Kırılganlık haritası

Ödemeler dengesindeki bozulma, artan faizler ve TL’deki değer kaybı birçok sektörde zaten mevcut olan kırılganlıkları artırıp derinleştirdi.

14.12.2020 10:52:000
Paylaş Tweet Paylaş
Kırılganlık haritası

Ödemeler dengesindeki bozulma, artan faizler ve TL’deki değer kaybı birçok sektörde zaten mevcut olan kırılganlıkları artırıp derinleştirdi. Turizmde takibe giren kredi oranı yükselirken, mobilyada hammadde sıkıntısı yaşanıyor. Birçok sektör de artan maliyet, düşen talep ve kırılan tedarik zinciri nedeniyle zorlanıyor. Kırılganlıklarını güçlendirmeye çalışan sektör şirketleri ise kendi önlemleriyle güçlenme planları yapıyor.

Nilüfer Gözütok Ünal

ngozutok@capital.com.tr

Kasım 2020 tarihli sayıdan

Türkiye’de cari işlemler açığı milli gelirin yaklaşık yüzde 4’üne ulaştı. Bu açığın finanse edilmesi gerekiyor ama ülkenin döviz rezervi çok düşük olduğu için burada büyük sıkıntı olacak.” Bu sözler dünyaca ünlü ekonomist Prof. Steve Hanke’e ait. Türkiye ekonomisini yakın markaja alan ünlü ekonomist, son dönemde ülkedeki kırılganlıkların arttığına dikkat çekiyor. Rakamlarla mevcut tablo da Hanke’i doğruluyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı Merkezi Yönetim verilerine göre bu yılın eylül ayında hazine, 29,7 milyar TL açık verdi. Böylelikle yılın ilk 9 ayında açık 140,6 milyar TL’ye ulaştı. Yıla 5,95 ile giren dolar kuru, ekim ayında 7,90’ın üzerine çıktı. Yılbaşından itibaren TL dolar karşısında yüzde 32’nin üzerinde değer kaybetti. Bu yıl nisan ayında yüzde 8,45 seviyesine kadar düşen tüketici kredisi faizleri, eylül ayının son haftasında yüzde 17,84’e kadar çıktı. Yüzde 8,99 olan ihtiyaç kredisi faizleri de yüzde 18,92’ye ulaştı. Ödemeler dengesindeki bozulma, artan faizler ve TL’deki değer kaybı, ekonominin hassas karnı tüketimde baskıyı artırırken, işsizliği ve enflasyonu tırmandırdı. Makro ekonomideki mevcut durum bugün tüm sektörleri etkiliyor. Talepteki düşüş nedeniyle artan maliyetleri fiyatlarına tam yansıtamayanlar kârlılıkta sınırları zorlarken, stokları çevirmekte zorlananlar bunun yarattığı maliyet sorunuyla yüzleşiyor. Öte yandan değişen iş yapış şekilleri, regülasyonlar ve daha pek çok baskı şirketleri ve sektörleri zorluyor. 

FİNANSAL SAĞLIK PEŞİNDE

Yaşanan bu zorluklar karşısında belli noktalarda kırılganlığı artan şirketler, finansal anlamda daha sağlıklı olmak için aylardır çeşitli önlemler alıyor. Satışlarının yüzde 70’i ihracat olan Canovate Group, pandemi sürecinde yurt dışı kaynaklı ciro düşüşünü öngörerek finansal hedging uygulamasına başladı. Grubun CFO’su Zafer Akay, “Kur kaynaklı maliyetleri en aza indirmek için 6 ay önce banka kanallarıyla forward kurlar satın aldık. Bu şekilde negatif etkileri en aza indiriyoruz” diyor. Ayrıca nakit gereksinimini karşılamak için minimum stokla çalışma ve alacak tahsil hızını da iyileştirmeye odaklandıklarını belirten Akay, “Böylelikle bizi daha güçlü kılacak hamleleri yerine getirdik” diyor. Faydasıçok Holding de hem iç piyasa hem ihracat satışları için sigorta sistemine geçti. Satışlarını ve tahsilat risklerini teminat altına aldıklarını belirten grubun patronu Naci Faydasıçok, “Satış vadelerimizi kısaltıp, tedarikçi alımlarında vadeli alım yapmaya çalışıyoruz. Zaten açık pozisyon taşımıyorduk, daha hassas yönetmeye başladık” diyor. Geberit de alacaklarının teminat oranlarını yükseltti. Bu konuda büyük ölçüde hedeflerine ulaştıklarını açıklayan Geberit Türkiye Finans Müdürü Sinem Ertaş, “Mevcut alacaklarımızın dörtte üçü teminatlı durumda” diyor. Doğuş Otomotiv, nakit akışı yönetimiyle likiditeyi güçlendirmeye odaklandı. Doğuş Otomotiv CEO’su Ali Bilaloğlu, alternatif finansman kanalları yaratmanın yanı sıra ek kaynak oluşturduklarını belirtiyor, olabildiğince sabit faizli ve uzun vadeli borçlanmaya çalıştıklarını dile getiriyor. Orge Elektrik, likidite ve nakit akışı sorununu çözmek için hazır değer tabanını genişletti. Bunu yaparken maliyet avantajı yarattıklarına değinen Orge Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı Nevhan Gündüz, “Uyguladığımız sıkılaştırılmış hakediş ve tahsilat yönetimiyle nakit akışı gecikmelerini de minimize etmeye çalışıyoruz” diyor. 

TEDARİK ZİNCİRİNDEKİ DEĞİŞİM

Stok yönetimi, tedarikçi ayağında düzenleme yapmak, dijitalleşmeyi hızlandırmak ve verimlilik çalışmaları da şirketlerin kendilerini zorlu dönemde güçlü tutmak için aldıkları önlemlerin başında yer aldı. İlaç sektörünün güçlü oyuncularından Onko Koçsel İlaç, tedarik sürelerinin uzaması nedeniyle harekete geçti. Şirketin yönetim kurulu üyesi Tuğçe Koç, “Mümkün olduğunca stoklu gidebilmek üretimlerimize devam edebilmemizi sağladı. Tabii stoklu gitmenin de bir maliyeti var. Özellikle kur artışları ve yüksek faizlerden dolayı ciddi bir finans maliyeti söz konusu. Kur riskimizi ve finansal maliyetimizi azaltabilmek adına çeşitli hedging işlemleri kullandık” diyor. Plastik sektörü, likidite konusunda daha hassas yaklaşarak stoklarını emniyetli seviyelerde tutmaya öncelik verdi. Sektör adına konuşan PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, “Hammadde ve yardımcı malzeme ihtiyaçları için tedarikçi zincirimizi alternatif tedarikçilerle zenginleştirdik. Buradaki yapıyı darboğazların önüne geçecek şekilde sağlamlaştırmaya çalıştık” diye konuşuyor. Hafele, mart ayından itibaren pazardaki yavaşlamanın tedarik zincirindeki kırılmalara neden olacağını öngörerek aşamalı şekilde stoklarını güçlendirdi. Hafele CEO’su Hilmi Uytun, “Bunu yaparken bir yandan da doğru stok adetlerini tespit ederek işletme sermayemizi optimize ettik. Depoya ürün getirme sıklığını artırdık ve finansal yüklerimizi azalttık” diyor. Sarkuysan, rotasını güvenilir şirketlere çevirdi. Sarkuysan Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Çaycı, “Finansal yapısı sorunlu şirketlere daha az satış yapmayı planladık. Yurt içi ve yurt dışı bütün satışları sigortaladık. Katma değeri yüksek ürünlere yöneldik” sözleriyle yeni yaklaşımlarını anlatıyor. 

DİJİTALLEŞME ATAĞI

Birçok şirket dijitalleşmeyi hiç olmadığı kadar öncelik listesine aldı. Doğtaş e-ticaret, dijital pazarlama ve bilgi teknolojileri ekiplerini güçlendirdi. Bulut teknoloji altyapısıyla geliştirilen insan kaynakları uygulamalarını devreye aldı. Silk&Cashmere, mağaza sayısını azaltıp e-ticarete ağırlık verdi. Normalde 3-5 yıl sonrası için hedefledikleri 4 amiral mağaza ve Türkiye’nin en yüksek standartlı e-ticaret platformu senaryolarını 3-5 ay içinde gerçekleştirdiklerini belirten şirketin CEO’su Ferhat Zamanpur, “Radikal bir karar gibi gelse de stok yükü, maliyetler ve verim açısından çok doğru bir karar olduğu şimdiden belli oldu. Hem ciro kaybını ve riskimizi minimize etmiş olduk hem kârlılığımızı ciddi anlamda artırdık” diyor. Pernod Ricard, satış organizasyonunu yeniden yapılandırarak sahaya daha yakın olma adına adımlar attı. Pernod Ricard MENAT CEO’su Selçuk Tümay, “Ev içi tüketimin artmasıyla beraber geleneksel ve modern kanala yaptığımız mazağa içi yatırımları da artırdık” diyor. GF Hakan Plastik, verimliliği ön plana aldı. Yalın üretim çalışmalarına ağırlık veren şirketin satış direktörü Murat Üçer, yapılan çalışmaları şöyle paylaşıyor: “Süreçleri, lojistik ve sevkiyatı iyileştirme, kalite hata önleme ve her türlü israfı azaltma konuları üzerinde duruyoruz. Ayrıca Ankara’da bir dağıtım merkezi açtık. Bu merkezle de daha hızlı malzeme tedariki sağlamayı amaçladık.” 

SIRADA NE VAR? 

Tüm bu yapılan çalışmalar şirketleri içinde bulunduğumuz dönemde daha dirençli ve güçlü kılmak için... Ancak şirketler cephesinde kırılgan noktaları güçlendirmek konusunda daha gidecek çok yol var. Lucis Initiative ve Avangarde Hotels Collection Kurucusu İsmet Öztanık, “Şu andaki hadise ayakta kalma, nakit akışını yönetme, serbest nakit akışı yaratıp hem yeni iş geliştirmelere hem mevcut operasyonel giderlere yeterli olabilme dünyası” diyor. Bu yüzden öz sermayeyi akıllıca kullanıp değerlendirmenin çok önemli olduğunu ifade ediyor. MNG Faktoring Görevli Yönetim Kurulu Üyesi Gökay Yavuz, piyasalarda yaşanan belirsizlik ve finansal kaynaklara ulaşım zorlukları nedeniyle alacaklarının vadesine ve döviz cinsine göre sabit faizli ve vadeli spot kredi finansmanı kullandıklarını belirtiyor. “Düşük ihtimal ama yeterli olmaması durumunda sermaye artışına gidebiliriz” diyor. Ekol Lojistik, verimlilik ön planda olacak şekilde iş yapma yöntemlerini ve modellerini değiştiriyor. Ekol Türkiye Ülke Müdürü Arzu Akyol Ekiz, alacakları diğer önlemleri şöyle açıklıyor: “Ticari odaklı mali yönetim disipliniyle daha dinamik ve esnek finansal öngörülerle desteklenmiş bir performans yönetim modeli uyguluyoruz. İşletme sermayesinin daha etkin ve etkili kullanılmasına çalışıyoruz.” Ajinomoto Türkiye, nakit ve işletme sermayesi yönetimine önem veriyor. Müşteri risklerinin değerlendirmesinin ve nakit akış tahminlerinin sıklığının arttığını açıklayan şirketin CEO’su Sinan Altun, salgın döneminin getirdiği maliyet artış etkilerini verimlilik projelerine hız vererek azaltmaya çalışıyoruz” diyor. 

HIZLANACAKLAR

Arnica’nın güçlendirmeye çalıştığı üç nokta üretim, teknoloji ve çalışana yatırım. Arnica Yönetim Kurulu Başkanı Senur Akın Biçer, “Bu üç alanı güçlendirmek stratejimizin de temelini oluşturuyor” diyor. Porland, yeni pazarlara açılmak ve mevcut ülkelerdeki pazar payını artırmak için yurt dışına yönelik e-ticaret kanallarına yatırım yapıyor. Porland Yönetim Kurulu Üyesi İmge Pamukçu, doğrudan veya dolaylı olarak ticaretlerini etkileyen üretim ve satıştaki her kalemi güçlendirmeye devam edeceklerini söylüyor. Ariş Pırlanta’nın gündeminde dijitalleşme var. Tüketiciyle buluşma noktalarının artırılmasının markayı güçlü tuttuğuna değinen şirketin yönetim kurulu başkanı Kerim Güzeliş, “Bunun yanında dijitalleşme, ihracat, İK, Ar-Ge ve mağazalaşma yatırımlarımız devam edecek” diyor. Bambi Yatak, üretim adetlerini minimum yüzde 40 artırmayı planlıyor. Bambi Yatak Yönetim Kurulu Üyesi Emre Gökmen, bununla beraber bayi ağı ve hizmet kalitesini de optimum düzeyde iyileştirmek niyetinde. Son yıllarda dijitalleşmeye ciddi yatırım yaptıklarını belirten DHL Supply Chain Türkiye ve Ortadoğu CEO’su Orkun Saruhanoğlu, “Bu yatırımlara ve inovasyon projelerine önümüzdeki dönemde daha da hız kazandırarak devam edeceğiz” diye konuşuyor. 

SEKTÖRLERİN GÜNDEMİ

Kırılganlık sektörlerde de en önemli gündem maddelerinden biri. Örneğin TÜRSAB Başkanı Firuz B. Bağlıkaya, bu yıl ilk sekiz ayda Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçi sayısında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 76,6’lık düşüş yaşandığını dile getiriyor. Turizmin toplam istihdamdaki payının yüzde 8,7’den yüzde 7,1’e gerilediğine de dikkat çeken Bağlıkaya, “Sektörde takibe giren kredi borcu oranı yüzde 4,61 iken bu oran 2020 yılının Ağustos ayında yüzde 5,65’e yükseldi. Bu da sektörümüzün finansal bakımdan yaşadığı güçlüğü gösteriyor” diye konuşuyor. Bağlıkaya, çözümü de şöyle ortaya koyuyor: “Nakit akışı bozulan seyahat acentelerinin banka borçları faizleriyle birlikte bir yıl ertelenmeli, SGK ödemeleri vergiden bir yıl muaf tutulmalı, çek ödemelerinden kaynaklı sicil affı gelmeli, kısa çalışma ödeneği yıl sonuna kadar uzatılmalı.” PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, plastik sektöründe hammadde ve yardımcı malzeme ihtiyaçları için tedarikçi zincirinin güvence altına alınması ve ihracatta pazar çeşitlemesine gidilmesi gerektiğini ifade ediyor. “Kur riskine karşı önlemlerin alınması, nakit akışı ve borç dengesinin iyi kurulması, enerji verimli çözümlerin değerlendirilmesi sektörde güçlendirilmesi gereken başlıklar” diyor. MODOKO Başkanı Koray Çalışkan, mobilya sektörünün şu an hammadde bulmakta zorluk yaşadığına dikkat çekiyor. “Kurun artması, suntada ihracatı artırırken, daha katma değerli ürün satarak ülkemiz ekonomisine katkı sağlayacak mobilyacılar için ciddi sıkıntı yaratıyor” diyor. TUSAF Başkanı Eren Günhan Ulusoy, buğday ekim alanlarının artmasının un sektörünün geleceği açısından hayati olduğunu belirtiyor. “Diğer ülkeler karşısında güçlü durabilmek adına buğday ekim alanlarını artırmak zorundayız” diyor. 

“İŞ BİRLİĞİ ARTMALI” 

Otomotiv sanayi adına konuşan OSD Başkanı Haydar Yenigün, sektörün teknoloji seviyesi yüksek ve hizmet odaklı bir iş modeline doğru bir değişim yaşadığını belirtiyor. “Sanayi olarak bu gelişmelere öncü olmak için teknolojik altyapılarımızı ve Ar-Ge faaliyetlerimizi güçlendirmek, iş modellerimizde ve tesislerimizde her türlü riske karşı çeviklikle aksiyon alabileceğimiz düzenlemeler yapmak odak noktamız” diyor. ZÜCDER Başkanı Mesut Öksüz, bazı ürün gruplarına getirilen ek gümrük vergilerinin sektörde ciddi sıkıntılar yaşattığına değiniyor. “Aynı zamanda KDV, ÖTV sorunu, yerli hammaddeye ulaşım sorunu gibi konular önümüzde duruyor. Bu sorunları aşabilirsek sektörümüz daha güçlü olabilir” diye konuşuyor. Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, perakende sektöründe bu yıl salgından dolayı geçen yılın cirosunun yüzde 80’ine ulaşamayan markaların enflasyon ve kira artışıyla aslında bir mağazada yüzde 35 kayıp yaşadıklarını hatırlatıyor. “Organize perakendede istihdamı da tehdit eden bu soruna çok acil bir çözüm için muhataplarımızın bir kez daha dikkatini çekmek istiyoruz” diye konuşuyor.


“ÖDEME PLANLARIMIZI REVİZE ETTİK”
SERTAÇ ÜNAL / ÖZDİLEK HOLDİNG CEO’SU

“BİRİNCİ ÖNCELİĞİMİZ” 
Pandemiyle birlikte dövizli borçlanma risklerinin artacağını öngörüp kur risklerimizi sıfırladık. Zorunlu olanlar hariç, yatırım planlarımızı erteledik. Tedarikçilerimizle görüşüp sevkiyat ve ödeme planlarımızı piyasa şartlarına göre revize ettik. Kurum içinde tasarruf tedbirlerini ve gider yönetimini birinci önceliğimiz olarak belirledik ve uyguladık. Kiracılarımıza önemli destekler sağladık ve kiracı portföyümüzden hiç fire vermedik.
İYİLEŞEN VERİMLİLİK Sonuç olarak giderek daha da iyileşen bir operasyonel verimlilik sağladık. Finansal gücün devamı, özellikle nakit akışının iyi planlanması her zamanki gibi önemli olmaya devam edecek. Birçok sektörde faaliyet gösterdiğimizden, sorun yaşayan şirketlerin genelde ortak sorunları; verimlilik sorunu, bunun sonucu rekabette geri kalma, nakit akışının yönetilememesi, kontrolsüz büyüme sonucu yüksek borçluluk oranları, döviz geliri olmaksızın döviz kredileriyle borçlanma, risk yönetimindeki zayıflıklar.



AKADEMİSYENLERİN ÇÖZÜMÜ

BELİRSİZLİK ARTINCA…
Türkiye’nin alanında önde gelen akademisyenlerine göre sektörel kırılganlıklar kritik önem taşıyor. Akademisyenler, bu kırılganlıkların nedenini ve çözümlerini şöyle dile getiriyor: ODTÜ İktisat Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Erol Taymaz, ekonomide belirsizlikler artınca tüketicilerin konut ve dayanıklı tüketim malı harcamalarının azaldığını söylüyor. “Bu nedenle konut-inşaat, dayanıklı tüketim malı ve yatırım malı üreten sektörlerdeki dalgalanmalar diğer sektörlerden daha fazla oluyor” diyen Taymaz, sözlerine şöyle devam ediyor: “Pandemi hizmet sektörlerini de vurdu. Özel tüketime yönelik yurt dışına satış yapan sektörler ve Avrupa’daki üretim zincirleriyle entegre olmuş şirketler dışında tüm sektörlerde kırılganlık arttı.”
İFLAS RİSKİ TAŞIYANLAR Özyeğin Üniversitesi İşletme Fakültesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nuray Akın, risk yönetiminde daha az başarılı, tedarikçi ağını çeşitlendirememiş küçük ölçekli şirketlerin büyük ölçeklilere göre daha kırılgan ve iflas riski taşıdığını söylüyor. “Mali destekler ve para politikası teşvikleriyle inşaat ve gayrimenkul sektöründe talebin arttığını gözlemliyor olsak da orta ve uzun vadede desteklerin azalmasıyla düşecek talep karşısında bu sektörler yatırım cazibesi olmaktan çıkacak” diye konuşuyor.
FİNANSAL SİSTEM KURGUSU İstinye Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Levent Sümer, konut sektöründe azalan ortaklık, gayrimenkul yatırım fonları ve emeklilik fonlarını entegre eden modeller hayata geçirilebileceğini ifade ediyor. “İyi bir finansal sistem kurgusu vatandaşın içinde yer aldığı paylaşım esasına dayanan, şeffaf, hesap verilebilir bir yaklaşımla yapılabilirse kırılganlıklar yerini güçlü sistemlere bırakabilir” diyor.
“HİBELERE AĞIRLIK VERİLMELİ” Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sabancı Üniversitesi Finans Mükemmeliyet Merkezi Direktörü Yiğit Atılgan’a göre kırılganlıkların azalması sürecinde öncelikli aktör devlet. Her kesime yönelik istihdam desteklerinin kritik olduğunun altını çizen Atılgan, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Her sektörün özel koşulları dikkate alınmalı ve sorunu geleceğe öteleyecek düşük faizli kredilerden ziyade hibelere ağırlık verilmeli. Talep krizinin aşılması için devlet de yurttaşların harcama kapasitesini artıracak sosya programlar tasarlamalı.”



“HARCAMALARIMIZI DÜŞÜRDÜK”
MEHMET T. NANE PEGASUS HAVA YOLLARI GENEL MÜDÜRÜ

DALGALANMALAR
Havacılık uzun vadeli yatırım planlamasına dayalı bir sektör; uçak siparişleri 10-15 yıla uzanan periyodlar içinde parti parti teslim edilir. Yolcu talebinde zaman zaman meydana gelebilecek dalgalanmalar havayolu şirketlerinin nakit giriş-çıkış dengelerini bozabilir. Pandemide bunun belirgin bir örneğini yaşıyoruz. Pegasus olarak pandemiye de kuvvetli bir bilançoyla girdik.
“ÖNLEMLER ALDIK” Bunu korumak amacıyla acil durum planlarımızı devreye sokarak şirketten nakit çıkışını minimize etmek ve sabit maliyetlerimizi kontrol altında tutmak için önlemler aldık. Harcamalarımızı düşürdük, acil olmayan projelerimizi erteledik, yatırım planlarımız için yeni takvimler atadık. Nakit yönetimimiz her zaman kuvvetliydi. Şimdi daha da güçlendi. Yüksek esnekliğe sahip bir yönetim anlayışımız vardı. Bu yeteneklerimizi daha da geliştirmek için çalışmalarımız devam ediyor.
FİNANSMAN DESTEĞİ Havacılık sektörünün üzerinde filolardaki mevcut uçakların devam eden ödemeleri ve sipariş edilmiş uçaklar nedeniyle önemli bir sabit yatırım yükü bulunuyor. Nakit girişlerinin azaldığı pandemi döneminde sektörün bu ödemelerin finansmanı açısından desteğe ihtiyacı olacak.




İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz