"CEO’lar Krizi Neye Benzetiyor?"

İş insanları mevcut krizi ilginç benzetmelerle tarif ediyor. Kriz, kimine göre bir kanser. Hücreleri yavaş yavaş ele geçirip etkisiz hale getiriyor. Kimine göre kalbe giden damarların tıkanmasıyla ...

17 TEMMUZ, 20150
Paylaş Tweet Paylaş
CEO’lar Krizi Neye Benzetiyor?

İş insanları mevcut krizi ilginç benzetmelerle tarif ediyor. Kriz, kimine göre bir kanser. Hücreleri yavaş yavaş ele geçirip etkisiz hale getiriyor. Kimine göre kalbe giden damarların tıkanmasıyla oluşan bir kalp krizi. AIDS ve kuş gribi benzetmesinde bulunanlar da var. Etkileriyle ciddi felaketlerle özdeşleştirenler de… Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği Başkanı Hulusi Taşkıran kriz için “Nuh’un tufanına benziyor” diyor. Shell Türkiye Genel Müdürü Canan Ediboğlu ile Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş de tufan kadar olmasa da krizin büyük ve yıkıcı bir fırtına olduğunu belirtiyor. Liderlerin çoğu ise Türkiye’nin ilk kez kendi suçu olmadan bir krizle karşı karşıya kaldığını düşünüyor.

Kriz geldi geliyor derken Türkiye’nin gündemine oturdu bile. Krizin en ağır sonuçlarını yaşayan iş insanları ise krizden bahsederken etkisini ortaya koymak adına sıklıkla benzetmelere başvuruyor. Bu benzetmelerin çoğu ise doğal afet ve felaketlerle ilgili…

İş dünyasında krizi bir hastalığa benzetenler de var. Örneğin Hüsnü Özyeğin, krizi AIDS’e benzetenlerden.

Türkiye’nin ilk kez doğrudan kendi günahı olmayan bir krize girdiğini belirten ve dalgaların Türkiye’yi yavaş yavaş vurmaya başladığına dikkat çeken Hüsnü Özyeğin, “Bu kriz AIDS gibi... İki kişi ilişkiye giriyor. Sonra biri kalkıp Hindistan’a gidiyor ve hastalık oluyor” diyor.

Türkiye Finans Genel Müdürü Yunus Nacar da Amerika’dan başlayıp, Avrupa’ya ve Balkan ülkelerine yayılan ve şimdi de Türkiye’de olan kriz için kuş gribi benzetmesinde bulunuyor. “Bu kriz tıpkı kuş gribi gibi... Bundan etkilenmemek mümkün değil” diyen Nacar, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Bir sel geliyor ve biz bu selin önüne bir set çekmek zorundayız. Seli durduramayız ama yönünü değiştirebiliriz. Bunun için herkes kendi bahçesinin bu selden etkilenebilecek yerlerine hızlı bir şekilde duvar çekecek. Duvar çekemiyorsak kum torbalarını yığacağız. Krizin dozu o kadar artabilir ki bizim koyduğumuz kum torbaları da devrilebilir. Ama bir şey yapmak, hiçbir şey yapmamaktan iyidir.”

Kanser mi, Kalp Krizi mi?
Abdi İbrahim Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Barut’a göre ise kriz daha çok insan vücudunda sağlıksız yaşam koşulları ve olumsuz genetik faktörler nedeniyle oluşan kanser hücrelerini andırıyor. Krizlerin de tıpkı kanser hücreleri gibi ülkelerin ekonomik yapılarında süregelen aksaklıklar ve global ekonomik koşullardaki negatif değişimler nedeniyle ortaya çıktığını belirten Barut, krizin nasıl tedavi edilebileceğini ise şöyle açıklıyor:

“Tutarlı, sistematik ve inançla uygulanan bir tedaviyle amaçsızca büyüyen kanser hücrelerinin önüne geçilebilir. Bunun gibi yine tutarlı bir ekonomi politikasıyla, verimli çalışma prensipleriyle ve inançla, var olan kriz fırsata dönüştürülebilir.”

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile Migros Yönetim Kurulu Başkanı Bülend Özaydınlı’nın  krize bakışları ortak. Her ikisi de ekonomide yaşananları, “kalp krizine” benzetiyor. Kalp krizinin kalbe giden damarlara kan gitmemesinden kaynaklandığına işaret eden Rifat Hisarcıklıoğlu, “Ekonominin kanı da paradır. Eğer sistemde para azalmaya başlamışsa orada sorun var demektir. Şu anda da Türkiye’de böyle bir durum yaşanıyor” diyor.

Bülend Özaydınlı da, “Ben krizi ağır kalp krizi geçiren hastaya benzetiyorum” diyor ve şöyle devam ediyor:

“Benzettiğim bu hasta da birkaç gün yoğun bakımda kalmış hatta doktorun ‘kaybedebiliriz’ dediği bir hasta. Bu tür hastalıkların hasarı ise mutlaka kalıcı olacaktır.”

Nuh Tufanı Gibi Değişim!
Yaşananları bir felaket olarak algılayanlar da var. Krizin olması gerektiği için olduğunu düşünen Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği Başkanı Hulusi Taşkıran, geçmişe dönük olarak “Belki daha iyi şeyler yapılması gerekliydi” diye konuşuyor ve ekliyor: “Tabii bunu dünya için söylüyorum. Hatta ben krizi, Nuh’un tufanına benzetiyorum. Dünya ekonomisinde değişmesi gereken bir şeyler vardı.”

Shell Türkiye Genel Müdürü Canan Ediboğlu da gelişmeleri Taşkıran ile aynı perspektiften değerlendiriyor. O da krizi bir fırtına olarak görüyor. Bu fırtınanın nasıl doğduğunu ise şu sözlerle açıklıyor:

“Ben krizi bir fırtınaya benzetiyorum. Aslında tıpkı fırtınada olduğu gibi bu krizin de gelmekte olduğuna ilişkin işaretler alıyorduk. Riskler tespit edilebilir sonuçta. Fırtınaya karşı, koşullarına bağlı olarak, daha etkin önlemler alanlar, zararlarını minimuma indirebiliyor. Kriz, bu açıdan tıpkı bir fırtına, bir tayfun gibi yayılıyor, geniş bir coğrafyayı kapsıyor.”

Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş, krizi, fırtınalı bir denize, Türkiye’yi ise bir yelkenliye benzetiyor. Rüzgarın karşıdan geldiğini ifade eden Ateş, yelkeni ne çok gevşek ne çok sıkı tutmak gerektiğini belirtiyor. Krizin “L” şeklinde olacağını düşünen Ateş, bunu da şöyle açıklıyor: “Önce iniş, sonra da su altında uzun bir yolculuk söz konusu. Nefesini sıkı tutabilen karşı tarafa çıkacak.”

Dalgalar Arasında Yolculuk
Benzetmeler aslında birbirinden çok da uzak değil. Akkök Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Ayça Dinçkök, krizi deniz yerine okyanusta yelkenliyle giderken “kötü havaya yakalanmaya” benzetiyor. Bu benzetmeyi neden yaptığını ise şöyle açıklıyor:

“Yelkenli dünya ekonomisini, içindeki insanlar da ülkeleri temsil ediyor. Gökyüzü gri, her yeri bulutlar kaplamış, yağmur yağıyor, fırtına var. Görüş mesafesi çok kısa. Yön var ancak engel çok. Uzun süre ortam değişmeden böyle giderse yelkenlideki insanların kavga edip birbirlerini yeme riskleri var.”

Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın’ın krize dair söyledikleri de çok iç açıcı değil. Akın, diğerlerinden farklı olarak tanımlamasında denizi değil havayolunu kullanıyor. Krizi de kendi bakış açısından şöyle anlatıyor:

“Bu kriz şuna benziyor: ‘1 saat içinde havadaki tüm uçaklar yere insin’ diyorsunuz. Ama inecek yeterli havaalanı yok. Kim inecek yer bulamayıp havada kalırsa dolaşıp dolaşıp düşecek. Önce inenler ise şanslı. Eğer sen havadaki uçağına ikmal yaparsan biraz daha uçacaksın.

hedBu arada yeni havaalanı yapılırsa ineceksin. Şu andaki görünüm böyle. Herkes borcunu ödeme telaşında. Mevduatları ödeyemeyen banka düşünülemez, ama herkes aynı anda parasını isterse mevduatlar da ödenemez. Bankalara kaynak akışı devam etmeyince, bankalardan da reel sektöre para akışı olmaz. Durum bu.”

“Kristal Dükkanına Fil Girdi”
TAV Havalimanları Holding İcra Kurulu Başkanı Sani Şener’in kriz benzetmesi ise bir hayli ilginç. Şener, “Krizi illa ki bir şeye benzetin derseniz, ben kristal dükkanına girmiş bir file benzetebilirim” diyor. Bu filin kristal dükkanında nasıl bir yıkıma yol açacağını da şu sözlerle anlatıyor:

“Fil, dükkana girince herkesin bir kristal kadar değerli olan tüm varlıklarını yok eder. Bu,  birikim olabilir, şirketin değeri olabilir, evinin değeri olabilir. Sonuçta insanlar için hepsi birer kristal parçası. Uzun emeklerle yaratılmış, edinilmiş işler ve varlıklar. Maalesef böyle bir ortama bir fil girdiği anda her şey dağılır.”

Finansal Kiralama Derneği Başkanı Bülent Taşar’a göre ise kriz bir balon gibi. Taşar bu balonu şöyle tarif ediyor: “Amerikalı finans yuppi’lerinin ilk olarak içine üflediği, şiştikçe dünyanın her tarafından içine üflenen bir balon bu. Dini inanışlarda olduğu gibi bu balonun üflendikçe ve büyüdükçe bolluk getireceğine inanılıyor. Zaman içinde bu balonun içine sadece hava değil etik olmayan bir şekilde gaz da üflendi. Dış görünüşü güzel olduğu için de rating şirketleri bu gazı örtbas ettiler. Sonunda balon patladı. En çok da gelişmekte olan ülke halkları olmak üzere genelde tüm halkların üzerine yapıştı.”

“Krize Agresif Kemoterapi Gerek”

Erdem Koçak/Türk Henkel Yürütme Kurulu Başkanı

Beş Benzemezler
Bence hiçbir kriz birbirine benzemez. Dolayısıyla krizler “beş benzemez”dir. Ekonomide çok sevdiğim bir varsayım var, “ceteris paribus” yani “Diğer bütün koşullar aynı olur ve sadece bir faktörü değiştirirsek, etkisi ne olur”un cevabı. Bu gerçek yaşamda hiçbir şekilde olamayacak bir şey. Ekonomik yaşamı biçimlendiren sayısız etki ve faktör var ve bunlar her an değişir.

Her Kriz Farklılaşır
Ceteris paribus mümkün olmadığı için her durum yeni bir sonuç yaratır. Dolayısıyla her kriz farklılaşır. Birbiriyle olağanüstü entegre ve etkileşim içindeki bu yeni dünya düzeninde, olumlu ya da olumsuz bir gelişmenin tüm sistemi etkilememesi artık pek mümkün değil.

Çok Yönlü Mücadele
Bu çok etkileşimli dünyayı bir insan organizmasına benzetirsek bu koşullar altında yaşanan bu kriz metastaz yapma yeteneği fazla bir kanser gibi. Başladığı noktadan ya da organdan bütün dünyaya, bütün vücuda yayılıyor. Bu hastalıkla ise etkili ve çok yönlü bir mücadele gerekli.

Cesaret Şart
Agresif bir kemoterapi, bu yayılmayı durdurabilir, kontrol altına alabilir. Ancak etkili bir tedavi için onarılamayacak noktaları kesip atabilmeye de cesaret etmek gerek. Birçok hekimin eş güdümü ve konsültasyonu gerekli. Zira tedavinin bazı komplikasyonları olacak. Her hekim kendi alanları çerçevesinde bu sorunları çözmeye uğraşmalı.

Tedavinin Yan Etkileri
Benzer şekilde bu krizde de uygulanan bir tedavi, örneğin ABD’de ki önlemler, bir diğer organda yani başka bir ülkede olumsuz etki yaratabilir. Henüz tecrübe etmemiş olduğumuz bazı komplikasyonlara karşı dikkatli olmalıyız.

“Kararını Çabuk Veren Kazanacak ”

İzzet Karaca / Unılever Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı

En İyi Tanım Webster’dan
Krizin en iyi tanımını Webster sözlüğü yapmış. İlk okuduğumda çok şaşırmıştım, ancak üzerinde düşündüğümde bu tanımı çok değerli buldum. Zira tanım bir çözüm önerisini de içeriyor

Karar Anı Önemli
Aynı zamanda güzel bir mesaj da veriyor. “Crisis” kelimesinin eski Yunanca’daki anlamı “karar anı”. Ben de hastalıktan örnek vereyim: En zor karar anlarından biri, ağır seyreden bir hastalıkta doktorun size gelip “Ya bu tedaviye girip kurtulacaksın ya öleceksin. Hangisini tercih ediyorsun?” dediği andır.

Hızlıca Tedavi Olmak Gerek
Bu durum, bizlere bekleyip ölmek yerine hem ekonomimizde hem şirketlerde risk alıp hızlıca tedavi görmemiz gerektiği mesajını veriyor. Yine örnekteki durumda olduğu üzere, kararımızı ne kadar çabuk verirsek kurtulma ve toparlanma şansımız da o kadar çabuk olacak.

Hande Yavuz
hyavuz@capital.com.tr


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz