“En Büyük Banka Olarak Kalacağız”

Dr. Niyazi Erdoğan / Ziraat Bankası Genel Müdürü Dr. Niyazi Erdoğan, Ziraat Bankası’nın yeni genel müdürü... Bankadaki büyük değişim ve birleşme operasyonunun devam ettiğini söylüyor. Ortaya çıka...

1 AĞUSTOS, 20010
Paylaş Tweet Paylaş

Dr. Niyazi Erdoğan / Ziraat Bankası Genel Müdürü

Dr. Niyazi Erdoğan, Ziraat Bankası’nın yeni genel müdürü... Bankadaki büyük değişim ve birleşme operasyonunun devam ettiğini söylüyor. Ortaya çıkacak yeni yapıdan çok umutlu. Piyasa koşullarına uyan, para kazanmaya odaklı bir banka hedeflediklerini söylüyor. Yeniden şekillenen Türk bankacılık sektörü içinde iddialı konuma ulaşacaklarını belirtiyor ve “Ziraat Bankası, ortaya çıkacak yeni piyasa koşullarında 800-850 şubeli, piyasa payı yüzde 17-20 arasında olan  ve bu pay ile muhtemelen Türkiye’nin en büyük bankası olacak” diyor. 

Ziraat Bankası, Türkiye’nin en eski bankası ve kuruluş tarihi 1863’e kadar dayanıyor. Türk bankacılık sektörünün personel ve şube sayısıyla en büyük bankası konumunda. Aynı zamanda aktif büyüklüğü, krediler ve mevduat gibi temel büyüklüklerde de diğer rakiplerin açık ara önünde bulunuyor.

Banka bu gücünü ve konumunu sürdürmek için yeniden yapılanma çalışmaları yürütüyor. Ancak, bu süreç, yeni ekonomik programla birlikte hızlandırıldı. Yasal düzenlemelerin ardından Emlak Bankası’nı bünyesine katan Ziraat Bankası’nın üst yönetimi, düzenledikleri bölgesel toplantılarla bankanın yeni organizasyonu, vizyonu ve misyonunu çalışanlara anlatıyor. Bir taraftan da, bankanın yeni yapısında rol almak isteyen çalışanlara mektuplar gönderiliyor ve “Yeni bankada birlikte çalışalım” mesajı iletiliyor. Bankanın genel müdürü Niyazi Erdoğan, temmuz ayı itibariyle yeni yapıya göre sözleşme imzalayan çalışan sayısının 8 bine ulaştığını söylüyor.

Dr. Niyazi Erdoğan, kamu bankalarına atanan ortak yönetim kurulunun ardından, 9 Mayıs’ta Ziraat Bankası’nın genel müdürlüğüne getirildi. Erdoğan, bankada yönetim kurulu üyesi ve pazarlamadan sorumlu murahhas aza olarak görev yapıyor. Yönetim kurulu başkanı Vural Akışık’ın Interbank’tan mesai arkadaşı olan Erdoğan, yeni yapılanma sürecinde Ziraat Bankası’ndaki değişimi Capital’e anlattı:

Yeni yapılanma programında bugüne kadar nasıl bir mesafe alındı?

Yeni yasa doğrultusunda verilen görevin ve yeniden yapılandırma fikrinin içinde rasyonel çalışma esasları var. Rasyonel çalışma nedir? Bankayı kâra geçireceksiniz. Kâr etmek isteyen bir işletmenin kurallarıyla çalışacaksınız. 

Şube kapatma, bundan bir süre önce, yani bizden önce başlatılmış, sonra ortak yönetim kurulunda karara bağlanmıştı. Başlangıçta 70 şube kapanacak idi. Bunlar sadece bugün değil, uzun süre kâr etmesi mümkün olmayan şubelerdi. Bunlardan 44 şube ve bir büro kapatıldı. Sonra da bir kısmı için, “Yeniden değerlendirme yapalım” denildi. Daha önceki kriterler yanlıştı demiyorum ama bir daha bakmak, 1-1.5 ay sonra yeniden değerlendirme yapmak üzere diğer şubeler kapatılmadı.

Siyasi baskılardan kaynaklanmadı mı demek istiyorsunuz?

Hayır, değil. Biraz da iç yapımızdan kaynaklandı. Baktık ki, bazılarını merkezlere bağlarken, hata yapmışız. Diyelim ki, daha yakın bir yer gibi gözüküyor ama fiiliyatta öyle değil. Veya 2 ilçe, belde arasında geçimsizlik var. Bunlar bize milletvekilleri tarafından bize iletildikçe biz onların yerlerini değiştirdik. Yoksa, yeniden yapılanma çalışmalarında hiçbir siyasinin en ufak bir şey istediğine ben şahit olmadım.

Demek ki, siyasi iradede, yasayı çıkardıktan sonra Ziraat Bankası’nın, kendi ayakları üzerinde duran, katma değer yaratan, kâr eden, Türkiye’nin en iyi ve profesyonel çalışan kamu bankası olmasını istiyor.

Değişim, yeni yapılanma süreci nasıl ilerliyor?

Ziraat Bankası, her modern bankada olduğu gibi, fonksiyonel olarak ayrıldı. Bunlardan birisi, pazarlama fonksiyonu. Bir tanesi, dış temsilcilikler gibi, şube dışında kalan kâr merkezleri. Bir tanesi kâr birimlerine destek sağlayan, insan kaynakları, otomasyon, operasyon gibi destek birimleri. Sonuncusu da mali planlama, risk kontrol grubu. Bu birimlerinin başında birer murahhas üye bulunuyor.

Şube organizasyonuna bakarsak, eskiden olduğu gibi, şubeleri merkezden yönetmeyeceğiz. Bizim temel olarak amacımız, ademi merkeziyetçi  bir yönetime gitmek. Dikey değil, yatay bir organizasyon hedefliyoruz. Çok ciddi, bilimsel tabanlı çalışmadan sonra, Türkiye’de 37 tane merkez şube oluşturduk.

Bu şubelere, sayıları 25 ile 40-45 arasında değişen şubeler bağladık. Bir anlamda bankaya 37 genel müdür atadık. Onları yönetecek kadro ise merkez şube müdürleri olacak. Bu yöneticilerimiz, bağlı şubeleriyle genel müdürlük arasında köprü görevi yapacaklar. Bütün sorunları bize gelmeye gerek kalmadan çözecekler.

Siz ne yapacaksınız?

Bizimle şubeler arasında köprü görevi üstlenecekler. Yani, bundan sonra “Gönderdik, arz ettik” demeyecek, müşterinin işi, şubelerin sorunları bizleri beklemeyecek. Sisteme inanılmaz bir akışkanlık gelecek.

Yani, siz bin 300 müdür ile değil, 37 merkez şube müdürüyle işleri yürüteceksiniz?

Evet, öyle denilebilir. Ama bu öbürleriyle hiç görüşmeyeceğiz anlamına gelmesin. Ama diyelim ki, ilk 100 şube, banka bilançosunun yüzde 70’ini alıyor. 37 şubenin bilançoları, en büyük şubeler olmayabilir. Stratejik nokta itibariyle 37 şube oluşturuldu.

Bu şubelerin dağılımı nasıl oluştu?

İstanbul’da 4, Ankara’da 3, İzmir’de 2 merkez şubemiz var. Onun dışındakiler, iller bazında oldu. Örneğin Sivas merkeze, Tokat’taki şubeler; Trabzon’a Rize, Gümüşhane gibi ildeki şubeler bağlı olacak. Bu tamamen hinterland çalışmasıyla oluştu.

Merkez şubelerin, bölge müdürlüklerinden farkı ne olacak?

Hayır. Dikkat ederseniz, 37 tane genel müdür diyorum. Bölge müdürlükleri daha çok, teknik, kontrol, lojistik destek gibi işlere bakıyorlar. Ama merkez şubelerin temel hedefi, müşteri odaklı pazarlama fikrinden hareketle, çok aktif pazarlama yapmak.

Genel müdürlük pazarlama biriminin altında, müşteri segmentasyonuna göre 4 ana bölüm oluşturduk: Kurumsal, ticari, bireysel ve tarımsal bankacılık. Bu 4 ana grubun uzantıları da kısmen merkez şubelerde, kısmen de bağlı şubelerde olacak. Bu ne demek? Müşteri segmentasyonu en alt birimlere kadar gidiyor. Her işin sorumlusu, yetkilisi belli. Böylece, merkez ile müşteri arasındaki hat son derece düzgün ve etkin kurulmuş oluyor.

Bunu da nasıl sağlıyoruz? Pazarlama elemanları, müşterilerle görüşmelerini bir formda bize iletiyorlar.

Örneğin, 100 bin dolara kadar merkez şubelerde, onun üzerindeki işlerde ilgili formlar genel müdürlüğe iletilecek. Böylece, interaktif olarak müşterilerin olası sorunları, kredi gereksinimleri, parasal durumunu, nakit yönetimini olabilecek, tüm işlemleri süratle değerlendirilecek.

Yapılan çalışmaya göre, çalışan sayınız ne kadar düşecek?

Şu andaki yapılanma itibariyle 18-20 bin kişiyle çalışılacağını düşünüyoruz. Çalışanlara, mektup gönderdik ve bizimle yeni yapı içerisinde çalışıp çalışmayacaklarını sorduk. 8 bin kişi, yeni Ziraat Bankası’nda çalışmak istediklerini söyledi ve biz bu kişilerle yeni sözleşmeler yaptık. Şimdi ikinci mektupları gönderiyor ve yeni yapıda çalışmak isteyen personelle sözleşme yapmalarını istiyoruz. Üçüncü ve dördüncü mektuplar da gidecek.

Şunu belirtmek istiyorum, bazı spekülasyonları önlemek üzere ilki İzmir’de olmak üzere 500 üst düzey yöneticiyi topladık. Benzer toplantıları Diyarbakır, Ankara ve İstanbul’da yaptık. Banka çalışanlarına yeni Ziraat Bankası’nı anlatıyoruz. 

Topladığımız çalışanlara da bu işin 1-2 aylık bir süreç olmadığını, 1.5-2 yıllık bir süreçten sonra 20 binli rakama düşeceğimizi, bu oyunda rol alacak insanların kendilerine güvenip sözleşmelere imza atmaları gerektiğini anlatıyoruz. Yeni sözleşme ile gelirler artıyor. Kişinin yeni yapıda yer almak isteyip istemediği soruluyor ve hiçbir zorlama yok. Toplantılardan sonra yeni sözleşme yapmak isteyip bize başvuran sayı çığ gibi büyüdü ve 8 bine yükseldi.

Ama bununla yetinilmeyecek yeni mektuplar gönderilecek?

Evet, yeniden gönderecek ve toplantılar düzenleyeceğiz. Yeni bankada 20 bin kişi olacaksa mutlaka bu sayının yüzde 99.5’i bu yapıdan çıkacak. Çünkü, yasal olarak yüzde 1 alabiliyoruz. Yani, 20 bin kişinin 19 bin 900’ü mevcut kadrolardan olacak. Dışarıdan da 50-100 kişiyi alacağız.

Önümüzdeki 2-3 yıllık dönemde nasıl bir Ziraat Bankası göreceğiz?

Çok net gördüğüm bir şey var. Birincisi, Ziraat Bankası, Türkiye’nin gelecekteki 400-500 milyar dolarlık bir derinlikteki bir bankacılık piyasasında, birleşme ve ayrışmalarla oluşacak, 4-5 büyük bankadan birisi olacak. Muhtemelen, piyasadan yüzde 15-20 arasında pay alan, Türkiye’nin en büyük bankası olacak. 

Türkiye’nin en büyük bireysel müşteri tabanına sahip bankayız. Bizim 20 milyon civarında müşteri tabanımız var. 6 milyon civarında emekliye maaş ödüyoruz. 8 milyona yakın emeklinin tasarruf teşvik primleri bize yatırılıyor. Bunlar önemli datalar. Baktığımızda, Ziraat Bankası’nın büyümesi gereken yerler burası.
Öbür tarafta, dinamik girişimci dediğimiz 25 bin civarındaki KOBİ var. Orada yine olacağız. Ama en büyük kurumlarla çalışacağız diye bir hedefimiz yok. Halk Bankası ile pazarımızı doğrudan doğruya ayrıştırıyoruz. Hedefli, planlı, programlı ve stratejisi belirlenmiş, yönlendirilmiş bir şekilde çalışacağız.

3 yıl sonrasından bahsediyorsak, 800-850 şubesi olan, kompakt ve son derece süratli çalışan bir Ziraat Bankası göreceğiz. Kâr eden, motive olmuş bir yapıda olacağız.

İnsanlar sadece işi düştüğü zaman Ziraat Bankası’na gidiyor. Şube müdürlerinin de müşteri ziyaretleri yaptığı pek söylenemez. Bu yapıyı nasıl kıracaksınız?

Şimdi tam tersine koltuğunda oturan müdür istemiyoruz. Dinamik, çalışkan, panter gibi insanlarla çalışacağız. Gidecek, bölgesindeki bütün müşterileri tanıyacak. Bölgesinde iş kaçırmayacak, kaçırdığı zaman hesap sorulacak. Artık, pantolonu değil, ayakkabısı eskiyen müdür olacak.

Ben de dolaşacağım. Ben ayın 5 günü Ankara’da olurken, 25 günü de dolaşacağım. Şubeleri, müşterileri dolaşacak ve aktif pazarlama yapacağız.

Burada en önemli nokta, banka çalışanında, “Maaşımı devlet veriyor” anlayışı vardı. Ama bundan sonra artık, “Maaşımı devlet değil, müşterilerden kazandığımız paralardan alıyorum. Müşterim varsa, ben de varım” anlayışını personele benimsetecek ve bu şekilde hareket edeceğiz.

Müşteri tabanınız da çok büyük bir potansiyel. Yurt dışında en geniş banka ağına sahip kurum sizsiniz. Üzerinde odaklanacağınız, öne aldığınız potansiyel hedef nedir?

Bireysel müşteriler. Örneğin bizim Ziraat Kart diye bir şirketimiz var. İnanılmaz potansiyeli var. Bugüne kadar hiçbir şey yapmadan 750 bin kart vermiş. Bunu küçük gayretlerle bile birkaç katına katlamamız mümkün. Türkiye’nin en büyük kart vericisi durumuna gelebiliriz. 

Bireysel ürünler sunmak için çok güçlü bir tabanımız var. Yeni başlamanın avantajı var ve sistemi yeni kuruyorsunuz. Daha önce Ziraat Bankası’nın, tahsilat dışında, aktif bir pazarlama faaliyeti olmamış. Şimdi insanlar da yeni döneme ilgi gösteriyor. Gerçekten geçmişte bunun ezikliğini duyan çok personelimiz var. Bundan çok mutlu değiller. Personelimiz gelen emekliye artık ‘müşteri’ olarak bakacak.

Bunun dışında bizimle çalışan Tekel, Botaş, Tüpraş gibi büyük kamu kuruluşları var. Biz bunların nakit akışlarının içerisinde olacağız. Bizim temel hedefimiz, bireysel ve bireyselin üzerindeki ticari işletmeler. Burada büyüyeceğimizi görüyoruz.

Salt şu andaki potansiyelimizi korusak ve bunu hareketlendirirsek, inanılmaz bir şekilde büyüyeceğimizi görüyoruz. Yeni pazarlama faaliyetlerini, yeni ürünlerle piyasaya çıktığımızda Ziraat Bankası’nı bir yıl sonrasının modern, atak, güvenli bir banka olarak net bir şekilde görüyorum.

Tarımsal, bireysel, ticari alanda nasıl bir pay dağılımı olacak?

Tarımsal bankacılığın payını yüzde 15-20, bireyseli de yüzde 60 gibi düşünebiliriz. Geri kalanı kurumsal bankacılık olacak. Ama ana kitlemiz bireysel olacak.

Ne tür ürünleri öne çıkaracaksınız?

Kredi kartları, bireysel ürünler, fon yönetimi, danışmanlık hizmetlerinde etkin olacağız.

Bu çalışmalar ne zaman sonuçlanacak? Süre için ne diyeceksiniz?

İlk 2-3 aylık süreçte yapılacaklar vardı. Ne idi? Bilançoya hakimiyet, organizasyon şeması ve ilgili insanların bu şemaya yerleştirilmesi. Bu 2-2.5 ayda bitecek. Bundan sonra, 3 ayda bir merkez şube müdürlerini çağıracak ve bunların hedef ile gerçekleşme durumlarına göre değerlendirme toplantıları yapacağız. Eğer hedeflerde sapma varsa, bunun nedenlerini öğreneceğiz. Belki, bazı hedefleri revize edeceğiz. Bir 3 ay sonra yeniden bir araya gelecek ve durum değerlendirmesi yapacağız. Çok dinamik bir süreç olacak.

Merkez şubelerle işler daha kolaylaşıyor. Buradaki objektiflik tartışılabilir ama ince ayarı sonra yaparız. Sonuçta omurga kuruldu. Bundan sonra yapılacak olan, yapılanmanın ince ayarlarını yapmak. Konjonktür değişiyor, bankalar birleşiyor, yeni rakipler geliyor. Son derece dinamik bir ortamdayız. Intesa, Garanti Bankası ile konuşuyor. Bu bizim için yeni bir rakip. Daha ucuz kaynakla piyasaya girecek, daha iyi fiyatlarla, tekliflerle piyasaya girecek. Bu bizim işimizi daha zorlaştıracak ama gelişmelere göre de önlem almamız gerekiyor.

Şu anda sektörün en büyük bankasısınız. Yakınınızda olan banka yok. Ama büyük rakipler geliyor...

Evet, şu anda öyle. Yabancı banka birleşmeleriyle bize ulaşabilirler. Bu gayet normal. Bankacılık sektörünün büyümesi için birleşme ve satın almalar gerekli. Böylece rekabet artar, kaynak maliyetleri ucuzlar, reel sektöre düşük kaynak aktarılır, piyasa canlanır, işsizlik azalır. Ekonomimizin canlanması için bunların olması gerekiyor.

Bankanın mali yapısında nasıl bir gelişme sağlandı?

Banka, bugün itibariyle kârda. Uzun yıllardan sonra ciddi kârlar ediliyor. Bize verilen kağıtların faiz ödemeleri temmuz ayında başladı ve fonlamamız rahatlamaya başladı. Aslında bundan sonra dediklerimizi daha kolay yapabileceğiz. Öncelikle, kâr edeceğiz, sonra yapılanmamız için altyapı harcamalarımızı gerçekleştireceğiz. 6 aylık bilançolarda kâr rakamını göreceksiniz.

Mevduat maliyetlerinizde nasıl bir düşüş oldu?

Epey bir düşüş olduğunu söyleyebilirim. Yüzde 20-25’lik düşüş oldu. Şu anda piyasanın en düşük faizi veren bankasıyız ve halen mevduat bize geliyor. Biz de mevduat faizlerimizi her hafta 3-4 puan düşürüyoruz. Çünkü, biz piyasa düzenleyicisi banka durumundayız. Ziraat Bankası, fon gereksinimi nedeniyle faizleri yükseltiyordu, piyasa da yükseliyordu. Herkes, mecburen faiz yükseltiyordu. Şimdi ise biz düşürünce piyasa da bizimle birlikte düşürüyor.

Kamunun size verdiği görevler var. Bu görevler için ayrı birimler mi oluşturulacak, yoksa yine var olan yapıyla mı devam edilecek?

Hayır, öyle olmayacak. Her emekli benim müşterimdir. Her bir liralık iş yaratan kişi bizim müşterimizdir. Emekli, işçi, işadamı diye ayrım yapamazsınız. Müşteri, müşteridir ve o da bizim velinimetimizdir. Mesela, kapattığımız şubelerdeki müşterilerimizin olası sorunlarıyla 1 aydır uğraşıyoruz. Emekli Sandığı, Posta İşletmesi, SSK ile bakanlık düzeyinde ben kendim izledim... Örneğin ağustos ayından sonra bizim ödemelerimizi Posta İşletmesi yapacak. Bir anlamda Posta İşletmesi de mutlu oldu, çünkü müşteri kazandı. Artık, Türkiye’de de çağdaş işletmecilik kuralları değişiyor ve yenilenmezseniz, geri kalıyorsunuz.

Dış iştiraklerinizi nasıl daha aktif hale getireceksiniz? Bugüne kadar fazla işlem yapmayan kurumlardan öteye gitmedi...

Ticaret, işlem yaptıracağız, daha aktif hale gelecekler. Kredi line’ları bulacaklar. Bu line’lar piyasaya plase edilecek, içeride iş olanakları yaratacağız, kullanacağız. Bu kadar basit. Proje kredileri, köprü krediler olabilir. Modern bir ticaret bankası ne yapıyorsa, onlar da aynısını yapacaklar. Ziraat Bankası’nın avantajı bu ve buradan sinerji yaratacağız.

Sigorta ve leasing gibi iştirakler ile mali olmayan iştiraklerde yeni yapılanma olacak mı, yoksa bu kuruluşları elden mi çıkaracaksınız?

Ziraat Bankası, bankacılık dışında iş yapmayacak. Bizim ciddi büyüklükte bir matbaamız var. Banka, “Matbaa hizmetlerini ben dışarıya vereceğim” diyor. Hastanemiz var. Bunu hayat, sağlık sigortasıyla birleştirirsem, o zaman hastanecilik yapmama gerek kalmaz. Doğrusu da bu. Dünyanın hiçbir yerinde bankalar matbaa, hastane, nakliyecilik gibi, işler yapmazlar.

Bizim önemli bir nakliye filomuz var. Bunları yapmamamız gerekiyor. Belki de dışarıdan daha ucuza yaptıracağız. Ona göre maliyetlerimiz de düşecek. Piyasa da potansiyel bırakıyoruz. Hastane ile SSK ile görüşüyoruz. Onlar da butik hastane düzeyinde düşünüyorlar. Personeliyle birlikte devredeceğiz.

“TARIM KESİMİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”

Tarımın ağırlığı azalacak mı?

Müşteri segmentasyonu dediğiniz zaman, tarımsal bankacılık ve buna bağlı pazarlama biriminin olduğunu söyledim. Tarım sektörü, GSMH’nın yüzde 15’ini oluşturuyor. Ve Türk bankalarından göreceli üstünlüklerimizden birisi bu. Çünkü, hiçbir banka tarımla ilgilenmiyor. Burada yapılacak çok iş var. Biz bu kesimi bırakmayacağız. Ama eskiden olduğu gibi sübvansiyonla değil, kaynak maliyetlerimizin üzerinde olmak koşuluyla, ama ticari şirketlere de uygulanmayan oranlarla tarım sektörünü destekleyeceğiz.

Tarım sektöründe önemli bireysel ve ticari potansiyel var. Örneğin, tarımsal alet imal eden şirketler var. Bir taraftan bunları yakalarken, bir taraftan tarımsal krediler olacak. Ama baştan sona kadar yönlendirilmiş, kontrol edebileceğimiz, yani “al parayı ne yaparsan yap” gibi değil, gerçek bir proje bankacılığı yaklaşımıyla tarımsal kredileri kullandıracağız. Kesinlikle bu sektörde olacağız. Kendi kaynaklarımızdan, faiz getirilerimizden, karlılığımızdan fedakarlık yaparak faiz oranlarını belirleyeceğiz. Ama altını çiziyorum, faiz oranı kaynak maliyetlerimizin altında olmayacak. Yani, karsız iş yapmayacağız.

Ama varsayılan kaynak maliyetimiz yüzde 40, ticari faiz oranlarımız yüzde 50 olurken, tarım kredilerinde bu oran yüzde 41-42 olacak. Bunu da maliyetlerimizi düşürerek, kaynak maliyetlerimizi aşağı çekerek yapacağız.

“EMLAKBANKÇILARI KUCAKLAYACAĞIZ”

Emlak Bankası, bünyenize katıldı. Gelen şubeler, personel, nasıl bir süreç işleyecek?

Hiç öyle bir ayrım düşünmüyor ve 390 tane yabancı şube gelecek diye bakmıyoruz. Böyle ne bir ön yargımız ne de düşüncemiz var. Emlak Bankası’nın personeli için de “Yabancı bankadan insanlar geliyor” diye bakmıyoruz. Normal Ziraat Bankası personeli gibi kabul görecekler. Belki de psikolojik olarak onları daha iyi kucaklayacağız. Şubeleri rasyonel ölçülerle değerlendireceğiz.

Diyelim ki, hinterlant da, hem Emlak, hem Ziraat hem de Halk Bankası var. Belki de kendi şubemizi kapatacak, o şubeleri açık tutacağız. Belki kendi şubelerimizdeki personelle değil, Emlak’tan gelen personelimizle çalışacağız. Çünkü, Emlak Bankası’nın da kaliteli personeli var.

“BİREYSELDE BİR NUMARA OLACAĞIZ”

Halk Bankası ile nasıl bir iş bölümü olacak?

Halk Bankası, küçük esnaf ve şirketleri destekleyecek bir banka. Gerçek fonksiyonlarını yapacak. Bu anlamda en büyük banka olacak. Bildiğiniz gibi ortak bir yönetim kurulu bulunuyor. O nedenle uygulamalarda koordinasyon olacak. Ziraat Bankası, bireysel ve bireysel üstü dinamik girişimcilerde bir numara olacak. Mevcut kurumları bırakmayacağız ama hedefimiz, var olan müşteri tabanını işleyeceğiz. Mevcut özel işlem merkezlerini, emeklilerin sorunlarını çözeceğiz ve onlara daha iyi hizmet sunacağız. İnsanları o sıkışıklıktan kurtaracağız. Onlara, “Nasılsa bizden para almak zorunda” olan insan gözüyle bakmayacağız.

Intesa geliyor, diğer yabancı bankalar sırada. Gelir sizin müşterinizi alır. Sizin beğenmediğiniz, iyi hizmet vermediğiniz müşteriyi sizden alır. Hayat o kadar kolay değil. Bunu çok iyi biliyoruz.

 


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Yorum Yaz




Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.