En büyük kayıp nerede?

2020 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 1,8 büyüdü. Ancak bu büyümenin perde arkasında önemli kayıplar yaşandı...

3.05.2021 13:11:000
Paylaş Tweet Paylaş
En büyük kayıp nerede?

Nilüfer Gözütok Ünal

ngozutok@capital.com.tr

Nisan 2021 tarihli sayıdan

Sadece 1 yılda turizm sektörü 22 milyar 500 milyon dolarlık gelir kaybına uğrarken, inşaat malzemelerinde iç pazardaki kayıp 18 milyar 500 milyon dolar oldu. Kimya 15 milyar 900 milyon dolar, perakende 15 milyar dolar, gastronomi 13 milyar dolar kayıp verdi. Bu kayıplar sadece sektörleri daraltmadı. Ödemeler dengesinden yatırımlara, istihdamdan şirket sayısına birçok alanı olumsuz etkiledi. Kayıpların ne zaman ve nasıl yerine konulabileceği sorusunun ise tek bir yanıtı yok. Bazı sektörler bu yıl içinde kayıplarını gidermeyi umarken bazıları bu sürenin 5 yılı bulabileceğini ifade ediyor.

2020 yılında Türkiye ekonomisi yüzde 1,8 büyüdü. Ancak bu büyümenin perde arkasında önemli kayıplar yaşandı. Dolar bazında genel görünüme baktığımızda da bu kayıpları net olarak görmek mümkün. Öncelikle 2020’de milli gelir 760,8 milyar dolardan 717 milyar dolar seviyesine geriledi. İhracat 171 milyar 531 milyon dolardan 2 milyar 31 milyon dolarlık bir kayıpla 169 milyar 500 milyon dolara düştü. Bu gelişmelere paralel olarak kişi başına düşen milli gelir 528 dolar eridi. 2019’da 9 bin 127 dolar olan kişi başına düşen gelir, 2020’de 8 bin 599 dolar olarak kayıtlara geçti. Makro ekonomideki bu tabloyu oluşturan hiç kuşkusuz sektörlerin yaşadığı radikal daralmalar oldu. Fuarcılık yüzde 80, turizm yüzde 65, havayolu taşımacılığı yüzde 50 daraldı. Özellikle pandemi kaynaklı yaşanan bu daralmalar sektörlerde ciddi kayıplar yarattı. Turizm sektörü 2020’de 22 milyar 500 milyon dolarlık gelir kaybına uğrarken, inşaat malzemelerinde iç pazardaki kayıp 18 milyar 500 milyon dolar oldu. Kimya 15 milyar 900 milyon dolar, gastronomi 13 milyar dolar kayıp verdi. İçinde birçok sektörü barındıran perakende sektörüne ilişkin konuşan JLL Türkiye Eş CEO’su Dora Şahintürk, perakendenin dolar bazında yüzde 9 daraldığını belirtiyor. Sektörü gıda ve gıda dışı olarak ikiye ayırdığında Şahintürk, şu değerlendirmeyi yapıyor: “Gıdanın dolar bazında yüzde 1’e yakın büyüdüğünü görüyoruz. Gıda dışı kategorisindeki alt sektörlerde ise en ciddi daralmanın tekstil, giyim ve ayakkabıda yüzde 35’e varan bir oranda gerçekleştiğini hesaplıyoruz.” Bu daralmanın sektöre faturasına gelince… JLL Türkiye Eş CEO’su Tarkan Ander, bu faturayı şöyle açıklıyor: “Amerikan Doları’nın 2019 ve 2020’deki yıllık ortalamalarından yola çıktığımızda BKM verilerine göre, kredi kartı ve banka kartı temelli sektör büyüklüğünün 182 milyar dolar seviyesinden 167 milyar dolar seviyesine gerilediği ve kaybın 15 milyar dolar olduğu hesabına ulaşıyoruz.” 

FATURA AĞIR 

Yaşanan bu kayıplar sadece sektörleri daraltmadı. Ödemeler dengesinden yatırımlara, istihdamdan şirket sayısına birçok alanı etkiledi. Havacılığın tarihinin en büyük kriziyle karşı karşıya olduğunu belirten TÖSHİD Başkanı Mehmet T. Nane, daralmanın henüz bitmediğini hatırlatıyor ve ekliyor: “En önemli etkinin, daralma nedeniyle planlanan yatırımların mümkün olduğu ölçüde ileriye ötelenmesi olduğunu söyleyebiliriz.” Oluklu mukavva sektöründe de kayıplar en çok yatırımları etkiliyor. Ankutsan Genel Müdürü Deniz Erdoğan, dolar bazındaki daralmanın sektörün dünyadaki rekabet gücünü azalttığına dikkat çekiyor. “Bu değer kaybı, sektördeki birçok girdi döviz bazlı olduğu için yatırımların ve gelişimin azalmasına neden olacak” diye konuşuyor. Endüstriyel mutfak sektörü geçtiğimiz yıl dolar bazında yüzde 27 daraldı. Bir önceki yıl da sektörün yüzde 35 daraldığını hatırlatan İnoksan Genel Müdürü Esra Batkın, bu durumun sektörde bilançoların zayıflamasına ve öz kaynak kaybına neden olduğunu söylüyor. “Bunun karşılığında da yabancı kaynaklara olan bağımlılığımız arttı. Ayrıca istihdam kaybına ve finansal yönetim zorluklarına neden olan daralmayla tedarikçilerimizden müşterilerimize, satış sonrası hizmetlerimizden bayilerimize kadar yayılan gelir kayıpları yaşandı” diye konuşuyor.

TAHSİLAT RİSKİ ARTTI 

Özel okul sektöründe son 1 yılda dolar bazında 1 milyar 110 milyon dolarlık bir kayıp var. Bu süreci özel okulların mevcut olanaklarıyla özverili davranarak aşmaya çalıştıklarını belirten Türkiye Özel Okullar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Öztürk, “Ancak her hizmet alanında yaşanan mali sıkıntılar sektörümüzde de yaşandı. Özellikle anaokullarımızdan bazıları maalesef kapanmak durumunda kaldı” diyor. Seramikte 2020’de iç pazar 225 milyon dolarlık daralma yaşadı. İbrahim Polat Holding CEO’su Baran Demir, bu daralmanın sonucunda fiyatların düştüğünü vadelerin uzadığını dile getiriyor. “Toplam değer olarak düşüş yaşandı” diye konuşuyor. Her ne kadar plastik geçtiğimiz yıl daralmasa da üretim yaptığı bazı sektörlerdeki iş hacmi düştü. Yılın ilk yarısında otomotiv plastiklerine yönelik iç ve dış talebin ve dolayısıyla üretimin olumsuz etkilendiğini anlatan PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, yine ilk yarıda dayanıklı tüketim malları, tarım plastikleri, halı ve tekstil sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin sipariş iptallerine bağlı olarak üretimin düştüğünü anlatıyor. Tüm bunların sektöre yansımasını şöyle dile getiriyor: “Salgınla plastik sektöründe ortaya çıkan başlıca sorunları genel olarak tedarik zincirinin bozulması, sipariş iptalleri ve tahsilat riskinde artış şeklinde özetlemek mümkün. Tüm bu sorunların, sektörde istihdamın azalmasına neden olacağı tahmin ediliyor.”

TELAFİ HESAPLARI 

Peki sektörler yaşanan bu kayıpları nasıl ve ne zaman yerine koyabilir? Birçok sektör yetkilisi bu sorunun yanıtının pandemiye bağlı olduğunu belirtiyor. Turizm de bu sektörlerden biri... Bu yıl turizm gelirlerinin 15 milyar dolar civarında olacağı tahmin ediliyor. TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, bu yıl toparlanmanın başlayacağını ifade ederken, hem dünya hem Türk turizmi açısından rekor yıl olan 2019 seviyelerini yakalamanın biraz daha zaman alacağını dile getiriyor. Bağlıkaya, “Turizmin 2021’deki performansını belirleyecek ana unsur pandeminin seyri olacak” diyor. TÖSHİD Başkanı Mehmet T. Nane, aşılama oranı yükselip kısıtlamalar gevşetildiğinde havayolu taşımacılığında normalleşmenin çok hızlı olabileceğini ifade ediyor. “Akabinde satış gelirlerinde 2 yıl içinde normale yakınlaşma, faaliyet kârlarında ise biraz daha yavaş normale dönüş beklenebilir” diyor. Birleşmiş Markalar Derneği Başkanı Sinan Öncel, 2022’den önce perakendede normalleşmenin başlayamayacağı görüşünde. Üyelerinin ortalama cirolarının ocak ve şubat aylarında da önceki yıla göre yüzde 40–50 düzeyinin üzerine çıkamadığını açıklayan Öncel, bazı AVM’lerdeki mağazaların kiranın üstüne ayrıca aylık cironun yüzde 10’una varan genel gider ödemek zorunda kaldıklarını paylaşıyor. Öncel, sektörde kayıpların yerine konulmasına yardımcı olacak çözümü şöyle ortaya koyuyor: “Zarar eden mağazalarda markalarımıza bir defaya özel tazminatsız erken çıkış imkânı verilmesinin tek ve en adil çözüm olduğunu düşünüyoruz.” 

“DÖVİZ STABİL OLMALI”

Mobilya geçtiğimiz yıl ihracatta mevcudu korurken iç pazarda 1 milyar 200 milyon dolarlık bir kayıp yaşadı. MOBSAD Başkanı Nuri Gürcan, bu kaybı yerine koymak için önlerinde 5 yıllık bir süreç olduğunu söylüyor. “Yakında Avrupa’nın en büyük mobilya fuarlarından biri var. Ümidimiz bu fuarla ihracatımıza katkı sunabilmek. Ancak dövizin stabil olması, hammadde ve konteyner problemlerinin bir an önce ortadan kalkması gerekiyor” diyor. Modoko Başkanı Koray Çalışkan ise hammadde ve konteyner gibi sorunların aşılması durumunda ilk etapta kaybı 3 yıl içinde dahi kapatabileceklerini ifade ediyor. Çimento sektörü iç pazardaki kaybı ihracatla telafi etmeye çalışıyor. Daha çok iç pazar odaklı çalışan sektörde 2018’de başlayan daralmanın 2019’da yüzde 29 oranında gerçekleştiğini belirten Nuh Çimento CEO’su Gökhan Bozkurt, şöyle konuşuyor: “2020’de sektör iç pazarda bir önceki yıldaki kayıplarını kurtaramadı. Yaşanan daralmayla ihracat yapabilme imkanı olan şirketler ihracat odaklı çalışmaya başladı.” Bozkurt’a göre iç pazarın tekrar canlanması 2022 ortalarından itibaren başlayacak. Elektrolitik bakır sektöründe 160 milyon dolarlık kaybın bu yıl giderilmesi bekleniyor. Sarkuysan CEO’su Sevgür Arslanpay, geçtiğimiz yıl 2,9 milyar dolara gerileyen sektör satışlarının bu yıl 4,2 milyar dolara ulaşaca��ını dile getiriyor. “Sektör 2021’de artan emtia fiyatlarının da desteğiyle 2020’deki değer kaybını telafi ederek daha olumlu bir seviyeye gelecek” diyor. Temizlik kağıtları sektörü, 2020’yi 70 milyon dolarlık kayıpla kapattı. Ev içi tüketimde artan talebe rağmen özellikle turizm ve yeme içme sektöründeki daralmaya bağlı olarak sektörün geçtiğimiz yıl yüzde 5’in üzerinde daraldığını ifade eden Lila Group CEO’su Alp Öğücü, 2021’de pandemi etkisi sonlanır ve ev dışı tüketim normalleşirse 2020’ye göre yüzde 7 büyüme olacağını söylüyor. 

İHRACATTAKİ BEKLENTİ

Özellikle ihracat odaklı kayıp yaşayan sektörler hızlı toparlanma bekliyor. Züccaciye, ihracatta 60 milyar dolarlık kaybını bu yıl telafi etmek niyetinde. 2020’de 5-5,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirmeyi planlarken ihracatın 4,52 milyar dolarda kaldığını ifade eden ZÜCDER Başkanı Mesut Öksüz, “Bu yıl hedefimiz 6 milyar dolar ihracat. Çünkü sanal organizasyonlar gerçekleştiriyoruz, online ticarete ağırlık veriyoruz” diyor. Kimya sektöründe toplam pazarda 15,9 milyar dolarlık kayıp yaşanırken ihracat ayağındaki kayıp 2 milyar 340 milyon dolar oldu. İKMİB Başkanı Adil Pelister, bu kaybı gidermek için bu yıl webinarlardan sanal ticaret heyetleri düzenlemeye kadar birçok etkinlik gerçekleştirdiklerini söylüyor. “Hedef pazar etkinlikleri gibi birçok faaliyetle ihracatımızın artmasına katkı sağlayarak bu kaybı kapatmayı hedefliyoruz” diye konuşuyor. Un sektöründe ihracat kaynaklı 53 milyon dolarlık kaybın bu yıl telafisi gerçekleştirilmeye çalışılıyor. TUSAF Başkanı Eren Günhan Ulusoy, halkın temel gıda maddesi olan una yönelik talepte bu yıl artış beklediklerini söylüyor. “İhracatta da geçtiğimiz üç yılki seviyelere ulaşmayı hedefliyoruz” diyor. Takım tezgahları geçtiğimiz yıl ihracatta 80 milyon dolarlık kayıp yaşadı. Ancak diğer sektörlerin aksine bu sektörde kayıpların telafisi zaman alacak gibi görünüyor. TİAD Başkanı Fatih Varlık, ideal koşullarda ihracattaki bu düşüşün 3 yılda telafi edilebileceğini söylüyor. İhracatta yaşanan daralmanın etkisiyle, yeni pazar arayışına yöneldiklerini belirten Varlık, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından uygulama alanı genişletilen ‘Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı’ sayesinde sektörümüz üretim ve ihracat alanında orta vadede ciddi bir büyüme ivmesi kazanacak” diye konuşuyor. 

DEĞER ARTIŞI YAŞAYANLAR

Tüm zorluklara rağmen geçtiğimiz yıl kayıp yaşamayan hatta dolar bazında değer artışı yaşayan sektörler de oldu. Beyaz eşya, küçük elektrikli ev aletleri, plastik ve aydınlatma bu sektörlerden birkaçı… Beyaz eşya sektörü son bir yılda dolar cinsinden yüzde 3,9’luk büyüme yaşadı. LG Electronics Türkiye Ev Eğlencesi Elektroniği ve Beyaz Eşya Ürün Grupları Satış Başkanı Bülent Bülbül, bu kadar zorlu geçen bir yılda sektöre bu büyümeyi getirenin pandemi nedeniyle tüketicinin daha fazla evde kalması olduğunu belirtiyor. Küçük elektrikli ev aletleri sektörü dolar bazında yüzde 15 büyüdü. Goldmaster CEO’su Sinan Bora, “Sektör 1,2 milyar dolarlık satış hacmi yakaladı. Evde kalan tüketici küçük ev aletlerine daha çok ihtiyaç duydu” diyor. Plastik sektörü de değer artışı yaşayanlardan... PAGDER yetkilileri sektörün 34,9 milyar dolarlık hacminin yüzde 8,5’lik artışla 37,8 milyar dolara ulaşma nedenini, hijyen ürünleri, tek kullanımlık plastikler gibi ürünlere artan taleple açıklıyor. Bal sektörünün hacmi de 69,5 milyon dolardan 75 milyon dolara ulaştı. Bu artışın pandemi nedeniyle tüketicilerin sağlıklı beslenmeye verdikleri önemden kaynaklandığını belirten Balparmak Genel Müdürü Onur Özyurt, pazardaki gelişmeleri şöyle anlatıyor: “Pazar geçtiğimiz yıl tonaj bazında yüzde 15 büyüdü. Aynı dönemde küresel ısınma ve artan sıcaklıklar nedeniyle çam balı rekoltesi önemli oranda düştü. Daralan arzla talebin artması bal fiyatlarını yükseltti. Bu iki faktör dolar cinsinden dahi değer bazında büyüme getirdi.” 

BÜYÜMENİN ARKA PLANI 

Bazı sektörlerde ihracat ve kur artışları sektörlere büyüme getirdi. Aydınlatma sektörü yılın ikinci yarısında özellikle ihracattaki yüzde 20’lik artışla yılı dolar bazında yüzde 3’lük bir büyümeyle kapattı. AGİD Başkanı Fahir Gök, zorlu dönemde ihracat sayesinde sektörün değer kaybı yaşamadığını söylüyor. Ancak ihracat bağlantısı olmayan sektör oyuncularının kur artışı ve bunun maliyetlere yansımasıyla zorlandığını da sözlerine ekliyor. Yatırımları finanse eden leasing sektörü geçtiğimiz yıl 3,8 milyar dolarlık bir işlem hacmine ulaştı. Böylelikle dolar bazında yüzde 1,2’lik bir değer artışı yakaladı. Burgan Leasing Genel Müdürü Aydın Yusufoğlu, “İhracat odaklı yatırımlar ve pandemiye rağmen büyüme gösteren ambalaj, plastik gibi sektörlerde yapılan yatırımlar sektörün büyümesine katkı sağladı” diye konuşuyor. Filo kiralama sektörünün aktif büyüklüğü son 1 yılda 5 milyar dolardan 5,7 milyar dolara ulaştı. Intercity Yönetim Kurulu Başkanı Vural Ak, araç parkı olarak bakıldığında son 1 yılda yüzde 5’lik küçülmeye rağmen aktif büyüklükte yüzde 15’lik büyümenin araç fiyatlarında yaşanan sert yükselişlerden kaynaklandığını söylüyor. Ak, “Müşteri adedinde en yüksek yıla göre yüzde 44, geçen yıla göre de kabaca yüzde 12’lik düşüş yaşandı” diye konuşuyor. Akıllı telefon sektöründeki büyümenin nedeni de kur artışı. IDC verilerine göre adetsel olarak yüzde 2 büyüyen akıllı telefon pazarı hacimsel olarak yüzde 15,4 büyüdü. IDC yetkilileri hacimdeki bu büyümenin vergi ve dolar kurundaki artıştan kaynaklandığını belirtiyor.


DOÇ. DR. YİĞİT ATILGAN SABANCI ÜNİVERSİTESİ FİNANS MÜKEMMELİYET MERKEZİ DİREKTÖRÜ
BANKACILIĞIN ÖNÜNDEKİ RİSKLER

YÜZDE 30 NOMİNAL BÜYÜME 
Pandeminin damgasını vurduğu 2020’de Türkiye bankacılık sektöründe toplam aktifler, krediler ve alacaklar, mevduat gibi kalemlerde nominal cinsten yüzde 30 civarında bir artış gerçekleşti. Ekonomi yönetimi ve makro politikalarda değişimlerin yaşandığı dalgalı bir dönemde bankaların, dijital olanakların da sayesinde, kredi ve likidite teminatı, ödeme sistemleri, nakit akışı döngüsü gibi alanlarda iyi bir performans gösterdiğini söylemek mümkün. Öte yandan, sermaye yapısı ve çeşitli fonlama kaynaklarına erişim açısından sıkıntılı bir görüntü sergilemeyen bankacılık sektörünün önünde çeşitli riskler de bulunuyor.
AKTİF KALİTESİNDEKİ DÜŞÜŞ Bankaların aktif kalitesindeki düşüş, kredilerin yakın izleme ve sorunlu alacak sınıflandırma sürelerindeki değişimler sebebiyle maskelenmiş durumda. 2020’de gerçekleşen kredi genişlemesi sebebiyle takipteki ve sorunlu kredilerin oranının yükselmesi, bu tür kredilerin yol açtığı karşılık yükünün kârlılığı olumsuz etkilemesi, öz kaynakların yeterince beslenmemesi nedeniyle de sektörün kredi kapasitesinin düşmesi muhtemel. Son dönemde görülen faiz artışları ve sıkılaştırma hamleleri nedeniyle bankaların net faiz marjlarındaki olası düşüşler ve faiz dışı gelirlere dair regülasyonlar da ek risk unsurları.
2021 BEKLENTİLERİ Faiz artışları sonucu kredi maliyetlerinin yükselmesi nedeniyle TL kredilerde düşüş yaşanacak. Bu sebepten 2020’de gözlenen bilanço büyümeleri 2021’de aynı oranda gerçekleşmeyecek. Öte yandan, ülkeye yabancı para girişlerinin arttığı, cari açığın kontrol altına alındığı ve dolarizasyon sürecinin tersine döndüğü bir senaryoda yabancı para cinsinden kredilerde artış gözlenebilir. Bu olumlu gelişmeler de ancak aşı sürecinin hızlandığı ve öngörülebilir makro politikalarla güven ortamının tahsis edildiği koşullarda gerçekleşebilir.



PROF. DR. EMRE ALKİN ALTINBAŞ ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ
“KİŞİ BAŞINA DÜŞEN GELİR EKONOMİDEKİ ERİMEYİ ORTAYA KOYUYOR”

“2007’NİN BİLE GERİSİNDE” 
Kişi başına düşen gelir 2020’de 9 bin 127 dolardan 8 bin 599 dolara düştü. 2013 yılında bu rakam 12 bin 519 dolardı. Son 7 yılda nüfus çok önemli ölçüde artmamasına rağmen kişi başına düşen gelirdeki bu düşüş
dolar cinsinden Türkiye ekonomisindeki erimeyi ortaya koyuyor. Gelirde gelinen nokta 2007 yılındaki gelirin bile altında.

DÜŞÜŞÜN NEDENİ Milli gelirdeki düşüş ağırlıklı inşaat, turizm ve hizmet sektörünün dijitalleşmemiş olan bölümünden kaynaklanıyor. Son açıklanan büyüme rakamlarına baktığımızda hizmet sektörünün yüzde 4,4, inşaat sektörünün yüzde 3,54, ihracatın da yüzde 15,4 oranında daraldığını görüyoruz. Bu kayıplar geçtiğimiz yıl yaşandı. Ancak önümüzdeki dönemde de kaybın etkileri görülmeye devam edecek.
 
KİMLER TEHLİKE ALTINDA? İşletme sermayesi çok küçük, ciroları çok büyük ama borçları muazzam seviyeye ulaşmış olan her şirket tehlike altında. Sahadan silinecekler. Ciroları veya ürettikleri kâr sahip oldukları borçla uyuşmuyorsa bu şirketlerin uzun süre suni teneffüsle, yeniden yapılandırmalarla yaşatılması mümkün değil. Yolun sonuna gelecekler.

“2013 BAŞINA DÖNMELİYİZ” Türkiye’de ekonomide yaşanan bu kayıplar, döviz kuru hızla yükselmeye devam ettikçe ve Türkiye’nin büyüme hızı yüzde 5’e ulaşmadıkça devam eder. Döviz cinsinden milli gelirin hızla yükselmesi için önce enflasyonla mücadelede düzgün adımlar atılmalı. Enflasyon kontrol altına alındıktan sonra faiz sakinleşir. İstikrarlı bir ekonomi yönetimi, aynı zamanda hukuk reformuyla beraber yabancı sermaye akmaya başlarsa Türkiye tekrar 2012-2013 yılları arasındaki güzel zamanlara döner. Bunun için öncelikle hukuk, hak ve özgürlüklerde 2013’ün başlangıcına dönmeliyiz. Bunu yaparsak 10 yıl ileriye gideriz.



İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz