2020'de pazarı domine edeceğiz

Keskinoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Keskinoğlu ve grubun yönetim kurulu başkan yardımcısıMehmet Keskinoğlu sorularımızı şöyle yanıtladı...

6 KASIM, 20180
Paylaş Tweet Paylaş
2020'de pazarı domine edeceğiz

Özlem Aydın Ayvacı

oaydin@capital.com.tr

Keskinoğlu, son 10 yılın en hızlı büyüyen şirketlerinden biri. Şirket 2014’te 1 milyar TL ciro eşiğini geçtikten sonra kârlılıkta kayıplar yaşamaya başladı. Cirodaysa bu seviyeleri 2018’e gelene kadar korudu. Şirket bu zamana kadar milyonlarca liralık yatırım yapmıştı. Keskinoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Keskinoğlu, “Bu yatırımları Türkiye’de kişi başına düşen tavuk eti tüketiminin 30-35 kilolara geleceğini öngörerek ve her yıl 30’un üzerinde ülkeye olan ihracatımızın artarak süreceğini düşünerek yaptık” diyor. Sadece Keskinoğlu değil, tavukçuluk sektörünün önemli oyuncuları da benzer yatırımları yaptı. El değiştirmelerle pazarın yüzde 60’ını oluşturan şirketlerdeki yabancı payı son 3 yılda yüzde 8’den yüzde 25’e çıktı. Çünkü önce ihracatta AB ve Türk Cumhuriyetleri kapıları kapandı ardından Suriye ve Irak gibi önemli pazarlarda büyük kayıplar yaşandı. Bu da üreticileri zor durumda bıraktı. Kuruluşundan bu yana 75 ülkeye ihracat yapmış olan ve her yıl 30’un üstünde ülkeye ihracat yapmaya devam den Keskinoğlu’nun ihracat yaptığı ülke sayısı 20 civarına geriledi ve pazarlar da daraldı. Bu sırada iç pazardaysa tüketiciler tavuk etiyle ilgili negatif mesajlar nedeniyle tavuk tüketiminden kaçınmaya başladı. Ardından 2018’in Mart ayında sektörün temel yem hammaddesi soya fasülyesinin tonu 15 gün içinde 395 dolardan 650 dolara fırladı. Üstüne dolar kuru yükseldi. Soya fasülyesine yüzde 100 zam gelirken tavuk fiyatları yüzde 5 ucuzladı. Ve Keskinoğlu kârlılığı tutturamayınca ödemelerini yaparken zorlanmaya başladı. Önce bir çeki yazıldı. Ardından diğerleri gelince şirket konkordatoya gitti. Fevzi Keskinoğlu, “Konkordato ilan etmesek göz göre göre Keskinoğlu bir tane şirketin çekini yazdırmasıyla batacaktı” diyor. Keskinoğlu’nun mahkeme tarafından geçici olarak verilen konkordato süresi 10 Kasım’da dolacak. Bundan sonra 1 yıl uzatma isteyeceklerini belirten Keskinoğlu, toparlanmaya başladıklarını söylüyor. Hisselerini satma, ortak alma ya da fon ortaklığıyla şirketin bu süreci çok daha hızlı atlatacağını öngören Keskinoğlu, “Şartlar ne olursa olsun 2020’de tekrar pazarı domine ettiğimizi göreceksiniz” diyor. Keskinoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Keskinoğlu ve grubun yönetim kurulu başkan yardımcısı Mehmet Keskinoğlu sorularımızı şöyle yanıtladı: 

Konkordato sürecine nasıl gelindi?

 Fevzi Keskinoğlu (FK): 20 ay önce bankalarla yapılanmayla ilgili bir gelişme oldu. Bankayla borçları yeniden yapılandırdıktan sonra Mart 2018’e kadar işler yolunda gidiyordu ancak sonrasında sektörde yaşanan sorunların etkisi ve tahsilatta uzayan vadeler nedeniyle nakit akışında çok zorlanmaya başladık ve konkordato kararı almak durumunda kaldık. Çünkü, mevcut sistem çalışırken verimliliklerimiz çok iyiydi ama mevcut sistemi yürütürken dolar kuru, banka faizleri çok arttı. Çok ciddi yatırım yapmıştık. En son ileri işlem yatırımı yapmıştık ki bu yatırımın da ödemeleri gelmişti. 

 Ne kadar yatırım yapılmıştı? 

 FK: İleri işlem tesisi için 20 milyon Euro civarında yatırım yaptık. Şirketin borçları da vardı. Beş yıl öncesinde sektöre ilişkin çok ciddi karalamalar oldu. Üst gelir grubundaki tüketici tavuk yemeyi tamamen kesti. 

 Sektörde ne gibi sorunlar oluştu? 

 FK: Kişi başına tavuk eti tüketimi 22- 23 kiloydu. Şu anda 21,5 kilo civarında ama 3-4 yıl önce 18 kiloya kadar düştü. Üstüne bir de o dönemde yapılan yatırımların ödeme vadesinin gelmesi ve faizlerin artması bizi çok fazla etkiledi. Bugün baktığımızda, o zaman yapılan yatırımların ve hızlı büyümenin çok da doğru olmadığını görüyoruz. Buna bir de öngörülemez seviyedeki maliyet artışlarını eklerseniz kârlılık çok azaldı. 

Bu süreçte fazla yatırım mı yapıldı? 

 Mehmet Keskinoğlu(MK): 2007’de şirket son derece sağlıklıydı. Şirketin finansal yapısı, yani özkaynak ve borç dengesine baktığımızda bu kadar sağlıklı bir şirket Türkiye’de neredeyse yoktu. Şirketin fazlası vardı eksiği yoktu. 2008’den sonra bir yatırım dönemine girdik. Burada da hedef, tavuk sektöründe daha fazla endüstrileşme, daha hijyenik, daha otomatik ve verimli üretim yapmaktı. Emek yoğun üretimden daha organize bir üretime geçiyorduk. O sırada 30’un üzerinde ülkeye ihracat yapıyorduk. AB, Türk Cumhuriyetleri gibi pazarlar vardı. Bu ülkelerle ilişkilerin hep devam edeceğini düşündük. Bugün ihracat yaptığımız ülke sayısı 20 civarına geriledi. AB yasakladı, kapılar kapandı. Irak, İran, Suriye yıllar itibarıyla problemli kapılar haline geldi. Bu kapılar kapanınca pazar payları da azalınca yapılan yatırımlar atıl kalmaya başladı. Çünkü planı 30 ülkeye ihracatımızın devam edeceğini ve iç pazardaki üretimin artacağını düşünerek yaptık. 

 Kapasite fazlası mı oluştu? 

 MK: 2007-2015 arasında çok ciddi yatırımlar yapıldı. Burada üretim açısından çok önemli olan damızlık (anne-baba) hayvan yatırımı da var. 2008’de ikinci kesimhanemiz devreye girdi. Leasingle yaptığımız yatırımlar oldu, onların ödemelerinde de sıkıştık. Türkiye’nin A’dan Z’ye entegre üretim yapan tek şirketiyiz. Yani kendi civcivimizi de üretiyoruz. Viol (yumurta kabı) de kafes de üretiyoruz. Ravika zeytinyağımız da vardı. Şirketin geldiği noktada ise sadece ana işimize odaklanma kararı alınca şu an zeytinyağı üretimini durdurduk. Bu arada piliç etiyle ilgili tesislerimizin tamamının entegre olarak çalışması gerekirken kapasitelerin tamamını kullanamadık. Kullanamayınca verimlilik tablolarımız azaldı. Rasyolarımız düştü ve kârlılıklar dibe vurdu. Kârlılıklar olmayınca ödemelerde zorlandık ve maalesef bu duruma geldik. 

 Kredi yapılandırmasını ne zaman yaptınız? 

 FK: Yatırımlarımızın bir kısmı krediyle yapılan yatırımlardı. Faizler o zaman yüzde 6’ydı şimdi ise yıllık yüzde 36 oldu. 17 Ocak 2017’de kredi yeniden yapılandırması yaptık. Sonra her şey ağustosa kadar yolundaydı. İşler belli bir düzelme noktasına geldi ancak 2017’nin eylül ayından itibaren maliyetler artmaya başladı. Fakat tavuk fiyatlarının düşmesi nedeniyle kârlılıklar tekrar önemli düzeyde azaldı. Maliyetle tavuk fiyatları arasındaki makas kapanmaya başladı. O kapanınca biz de zarar etmeye başladık. Bunun nedeni de arz talep. Arz o kadar fazla ki herkes kapasitesini kullanmak istiyor. Kapasitenizi ne kadar maksimumda kullanırsanız, birim maliyet o kadar azalıyor. Fiyatlar düştü ama maliyetler arttı. Bu sefer o yıpratmaya başladı. Tam ona alışıyoruz derken 2018’in Mart ayında temel yem hammaddemiz soya fasülyesinin tonu 395 dolardan 650 dolara fırladı. Bu artış 15 günde oldu. Ondan sonra Uruguay, Paraguay, Brezilya, Arjantin’den de soya fasülyesi ithalatı da başlayınca 420 dolara kadar indi. Şu an soya fasülyesinin tonu 500-506 dolar. 395 dolardan 650 dolara çıkarken soyadaki dolar bazındaki fiyat artış oranı yüzde 64,5 oldu. Bir de dolar kuru yükseldi. 

Dolar kuru yükselmesinin sonuçları neler oldu? 

 FK: Kurun de yükselmesiyle soya fasulyesine toplamda yüzde 100 zam geldi. Tavuk yüzde 5 ucuzladı. Nakit yönetiminde sıkıntı yaşamaya başladık. Bu arada ödemelerimizi yaparken zorlandık. Satış fiyatımızdan dolayı daha az tahsilat yaparken maliyetlerin artmasından dolayı daha fazla ödeme yapar hale geldik. Nakit sıkıntısı çekmeye ve ödeme zorluğu yaşamaya başladık. Sonra bir hammadde satıcısı ‘Paramı istiyorum’ dedi. Biz 2-3 hafta arası müsaade istedik ancak kabul edilmedi. Bir kişi çekinizi yazdırırsa diğerleri ardından geliyor. O şirket, çeki yazdırdı. Ondan sonra piyasadaki herkes şaşkınlık yaşadı. Bu durumun duyulmasından sonra oluşturulan farklı dedikodularla kartopu etkisi yaşandı ve herkes vadesi gelen çekleri yazdırmaya başladı. Baktık olacak gibi değil, 11 Haziran’da ‘Konkordatoyu ilan edelim’ dedik. Yoksa göz göre göre Keskinoğlu bir tane şirketin çeki yazdırmasıyla batacaktı. 

 Siz nakde sıkışıklıktan konkordato ilan ettiniz değil mi? 

 FK: Çok aşikar ki biz borca batık şirket değiliz, nakit sıkışıklığı yaşamış bir şirketiz. Konkordatoyu talep ettiğimizde mali tablolar incelendi ve hakim borca batıklıktan değil nakit sıkışıklığından dolayı konkordatoyu verdi. Bu nedir? Şirket bir müddet içinde kendisini toparlayıp tekrar ödemelerini yapmaya başlayacak. Biz de o azimle harıl harıl çalışıyoruz. Sağ olsunlar bazı tedarikçilerimiz de bu süreçte mal vermeye devam ediyor. Buna rağmen birçok tedarikçimizden ihtiyaçlarımızı peşin ödeyerek alıyoruz. Şu an parayı 50 günde tahsil ederken ödememizi 1 günde yapıyoruz. 

 Daha önce nasıldı? 

 FK: 50 günde tahsil ediyorduk 75 günde ödüyorduk. Nakit yönetimi açısından olumlu bir dengeydi. 

 Bu sürecin adımları neler? Konkordato sürecinde neler yapıyorsunuz? 

 FK: 11 Haziran’dan 7-8 Ağustosa kadar hep peşin mal aldık. Ama şimdi tedarikçilerimiz bize yeniden güvenmeye başladı. Şimdi 1 hafta, 15 gün, 1 ay vadelerle hammadde ve malzeme alabiliyoruz. Maliyetlerimizin yüzde 60’ını yem girdileri oluşturuyor. Maliyetlerimizin geriye kalanını ise ambalaj, kutu, işçilik, lojistik, damızlık, civciv, enerji vb. kalemler oluşturuyor. Beyaz et ve kırmızı et üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve halkın daha ucuza bu ihtiyacını karşılayabilmesi için devletimiz soya fasulyesi üretimini teşvik ederek yerli soya üretim miktarının attırılmasını sağlamalı. Soya fasülyesi olmadan ne tavuk ne büyükbaş ne de küçükbaş hayvancılığının kârlı ve sürdürülebilir olması söz konusu olmuyor. Soyanın yüzde 97’si ithal ediliyor. Mısır üretimi teşvik edildikten sonra eskiye kıyasla Türkiye’nin mısır ihtiyacı yerli üretimle karşılanabilir hale geldi. Soya üretiminde de aynı strateji uygulanmalı. Şu anda günde 2,8 milyon yumurta, 200-250 ton et üretiyoruz, 50 ton da ısıl işlem görmüş naget, döner gibi ürünler üretiyoruz. Bunun yanı sıra viol, civciv üretimimiz devam ediyor. Manisa’nın en fazla istihdam yaratan en büyük ikinci şirketiyiz. 

 Bugün nasıl bir kurtarma planı dahilinde ilerliyorsunuz? 

 MK: Yönetim kurulumuz uluslararası iş birlikleri de dahil olmak üzere şirketi geliştirecek tüm fırsat ve imkanları değerlendiriyor. Şu anda kontrollü bir küçülme ve riskleri minimize eden bir mevcudu koruma planıyla ilerliyoruz. Yaşanan sıkıntıları aşmak için operasyonel maliyetlerimizi azaltacak hamleler yaparak kârlılık odaklı büyüme stratejilerini uyguluyoruz. İlave finansman için de çeşitli kurumlarla görüşmelerimizi sürdürüyoruz. Diğer yandan, olası bir yatırımcı işbirliği ile şirketin belli bir hissesini satabilirsek içinde bulunduğumuz durumdan çok hızlı bir şekilde çıkarız. Alternatif olarak, gıdanın stratejik ve milli bir mesele olması sebebiyle ve canlı hayvan ile uğraşmanın hassas ve önemli bir konu olmasından dolayı devlet sektöre uzun vadeli, düşük faizli kredi imkanları sağlamalı ya da en azından hammadde teşviki vermeli. 

 2017 cironuz kaçtı? Son yıllarda nasıl büyümelere imza atmıştınız? 

 MK: 1,1 milyar TL idi. 2007’de 293 milyon TL net ciromuz vardı. Son 10 yılda her yıl ortalama yüzde 3-3,5 büyümüşüz. 2014, 2015, 2016 ve 2017’de 1 milyar TL ciro eşiğini geçmiştik ama bu yıllardaki kârlılığımız düştü. 

 Piliç etinde şu an pazar payınız nasıl? 

 FK: Şu an ilk 6 içindeyiz. 2017’de 54,2 milyon dolar ihracatımız oldu. Bugün itibarıyla üretimimizin yüzde 20-22’sini ihraç ediyoruz. 

 2018 hedefiniz ciro ve ihracat olarak ne kadar? 

 FK: 170-180 milyon TL ihracat yaparız ki bu da 30-35 milyon dolara denk gelir. Ciroda geçen yılın seviyesini koruruz. 1 milyar TL ciro hedefliyoruz. İhracat kapılarının açılması gerekiyor. Devletten bu konuda destek bekliyoruz. İhracatta da devlet teşviklerinin artırılmasını istiyoruz. 

 Bu süreç nasıl devam edecek? 

 FK: 10 Kasım itibarıyla konkordatoda 5 ayımız bitiyor. Sonra 1 yıl daha konkordatoyu uzatmak istiyoruz. İşleri hızla toparlayıp belki satış belki ortaklık ya da fon girişiyle bu işi sürdürmek istiyoruz. Ailecek işimizin başındayız. Kardeşimle birlikte işi yönetiyoruz. Çok değerli danışmanlarımız var. İşi eskisinden daha iyi noktaya getirmek için çalışıyoruz. Komiserlerimizin, hakimimizin bir 12 ay daha uzatmayı kabul etmesi çok önemli. 2019 stabilize olacağımız yıl olacak. 2020’den itibaren artık borçlarını geri ödeyebilecek bir yapılanmaya kavuşuruz. Bu markanın yaşaması gerekiyor. Hem Akhisar hem Türkiye için çok önemli. Akhisar’da Keskinoğlu’ndan doğrudan ve dolaylı olarak 20-25 bin kişi ekmeğini kazanıyor. Bu süreci atlatacağımızdan hiç kuşkumuz yok.


KÂRLILIĞI ARTIRMA PLANI

İK YENİDEN
Birincisi verimliliği ve etkinliği artırmak amacıyla insan kaynakları politikamızı yeniden değerlendiriyoruz. Başta kilit görevler olmak üzere pozisyonlarla ilgili yetkinlikleri gözden geçirip iyileştirmeler yapıyoruz.
ÜRETİM SÜREÇLERİ İkincisi üretim süreçlerini gözden geçirerek, şirkete zaman kaybettiren ve maliyetli olan süreçleri yeniden planlıyoruz.
MALİYETLER Üçüncüsü, genel olarak maliyetlerin minimum seviyede kalmasını sağlamak amacıyla önleyici faaliyetleri hayata geçirdik. Bu noktadaki önceliğimiz ise biyogüvenlik ve hayvan refahını artıracak, hayvan ve halk sağlığını gözetecek uygulamaları en üst seviyeye çıkarmak.
YUMURTAYA AĞIRLIK Ve elbette Keskinoğlu’nda yine yumurta üretimine ağırlık vermek istiyoruz. Finansal planlarımızı yaparken ise önceliğimiz şirketin ticari faaliyetlerinin sürmesini sağlayacak hammadde alımı, maaş ödemesi, enerji giderleri gibi ihtiyaçlara kaynak ayırmak.
SERMAYE YARATIYORUZ Bu dönemde gayrimenkul, tesis satışı, ortaklık gibi yürüttüğümüz süreçleri olumlu yönde sonuçlandırarak şirkete sermaye yaratıyoruz. Elbette kârlılığı artırarak borçlarımızı ödeyebilir hale gelme yolundayız.



“PAZARI YENİDEN DOMİNE EDECEĞİZ”

KONKORDATO BİLİNMİYORDU
Konkordatoya girdiğimiz gün günde 2,5 milyon yumurta üretiyorduk. Girdikten sonraki 1 ayda 30 bin adet yumurtaya düştük. Doğru dürüst yem vermezseniz hayvanlar üretmemeye başlıyor, zayıflıyorlar. Onları hayatta tutabilecek kadar yem verebildik. Biz canlı üretim yapan şirketlerden konkordatoya giren ilk şirketiz. Önce bir market zinciri konkordatoya girdi sonra biz. Yeni konkordato kanunu Mart 2018’de çıktı.
İLK 1 AY ÜRETİM YÜZDE 90 DÜŞTÜ Konkordato tam olarak bilinmiyordu, uygulamalar bilinmiyordu. Yasa ne hukukçular ne de bankacılar tarafından tam olarak anlaşılmamış durumdaydı. Birçok aksaklığın fark edilmesi bize denk geldi. Yasanın tam anlaşılmaması nedeniyle ilgili taraflarca paralarımıza bloke kondu. O zaman bankada 35 milyon TL paramız vardı ancak 1 TL’sini bile kullanamadık. İlk 1 ay hayvanlarımızı besleyemez hale geldik. Yumurta sayılarımız sıfırlandı. Aylık 2,5 milyonun üzerinde yumurta üretirken, konkordato sonrası ilk ay sadece 30 bin adet yumurta üretebildik. Ancak son 1 aydır iyi bir noktadayız, üretimi toparladık. Eski kapasitelerimize ulaştık.
YUMURTADA ESKİ KAPASİTEMİZE ULAŞTIK 2,8 milyon yumurta üretiyoruz bunu 3 milyona çıkaracağız. 250 ton et ve 50 ton ısıl işlem görmüş ürün üretiyoruz. Viol üretimimize de devam ediyoruz. Şu anda yumurtada eski rakamlarımızı yakaladık. Cironun büyük kısmının geldiği tavuk etinde kapasitemizin yüzde 30’unu kullanabiliyoruz. 2019’un sonuna dek en fazla günlük 200 bin adet kesime yani 550 ton civarı et üretimine çıkarız.
ÇIKIŞ YOLU
Kendi yağımızla kavrularak da bu süreçten çıkabiliriz ancak bir finansman girişi bir ortaklık ya da fon girişi olursa çok hızlı şekilde ette günlük 700 ton üretime çıkarız. Bu zor dönemden de çıkmış oluruz. 2019’da günlük üretim hedefimiz 350 tona ulaşmak. 2020’de günlük 700 tonun üzerinde üretim yaparak 2020’de pazarı yeniden domine ederiz.



FEVZİ KESKİNOĞLU / YKÜ SEKTÖRDE NELER OLUYOR?

ŞİRKETLER CEPHESİ 
Bütün sektör etkileniyor. Şu anda tavukçuluk üretiminin yüzde 60’ını yapan şirketler arasında 3 yıl önce yabancı sermaye oranı yüzde 8’di. Bugün bu rakam yüzde 25. Banvit satıldı, Şeker Piliç battı, CP zaten yabancıydı, Bolez ve Egetav satıldı. Bunlar en büyük göstergeler.
“BİZİM SEKTÖR FARKLI” Her geçen gün sektörde yabancı sermayenin arttığını görüyoruz, şirket satışları çoğalacaktır diye tahmin ediyoruz. Canlı hayvan üretimi diğer üretim şekillerinden çok farklı. Her gün damızlıklar 500 bin yumurta üretiyor. Buranın bir kağıt fabrikası olduğunu düşünün şalteri kapatırız biter. Herkes yerli yerine gider. Ama burada 4 milyon tane yumurtlayan tavuğunuz, 1 milyon yarkanız, 500 bin adet damızlık hayvanınız var. Her 26 saatte bir 1 yumurta çıkarıyorlar. 4 milyondan her gün 2,8 milyon yumurta alıyoruz. “
ŞALTERİ İNDİREMEZSİNİZ” Damızlık civcivlerin tanesi 7 Euro. Bu yılda yaklaşık 200 milyon TL para demek. Verimlilikleri düşmesin diye yem vermek zorundasınız. Damızlıklar 90 haftada ömürleri dolunca kesime gönderiliyor. Onların yerlerine yenileri geliyor. Bugün param yok şalterleri indiriyorum deme şansımız yok. Hayvanları telef edersiniz.



İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.