Kayan talep kalıcı mı?

Şimdi şirketlerin gündeminde çok önemli bir soru var: “Kayan bu talebin ne kadarı kalıcı olacak?” Temel sektörlerde bu sorunun yanıtını aradık...

6.05.2022 09:51:000
Paylaş Tweet Paylaş
Kayan talep kalıcı mı?

Aslı Sözbilir

Pandemi, küresel ticareti derinden etkiledi. Tedarik zinciri kırıldı, nakliye ücretleri rekor kırdı, konteyner krizi yaşandı. Çin’de üretilip özellikle Avrupa’ya gönderilen ürünlerin üretimi ve dağıtımı başta Türkiye olmak üzere başka ülkelere kaydı. Bu da Türkiye’ye ilave talep ve ihracat artışı olarak yansıdı. Tüm sektörler bu yeni talebi karşılamak için kapasite yatırımlarına başladı. Şimdi şirketlerin gündeminde çok önemli bir soru var: “Kayan bu talebin ne kadarı kalıcı olacak?” Temel sektörlerde bu sorunun yanıtını aradık.

Yeni düzende küresel tedarik zincirindeki kırılmayla nakliye ücretlerinin yükselmesi, konteyner krizi gibi pandemi kaynaklı problemler, bazı sektörlere olumlu yansıdı. Yapı malzemeleri de o sektörlerden biri… Avrupa ve Amerika’dan çok ciddi talep alan sektör, salgında yaşanan talep kaymasından olumlu etkilendi ve büyümesini sürdürdü. Türkiye’nin en büyük seramik sağlık gereçleri üreticisi ve ihracatçısı olan Eczacıbaşı Yapı Gereçleri de 2021’de yüzde 20’nin üzerinde büyüdü. Şirketin CEO’su Özgen Özkan, yeni dönem hesaplarını yaparken bu ek talebin ne kadarının kalıcı olacağı konusunun kendileri için kritik olduğunu söylüyor. Özkan, “Geleceğimizi planlarken bu soruyu soruyoruz. Çünkü bir şirketin her yıl döviz bazında yüzde 30 büyümesi çok normal değil. Özellikle Uzak Doğu’yla ticaret yapan arkadaşlarımızla da konuşunca buraya gelen şu anki talebin büyük olasılıkla en az yüzde 80’inin burada kalacağını düşünüyorum” diyor. Özkan ve ekibinin birbirine sorduğu “Kayan talebin ne kadarı kalıcı” sorusu, benzer tabloyu yaşayan bütün sektörlerde gündemin ana konusunu oluşturuyor. Kaleseramik Genel Müdürü Altuğ Akbaş, Türkiye’nin “alternatif tedarikçi” konumunun güçleneceğini hesaba kattıklarını anlatıyor ve “PMI teslimat endeksi verilerine bakıldığında Batı Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerine teslimatların geciktiğini görüyoruz. Asya’dan Avrupa’ya yapılan gönderimlerdeki navlun ücretlerinde de diğer bölgelere göre daha fazla artış yaşanıyor. Dolayısıyla tüm bu nedenlerin, Avrupa bölgesine yakınlığımızla birlikte bir fırsat oluşturduğunu ve ülkemizin ‘alternatif tedarikçi’ konumunu daha da güçlendirdiğini düşünüyoruz” diyor. 

KUR UYARISI

Gerçekten de salgında dünya tedarik zincirinin kırılması Türkiye seramik sektörüne yaradı. Bu kırılmayla Türk seramik sektörü, 2021 yılı ihracatını miktar olarak yüzde 23 ve tutar olarak yüzde 28 artırdı. Türkiye Seramik Federasyonu Başkanı Erdem Çenesiz, “Tedarik zinciri içerisinde Türkiye’ye bir kayma söz konusu. Amerika ve Kanada pazarında da çok hızlı büyüyoruz. Bu ülkelerin, Uzak Doğu’dan tedarik ettiği ürünleri, tarifelerdeki değişikliklerden dolayı Türkiye’den tedarik etme meyli pandemi etkisiyle hızla arttı” diyor. Sektörün kapasite artırımı yatırımlarıyla yeni talebi karşıladığını söyleyen Çenesiz, şöyle devam ediyor: “2021’in ilk 9 ayında kapasite kullanım oranları üst seviyelerde gerçekleşti. 2022’de birçok firmada kapasite artırmaya yönelik yatırım var. Seramik sağlık gereçleri üretiminde ise yaklaşık 24 milyon adet kapasite var. Planlanan yatırımla 28 milyon adet kapasiteye ulaşılması bekleniyor. Hedefimiz, yeniden şekillenen dünya pazarında Türk seramiklerinin kalıcı olması.” Banyo mobilyasında ise kırılmaların yakın coğrafyadaki ülkelerden Türkiye’ye doğru bir talep artışına neden olduğu görülüyor. Orka Banyo Genel Müdürü Nalan Yılmaz, “İhracatımız içerisinde yer almayan Rusya, İngiltere, Türk Cumhuriyetleri, Orta Doğu ve Afrika ülkelerinden talep aldık. 2020’de 70 ülkeye ihracat yaparken 2021’de bu sayı 85 ülkeye ulaştı. Yeni pazarlardaki müşterilerin ihracatın büyümesine etkisi yüzde 10 seviyesinde oldu” diyor. Yılmaz, döviz kuru hareketliliği, enerji fiyatlarındaki artışlar, işçilik ücretlerinin yükselmesi ve tüm bunların ürün maliyetlerine yansımasıyla bu oranın olumsuz etkileneceği görüşünde; “Üreticiler olarak kazanılmış müşterileri elde tutma noktasında bize çok iş düşecek. Dünyadaki ekonomik gelişmeleri de düşündüğümüzde yeni talebin yüzde 70’lik kısmının kalıcı olacağını düşünüyoruz” diyor. 

İNŞAAT ETKİSİ

Pandemi sürecinde nakliye maliyetlerinin artması, inşaat sektörü için ilave talep oluşmasını sağladı. Bunun yansıması olarak da boya sektörü bu süreçte yüzde 37’lik bir ihracat artışı yaşadı. Cubo Satış ve Pazarlama Direktörü İsmail Helvacıoğlu, sektörün 620 bin tonun üzerindeki üretim kapasitesiyle artan talebi karşılayabildiğini söylüyor. Ek talebin korunması için kapasite artış yatırımlarına devam ettiklerini belirten Helvacıoğlu, “Aslen sanayiciler olarak talebin bu seviyeyi koruyacağını, 2022’de olası bir kapanma durumunda ise ihracatta yüzde 8-10 artışın süreceğini öngörüyoruz” diyor. Parke kategorisinde de benzer nedenlerle son iki yılda ihracatta neredeyse yüzde 100 talep artışı yaşandı. Peli Parke Genel Müdür Yardımcısı Burak Güven Orhun, “Sadece dış piyasada değil iç piyasadaki talebin de artmasıyla kapasite yeterli gelmedi. Sektör bu talebin ancak üçte birine yanıt verilebildi” diyor. Orhun, pandemi etkisiyle oluşan ek talebin en az yüzde 50’sinin kalıcı olacağını düşünüyor. Çelikte de olumlu bir tablo söz konusu. Dünya çelik üretimi ve ihracatında birinci sırada yer alan Çin, COVID-19’la mücadele sırasında çelik ihracatında frene basarak ülke içindeki yatırımlara odaklandı. Çin’deki bu gelişme ise Türk çelik sektörünün lehine oldu. Böylelikle Türkiye, Çin’in öncelikli pazarları arasında yer alan Uzak Doğu ve Güneydoğu Asya’ya çelik ihracatını önemli oranda artırdı. ÇİB Başkanı Adnan Aslan, salgınla yaşanan değişimi şöyle özetliyor: “2021’de öne çıkan pazarlarımızdan Latin Amerika’ya ihracatımız rekor kırarak miktarda yüzde 103 artışla 3,1 milyon tona, değerde ise yüzde 179 artışla 2,2 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde Uzak Doğu ve Güneydoğu Asya’dan örneğin Singapur’a ihracatımız geçen yıla göre miktarda yüzde 116 artışla 750 bin tona, değerde ise yüzde 193 artışla 433 milyon dolara yükseldi. 2021 yılında Türkiye’nin miktar bazındaki çelik ihracatı 2020 yılına göre yüzde 17,8 artışla 23,9 milyon tona çıkarken değer bazındaki ihracat ise yüzde 77,3 artışla 22,4 milyar dolara ulaştı.” 

REKOR BEKLEYENLER 

Adnan Aslan, Türk çelik sektörünün 2020’de yüzde 67,2 seviyesinde olan kapasite kullanım oranlarını 2021’de yüzde 75,1 seviyesine yükselterek küresel ölçekte talebi yanıtlayabildiğini söylüyor. Aslan, “Mevcut talebin 2022 yılında da devam edeceğini öngörüyoruz. Önceliğimiz ülke içindeki çelik talebini karşılamak olsa da global çelik ihtiyacına da yanıt vermeye var gücümüzle devam edeceğiz” diye konuşuyor. Plastik tarafında pandemiyle kayan talep çok net hissedildi. Salgın sırasında sektöre gelen talepte 300 bin tonluk artış oldu. Bu da ciroya 1,2 milyar dolarlık artış olarak yansıdı. PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, bu talepleri karşılarken mevcut kapasitenin yetmediğini ve ancak yeni yatırımlarla talep artışına yanıt verebildiğini söylüyor. Salgınla gelen yeni talebin yüzde 50’sinin kalıcı olacağını öngören Eroğlu, yeni durumun yatırıma olumlu yansımasını şöyle özetliyor: “Plastik sektöründe 2019’da yüzde 72,4 olan kapasite kullanımı 2020 yılında yüzde 70,9’a indi. Kapasite kullanımı 2021 yılında yüzde 75,4’e çıktı. 2020 yılında kapasite kullanımının düşmesine rağmen üretimin artması, sektörün söz konusu yılda 929 milyon dolarlık makine ve teçhizat yatırımı yaparak kurulu kapasitesini artırmasından kaynaklandı. Sektörün 2021 makine ve teçhizat yatırımının 1 milyar 29 milyon dolara çıkarak tarihi rekoru kırması bekleniyor.” 

“YATIRIM İHTİYACI VAR”

Pandeminin ilk yılında küresel hazır giyim pazarı daralmıştı. 2021’de ise dünya genelinde hazır giyime büyük bir talep patlaması oldu. Navlun maliyetlerindeki 4-5 katı bulan artışların da etkisiyle uzak Asya ülkelerine gitmek istemeyen Avrupalı markalar, yakın coğrafyalardan tedarik yapma arayışına girdi. Bu nedenle hazır giyim pazarı yoğun bir taleple karşı karşıya kaldı. TGSD Başkanı Ramazan Kaya, “Özellikle Hindistan ve Bangladeş’ten ülkemize sipariş kayması oldu. Bu siparişlerin de etkisiyle 2021’de hazır giyim ihracatımızı 2020’ye göre yüzde 18,3 artışla 20 milyar 250 milyon dolara çıkardık. Miktar bazındaysa ihracatımız yüzde 16,2 artışla 1,5 milyon tona ulaştı” diyor. Kaya, genel olarak siparişleri karşılamaya çalıştıklarını ve kapasite kullanımında Aralık 2021’de yüzde 83,7’ye ulaştıklarını anlatıyor ve ekliyor: “Yani kapasite kullanımının üst sınırına gelmiş bulunuyoruz. Talebin karşılanamadığı yerde firmalarımız vardiyalı sisteme dönüş için hazırlığa başladı. Ama temel olarak hızla yeni yatırımlar yaparak kapasitemizi artırmamız gerekiyor.” Kaya, bu yeni talebin yüzde 50’sinin kalıcı olabileceğini ama bunun için bazı ön koşullar olduğuna şöyle dikkat çekiyor: “Hammadde maliyetlerindeki artış nedeniyle şirketlerimiz finansman sıkıntısı çektiği için yatırımları ötelemek zorunda kalıyoruz. Uygun maliyetli kredi imkânlarıyla yatırımların önünün açılmasını bekliyoruz. Tedarik süreleri de uzadı. Bu gecikme termin süremizi olumsuz etkiliyor ve zaman zaman siparişleri geri çevirmek zorunda kalıyoruz. Siparişlerin kalıcı olabilmesi için piyasanın bir an önce istikrara kavuşması, üretim ve ihracat süreçlerinde öngörülebilir bir iklimin oluşturulması gerekiyor. Bu süreçte ihracatın olumsuz etkilenmemesi için imalatta kullandığımız ara mamullere uygulanan ek vergilerin geçici süreyle sıfırlanmasını istiyoruz.”

“EN AZ YÜZDE 90’I KALICI” 

Ev tekstilinde Türkiye, pandemide rüştünü bir kez daha ispatladı. Farklı pazarlarda kopan tedarik zinciri özellikle Avrupa’daki müşterileri Uzak Doğu’dan Türkiye’ye çekti ve sektöre gelen talepte ciddi oranda artış yaşandı. TETSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Hüseyin Bayram, “Tüm dünyadan gelen talebe elimizden geldiğince karşılık vermeye çalıştık. 2020 yılında 169,5 milyar dolar olan ihracatımızın 2021’de geçen yıla kıyasla yüzde 32,9 artışla 225,4 milyar dolara yükselmesi talebe yeterince cevap verdiğimizi gösteriyor” diyor. Bayram, bu olumlu yanıt sonucu, yeni talebin yüzde 90 kalıcı olduğu görüşünde: “Türkiye gibi kaliteli üretimi az maliyetle yapabilen bir ülkenin dünya pazarından aldığı payın ileride çok daha büyük olacağını öngörüyoruz. Sanayicimizin üretim maliyetleri kontrol altına alınır, omuzlarındaki yük hafifletilirse üretim iştahı o kadar artacak, kazanımlarımız fazlalaşacaktır.” Züccaciye de pandemide kayan talepten nasiplenen sektörlerden. ZÜCDER Başkanı Mesut Öksüz, “Tedarik zincirindeki kırılmadan dolayı özellikle Avrupa’ya satışlarımız hızlandı. Önceden ihracatımızın yüzde 49’unu Avrupa oluştururken şu an bu oran yüzde 52 oldu. 2022 yılındaysa bu rakamın yüzde 55-60 bandında yer alacağını düşünüyoruz. Kısacası tedarik zincirindeki kırılma, sektörümüzü olumlu yönde etkiliyor” diyor. Öksüz, buradaki talep kaymasının yüzde 95’inin kalıcı olduğunu öngörüyor. Yine de temkinli olmak gerektiğini düşünen Öksüz, şunları söylüyor: “Avrupa’dan gelen yoğun siparişler nedeniyle yüzde 90’lık kapasite kullanım oranına ulaştık. Avrupa’ya ihracatta lojistik maliyetlerini düşürmek adına özellikle Trakya tarafında kurulacak bir OSB, sektörü şahlandıracaktır. Özellikle konteyner ve Çin’deki enerji problemleri hep böyle devam etmeyecek. Gelen talepleri zamanında üretip göndermemiz lazım ki bu ticaret uzun ömürlü olsun. Yatırım yapmak önemli.” 

“NORMALE DÖNÜLÜR”

İki yılı geride bırakan pandemi, petrokimyada üretim- tedarik-tüketim zincirlerinde ciddi kırılmalara ve fiyat dengesizliklerine sebep oldu. Bu noktada Türkiye iç piyasası dünyadan ayrıştı, artan kurlar fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturdu. Pandeminin ilk şok döneminde petrol fiyatlarının eksi seviyeleri dahi görmesi, küresel hammadde fiyatlarında görece azalışlara sebep olsa da Türkiye’de bu indirim hissedilmedi. Pandemiden çıkış işaretlerinin görülmeye başlamasıyla petrokimya ürünlerine olan talep fazlalaşırken termoplastiklerin fiyatlarında iki kattan fazla artış yaşandı. Batı Polimer Genel Müdürü Berat Güzelel, “Bizim de 2021’de bir önceki yıla göre satışlarımız yüzde 23,7 artış gösterdi” diyor. Ancak “Kapasiteler yetti mi” sorusuna yanıtı olumsuz. Güzelel, bunun için yerli üretimin artması gerektiğini düşünüyor. Türkiye’nin 2021’de yüzde 9’lar seviyesinde gerçekleşmesi beklenen büyüme hızının yakalanması halinde salgınla gelen talebin kalıcı olacağına inanıyor. Güzelel, “Zira veriler, son 20 yıldır petrokimyada iç pazardaki büyümenin ülke ortalamasından fazla olduğunu, bazı yıllar iki katını aştığını gösteriyor” diyor. Kimyevi maddeler kısmında da devam eden navlun krizi ve küresel tedarik sorununun, yakın coğrafyalardan ülkemize yönelen talebi arttırdığı söylenebilir. Sektörün ihracatı 2020 yılına kıyasla 2021’de değer bazında yüzde 38,79 miktar bazında yüzde 10,81 artış gösterdi. İKMİB Başkanı Adil Pelister, doğrudan pandemiyle ilişkilenen dezenfektan, kolonya, ilaç, tanı kiti gibi ürünlerdeki talebin salgın sonrası normale döneceğini öngörüyor. Ancak navlun krizi nedeniyle hammadde ve ara mamullerde Türkiye’ye “kayan talebin” yüzde 50’sinin kalıcı olacağını tahmin ettiklerini söylüyor. 

E-TİCARET FAKTÖRÜ 

Koronavirüs etkisiyle ürünlerin üretildiği yerler ve dağıtım kanalları değişince bu durum o ürünler için üretilen ambalajları da etkiledi. Oluklu mukavva tarafında salgın sürecinde tonajda yüzde 2’lik kayış yaşandı. 2021 yılının ilk 9 ayını yüzde 15 büyümeyle kapatan sektör, 3,4 milyon ton civarındaki kurulu kapasitesinin yaklaşık yüzde 75’ini kullanarak mevcut ihtiyacı karşılıyor. OMÜD Başkanı Buğra Sükan, pandemiyle oluşan ek talebin kalıcı olduğunu düşünüyor: “Çin’den diğer ülkelere kayan pay, yakın gelecekte tekrar Çin’e geri dönmeyecek. Türkiye’nin Avrupa’ya yakın olması, lojistiğin kolay olması, üretim altyapısının güçlü olması ve işçiliğin ucuz olması rakiplerinin önüne geçmesini sağlıyor. Bu avantajlardan dolayı Türkiye’nin Hindistan ve diğer ülkelerin önünde olacağını ve kazandığı payı kaybetmeyeceğini söyleyebiliriz. Ayrıca e-ticaret pazarında yaşanan artış oluklu mukavva ambalaja olan talebin de artmasını sağlayacak.” Ambalaj sektörü, Ocak-Haziran 2021’de 3,4 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek bir önceki yılın aynı dönemine göre miktar olarak yüzde 6, değer olarak ise yüzde 26 artış yakaladı. Ambalaj Sanayicileri Derneği Başkanı Zeki Sarıbekir, “Ekim 2021’e geldiğimizdeyse sektörümüzün 2,5 milyon ton ve 5 milyar 300 milyon dolar ihracat gerçekleştirerek, 2,3 milyar dolar dış ticaret fazlası verdiğini gördük. Bu ihracat rakamlarından da anlaşılacağı üzere bu oranlarda bir talebin Türkiye’deki ambalaj sektörüne kaydığını söyleyebiliriz” diyor. Kapasiteleri doğrultusunda sektörün tüm talebi yanıtlayabildiğini ifade eden Sarıbekir, bu talebin hepsinin kalıcı olacağını öngörüyor.


İKİZ DÖNÜŞÜM ŞART

SALGIN FARKI
Türkiye, 2021’de 3,8 milyon ton makine ve aksam ihraç etti; ihracatını bir önceki yıla göre yüzde 23 artırarak 23 milyar dolara taşıdı; birim fiyatını 6 dolar/kg’a yükseltti. MAİB Başkanı Kutlu Karavelioğlu, “Pandeminin etkisini ya da katkısını görmek için 2019 verilerini esas aldığımızda, bu üç veride 2019 yılına göre artışımız tonajda yüzde 12,1, değerde yüzde 18,3, birim fiyatta yüzde 6 oldu. Pandemi öncesine göre 3,3 milyar dolar fazla makine ve aksam ihraç etmiş olduk” diyor.

ZORLU YILLAR Salgın sonucu oluşan ek taleple beraber sektör, ana pazarı olan AB ve ABD’ye makine ve aksam ihracatının yüzde 70’ini yapar hale geldi. “Pandemiyle oluşan talepte kayıp beklemiyoruz” diyen Karavelioğlu, bunun bazı önemli koşulları olduğunu şöyle anlatıyor: “Her hâlükârda bize kayan talebin geriye çekilmesi, biz ikiz dönüşümün (yeşil ve dijital) gereklerini yerine getiremezsek olabilecek bir durumdur. Tüm makine dallarında dijital dönüşüm ve sürdürülebilirliği esas kılmak için de önümüzde iki zorlu yıl var.”

“GEÇİCİ OLABİLİR” GNC Makina Genel Müdürü Emre Seçkin, tedarik zincirindeki kırılma ve navlun fiyatlarındaki artışla gelen yeni talebin “geçici” olarak değerlendirilmesinde fayda olduğu görüşünde; “Tedarik zincirinden çıkan ülkelerin orta vadede alacakları aksiyonlar ve pandemi koşullarındaki olası rahatlama eski düzene dönülme ihtimalini de öne çıkarıyor” diyor. Seçkin, ek talebin kalıcı olabilmesi için talebe bağlı kâr artışının şirketlerce verimlilik, otomasyon ve dijitalleşme yatırımları olarak kullanılması gerektiğini söylüyor.



“LOJİSTİK AVANTAJI KAYBI ÖNLER”

YATIRIM İHTİYACI 
2021’in ikinci yarısından itibaren tekstil siparişlerinde yoğun bir artış yaşandı. Aralık itibarıyla kapasite kullanım oranı yüzde 85’lere ulaştı. Yeşim Grup CEO’su Şenol Şankaya, “2021 başına kıyasla şirketler ortalama yüzde 15-20 kapasite artışı sağladı. Ancak bunlar yeterli değil. 2022’de süreceği öngörülen taleple birlikte en az yüzde 30 daha kapasite artıracak yatırımlar gündeme alınmalı. Böylece en az yüzde 50’lik bir kapasite artışının gerçekleşmesi gerekiyor” diyor.

“YÜZDE 15’İ GEÇMEZ” Şankaya, pandemiyle gelen ek talepte majör bir değişiklik olmayacağı görüşünde ve bunu şöyle açıklıyor: “Pandemi, dünyanın önde gelen alım gruplarına lojistik avantajın ne denli önemli olduğunu gösterdi. Tek faktörün fiyat avantajı olmadığı bir kez daha anlaşıldı. Türkiye, sahip olduğu entegre üretim tesisleriyle sadece kaliteli değil, aynı zamanda uygun ve hızlı üretim merkezi olma özelliği de taşıyor. Bu yüzden pandemi koşulları değişse bile olası kayıp yüzde 10-15’i geçmez.”



MOBİLYADA DERİNLEŞME ZAMANI

ÇİN
Türkiye mobilya sektörü, pandemide Çin’den kayan yüzde 20’lik talebin olumlu etkisiyle Avrupa ve ABD’ye ihracatını yoğunlaştırdı. Doğanlar Mobilya Grubu CEO’su İsmail Doğan, “Sadece ABD ihracatı özelinde baktığımızda sektör rakamları, geçen yılın ocak-kasım dönemine kıyasla yüzde 26 artarak 261 milyon 485 bin dolara yükseldi. ABD’nin 2020 yılı mobilya ithalatının yaklaşık yüzde 73’ü Çin tarafından karşılanıyordu. Bugün Çin’deki navlun sebebiyle bu talep belli bir oranda Türkiye’ye yöneldi” diyor.

ÖLÇEK Sektör bu yeni talebin korunması için kapasite artırımı konusunda hemfikir. Ancak MODOKO Başkanı Koray Çalışkan, “Sektörde ne yazık ki ölçek sorunu var. Öncelikle bunu çözmeliyiz” diyor. Yine de “Kayan talep ne kadar kalıcı olur” sorumuza MOBSAD Başkanı Nuri Gürcan, “Tamamı kalıcı olur. Çünkü lokasyonumuz, üretim hızımız ve kalitemizle ihtiyaçlara daha iyi cevap verebiliyoruz. Çin’den gelecek bir ürün için 8 ay beklemek gerekirken, biz onu 3 ayda çözebilme yeteneğine sahibiz” diye yanıt veriyor.

HEDEF İstanbul Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ahmet Güleç ise sektörün geriye gitmeyeceği görüşünde ve şunları söylüyor: “Türkiye mobilyası girdiği pazarlarda kalıcı olmasıyla bilinir. Artık derinleşmek önemli olacak. 2022 ihracat hedefimiz 6 milyar dolar. 2023 hedefimiz 10 milyar dolara biraz daha yaklaşmak. Ulaştığımız mertebe bunların hayal olmadığını bizlere gösteriyor.”


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz