Tehlike geçer mi?

Salgın, birçok sektör için adeta bir dayanıklılık testi oldu. Bazı sektörlerde duran talep şirketleri hızla iflasa doğru sürükledi...

2.09.2020 13:37:000
Paylaş Tweet Paylaş
Tehlike geçer mi?

Nilüfer Gözütok Ünal

ngozutok@capital.com.tr

 Bazı sektörlerde ise bozulan dengeler oyunun kurallarını değiştirdi. Pandemi sürecinde yeme içme sektörü oyuncularının yüzde 10’u, kozmetik şirketlerinin yüzde 15’i, seyahat acentelerinin de yüzde 60’ı faaliyetlerini sonlandırdı. Ama tehlike henüz bitmedi. Sonbahar için ikinci dalga senaryoları havada uçuşuyor. Peki ikinci dalga riskleri neler? Bu risklere kalanlar dayanabilecek mi?

Pandemi etkisiyle birçok sektör ciddi talep düşüşü yaşadı, tesisler üretimi durdurdu, pek çok şirket mevcut duruma dayanamayarak kısa sürede oyundan çekildi. COVID-19 salgınının en ağır etkilediği iki sektörden biri olan havacılıkta, dünya devlerinin iflası bu dalganın ilk halkasını oluşturdu. Son olarak Latin Amerika’nın en büyük ikinci havayolu olan Avianca, iflas başvurusunda bulundu. 100 yıllık tarihi olan ve 21 bin çalışanıyla 27 ülkeye uçuş gerçekleştiren şirketin CEO’su Anko Van Der Werff, salgınla birlikte mart ortasından bu yana şirketin gelirlerinin yüzde 80 azaldığına dikkat çekerek iflasın kaçınılmaz olduğunu açıkladı. Türkiye’de de zaten pandemi öncesinde zor bir süreç yaşayan Atlas Havayolları iflasını ilan etti. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’nin (IATA) hazırladığı son rapora göre, havayolu sektörünün 2020 yılı yolcu gelirlerinin bir önceki yıla göre 314 milyar dolar azalması bekleniyor. Türkiye’de de 2021 ortasından önce normale dönüş olamayacağı düşünülüyor. Turizm cephesinde de olumsuz etkiler yaşanıyor. Yaz sezonunun geç başlaması, yabancı turist girişinin az sayıda ülkeyle sınırlı kalması, özellikle Antalya bölgesindeki dev tesisleri zor durumda bıraktı, pek çok otel bu sezonu açmama kararı aldı. Öte yandan faaliyette olan 5 bin seyahat acentesinin yüzde 60’ı şu an kapalı. Prontotur Yönetim Kurulu Başkanı Ali Onaran, bu şirketlerin küçük ve orta ölçekli olduğunu belirtiyor, geri kalan yüzde 40 büyük şirketin ise yüzde 10-30 kapasiteyle devam etmeye çalıştığını söylüyor. 

KAYIP ORANI

Benzer şekilde birçok sektör kritik bir dönemden geçiyor. Yeme içme sektöründe oyuncuların yüzde 10’u tamamen kapandı. Kaşıbeyaz Lezzet Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Murat Kaşıbeyaz, kapanan şirketlerin yüzde 30- 40’ının küçük olduğunu dile getiriyor. Okar Yönetim Kurulu Başkanı Sami Nacaroğlu, otomotiv distribütörlüğünde yüzde 20 civarında kapanmış veya kapanmaya yakın şirket olduğunu tahmin ediyor. Pernod Ricard Türkiye CEO’su Selçuk Tümay, “Sektörümüzdeki şirketlerin kabaca yüzde 15’i oyun dışı kalmıştır diye tahmin ediyorum. Tamamı da küçük ölçekli” diye konuşuyor. Sinoz Kozmetik Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Çörekci, kozmetikte AVM’lerde ya da cadde mağazaları kanalıyla satış yapan orta ölçekli markaların yüzde 15’inin battığını ya da zor duruma düştüğünü açıklıyor. Bazı sektörlerde ise henüz kapanan yok, ancak çok sayıda zor durumda olan şirket var. Hazır giyimden bir şirket yetkilisi, “Şirketlerin yüzde 35-40’ı kapasitesini azaltarak küçültmeye gitti” diyor. Aydınlatma Gereçleri İmalatçıları Derneği (AGİD) Başkanı Fahir Gök, bugün üyelerinin yüzde 90’ının üretimi sürdürdüğünü açıklıyor. “Devam eden üyelerimizin yüzde 10’u tam, yüzde 70’i yüzde 50 kapasiteyle çalışıyor. Ara veren üyelerimiz olsa da tamamen faaliyetine son veren bir şirket şu aşamada yok” diyor. Orka Banyo Genel Müdürü Nalan Yılmaz, sektörde şirketlerin yüzde 50 kapasiteyle üretime devam ettiğini, bayilik sistemiyle çalışan üretici şirketlerin sevkiyat ve satışlarının yüzde 50 düşmesine rağmen faaliyetlerini sürdürdüğünü belirtiyor ve ekliyor: “Bir iki şirket zor duruma düşmüştür.” 

DÜŞÜŞÜN NEDENİ

Peki kapananlar ya da kapanmanın eşiğine gelenler neden bu duruma düştü? Elbette talebin azalması, bazı işletmelerin zorunlu olarak kapalı kalması şirketleri finansal açıdan önemli oranda zorladı. Ancak sektörler ve şirketler özelinde de bazı önemli unsurlar sonu hazırladı, sektör oyuncularını finansal bir çıkmaza soktu. Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (EHKİB) Yönetim Kurulu Başkanı Burak Sertbaş, pandeminin özellikle hammadde ve bitmiş ürün stoku bulunan şirketler için zorlu bir süreç olduğunu dile getiriyor. “Üretilen ve üretilme aşamasında olan siparişlerin müşteriler tarafından alınmaması sektör için sarsıcı oldu. Birçok şirket bu yüzden faaliyetlerini geçici olarak durdurdu” diye konuşuyor. Sun Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Sabri Ünlütürk, zaten iki yıldır yaşanan ekonomik zorluklar nedeniyle kârlılıkları azalan ve nakit akışı bozulan şirketlerin zor duruma düştüğünü düşünüyor. Sarkuysan Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Çaycı, üretimi durduran şirketlerde pandeminin yarattığı sağlık sorunları olduğu gibi daralan pazarın da etken olduğunu dile getiriyor. “Yönetilemeyen bir husus yok” diyor. Tıbbi malzemeler sektöründe kamuya ait devlet ve üniversite hastanelerine satılan tıbbi cihazlardan dolayı birikmiş alacaklar yaklaşık 16 milyar TL. Sektörde ödeme vadelerinin kamu hastanelerinde 12 ayı bulurken üniversite hastanelerinde 2 yılı aşabildiğini belirten Araştırmacı Tıp Teknolojileri Üreticileri Derneği (ARTED) Başkanı Ayhan Öztürk, bu uzun tahsilat ortamının tedarikçiler açısından büyük finansman problemlerine yol açtığını ifade ediyor. “Salgında sağlık hizmetlerinin aksamaması için olağanüstü bir çapa sarf eden tıbbi cihaz sektörü üstlendiği finansal yükü artık taşıyamıyor” diye konuşuyor. 

TAHSİLAT YAPAMADILAR 

İş modelini dönüştüremeyen, halihazırda finansal zorluklarla mücadele eden birçok sektörde de büyük küçük birçok şirket zora düşmüş görünüyor. Yeni İnci Yönetim Kurulu Başkanı Furkan Atakan, iç giyim sektöründeki kapanmaları şirketlerin tek bir kanaldan ilerlemesine bağlıyor. “Üretici olmamaları, çok fazla kredi borcuna girmeleri küçülmelerinde ya da faaliyetlerini durdurmalarında rol oynadı” diye de ekliyor. Ariş Yönetim Kurulu Başkanı Kerim Güzeliş, pandemi sürecinde mevcut maddi sorunları olanların meselelerinin daha da büyüdüğünü ifade ediyor. Pernod Ricard Türkiye CEO’su Selçuk Tümay, kendi sektörü olan alkollü içecekler adına, “Kurların aşırı yükselmesi sonucu ithalat maliyetleri çok arttı ve bu maliyetleri fiyatlarına yansıtamadılar. Piyasa alacaklarını zamanında tahsil edemediler. Sermaye yapıları zayıf olduğu için ticaretlerini durdurmak zorunda kaldılar” diye konuşuyor. Okar Yönetim Kurulu Başkanı Sami Nacaroğlu, otomotivde kapanışlara neden olan en önemli konunun sabit masrafları bile çıkaramamak olduğuna değiniyor. “Dolayısıyla eski kârlılıkların ve şirketlerin özsermayelerinin yok olması en önemli neden” diyor. Sinoz Kozmetik Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Çörekci, pandemi sürecinde kapanan şirketleri halihazırda temeli sağlam olmayan yapılar olarak nitelendiriyor. Sadece geleneksel kanallarla satış yapan şirketlerin mağazalarını kapatmak zorunda kalmasının tüm gelirlerinin kesilmesine neden olduğunu ifade ediyor. “Aynı zamanda yatırımlarını özsermayeden karşılamak yerine tamamen kredi yoluyla büyüme amacı güden şirketler, gelirlerinin kesilmesiyle kredilerini ödeyemez hale geldi. Bu da batış sürecini hızlandırdı” diyor. Hitachi Ülke Müdürü Murat Yılmaz da şirketlerin krizi yönetimi planlamasına sahip olmadıkları için kapandıklarını ya da zor duruma düştüklerini düşünüyor. “Ayrıca finansal planlamayı krize göre yapmadıkları aşikar” diye konuşuyor. 

NASIL AYAKTA KALDILAR? 

Tüm bu olumsuz tabloda her şeye rağmen ayakta kalanların bunu nasıl başardığına gelince… EHKİB Başkanı Burak Sertbaş, bu noktada öncelikle kamusal desteklerin hayati önem taşıdığını belirtiyor. Bunun yanında bazı markaların siparişlerinin arkasında durup sorumluluk almalarının şirketlerin sağlığı açısından önemli olduğunu ifade eden Sertbaş, “Ayrıca şirketlerimiz tıbbi tekstil alanındaki fırsatı gördü ve bu alana yoğunlaştı” diyor. Hafele Türkiye İcra Kurulu Başkanı Hilmi Uytun, bu tip durumlarda çözüm arayışında olmanın, tüm paydaşlarını ve enerjiyi yüksek tutmanın çok önemli olduğunu dile getiriyor. “Sonuç, müşteri ve nakit akışına odaklılık, ayakta kalanların temel dayanağı oldu” diye konuşuyor. Chakra CEO’su Ahmet Sabih Dalyancıgil, nakit akışını devam ettirebilen ve masraflarını minimize eden perakendecilerin bu ilk dalgadan asgari hasarla çıkabildiklerini söylüyor. “Stok yönetimini iyi yapan şirketler, ilk dalgaya daha güçlü girdi. Bu süreçte online satış kanalı ön plana çıktı. Bu kanalda yatırımı olan ve lojistiğini verimli olarak yöneten perakendeciler, nakit akışını da devam ettirebildi” diye konuşuyor. Doğanlar Yatırım Holding Başkanı Davut Doğan, mobilya sektöründe gündeme uygun mağazacılık anlayışı ve özel uygulamalarla hareket edenlerin ayakta kalmayı başardığını söylüyor. “Biz de fabrikada çalışma kapasitesini yarıya indirdik, geliştirdiğimiz randevulu sistemle süreci en az zararla tamamladık. Ayakta kalanların hepsi satışı artıracak tedbirlerle yeni uygulamalara yatırım yaptı” diyor. Özdilek Holding CEO’su Sertaç Ünal’a göre ayakta kalanlar hem operasyonel hem finansal süreçlerini doğru yöneten, değişen durumlara hızlı adapte olan şirketler. Ünal, “Bu kurumsal bir kültür gerektirir. Bunlar hemen her durumda ayakta kalmayı başarır” diye konuşuyor. 

İKİNCİ DALGA ENDİŞESİ

Salgında henüz birinci dalga bitmeden ikinci dalga konuşuluyor. İkinci bir dalga karşısında yeniden sıkı tedbirlerin devreye girip ekonomik hareketliliğin kısıtlanması karşısında sektör ve şirketlerin bu duruma ne kadar dayanabileceği büyük soru işaretlerinden birisi. Bu noktada beklentiler ise oldukça karamsar. ARTED Başkanı Ayhan Öztürk, kendi sektörlerinde daha fazla sermaye transferine ve borçlanma imkanına yer olmadığını söylüyor. “Bu finansal yükle sektördeki tüm oyuncuların ayakta kalması mümkün olmayacak” diyor. Prontotour Yönetim Kurulu Başkanı Ali Onaran, turizm için bulunulan dönemi afet olarak nitelendiriyor ve ekliyor: “Bu durumun uzamasıyla sektörün daha fazla zorlanacağı kesin. Milyarlarca dövizi ülkeye getiren sektörü ayakta tutmak için devlet tarafından daha güçlü destek şart.” Silverline CEO’su Mustafa Laçin, ikinci dalga olması halinde etkisinin ilkinden daha şiddetli olacağı görüşünde. Geçtiğimiz süreçte şirketlerin ayakta kalmak için hem iç hem dış kaynakları kullandığını ifade eden Laçin, “Tekrar dayanma gücü oldukça zor olacaktır” diyor. Havacılık sektörü adına konuşan bir yetkili, pandemi sürecinde havayollarının kaybının 385 milyar dolar olduğunu, burada Türkiye’nin payının yüzde 1,5 olduğunu dile getiriyor. “An itibarıyla 5 milyar dolar gibi bir zarardan söz edebiliriz. İkinci dalgayı beklemeye gerek kalmadan bu ağır yükün altından Türk tescilli havayolları çok zor kalkacak” diye de ekliyor. PAGDER Başkanı Selçuk Gülsün, ikinci bir dalga olması halinde şirketlerin durma noktasına geleceğini ve aynı şekilde atlatabilmesinin kolay olmayacağını söylüyor. “İşletmelerin finansal yüklerini azaltacak önlemler alınması gerekiyor” diyor. 

İFLASLAR ARTABİLİR 

Yeni İnci Yönetim Kurulu Başkanı Furkan Atakan, sarsılan ya da küçülmeye giden şirketlerin ikinci dalganın altından kalkmasını zor görüyor. “Önemli olan ikinci dalganın ne kadar süreceği” diyen Atakan, şöyle devam ediyor: “Bu süreç uzadıkça riskler artacak ve buna paralel şirketlerin dayanıklılığı azalacak.” Tudors CEO’su Yaşar Ayaydın, AVM kiralarından dolayı sektörde kârlılıkta sıkıntı yaşandığını dile getiriyor. “Pandemi döneminde nakit akışı tamamen durdu. Birinci dalganın yaraları sarılmamışken ikinci dalganın gelmesi birçok perakendeci açısından mağaza kapama, istihdamda kesintiye gitme ve hatta tümüyle kapanma gibi sonuçlar doğurabilir” diyor. Sezgin Group Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sezgin, sektörde ayakta kalanlar için en büyük riskin AVM’lere ödenen ciddi kiralar ve azalan tüketici olduğu söylüyor. Bu durumun ciro kira dengesini olumsuz etkilediğinin altını çizen Sezgin, “AVM yönetimlerinin bu süreçte kiracıların rahat nefes alabilmesini sağlamak adına destekte bulunması gerekiyor” diyor. Araç kiralama sektörü adına konuşan Turkrent CEO’su Barkın Pınar, doğru yönetilen şirketlerin ikinci dalgaya da dayanabileceğini ancak gelecek ikinci bir dalganın sektörün yaklaşık yüzde 30’unu çok ciddi şekilde etkileyeceğini ifade ediyor. AGİD Başkanı Fahir Gök, finansal yönetimin ikinci dalga olması halinde riskin en yüksek olacağı unsur olduğuna dikkat çekiyor. “Özsermaye gücü olmayan şirketlerde kendi kontrolleri dışında gelişen nakit akışı dengesizlikleri sorun yaratabilir” diyor. Armatür Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Turhan, ikinci dalganın uzun sürmesi durumunda bozulan nakit akışlarının şirketleri zor durumda bırakacağını hatta bazılarını iflasa sürükleyeceğini açıklıyor.


KİMLER ŞANSLIYDI?

TALEBİ ÖNGÖRMEK
Eğretli Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Galip Eğretli, “Bu süreçte talebin artış ve düşüşünü öngörebilen işletmeler, hem ciro hem nakit akışı anlamında avantajlı oldu” diye konuşuyor. Faydasıçok Holding Yönetim Kurulu Başkanı Naci Faydasıçok, nakit akışını iyi yöneten açık pozisyon taşımayan şirketlerin ayakta kaldığını dile getiriyor.
NAKİT AKIŞI TAKİBİ Burgan Leasing Genel Müdürü Cüneyt Akpınar, banka iştiraki olan şirketlerin gerek bağlı oldukları grubun desteğini alarak gerek nakit akışını sıkı bir şekilde takip ederek mevcut finansal yapılarını korumayı başardığını söylüyor. “Diğer kurumlar risklerini ve nakit akışlarını her zamankinden daha titiz takip etti” diyor.
ESNEKLİK Hunca Grup CEO Dr. Erkmen Onbulak, dayanıklı şirketlerin ürün kategorilerini genişlettiğini, hızlı ve atak davranarak antibakteriyel jel ve hijiyen kategorilerinde üretim yaptıklarını söylüyor. “Üretim ve dağıtım kanallarında esnek olanlar için olumlu bir süreç yaşandı” diye konuşuyor.
DİJİTAL DÖNÜŞÜM Ankutsan Genel Müdürü Deniz Erdoğan, ihracat kabiliyeti ve altyapısına sahip olanların, dijital dönüşüm yatırımlarını tamamlayanların bu dönemden daha da güçlenerek çıktığını dile getiriyor. Toshiba TNB CEO’su Aytaç Biter, uzaktan çalışmaya hızla adapte olan, online satış kanallarını hemen devreye sokan, ürün yelpazesini yeni düzene göre güncelleyen, giderleri azaltıp atıl stokları temizleyenlerin ayakta kalabildiğini açıklıyor.



İKİ SEKTÖRDEKİ TABLO


“BÜYÜK RİSK” 
PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, pandemi başlangıcından itibaren sektör şirketlerinin yüzde 30’unun üretimini geçici olarak durdurduğunu, yüzde 70’inin de vardiyalarını azalttığını söylüyor. “Mevcut tabloda şirketlerin yüzde 5’lik bir bölümü için kapanma riski olduğu görülüyor” diyor. Özellikle otomotiv, beyaz eşya, turizm ve inşaat gibi sektörlerin durma noktasına gelmesinin, bu alanlara üretim yapanlara olumsuz yansıdığını söyleyen Yavuz, “İkinci bir dalga yaşanması, yüksek üretim maliyetine sahip ve sınırlı pazarlara üretim yapan şirketler açısından risk büyük olur” diyor.
“STOKLAR ERİMELİ” Konut ve ticari gayrimenkul projeleri gerçekleştiren Gülman Group Yönetim Kurulu Başkanı Polat Gülman, pandemiden önce de sektörde stok fazlalığı olduğunu hatırlatıyor. “Pandemi nedeniyle maalesef faaliyetlerini durduran, kapanan şirketlerdeki en büyük sorunlardan biri nakit akışıydı. Alacak tahsilatı yapılamayınca, yeni satışlar da olmayınca şirketlerin nefesini ne kadar tutabildiği belirleyici unsurlardan biri oldu” diyor. Gülman, ikinci dalgaya hazırlıklı olmak için yapılması gerekenleri şöyle açıklıyor: “İkinci dalgaya alacaksız girmek kritik öneme sahip olacak. Stokları mümkün olduğunca eritmek de önemli.”



PANDEMİ KONSOLİDASYONA SEBEP OLDU
VURAL AK / INTERCITY YÖNETİM KURULU BAŞKANI

“8-10 ŞİRKET KALDI”
Filo kiralama sektöründeki küçük oyuncuların neredeyse tamamı, zorlu piyasa koşullarıyla mücadele edemediğinden, pandeminin başlangıcı kabul edilen mart ayından da önce faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldı. Şu an filo kiralama sektöründe 10 bin adetten büyük araç parkına sahip sadece 8-10 şirket kaldı. 10 bin aracın altında filosu olan yaklaşık 10-15 şirket ise küçülerek de olsa yoluna devam ediyor.
ORTAK PROBLEM Pandemi bir anlamda sektörde doğal bir konsolidasyona sebep oldu. Sektörde faaliyetlerini durduran veya kapanan şirketlerin ortak problemi sürdürülemez boyutlardaki borç oranı. İkinci bir dalgada 10 bin aracın altında filosu olanlardan bir kısmı daha oyun dışı kalabilir. Ayakta kalanlar için en büyük risk bilançolardaki yabancı para cinsinden borçlanmalar diyebiliriz.




İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz