Vadenin maliyeti nasıl değişti?

Vadelerdeki uzamanın maliyeti pek çok şirketin gündeminde. Nakit sıkışıklığı yaşayanlar, yüksek finansman maliyetlerine katlanmak zorunda kalıyor...

20.05.2021 16:09:000
Paylaş Tweet Paylaş
Vadenin maliyeti nasıl değişti?

Özlem Aydın Ayvacı oaydin@capital.com.tr

Capital Nisan 2021

Kimi şirketler de rekabet gücünü yitiriyor. 2018 yılı kur krizinden sonra bu konuda önlem alanlar ise avantajlı konumda. 1 milyon TL’lik vade uzamasının aylık maliyetine gelince… Bu konuda sektörlere göre ortaya çıkan rakamlar farklılık içeriyor. Tekstil ve züccaciyede gecikmenin aylık maliyeti 25 bin TL’lere ulaşırken, mobilyada 22 bin TL’leri, küçük ev aletleri, endüstriyel mutfak ve beyaz eşyada 20 bin TL’leri buluyor.

COVID-19 ile birlikte ortalama küresel alacak vade süresi 2020 yılında son 10 yılın en yüksek seviyesini görerek 2 gün artışla 66 güne çıktı. 2021 yılında ise bu sürenin 2 gün daha artışla 68’e çıkması bekleniyor. Aslında borç-alacak dengesi son 5 yılın en kritik konusu. 2020 Mart’tan bu yana nakit akışı artık şirketlerin sürdürülebilirliğini etkileyen ilk maddelerden biri olarak görülüyor. Pek çok CEO ve patron da bunun bilincinde. Şu anda en fazla vadenin maliyetinde yaşanan değişime odaklanıyorlar. 1 milyon TL’lik vade uzamasının aylık maliyetinde sektörlere göre farklılıklar ortaya çıkıyor. Tekstil ve züccaciyede bu gecikmenin maliyeti 25 bin TL’lere ulaşırken, mobilyada 22 bin TL’leri, küçük ev aletleri, endüstriyel mutfak ve beyaz eşyada ise 20 bin TL’leri buluyor. Sürelere bakıldığında ise sorun yaşayan sektör isimleri değişiyor. Euler Hermes raporuna göre genelde 65 gün olan ortalamaya kıyasla en yüksek alacak vadesine sahip sektörler, 80 günden fazla vadeyle inşaat, elektronik ve makine olarak karşımıza çıkıyor. Euler Hermes Türkiye CEO’su Ahmet Ali Bugay, Türkiye’de şirketlerin 2018 yılında yaşanan kur krizinde kurdaki oynaklık arttığı için dövizli alacaklarının vadelerini mümkünse kısaltmaya veya TL’ye dönme yoluna gittiklerini söylüyor. Şirketlerin bunu yaparken vade ve kur farkını yüksek şekilde TL faturalarına yansıttıklarını ve bunun sonucunda bazı işletmelerin riskli gördükleri müşteri portföyünde, peşin ya da teminatlı satışla ilerlemeyi tercih ettiklerini belirtiyor. 

2018’DEN DERS ALANLAR AVANTAJLI 

Gerçekten de 2018 kur krizinden sonra şirketler, yeni borçlanmalarda dövizden kaçındı. Bu da Mart 2018 itibarıyla 223 milyar dolar seviyesinde olan, finans kesimi dışı özel sektör net döviz pozisyonu açığının Kasım 2020 itibarıyla 158 milyar dolar civarına gerilemesine neden oldu. 2020 yılında başlayan pandemi, işletmeleri hem alış hem satış vadelerinin yönetimine daha fazla dikkat etmek durumunda bıraktı. Pazar payı güçlü şirketler, satış vadelerini kısa tutarak bu riskleri yönetmeye çalışırken, KOBİ segmentindeki şirketlerin nakit döngüsü bu anlamda baskı altında kaldı. Euler Hermes Türkiye CEO’su Ahmet Ali Bugay, “Dolayısıyla önümüzdeki dönemde de ticari alacak sigortası, alacak vadelerinin istikrarını korukorumak için en etkili çözümlerden biri olacak” diyor. Moral&Partners Yönetici Ortağı Avukat Reşat Moral 2018’den itibaren şirketlerin vadeler konusunda daha temkinli olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Şirketler, karşısındaki tedarikçinin niteliği, tedarik zincirindeki rolü veya ikamesinin olup olmadığı, tedarikçinin maddi gücünü gözeterek değişken bir vade farkı uygulamasına gidebiliyor. Pandemide yükselen sektörlerin oyuncularında öncelik tedariğin devamlılığı ve buna bağlı tedarikçiyi mutlu eden vade uygulamalarıyken pandemiden olumsuz etkilenen sektörlerde vadelerin uzaması hatta ödemelerin ertelemesi ya da tatili gündeme gelebiliyor. Bu durum da reel piyasada zincirleme tıkanıklıklar ve yaralara sebep oluyor.” 

NASIL DEĞİŞTİ? 

Peki son 3 yıllık dönemde vadeler nasıl değişti? İbrahim Polat Holding CEO’su Baran Demir, grup şirketlerinden Ege Seramik’ten ve sektörden edindiği izlenimlere göre vade sürelerinde son 3 yılda değişim olmadığını söylüyor ve “150 gün ila 180 gün arası değişiyor. Vadelerde 2021’de değişim olmaz ama 2022 yılının ikinci yarısında normale dönme umudundayız” diyor. 1 milyon TL’lik vadenin 1 ay uzamasının sektöre maliyetinin 16 bin TL olduğunu belirten Demir, “Şirketler vade uzamasına hazır değil. Faizlerin artmasıyla durum daha da kötü hale gelebilir. Bu nedenle seramik şirketleri ihracatı artırmaya çalışıyor. Çünkü ihracatta hem vade daha kısa hem kârlılık daha yüksek” diyor. BLC Group Yönetim Kurulu Başkanı ve Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şahin Balcıoğlu, tekstil sektöründe 2018 yılı sonunda 1 aylık vadenin maliyetinin 1 milyon TL için yaklaşık 30 bin TL, gecikme nedeniyle vade uzamasının maliyetininse aylık 40 bin TL olduğunu hatırlatıyor. Bu rakamın bugün 18.500-25.000 TL aralığına gerilediğini belirten Balcıoğlu, “Tekstil sektöründe emtia fiyatlarındaki artış ve dövizdeki hareketlilik nedeniyle vadeler, 2018 yılında 120-150 gün gibi bir ortalamadayken şu an en uzun vade süresi 30 gün olarak işlem görüyor” diyor. Global piyasalardaki hammadde fiyat artışları sürerken satılan ürünün yerine yenisinin koyulamadığı bir piyasa koşulu yaşandığını ifade eden Balcıoğlu, “Dolayısıyla şu an için vade artışı sektör açısından olası görünmüyor. Vade son 3 yılda uzamadı. Umuyoruz ki bu tablo artık bu şekilde devam eder. Tekstil sektöründe kimsenin vade uzamasına hazır olduğunu düşünmüyorum” diyor. 

NAKİT SIKIŞIKLIĞI YARATTI

Mobilya, vadeden en fazla etkilenen sektörlerin başında geliyor. Mobilya Sanayi İş Adamları Derneği (MOBSAD) Başkanı Nuri Gürcan, sektörde ortalama vadelerin 7-11 ay arasında olduğunu söylüyor. “Zaten hammadde krizine eşlik eden döviz kurundaki artış, satışların yıl içinde dip noktayı bulmasına neden oldu. Evde kalınan günlerde dahi mağaza kiraları gibi birçok faktör, finansal sıkıntıları artırdığı için ödemelerin vadesi de uzadı” diyor. Bu dönemde en büyük sıkıntının şirketlerin yaşadığı nakit sıkışıklığı olduğunun altını çizen Gürcan, “Bu yüzden de yüksek faizlere rağmen banka kredilerine yüklenme söz konusu. Ancak yine de ihracatla iç pazarda yaşadığımız sıkıntıları kapatmaya çalışıyoruz. Vadelerin uzaması ve diğer finansal yükler sektörde küçük oyuncuların elenmesine yol açacak. Aynı zamanda şirket birleşmelerini de görebiliriz” diyor. İşbir Holding CEO’su Metin Gültepe yatak sektöründe 2018 yılında 1 milyon TL’de aylık vade gecikmesinin 26 bin TL maliyeti olduğunu söylüyor. Nispeten düşen faizler ve satış vadelerinin kısalmasıyla 2021 yılında maliyetin 19 bin TL’ye gerilediğini belirtiyor. Gültepe, “Satış vadelerinin gerilemesinde toplam tahsilatların içindeki kredi kartıyla gerçekleştirilenlerin payındaki artış etkili oldu” diyor. Gültepe, vadelerin uzamasının öz kaynağı yetersiz şirketler üzerinde baskı oluşturduğunu da belirtiyor ve şöyle devam ediyor: “Alım ve satım vadeleri arasında aleyhte oluşan farklar işletme sermayesi açığına yol açıyor. Dolayısıyla öz kaynağı yetersiz şirketler alternatif finansman yöntemlerine başvuruyor. Banka kredisi ya da diğer finansman yöntemleriyle işletme sermayesi açığını finanse etmek durumunda kalan şirketler yeterli finans kaynağına ulaşamayınca nakit akış sıkıntısı yaşıyor.” 

TOPARLANMA 2023’TE 

Vade uzamasının sektörlerdeki oyunculara etkisi ise oyuncuların gücüne göre değişiyor. Sapro Genel Müdür Yardımcısı ve İcra Kurulu Başkanı Murat Gönül, temizlik ürünleri sektöründe vadelerde 30 güne varan uzamaların yaşandığını söylüyor. Sektörde 1 milyon TL’lik vade uzamasının aylık maliyetinin 15 bin TL olduğunu belirten Gönül, “Vadeler ancak pandemi sonrasında normale döner” diyor. Bristol-Myers Squibb Türkiye Genel Müdürü Ece Kaşıkçı, ilaç sektöründe 1 milyon TL’lik vade uzamasının aylık maliyetinin 2018 yılında özellikle yılın ikinci yarısından sonra artan faiz oranları sebebiyle 30 bin TL olduğunu hatırlatıyor. 2021’de bu maliyetin 20 bin TL’ye gerilediğini söyleyen Kaşıkçı, ilaç sektöründe eczane satış pazarında vade sürelerinin değişmediğini ama hastane satış pazarında vadelerin 2021 yılında 2018 yılına göre 4 ay uzadığını söylüyor. Kaşıkçı, “Ülkedeki finansal durum ve pandemi süreci göz önüne alındığında 2023 ikinci yarısından önce bir toparlanma beklemiyoruz” diyor. 

AYAKTA KALMA SAVAŞI

Goldmaster Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Bora, küçük ev aletleri sektöründe 2018’de 1 milyon TL’lik vade uzamasının aylık maliyetinin yaklaşık olarak 12-13 bin lirayken 2021’de bu rakamın 20 bin civarına yükseldiğini belirtiyor. Vadelerin pandemi nedeniyle çok uzadığına dikkat çeken Bora, “Sektörümüzde vadeler 7-8 aya uzadı. 4-5 ay olan normal seviyesine yıl sonu döneceğini düşünüyoruz” diyor. Şirketlerin vadenin uzamasına pandemi nedeniyle kısmen hazır olduklarını ama birçok şirketin ödeme vadeleri geldiği için nakit sıkışıklığı yaşadığını belirtiyor. Bora, şöyle devam ediyor: “Herkes tedarikçisiyle görüşerek destek istiyor. Bir anlamda bankaya gitmeden tedarikçilerle görüşerek vadeyi uzatmak istiyorlar. Bu şekilde dış finansmanı kullanmaya çalışıyorlar ama banka vasıtasıyla değil çünkü bankadaki kredi faizleri çok yüksek.” Züccaciyeciler Derneği (ZÜCDER) Başkanı Mesut Öksüz de yüksek enflasyon ve artan faizlerin vadelerin uzamasına neden olduğu görüşünde. Öksüz, “Her ne kadar vade uzaması finansal maliyet açısından yük bindirse de vadelerin kısa olması daha büyük yük. Finansman yükü belimizi bükmeye başladı. Ayakta kalma savaşı veriyoruz. Zaten iki yıldır vadeler uzamaya başlamıştı. Şirketler genel olarak bu duruma kendilerini hazırlamıştı. Şimdi kimisi ödemeleri karşılayabilmek için özsermayesini, yatırımlarını değerlendiriyor. Genel itibarıyla ortalama 11 aylık bir vade süresinden bahsedebiliriz. 1 milyon TL’lik vade uzamasının aylık maliyeti 15 bin TL-25 bin TL arasında değişkenlik gösteriyor” diyor. 

REKABET GÜCÜ AZALIYOR

Vade uzamasının önemli bir diğer yansıması ise rekabet gücü kayıpları. Boya da bu açıdan şanssız sektörlerden. Başergün Boya Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mustafa Ergün, boya sektöründe satın alma vadelerinin 2018 yılının ikinci yarısından bu yana sürekli olarak kısaldığını söylerken belli başlı hammadde ve kimyasalların alımlarının ancak peşin yapılabildiğini belirtiyor. Satış vadelerininse satın almanın aksine 2020 yılı itibarıyla 2018 yılı öncesine döndüğüne dikkat çekiyor. Ergün, vade uzamasının sektöre etkilerini şöyle açıklıyor: “Finansal açıdan yönetimi doğru yapamayan şirketlerin satın alma gücünü yitirdiğini izliyoruz. Bu durum beraberinde rekabet gücünü azaltıyor. Bu da ciro kaybına neden olabiliyor. Sektöre yön veren şirketlerin hataları veya tercihleri küçük ve orta ölçekli şirketlerin de bu durumu yanlış kodlayarak finansal zorluklar yaşamasına da neden olabiliyor.” Dünyanın en büyük sistem entegratörleri arasında yer alan Kontrolmatik’in yönetim kurulu başkanı Sami Aslanhan, ortalama vadelerin, proje sürelerinin pandemi etkisiyle artmasından dolayı 3-4 aya yakın uzadığını söylüyor. Pandemi dolayısıyla şirketlerin alım şartlarının da değiştiğini belirten Aslanhan, “Özellikle hammadde tedariği yaptığımız şirketlerde bunu gözlemledik. 2018 yılında vadesiz çalışan şirketler bile 2021 yılında vadeli çalışmaya başladı” diyor. Nakit sıkışıklığının oldukça yıkıcı etkileri söz konusu. Johnson Controls Teknik Tesis Yönetimi Direktörü Tolga Tale, pandemi ve ekonomik kriz nedeniyle inşaat sektöründe ortalama vadenin 150 günün üzerine, tesis yönetiminde ise 60-90 günlere çıktığını söylüyor ve “Tahsilat vadelerin uzaması, ödeme dengesini tamamen bozmuş durumda. Ayrıca piyasalarda yaşanan daralma rekabeti artırdı ve rekabetçi fiyatlardan dolayı kârlılık düştü” diyor.


FERDA YILDIZ BAŞARI HOLDİNG VEKAAN AIR YÖNETİM KURULU BAŞKAN
“VADEDE ESKİYE DÖNÜŞ BELİRSİZ”

KUR ETKİSİ BÜYÜK
Özellikle Ağustos 2018’deki anormal kur artışı ve onu frenleyebilmek için yapılan çok yüksek faiz artışları dolayısıyla 2018’deki resim şimdikinden de kötü gözüküyor ama şimdi ilave olarak bir zincirleme ödeme zorluğu ve vadelerin uzaması söz konusu. Ayrıca şu anda bir sürü tedbir uygulamada, örneğin işçi çıkarma yasağı gibi. Havacılık sektörü tamamen yabancı paraya endeksli olduğundan yedek parçasından pilotunun maaşına kadar kurlardaki oynamalar çok büyük etki yapıyor.
FİNANSMAN MALİYETİ ARTIYOR Tahsilatlarımızın sekteye uğramasıyla tedarikçi ödemelerimizi de aynı süre zarfında ertelemek durumunda kalarak dolaylı olarak tahsilat vadelerimizle ödeme vadelerimizi uyumlu hale getirmeye çalışıyoruz. Finansman maliyeti artıyor. 1 milyon TL’lik vade uzamasının 2018’de aylık maliyeti 21 bin 700 TL iken bu rakam 2021’de 19 bin 200 TL. Piyasada ödemeler normal vadelerinde yapılamadığı için krediler de zamanında ödenemiyor. Normal şartlarda ödemeniz gereken kredi maliyeti ikiye katlanıyor. Vadeler 90-120 gün aralığında ve ne zaman normale döneceği belirsiz.
SORUN İKİ YILDIR VAR 2018 yılında vade uzamasının yıllık maliyeti ortalama yüzde 26 civarındaydı. Aylık maliyeti yüzde 2,17 olarak düşünebiliriz. 2021’de vade uzamasının yıllık maliyeti yüzde 23 civarında; aylık maliyeti yüzde 1,92. 2018 yılında 30 gün olan vadeler, 2019 yılından itibaren uzamaya başladı ve pandemiyle birlikte giderek arttı. Mevcut durumda vadeler 90-120 gün arasında değişiyor. Vade uzamaları zincirleme bütün sektörü etkiliyor.



ESRA ALTAY BATKIN İNOKSAN GENEL MÜDÜRÜ
“NORMALE DÖNÜŞ İÇİN İKİ KOŞUL VAR”

VADELER UZADI 
2018 yılında kredi maliyetleri 2009-2018 arasında en yüksek seviyesine ulaştı. 1 milyon TL’lik bir alacağın veya borcun aylık maliyeti 2018 yılında 15 bin TL iken akabindeki süreçte faizlerin daha da artmasıyla bu rakam 2021 yılına gelindiğinde 20 bin TL bandına yükseldi. Finansal zorluklar nedeniyle şirketler, öncelikle vadelerde azaltma yapmaya çalıştı. Akabinde makine imalat sektörünün bir alt grubu olan endüstriyel mutfak sektöründe satış yapma zorunluluğu ve giderlerin karşılanması ihtiyacı nedeniyle vadelerde gün uzatmaya gidildi.
 
TALEP VE KAYNAK GEREKLİ 60 gün daha uzayan vade sürelerinin eski normale dönmesi için iki koşul var. Ertelenmiş talebin ve finansal kaynaklara erişimin geri dönmesi gerekli. Bu koşullarınsa 2021 sonuna kadar gerçekleşmeyeceğini, yıl sonunda normale yaklaşabileceğini öngörüyoruz. Vadelerin uzamasına şirketlerin hazır olması ne yazık ki zor görünüyor.

KİME YANSIYACAK? Vade uzaması şirketler için ek kaynak bulma ihtiyacı doğuruyor. Bu da ya sermaye artışıyla öz kaynak ya da banka kredileri yoluyla yabancı kaynak şeklinde karşılanabilir. Bu nedenle şirketler vade uzamasına maalesef sıcak bakamıyor. Vadeler piyasa koşulları nedeniyle zorunlu olarak uzarsa, maalesef öncelikle uzayan vade tedarikçilere yansıtılmaya çalışılır. Yansıtılamayan vade uzamasının maliyetini ise şirketler ürün maliyetlerine eklenmek zorunda kalır.


LOJİSTİK VADE KISKACINDAN NASIL KURTULUR? 

GARİP SAHİLLİOĞLU MARS LOGISTICS YÖNETİM KURULU BAŞKANI

PİYASA HAZIR DEĞİL Piyasadaki şirketlerin, vadelerin uzamasına karşı çok hazırlıklı olduğunu düşünmüyorum. Piyasa tahminlerinde pandemi nedeniyle 2 veya 3 ayın ötesi öngörülemiyor. Öz kaynakları yetersiz olan şirketlerin finansman sağlaması yüksek faizlerden dolayı sınırlı kalıyor. Finansman sağlayan şirketler de finansman maliyetlerini satış fiyatlarına yansıtmak durumunda kalabiliyor. 

TELAFİ YÖNTEMİ Piyasadaki büyük oyuncular güçlerini kullanarak alacak vadelerindeki uzamaları tedarikçilerinin vadesini uzatarak telafi etme yöntemini benimseyebiliyor. Öte yandan küçük ve orta ölçekli oyuncular hem finansman hem fiyat baskısından ötürü kârdan ödün vererek açık pozisyonlarını finanse etmek durumunda kalıyorlar. İKİLEMİ AŞMA YOLU Bu ikilemi aşmak için firmaların müşterilere değer yaratan yeni hizmet türlerini benimsemesi veya konvansiyonel hizmetleri daha verimli şekilde sunarak vade kıskacından kurtulması önerilebilir.


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz