500 kulübü yaşlanıyor

Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin yaş ortalaması, 2005’ten bu yana 7 yıl arttı. Listedeki “20 yaş altı” şirket sayısı ise 12 yılda 195’ten 127’ye indi...

6 KASIM, 20180
Paylaş Tweet Paylaş
500 kulübü yaşlanıyor

Yasemin Erdoğan

yerdogan@capital.com.tr

Alphabet, Airbnb, Paypal, Snapchat, Uber… Bu şirketlerin ilk ortak noktası, hepsinin son 10 yılda kurulmuş olması. İkinci ortak nokta ise bunların sadece birkaç yıl içinde “dünyanın en büyük 500” listesine girmeyi başararak yüzlerce yıllık köklü şirketi yerinden etmesi… Yalnız da değiller… Son yıllarda sadece ABD’nin değil, dünyanın “en büyükler” liginde de dengeleri alt üst eden değişimlere şahit oluyoruz. Hindistan’ın Amazon’u Flipkart, sadece 11 yaşında ve dünyanın en büyük 2.000 şirketi arasına girdi bile... Benzer bir başarıyı 12 yıl önce kurulan ve internet üzerinden müzik hizmeti veren İsveçli Spotify da yakalıyor. Değişim o kadar hızlı ki araştırmalara yansıyan rakamlar, son yıllarda özellikle ABD’li birçok şirketin “yaşlanmaya fırsat bulamadan” devler liginden düştüğünü gösteriyor. Örneğin Credit Suisse’in raporundaki veriler, ortalama şirket yaşındaki gerilemeyi net biçimde gösteriyor. Rapora göre ABD’nin en büyük 500 şirketinin yaş ortalaması 1950’lerde 60 idi. Bugün ise 20’nin altına gerilemiş durumda. Küresel şirketleri kapsayan başka bir araştırma da hızlı gençleşmeyi doğruluyor. Tahminlere göre ABD’nin en büyük 500 şirketinin yaş ortalaması 2026’da 14’e, 2027’de ise 12’ye kadar düşecek. Türkiye’deki manzara ise oldukça farklı. Hatta gerçek şu ki rüzgar tamamen tersinden esiyor. 12 yıllık Capital500 verilerinden elde edilen hesaplamalara göre global listelerdeki gençleşme eğilimi, Türkiye’de kesinlikle yok. Üstelik Türkiye, yeni şirket yaratma hızında da oldukça düşük bir performans gösteriyor. Peki neden dünya şirketleri hızla gençleşirken Türk şirketler yaşlanıyor? Bu tablo nasıl okunmalı? Türkiye genç şirket yaratmak için ne yapmalı? 

12 YILDA NE DEĞİŞTİ?

Türkiye’nin devler ligindeki şirketler, dünyadaki eğilimin aksine giderek yaşlanıyor. 2005 ve 2017 yıllarına ait Capital500 listelerine bakıldığında, bu değişimi görmek mümkün. 2005’te yayınlanan Capital500 listesindeki şirketlerin yaş ortalaması 27,2 iken 2017’ye gelindiğinde 35,1’e yükseldiği görülüyor. Yani son 12 yılda Türkiye’nin en büyük 500 kuruluşu tam 7 yıl yaşlanmış durumda. Araştırmanın ortaya koyduğu bir diğer çarpıcı veri, “olgun şirket” sayısındaki artış. 2005 listesinde 1-20 yaş arasındaki şirket sayısı yüzde 39 ile 195 adet iken, 2017’de bu sayı 127’ye geriliyor. 21-50 yaş aralığındaki şirket sayısı ise 2005’te yüzde 50 iken 2017’de yüzde 54’e yükseliyor. Rakamların da gösterdiği gibi Capital500 listesi, bir anlamda olgunluk dönemine girmiş durumda. Uzmanlara göre bu durum, özellikle Türkiye sanayisi açısından olumlu bir gelişme. Çünkü şirket yaşındaki ilerleme, kuruluşların sürdürülebilirliği yakaladığını gösteriyor. “Yaşlı şirket tanımı tartışılabilir. Çünkü ABD şirketlerinin ortamıyla Türkiye iş ortamı birbirinden farklıdır” diyen Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi Dekanı Nihat Kasap, önemli olanın sağlıklı büyümeyi sürdürmek olduğunu vurguluyor. Kasap, şunları söylüyor: “Şirketler sağlıklı şekilde kendilerini yeniledikleri müddetçe, bir şirketin uzun ömürlü olması, tecrübe, ilişkiler, sabit yatırımlar gibi ülke ekonomisine yarar sağlayacak değerlerden daha uzun süre yararlanılmasına yol açacaktır. Tabii rekabet artışı, adapte olamayanları zaman içinde elenerek, ortalama yaşta bir denge ve sonra azalma yönüne dönüşü tetikleyecektir.” Yaş konusuna takılmamak gerektiğini düşünenlerden biri de Mey İçki CEO’su Levent Kömür. Farklı bir açıdan bakan Kömür, şu yorumu yapıyor: “Bence konuya yaşlı/genç olarak değil, katma değer yaratma becerisi olarak bakmak lazım. Mesela Johnnie Walker 2020’de 200’üncü yaşını kutlayacak. Şu anda ciro olarak dünyanın en çok satan içkisi ve İskoçya ekonomisine çok ciddi bir katkı sağlıyor.” 

LİSTE NEDEN YAŞLANIYOR? 

Türkiye’deki eğilimin ABD veya globalden farklı olmasının birçok nedeni var. Öncelikle ülkelerin ekonomik yapıları, teknolojik gelişimleri, finansmana erişim imkanları ve inovasyon düzeyleri, bu farkı doğuran nedenlerden birkaçı... İstanbul Aydın Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölümü Başkanı Prof. Dr. Sedat Aybar’a göre en büyükler listesinde genç kuruluşların olmaması, yaşlı şirketlerin daha büyük pazar payına sahip olmasından kaynaklanıyor. “Bu durum genç şirketlerin hem pazara girişini zorlaştırıyor hem düşük kârlılık oranı piyasaya girmeyi cazip olmaktan çıkarıyor” diyen Aybar, şunları ekliyor: “Kuruluş sermayesi konusunda karşılaşılan sorunlar da Türkiye’deki genç şirket sayısının az olmasına neden oluyor. Ayrıca Ar-Ge yetersiz ve Türk şirketleri taklit aşamasında. Bizim yerleşik, büyük ve yaşlı şirketlerimiz uluslararası sermayenin Türkiye’deki bayileri. Diğer yanda KOBİ’lerin yeterli finansmanı elde edememesi, teknolojinin hızla ilerlemesi, KOBİ olarak başlayan start up’ların ömrünü kısaltıyor.” TÜSİAD Sanayi Politikaları Yuvarlak Masası Lideri Bahadır Balkır, finansmana erişim konusunu vurguluyor: “Yaşlı ve köklü şirketlerin finansmana erişimleri genç şirketlere göre daha kolay. Dolayısıyla yaşlı şirketlerin mali kaynaklara daha rahat erişimi daha uzun süre ayakta kalmalarına katkı sağlıyor.”

PwC Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Lideri Hüsnü Dinçsoy’a göre ise en büyük sorun sermaye eksikliği. Dinçsoy, “Sermaye yetersizliği hemen hemen her şirkette hissediliyor. Göreceli daha yaşlı şirketler geçmişte yarattıkları sermayeleriyle ve bunun üzerine inşa ettikleri borçlanma kapasiteleriyle yatırımlarını sürdürüp büyüyebiliyorlar. Ancak yeni nesil şirketlerin büyümeleri için sermaye desteğine ve zamana ihtiyaç var” diye konuşuyor.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz