250 Havaalanı İşini Almak İstiyoruz

TAV, Türkiye’nin büyük, ancak en genç şirketlerinden biri… “Farklı” bir iş alanında, fark yatarak başarıya ulaştı. Şirketin CEO’su Sani Şener, kısa sürede global şirket haline geldiklerini, dünya ç...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
250 Havaalanı İşini Almak İstiyoruz

TAV, Türkiye’nin büyük, ancak en genç şirketlerinden biri… “Farklı” bir iş alanında, fark yatarak başarıya ulaştı. Şirketin CEO’su Sani Şener, kısa sürede global şirket haline geldiklerini, dünya çapındaki 4-5 şirket arasına girdiklerini söylüyor. “10 yılda 70 milyar dolarlık havaalanı projesi yapılacak, 1000 tane de şu anda var” diye konuşuyor. Ardından hedeflerinde 250 proje olduğuna dikkat çekiyor. “Hepsiyle ilgileniyor, almak için uğraşıyoruz” diyor.
 
Türkiye, “yap-işlet-devret” (YİD) modeliyle Özal döneminde tanıştı. Bu model o zamanlar daha çok enerji santralleriyle gündemdeydi. Bu model Türkiye’de kabul gördü, Özal sonrasında da yaygın biçimde kullanılmaya devam edildi. Gelişmekte olan pek çok ülke de , Türkiye’de başarılı olan bu modeli örnek aldı. Türkiye’de “yap-işlet-devret” modelinin en ilginç ve başarılı örneklerinden biri de havalimanı işletmeciliği oldu. Atatürk Havalimanı dünyada ilk birkaç örneğin arasına girdi. Dış Hatlar Terminali’nin ihalesini 1998 yılında alan Tepe-Akfen-Vie (TAV) model gösterilen bir iş yapış biçimi oluşturdu. 1998 yılında inşaat başladı. 2000 yılında işletmeye alındı. Dünyada çok az şirket tarafından yürütülen bu modelin hem inşaatı hem de işletmeyi kapsaması o zamanlar için oldukça yeni bir işti. Ciddi bir know-how gerektiriyordu. Tepe-Akfen ortaklığı, Viyana Havalimanı İşletmecisi olan Vie’nin ve Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nin birikimini o kadar başarılı bir harman haline getirdi ki, dünya çapında birkaç ödülün birden sahibi oldu. Atatürk Havalimanı’nın 5 yıllık işletme süresi geçen yıl bitti. Ancak işletme ihalesini geçen yıl temmuz ayında yeniden kazanan TAV, 15,5 yıl daha Atatürk Havalimanı’nı kiralama yöntemiyle işletecek. Üstelik artık iç hatlar da onlarda. Bu arada TAV boş durmadı. İzmir ve Ankara havalimanları ihalelerine de girdi. İki havalimanı da YİD modeliyle yapılıyor. TAV, verdiği hizmetleri bütünleştirebilmek için 2005 yılının haziran ayında yer hizmetleri şirketi Havaş’ın yüzde 60’ını satın aldı. Şirket yurtdışında da önemli hamleler yapıyor, çok atak davranıyor. Tiflis Havalimanı, şirketin YİD modeliyle yaptığı bir diğer proje. Kahire Havalimanı’nın sadece inşaatı yapılıyor. Dubai’de hangar inşaatı sürüyor. Asya, Ortadoğu ve Avrupa’da girilen birçok ihalenin de sonucu bekleniyor. TAV’ın şu anda gündemindeki en önemli konulardan biri de halka arz. 2006’nın üçüncü çeyreğinde halka açılma yönünde hazırlıklar başladı.

TAV’ın CEO’su ve aynı zamanda kurucu ortağı Sani Şener, “Dünyada şu anda özelleştirme rüzgarı esiyor. Devlet-özel sektör ortaklığıyla yapılan projeler büyük bir hızla çoğalıyor. Havalimanı işletmeciliğinde dünya çapında 70 milyar dolarlık pazardan pay almak istiyoruz” diyor. Şener, iş modelinin hikayesini ve hedeflerini Capital’e anlattı:

*Bu farklı iş fikri nasıl oluştu?
Bu iş fikrinin ortaya çıkışı 80’lerin sonunda Turgut Özal’ın Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın’a, Antalya Havalimanı’nı teklif etmesinden çıktı. O zaman zor bir konuydu, olmadı. Burayı aldığımızda da çok önemli işadamları bile bize “Şimdi nasıl olacak, nasıl kredi bulacaksınız, nasıl yapıp ne kadar zamanda bitireceksiniz, kimden parayı toplayacaksınız” diye soruyorlardı.

Bundan 100 yıl önce bir bankaya gidip “Terminal yapacağız, bize kredi verir misin” deseydik, bankacı arkadaş “Terminal ne” derdi. Bundan 30 yıl önce bankaya gidip “Cep telefonu yapacağız” deseydik yine banka gülerdi. Bugün bankaya gittiğimizde acaba banka neye güler? Buna bakmamız lazım.

30 yıl sonra hatta bu hızlı gelişimle 10 yıl sonra ne ortaya çıkacak? Endüstrinin nereye kayacağını görmek lazım. Zaten şirketler geleceği görerek para kazanıyorlar.

* Antalya olmadı. Sonra olaylar nasıl gelişti?
Antalya Havalimanı, ihaleye çıkılmadığı için olmadı. Daha sonra ihaleye çıkınca Bayındır Grubu aldı. Ardından Atatürk Havalimanı ihalesini biz aldık. TAV, 1997 yılında, bu ihalenin Tepe-Akfen tarafından alınmasıyla bir konsorsiyum olarak kuruldu. Yap-işlet- devretlerde (YİD) özel bir şirket kurmaya mecbursunuz. Biz Tepe-Akfen-Vie olarak girdik. Vie’nin küçük bir hissesi vardı. 2004 Ağustos ayında onların hissesini de satın aldık. Ancak TAV ismi oturduğu için “Tepe-Akfen-Venture” adını kullanıyoruz. 2 Temmuz 2005 itibariyle Atatürk Havalimanı’nın yeniden alınmasıyla yeni bir şirket olan TAV Havalimanları AŞ’yi kurduk.

Bu iş Akfen Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın ile Tepe Grubu CEO’su Ali Kantur’un düşündükleri ve girmek için çok ciddi uğraş verdikleri bir proje. Antalya’dan sonra İstanbul ikinci YİD modelindeki havalimanı. Ancak, İstanbul’un, Antalya’dan en önemli farkı çok büyük olması. Antalya 50 milyon dolarlık, İstanbul ise 400 milyon dolarlık bir yatırım. Çok geniş bir bina ve işletme süresi çok kısa.

* Dünyada bu iş alanının büyüklüğü ne kadar? Kaç havaalanı bu şekilde şirketler tarafından işletiliyor?
Dünyada havacılık endüstrisinde 3 sektör var. Birincisi, uçak üreticileri, diğeri havalimanları ve üçüncüsü de havayolları. Bütün bunlar 3 trilyon dolarlık bir sektör anlamına geliyor.

İşletmecilik için de şöyle bir rakam verebilirim: Bundan sonra 10 yılda yapılacak havalimanı projelerinin toplamı 70 milyar dolar idi. Dünya çapında uluslararası 1000 tane havalimanı var. Bunun ancak yüzde 5’i özelleştirilmiş durumda. Özelleştirilebilecek kadar büyük olanların sayısı 200-250 civarında. Diğerleri çok küçük.

Havalimanının özelleştirilebilmesi için, en az 1 milyon kişinin oraya seyahat etmesi gerekiyor. Aksi takdirde kârlı olmayacağı için kredi de bulunamaz. Potansiyel olarak gördüğümüz 200-250 havalimanıyla da ilgileniyoruz. Yeni Delhi’den Mumbai’ye (Bombay), Bratislava’dan Kosice’ye, Tunus’a kadar hepsiyle ilgileniyoruz. Çünkü, önemli bir avantajımız var.

Çok kısa zamanda çok hızlı gittik. Bu sürat bize çok şey kazandırdı. Müthiş bir bilgi birikimimiz var. Bunu rahatlıkla her yere satabiliriz. Bölgedeki her ihaleye uyabilecek yeterliliğimiz var. Sadece inşaat da yapabiliyoruz, bununla birlikte işletme de yapabiliyoruz, yer hizmetleri de veriyoruz. Mesela Kahire’de yürüttüğümüz havalimanı projesi sadece inşaat.

* TAV, kurulduğu 1997’den beri nereden nereye geldi?
Kuruluşumuzdan sonra 1 yıl içinde, yani 1998’de Atatürk Havalimanı inşaatına, 2000’de ise işletmeye başladık. 2 Temmuz 2005’te YİD bitti. Aynı gece ihalede 15,5 yıllığına havalimanını tekrar kiralama hakkını kazandık. YİD burada devam ederken, 2004’ün sonlarına doğru Ankara’yı aldık. Bu ihaleye bir ay kala Havaş’ın yüzde 60’ını satın aldık. Çünkü, sektördeki çeşitliliğimizde aprona da çıkmamız gerekiyordu. Havaş’la birlikte İzmir havalimanı da YİD modeliyle bize geçti. Böylece 3 büyük şehrin giriş kapıları bize emanet edilmiş oldu. Bu yıl içinde Ekim’de Ankara’yı, Ağustos ayında da İzmir’i açacağız. Ankara terminali 189, İzmir ise 125 milyon Euro’ya mal olacak.

Bu arada bir İran maceramız oldu. Orada havalimanı inşaatını devlet yapmıştı. Yüzde 10’luk kısmı kalmıştı. 2004’te inşaata başlayıp o kısmı tamamladık. Sonra yer hizmetleri ekibini kurduk. Tüm yiyecek-içecek işlerini yaptık. Açılış günü sözleşmemizi iptal ettiler. Kendi iç sorunları nedeniyle oldu bu. Görüşmelerimiz sürüyor. Makinelerimizi geri çektik. Yaptığımız masrafların geri ödenmesi konusunu görüşüyoruz. O da hallolacak. İran sıkıntılı bir çalışma alanıydı. Ama oradan tecrübeler edindik. Orada iyi bir ekip yetişti. Bu ekiple İran’dan hemen sonra açılan Tiflis ve Batum Havalimanı ihalelerini aldık.

* Şu anda inşaatı süren, işlettiğiniz havalimanı sayısı ne kadar?
İstanbul Atatürk Havalimanı’nı tekrar kiraladık, işletmeye devam ediyoruz. Kahire

Havalimanı’nın sadece inşaatını yapıyoruz. YİD modeliyle inşaatı devam eden Ankara, İzmir ve Tiflis. Şu anda Tunus’da Enfida, Slovakya’da Bratislava ve Kosice, Suudi Arabistan’da Cidde, Hindistan’da Yeni Delhi ve Mumbai (Bombay) ve küçük bir ülke olan Katar’da ihale sonuçlarını bekliyoruz.

Enfida YİD modelinde, Bratislava ve Kosice özelleştirme, Katar sadece inşaat, Mumbai de ise özelleştirme ve içinde inşaat da var. TAV’ın başarısını bu çeşitlilik getiriyor. Benim arkadaşlarıma da vurguladığım şey şu: Hedeflerinizi koyacaksınız. O hedefe gidecek stratejiyi doğru tayin edeceksiniz. Stratejiniz organizasyonel kapasitenize uyacak. Yani 10 mühendisle 1 milyar dolarlık işlere aday olmayacaksınız.

İkinci önemli unsur da insan kaynakları. İnsana çok değer veriyoruz. TAV’da yaş ortalaması 32, ancak tecrübe 60-70 yıllık. Çünkü, TAV’da o kadar çeşitli işler yaptılar ki… Türkiye’de 4 tane proje finansmanını biz yaptık, en uzun vadeli özel sektör kredisini biz aldık, bir defada en yüksek krediyi yine biz aldık. Yarım milyon metrekare inşaatı 22 ayda bitirebildik. Çalışanlarımız bu laboratuarda çok iyi eğitildiler. Üçüncü olarak da en gelişmiş teknolojiyi kullandık.

* Türkiye’de ne kadar potansiyel var, her havaalanı İstanbul’daki gibi işletilebilir mi?
Bodrum’un ihaleye çıkacağını duyuyoruz. Biz de talip oluruz. Antalya 1’in ihale süresi geliyor. Bayındır’ın işlettiği terminalin ihalesi 2007’de yapılacak. O ihaleye girmeyi istiyoruz. Çünkü, böylece büyük şehirler zincirini tamamlamış olacağız.

* Havaalanı işletmeciliği alanında yurtdışında izlediğiniz yeni projeler var mı?
Şu anda yurtdışında 70 milyar dolarlık bir potansiyel pazar söz konusu. Buradan pay almak istiyoruz. Dubai’de uçak hangarı yapıyoruz. 500 kişinin çalıştığı bir ofisimiz var. Ekibimiz hem bölgedeki havalimanı ihalelerini takip ediyor hem de Tepe-Akfen olarak büyük inşaat işleri yapıyoruz. Çünkü, TAV havalimanı işletmeciliği ve inşaatında tecrübeli.

Dünyada hakikaten bu çeşitliliği yakalayabilen 4-5 firmadan biriyiz.

* Yurtdışında takip ettiğiniz ihaleler hangileri? Hedef ülkeler hangileri?
Yurtdışında ihale sonucunu beklediklerimizden zaten bahsettim. Onun dışında bazı bölgelere odaklandık. Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da birçok proje var. Hepsiyle ilgileniyoruz. Bizim proje geliştirme bölümümüzde mühendis, işletmeci, finansçı olarak 100 kişi çalışıyor. Bu çok büyük bir rakam. Şu anda bir arkadaşımız Senegal’de, bir diğeri Sudan’da. Buralarda bizim hiçbir işimiz yok. Sadece takip ediyoruz. Network’ümüz çok güçlü.

Şu anda en çok önem verdiğimiz projelerden biri Cidde’deki Hac terminali. İhale sonucunu bekliyoruz. Almayı çok istiyoruz. Bu terminali almak için müslüman olma şartı aranıyor. Dünyada da müslüman olan havalimanı işletmeciliği yapan bir Kuala Lumpur, bir de TAV var. Suudi Arabistanlı ortağımız da çok güçlü.

Dünyada havalimanı, enerji, enerji dağıtımı, su gibi işlerde müthiş bir devlet-özel sektör ihale hareketi var. Arabistan şu anda bütün havalimanlarını özelleştirmeye açıyor. Biz de girmeyi düşünüyoruz.

 “HEDEF, 2006’DA HALKA AÇILMAK”

* Türkiye’de ne kadar iş hacmi yaratıyorsunuz?
Şu anda Türkiye’de 550 milyon dolarlık inşaat yatırımı yapıyoruz. Atatürk Havalimanı’nda da 2 yılda 1 milyar dolarlık iş hacmi yarattık. İnşaat işlerimizden biri de iç hatlarda. Rahatlatmak için onarım yapıyoruz. Dış hatlarda da güvenlik yatırımı yapıyoruz. Explosive Detective System (EDS) denen bir tomografi cihazı yerleştiriyoruz. İç ve dış hatlardaki yatırımların tutarı 70 milyon Euro. 

* 2010 yılı için hedefleriniz neler?
Öncelikle bu yaratılan bu değeri paylaşmak istiyoruz. Bunun için kesinlikle halka açılacağız. 2006’nın üçüncü çeyreğinde halka açılma çalışmalarımız başladı. Londra ve İstanbul borsalarına aynı anda çıkacağız. Bu çok önemli bir gelişme. Halka açıldıktan sonra ihalelere katılımımız aynı hızda devam edecek.

FARKLI İŞ MODELİ ZAMAN İÇİNDE NASIL GELİŞTİ?

YENİ BİR MODEL Dünyada da YİD modeliyle havalimanı işletmeciliği bizimle aynı dönemde başladı. Hatta İstanbul ilk örnekler arasında yer aldı. Yepyeni bir sektörde YİD’e giriyorsunuz. Devlet de bilmiyor siz de bilmiyorsunuz. İlk günlerde çok ilginç anılarımız oldu. Burada kontrol mühendisleri var. İlk günlerde neyi denetleyeceklerini bilemediler.

SİSTEM NASIL GELİŞTİ? Çünkü, inşaatın parasını biz finanse ediyoruz. Normalde devletle iş yaptığınızda devlete hak ediş yaparsınız devlet onu öder. Burada öyle bir şey yok. Hak ediş yapmak için birçok bürokratik işlem vardır. Nakliye mesafelerini ölçerseniz vs. devlet burada sadece kalitesini kontrol edecekti. İnşaatın 2-3 ayı boyunca biz de onlar da ne yapacağımızı bilemedik. Sonradan yavaş yavaş sistem oturdu.

HANGİ ZORLUKLAR YAŞANDI? Birçok parametre vardı. Müellif, inşaatçı, banka, idarecimiz olan Devlet Hava Meydanları gibi… Bunlar arasında yetki karmaşası çok büyüktü. Bir yandan bankanın kontrol mühendisleri gelip denetliyor, bir yandan idare denetliyor, Türk Havayolları (THY) birtakım müdahalelerde bulunuyordu. Biz parayı buluyoruz, dizaynı yapıyoruz, inşaatı yürütüyoruz diye yetki talep ediyorduk. Zaman içinde tüm bu karmaşa çözüldü. Sistem iyice oturdu.

KNOW-HOW TRANSFERİ BAŞLADI Böyle bir karmaşa yaşandı. Ama şimdi Ankara ve İzmir’i de aynı modelle yapıyoruz. Bir anlamda know-how transferine başladık. Dalaman ve Antalya 2’yi yapan başka arkadaşlarımız var. Bu karmaşaların bittiğini gördük. İlk zorlukları biz çektik. Şu anda herkes kendi görev tanımını çok iyi biliyor. Herkese örnek olduk.


TAV’I GÜÇLÜ KILAN GİZLİ DEĞERLERİ

GÜCÜMÜZÜ TÜRKİYE’DEN ALIYORUZ Türkiye’de ekonomi kesinlikle iyi gidiyor. Herkes özelleştirme ihalelerine giriyor, paralarını veriyor, dünyadan para geliyor. Türkiye yükselen bir pazar. Buradaki ekonomik stabilite bir Türk firması olarak dış pazarlardaki ticaret yapabilme yeteneğimizi artırıyor. Arkamızda Türkiye ekonomisi desteği, yaptığımız çok iyi işler var.

GLOBAL FİRMA OLARAK KONUMLANDIRIYORUZ Bunları da şu anda dünyada trend olan özel-sektör devlet işbirliğiyle yapmışız. Müteahhit olarak giderseniz çok iyi bakmıyorlar. Şu anda elimizde 1,5 milyar dolara yakın inşaat işi var. Fakat biz hiçbir zaman kendimizi salt inşaatçı olarak görmüyoruz. İşletmeci de olarak da görmüyoruz. Biz her şeyiz. Global bir firmayız. Kendimizi global bir firma olarak konumlandırıyoruz.

YÖNETİMDE DÜNYA KARMASI Bizde şu anda yönetici olarak 20 Hintli, 3 İngiliz, 3 Alman, 4 ABD’li, Güney Afrikalı, 1 Sudanlı çalışıyor. Bu oluyorsa, bölgenizin dışında ihalelere girebiliyorsanız ve dünya çapında network’ünüz varsa, yani benim insan kaynakları koordinatörüm eğer Güney Afrika’dan bir teknik müdür bulup Kahire şantiyesine getiriyorsa veya Endonezya’dan bir mimari grup şefini Dubai’ye getirebiliyorsa o zaman ben global bir firmayım.

BİLGİ VE BİRİKİMİMİZE GÜVENİYORUZ Yani global bir firmanın ille de dünya devi olması gerekmez. Biz büyüklüğümüzden çok bilgi ve birikimimize güveniyoruz. Bundan sonra 4-5 havalimanı daha almayı planlıyoruz. Bunlarla gelişimimizi tamamlar sonra başka alanlara sıçrarız. Bizim hedef pazarlarımız Kuzey Afrika, Asya ve Ortadoğu. Ama mutlaka Avrupa’da olmak istiyoruz. Bratislava ve Kosice’yi de alırsak ciddi bir network kurmuş olacağız. Bu hedeflerimize ulaşmak için gerekli her türlü imkânımız var.

YASEMİN BALABAN
ybalaban@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz