeleri nasıl konumlanıyor?

Yenilenebilir enerji yatırımlarımızı yalnızca yeni tesis ve kapasite artışı olarak kurgulamıyoruz; toplumsal farkındalık açısından da değerlendiriyoruz. Bu kapsamda yenilenebilir enerji tesislerimizin bulunduğu bölgelerde Uçurtma Festivali gibi etkinliklerle çocuklarla bir araya geliyoruz.

Bu etkinliklerde çocuklara hem eğlenceli deneyimler sunuyor hem de enerji bilincini küçük yaşlardan itibaren güçlendirmeyi hedefliyoruz. Geleceğin enerji dönüşümünü anlatırken çocukların hayal dünyasına dokunmanın çok kıymetli olduğuna inanıyoruz.

Yeni dönemde Eksim Holding’in iletişim ajandasında hangi başlıklar öne çıkacak?

Yeni dönemde markalarımızın kendi hikayelerini daha güçlü anlatırken, Eksim Holding’in ortak değerlerini de daha görünür kılmaya devam edeceğiz. İnsanla bağ kuran, sürdürülebilirliği merkeze alan, çalışan deneyimini marka yönetiminin parçası olarak gören ve veriye dayalı pazarlama yaklaşımını güçlendiren bir iletişim vizyonuyla ilerliyoruz.

Bizim için marka yönetiminde öncelik insanla güçlü bağ kurmak. Bu bağı hem tüketicilerimizle hem hizmet verdiğimiz bölgelerdeki insanlarla hem çalışanlarımızla hem de geleceğin yetenekleriyle güçlendirmeye devam edeceğiz.

Türkiye ve dünya ekonomisine yön veren gelişmeleri yorulmadan takip edebilmek için her yeni güne haber bültenimiz “Sabah Kahvesi” ile başlamak ister misiniz?


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz