Kârda tehlike sınırı

Son dönemde yaşanan tüm olumsuz gelişmeler en çok sektörlerin kârlılıklarına etki ediyor...

5.05.2020 11:36:000
Paylaş Tweet Paylaş
Kârda tehlike sınırı

Nilüfer Gözütok Ünal

[email protected]

Düşen talep, artan rekabet, yükselen maliyetler ve korona virüs gibi krizler nedeniyle birçok sektörde kâr marjları eriyor. Mercek altına aldığımız 28 sektörün verisiyle oluşturduğumuz tablo da bu durumu net şekilde gözler önüne seriyor. Tabloya göre beyaz eşyadan otomotive, inşaattan mobilyaya pek çok ana sektör kâr marjında yaşam sınırında ve altında faaliyet gösteriyor. Mevcut durumda sektör oyuncuları kârlılıklarını korumanın yollarını ararken bazı şirketler de konunun artık kâr etmekten ziyade hayatta kalmak olduğunu ifade ediyor.

“LC Waikiki olarak karlılık reçetemizde birkaç ana başlık var. Fiyatı artırarak değil, maliyetleri düşürerek kârlılığı sürdürmeyi planlıyoruz. Tabii ki sürdürülebilir olabilmek için belli oranda kâr elde edilmesi gerekiyor. Buna da dikkat ediyoruz.”

LC Waikiki Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük, bu sözleriyle aslında her sektör için hayati önemde olan bir konuya değiniyor. Küçük’ün dediği gibi her sektörde şirketlerin varlığını devam ettirmesi için belli oranda bir kâr marjıyla çalışması gerekiyor. Örneğin hazır giyim sektöründe yüzde 5, beyaz eşyada yüzde 5-10, otomotivde yüzde 20, inşaatta yüzde 25, turizmde yüzde 7-8 minimum kâr elde etmeyen şirketler için yaşamak zor. Yaşam sınırı olarak adlandırılan minimum marjlar ise sektörün dinamiklerine göre değişiyor. 

Sarkuysan Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Çaycı, elektrolitik bakır sektöründe hiçbir şirketin kendi finans ihtiyacını kendi öz kaynaklarından karşılama imkanı olmadığı için işletme kredisinin giderini karşılayıp ciro üzerinden yüzde 2-3 kâr etmesi gerektiğini belirtiyor. 

Mars Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Garip Sahillioğlu da karayolu taşımacılığında akaryakıtın toplam maliyet içindeki payının yaklaşık yüzde 30 olduğunu dile getiriyor ve “Bu durumda sürdürülebilir büyüme için minimum yüzde 15 kâr elde etmek gerekiyor” diye konuşuyor. 

Matlı Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Önder Matlı, yem sektöründe şirketlerin ayakta kalması için yaklaşık yüzde 10 kârlılıkla satış yapmasının şart olduğunu ifade ediyor. Matlı, “Sektör girdilerinin yarısı ithal hammaddeler. Kur farkı zararını tolere edebilmek için kârlılık bu seviyede olmalı” diye konuşuyor. 

Muratbey Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Erol da süt ve süt ürünleri sektöründeki durumu şöyle anlatıyor: “Bizim sektörümüzde kârlılığın en az yüzde 12-13 olması gerek. Çünkü sektörün enerji, hammadde gibi girdilerinin ödeme vadesi 15 günken satış tahsilat süresi 90 gününün altına düşmüyor. Şirketin büyüme hedefi varsa bu oran yüzde 20’nin altına inmemeli.” 

SEKTÖRLERİN PERFORMANSI 

Peki sektörler son dönemde yüzde kaç kâr marjıyla çalışıyor? Hangi sektör kâr marjında tehlike sınırına yakın ya da bu sınırı geçmiş durumda? Bu açıdan bakıldığında durum çok da parlak gözükmüyor. Araştırmamız kapsamında kârlılık verilerine ulaştığımız 28 sektörün neredeyse hepsi bu sınırda ya da sınırın altında faaliyet gösteriyor. Kâr marjı minimum yüzde 6-7 olması gereken süt ve süt ürünleri yüzde 3 kâr marjıyla çalışırken, yine yüzde 25’lik bir kâr marjını kendine tehlike sınırı belirleyen inşaat sektöründe mevcut marjlar yüzde 10 düzeyinde. Akaryakıtta kâr marjının minimum yüzde 8-10 olması gerekirken şu anda sektörün yüzde 1-2 marjla çalıştığını belirten Enerji Petrol Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Can, “Sektörün en fazla taviz vermek zorunda kaldığı kısım rekabet olarak görülse de arka planda ilave personel, stok maliyetleri ve ciddi rakamlarda elektrik faturaları gibi kalemlerimiz var” diyor. Ağaç bazlı panel sektöründe de alt limit yüzde 5 iken mevcut marjlar yüzde 1 bandında. 

Ankutsan Genel Müdürü Deniz Erdoğan, sektörün ana hammaddesi ve en yüksek maliyet kaleminin kağıt olduğunu hatırlatıyor, kağıt fiyatlarındaki dalgalanmaya bağlı olarak kârlılık oranlarının değiştiğini ifade eden Erdoğan, “Şu anki durumda şirket bazında negatif kârlılık ile yüzde 3 kârlılık arasında değişen rakamlar bulunduğunu ve sektör ortalamasının yüzde 1 bandında olduğunu öngörüyoruz” diye konuşuyor. 

Plastik sektörü adına konuşan PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu da makro ekonomide gerçekleşen olumsuzlukların etkisiyle sektörde satış kârlılığının yüzde 5-5,5’lerden yüzde 3-4 bandına indiğini tahmin ediyor. 

MOBSAD (Mobilya Sanayi İşadamları Derneği) Başkanı Nuri Gürcan, “Şu an sektörel olarak ayakta kalacağımız mevcut kârlılık oranlarımızı yakalamakta ve kâr oranlarımızı belirlemekte zorlanıyoruz” diyor. 

SINIRDAKİLER

Bazı sektörlerde ise kâr marjı sınırda… Örneğin beyaz eşya sektöründe minimim yüzde 5-10 olması gereken kâr marjı yüzde 5’lerde, tekstilde yüzde 4-5 olması gereken marjlar yüzde 5-6’larda, otomotivde yüzde 20 olması gereken kâr marjı da yüzde 15-20 seviyelerinde. Digicom Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Yiğit, faaliyet gösterdikleri hızlı tüketim ürünleri ve elektrikli ev aletleri sektöründe minimum kârın yüzde 25-30 olması gerektiğini ifade ediyor. “Yoksa paranın maliyet yüküyle iş yapılmaz hale geliyor” diyen Yiğit, mevcut durumda sektörün çalıştığı marjlar hakkında da şu bilgileri veriyor: “Tüketici elektroniği ve küçük ev aletlerinde kârlılıklar inanılmaz düştü, yüzde 5-10 arasında seyrediyor. Hızlı tüketim ürünlerinde ise yüzde 10-15’ler seviyesinde.”

Fermente ürünler sektörünün en büyük oyuncularından Fersan’ın CEO’su Gürhan Güven, sektördeki şirketlerin büyüyebilmesi ve kendisine yatırım yapabilmesi için en az yüzde 20 kâr etmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Güven, “Ancak sektörde şirket dinamiklerine göre kârlılıklar değişiklik gösteriyor. Benim tahminime göre kârlılık yüzde 5 ila 20 arasında değişiyor” diye konuşuyor. Filo kiralama sektöründe de son iki yıldır kârlılıklar önemli bir düşüş içinde. Sektör yetkilileri minimum yüzde 10 olması gereken sektör kârlılıklarının yüzde 5 ila sıfır arasında olduğunu düşünüyor.

Hedef Filo Yönetici Direktörü Ersan Öztürk, kârlılıktaki düşüşü müşterilerinin çoğunun faaliyetlerindeki küçülme ve durağanlaşmaya bağlıyor. “İnşaat, enerji, taahhüt işlerinde küçülme söz konusu. İşleri iyi olmayan müşterilerde kârlılık beklemek bile iyimser bir düşünce” diyor. 

ZÜCDER Başkanı Mesut Öksüz de bugünün maliyetleri üzerinden kârlılığın en alt seviyede ve sınırda olduğunu dile getiriyor. “Bunun başlıca nedenleri ise dünyadaki emtia fiyatlarının düşmesi, ülkemizde üretimdeki yüksek finans, işçilik, enerji gibi maliyetler, ithalata getirilen referans fiyat” diye konuşuyor. 

FEDAKARLIK İÇİN YER VAR MI?

Gelinen bu noktada kârdan fedakarlık için şirketlerin gidebileceği daha mesafe var mı sorusu ise aslında çok anlamlı kalmıyor. Zaten tüm sektör oyuncuları da mevcut durumu anlatırken kârda gidilecek yer kalmadığının altını çiziyor. Aroma Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mahmut Atom Duruk, “Sektörde faaliyet gösteren şirketlerin kârdan fedakarlık edebilecekleri bir alan kalmadığını üzülerek belirtmek zorundayım. Özellikle lüks bir tüketim malı olmamasına rağmen gelen yüzde 10’luk ÖTV vergisi sektörde ciddi bir daralmaya sebebiyet verdi” diyor. 

Matlı Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Önder Matlı, “Sektörümüz bir müddet bu kârlılık seviyesiyle devam edebilir ancak daha düşük seviyelere tahammül edemez” diye konuşuyor. 

Reysaş Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı Durmuş Döven, en çok batık şirkete sahip sektörler arasında lojistiğin de olduğuna dikkat çekiyor, “Bunun tek sebebi de iş almak için ciddi indirimin yapılması. Lojistik sektörünün kârdan feragat edecek bir limiti yok” diye konuşuyor. 

PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, sektörde satış kârlılığının daha fazla gerilemesinin şirketlerin hayatta kalmasını son derece zorlaştıracağını ifade ediyor, “Başka bir deyişle 2019 yılında gerçekleştiği tahmin edilen yüzde 3-4 oranlarındaki ortalama kârlılık oranı şirketlerin rekabet düzeylerini koruyabilecekleri bir yüzde değil. İçinden geçtiğimiz özel şartların getirdiği bir direnç noktası” diyor. 

Muratbey Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Erol’a göre de sektörde şirketler kâr etmekten ziyade hayatta kalmaya odaklanıyor. Erol tabloyu şöyle paylaşıyor: “Özellikle nakit akışı, finans ve stok gibi nedenlerle darboğaz yaşanan dönemlerde zararına ürün satışı yapılıyor.” 

Digicom Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Yiğit de kârda artık gidilecek yer olmadığını şu sözlerle açıklıyor. “Zaten Türkiye’de son yıl içerisinde tüm şirketler olabildiğince direndi. Herkes küçülmeye gitti. Hem teknoloji sektöründe hem hızlı tüketim ürünlerinde birçok şirket havlu attı. Şartlar rahatlamazsa daha birçok şirket fire verecek.” 

KORUMA FORMÜLLERİ

Kârlılığı korumak adına her sektör için bir yapılacaklar listesi de var. Sarkuysan Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Çaycı, kendi sektörü için şirketlerin katma değerli ürünlere yönelmesinin ana kriter olduğunu belirtiyor. 

Reysaş Yönetim Kurulu Başkanı Durmuş Döven ise, “Öz kaynakları ve nakdi koruyarak, ürün çeşitliliği ile kârlılıkların devamı sağlanabilir” diyor. Ariş Pırlanta Yönetim Kurulu Başkanı Kerim Güzeliş, kaliteyi iyileştirmek, teknolojik yenilikleri takip etmek ve özel koleksiyonlarla rekabetten ayrışmanın kâr marjlarını iyileştirebileceğini düşünüyor. Muratbey Yönetim Kurulu Başkanı Necmi Erol, şirketlerin satabileceği kadar üretim yapması gerektiğini savunuyor, “Bununla birlikte nakit akışını çok dikkatli yönetmek ve satış kapasitesine göre üretimi sınırlamak gerekir” diye ekliyor.

 PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, fiyat odaklı rekabetle ayakta kalmaya çalışan şirketlerin tek seçeneğinin verimlilik olduğunu söylüyor ve “Fiyatlarını düşürerek rekabet edemeyen şirketler, kârlılık için ‘maliyet rekabetini’ ön plana çıkarmak zorunda” diye konuşuyor.

Bernardo Yönetim Kurulu Başkanı Nurettin Sözen, bu dönemde kâr marjından daha önemli olanın giderlerin kontrol altında yönetilebilmesi olduğuna değiniyor. Sözen, “Bu sayede şirketler likiditelerini sürdürerek krizin büyük dalgasını atlatabilir” diye konuşuyor. 

Hafele Türkiye İcra Kurulu Başkanı Hilmi Uytun da şu an temel konunun kârlılık değil nakit akışı olduğunun altını çiziyor. Uytun görüşlerini şöyle ortaya koyuyor: “Kâr, plastik bir top gibidir, düşürürseniz eğilip tekrar alırsınız; nakit ise cam toptur, düştüğü zaman kırılır ve oyun biter. Türkiye’de hem pahalı hem az olan şey sermaye. Şu an öngörülmemiş bir talep düşüklüğünü, nakit akış kesilmesini AVM’ler, restoranlar, kafeler, oteller, hava yolları hissediyor. Diğer sektörlerde bu durum henüz yok ancak bu toplum psikolojisiyle muhtemelen 2 ay içinde; son kullanıcı tüm imkanlarını tasarruf etme yönünde karar vereceği için; nakit akışta kârdan daha önemli bir temel sorun oluşturacak.” 

ALINAN ÖNLEMLER 

Şirketlerin kendileri için ne tür önlemler aldıklarına gelince… Elektrikli ev aletleri ve tüketici elektroniğinde yüzde 10, hızlı tüketim ürünleri sektöründe ise yüzde 10-15 arasında kâr marjıyla çalıştıklarını belirten Digicom Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Yiğit, kârlılığı korumak için küçülmeye gitmek durumunda kaldıklarını söylüyor, “Yatırımlarımızı erteledik. İhracata odaklandık. Küçülsek de hala binlerce kişiyi istihdam ediyoruz, herkesin işini koruyabilmesi için elimizden geleni yapıyoruz” diyor. 

Fersan kârlılığı korumak için otomasyonu yatırım yapıyor. Sun Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Ünlütürk, tasarım ve Ar-Ge ile katma değerli ürünlere odaklandıklarını belirtiyor ve “Bu sayede kârlılığımızı korumayı sürdürüyoruz” diyor. 

Penti Yönetim Kurulu Başkanı Sami Kariyo, mevcut enflasyonu göz önüne alarak reel büyümeyi geçmiş yıllardan bir miktar daha az planladıklarını dile getiriyor, “Ancak yine de tüketimin daralma eğiliminde olabileceği bir dönem için hedeflediğimiz seviyelerin temkinli ve makul olduğunu düşünüyoruz” diye konuşuyor.

Porland Pazarlama Grup Müdürü Ümran Ünsal, üretici bir şirket olarak maliyet kontrolü yapmanın kendileri için en önemli konu olduğunu belirtiyor. Kâr açısından pazara kıyasla iyi bir seviyede olduklarını dile getiren Ünsal, “Etkili maliyet hesaplamalarımızla kur dalgalanmalarını kontrollü bir şekilde aşıyoruz” diyor. 

Mars Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Garip Sahillioğlu, maliyet ve gider yönetimini etkili bir şekilde yönetmeye gayret ettiklerini açıklıyor. 

Sahillioğlu, “Müşterilerimizle beraber masaya oturup işi projelendiriyoruz. Fiyatlandırmayı beraber yapıyoruz. Temkinli adımlar atarak riskleri dengeliyor, alacak kalitesi yönetimine önem veriyoruz” diyor. 

Ekol Türkiye Ülke Müdürü Arzu Akyol Ekiz, operasyonel mükemmellik çalışmalarını sürdürdüklerini belirtiyor ve ekliyor: “Ekol olarak özellikle BT alanındaki projelerimiz ve sürekli geliştirdiğimiz iş süreçlerimizle maliyetlerimizi düşürme çalışmalarına hız kesmeden devam ediyoruz.”


“KÂRDAN FEDAKARLIK EDENLERİN BATIŞINA ŞAHİT OLDUK”
VURAL AK INTERCITY YÖNETİM KURULU BAŞKANI

FİNANSAL YÖNETİM KABİLİYETİ
Bütünüyle bakıldığında filo kiralama ancak yeterli sermayeniz olduğunda kârlı bir iş modeli ancak özen isteyen, çok ciddi bir finansal yönetim kabiliyeti gerektiriyor. Bu yüzden sektörde net kâr rakamından ziyade sürdürülebilir ve makul borç/ sermaye oranına odaklanılması gerekiyor. Son 2 yıldır TL’de yaşanan ciddi değer kaybı ve yükselen faizler nedeniyle artan finansman giderleri filo kiralama sektöründe net kârlılıkları baskılıyor. Bilançolarda yeniden net kâr rakamlarını ancak bu yıl sonundan itibaren yeniden göreceğiz.
YANLIŞ FİYAT POLİTİKALARI Son üç yıldır filo kiralama sektöründe kârdan fedakarlık ederek yanlış fiyat politikaları güden şirketlerin batışına, borç yapılandırmalarına ve faaliyetlerini sonlandırmalarına üzülerek şahit olduk. Gelinen noktada sektörde 10 bin adedin üzeri araç parkı olan 3-4 şirket kaldığını görüyoruz. Filo kiralama iş modelinde kârdan fedakarlıkta değil, doğru fiyatlama ve başarılı finansal yönetimde gidilecek çok mesafe olduğu açıkça görülmüştür. Sürdürülebilir kârlılığı korumanın temel prensibi ise operasyonel ve finansal olarak süreçlerin hatasız tasarlanması, değişen şartlara göre hızlıca değişim gösterebilmesi ve bu yönetim performansının net olarak ölçülebilmesidir. Bizim sürdürülebilir kârlılığımızı koruyabilmemizin yegane nedeni uzun yıllardır finansal yönetime verdiğimiz önem.



“ÜRETİM YAPAN ŞİRKET EN AZ YÜZDE 20 KÂR ETMELİ”
KEMAL GÖRGÜNEL SIO AUTOMOTIVE GENEL MÜDÜRÜ

“İŞİMİZ DEVAM ETSİN MANTIĞI” 
Sektörümüzde üretim yapan bir şirketin en az yüzde 20 kâr ile satış yapması lazım. Eğer kredi kullanıp yatırım yapılıyorsa ki bu durumda finansal giderleri de artacaktır, marjın yüzde 25’ler seviyesinde olması arzu edilir. Bugün sektörümüzde maalesef bu kârlılıkları yakalamak pek mümkün olamıyor. Şu günlerde sektör yüzde 15-20 arası bir seviyede çalışıyor. Ayakta kalmak açısından zarar etmeyelim ama işimiz devam etsin mantığıyla yürürseniz kârlar daha da aşağı çekilebilir ama bu kez de yeni yatırım yapma şansınız azalır.
ÖZKAYNAK GÜCÜ Bu konu biraz da öz kaynak gücüyle alakalı. Zor günleri böyle atlatalım sonra düzeltiriz demek de mantıklı bir bakış açısı değil çünkü aşağı çekilen fiyatları tekrar yukarı çekmek daha zor olabilir. Kârı korumak için yatırımlarda azami dikkat, azami tasarruf, mevcut fiyatlarla daha çok satış gerekiyor. Ama özellikle daha çok satış bu ortamda pek de kolay değil. Biz de şirket olarak aydan aya değişmekle birlikte yüzde 15-20 arası bir kârlılık oranıyla çalışıyoruz. İşimizin büyük bir kısmı ihracat olduğu için kurlardaki değişim brüt kârlılığı ciddi anlamda değiştirebiliyor. Ayrıca, dolar/Euro paritesi de önemli bir etken çünkü dolar olan girdilerimiz var ve satışlarımızın büyük kısmı da Euro.



“MALİYETİNE İŞ YAPAN VAR”
POLAT GÜLMAN GÜLMAN GROUP CEO’SU

PİYASA ORTALAMASI YÜZDE 10
Sektörümüzde bir şirketin varlığını devam ettirip ayakta kalabilmesi için bugün itibarıyla minimum yüzde 25 kâr etmesi lazım. Enflasyona karşı kendini koruması ve en azından kârından üzerine düşen vergileri ödeyebilmesi için bu olmazsa olmaz bir kârlılık oranı. Bugün sektörde eskiden olan yüzde 50 kâr marjları yok. Öte yandan borcunu ödemek için maliyetine bile iş yapan var. Muhtemelen piyasa ortalaması yüzde 10’dan fazla değildir.
“FEDAKARLIK ZARAR ETTİRİR” Sektörde kârdan fedakarlık için gidebilecek daha fazla mesafe yok. Çünkü sektörün ağırlıklı bölümü finansmanla bugüne geldiği için daha fazla fedakarlık yapması mutlaka zarar ettirir. Şirketlerin kârlılığı korumak için başvurması gereken klasik yöntem envanteri minimumda tutmak, maliyetleri kontrol etmek, israfın önüne geçmek, aktif nakit yönetimi yapmak ve tabii ki hepsinden önemlisi yeni pazarlar bulmak ve kazançlı işleri öncelikli tercih etmek.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz