""Sabaha kadar santranç oynuyorum""

Aslında Cardif CEO’su Yılmaz Yıldız, tam bir adrenalin tutkunu,Ama onun esas tutkusu satranç.

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
"Sabaha kadar santranç oynuyorum"
Cardif Türkiye’nin CEO’su Yılmaz Yıldız, tam bir adrenalin tutkunu. Yamaç paraşütünden sky diving’e bol adrenalinli tüm sporları yapıyor. Ama onun öne çıkan bir başka tutkusu daha var: “En büyük adrenalin kaynağım” dediği satranç.
11-12 yaşından beri satranç oynayan Yıldız, Rus şampiyon Karpov’la bile maç yaptı. Harvard ve Heidelberg üniversitelerinde gerçekleştirilen çeşitli turnuvalarda kazandığı şampiyonlukları var.
Tahtasız ve piyonsuz oynanan körleme satrançta da uzman. Bu sayede, 64 kare 16 piyondan oluşan satrancı rakibiyle akıldan oynayabiliyor. Hem rakibi hem kendi hamlelerini kolaylıkla hafızasında tutuyor ve aklında adeta oyunun fotokopisini çekiyor.
“Şimdi Yahoo’nun satranç bölümünde çok oynuyorum” diyen Yıldız, özellikle hafta sonları satranca vakit ayırıyor. Yılmaz, çoğu zaman rakip bulamadığından bilgisayarla maç yaptığını söylüyor. Hafta sonları sabaha dek bilgisayarın karşısından satranç oynadığı da oluyor.
“Yanımda çalışanları hobilerini sormadan işe almam” diyen Yıldız’la satranç merakını ve adrenalin tutkusunu konuştuk:
İLK BİLGİSAYARLA BAŞLADIM
11-12 yaşımdan beri satranç oynuyorum. Esasında satranç oynamaya başlamam biraz ilginç oldu. Babam serbest meslek sahibiydi. İthalat ihracatla uğraşıyordu. İşi nedeniyle çok sık yurtdışına giderdi ve sık sık satranç kitapları getirirdi. Bir seferinde, o dönem dünyada sayılı olan satranç bilgisayarlarından birini getirdi. “Chess Challenger” diye bir bilgisayardı. Hala da bu bilgisayar durur ve çalışıyor.
Satranç oynamayı o bilgisayarda öğrendim. Çevremde satranç oynayan pek fazla kimse olmadığı için uzun süre bilgisayarla satranç oynamak zorunda kaldım. Ondan sonra yavaş yavaş kitaplarla ilerlettim ve bilgisayarı yenmeye başladım.
TED Ankara Koleji mezunuyum. Ortaokulda ve lisede turnuvalara katıldım. Turnuvalarda mutlaka ilk 3 içerisinde olurdum. İyi derecelerim vardı. Daha sonra üniversite eğimi için Almanya’ya ve Amerika’ya gittim. Oralarda satranç, Türkiye’ye göre çok daha ileride. Çok fazla satranç kulübü var. Amerika’da hem Boston hem Harvard üniversitelerinde çok satranç oynadım. Aynı zamanda Harvard Business School’un satranç kulübünün kurucularından biriyim. Harvard Üniversitesi’nin eski satranç kulübünde, ünlü matematikçilerle ve fizikçilerle satranç oynama imkanı yakaladım. Üniversitenin satranca meraklı ünlü profesörleri, akademisyenleri ve öğrencileri vardı. Hepsiyle oynama fırsatım oldu.
Genelde böyle ortamlarda şimşek satrancı denen zamana karşı satranç oynanır. 2-3 saatlik oyunlar oynanmaz. Bunlar genellikle 3-5 dakikalık oyunlar olur. Özel bir satranç saatiniz vardır. Karşı taraf hamleyi yaptıktan sonra saatinizi kurarsınız hamlenizi yapar düğmeye basarsınız. En fazla 5 dakikada oyunu bitirmeniz gerekir.
KARPOV İLE TANIŞMA
Amerika’da büyük satranç ustaları var. Onlardan üniversitede okurken bazı dersler aldım. Çok yararını gördüm. Amerika’da şöyle bir fırsatım oldu: IBM o dönemde “deep blue” diye yeni bir satranç programı geliştiriyordu. O dönemde de amaç, bilgisayar satrançta insanı yenebilir mi sorusuna cevap bulmaktı. O dönemde ünlü Rus satranç şampiyonu Karpov ile bilgisayarı karşı karşıya getirdiler. Ben de o salondaydım. Çok heyecanlaydım. Maç berabere bitmişti. Karpov, o dönemde dünya satranç şampiyonuydu.
Karpov, Harvard satranç kulübüne gelmişti. Harvard satranç kulübünün seçtiği 12 öğrenci ile satranç maçı yaptı. Onlardan biri de bendim. Herkesi yenmişti.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz